Portakal Gönüllüleri

Hatay’da, portakal bahçesinin altında, paylaşmaya ihtiyaç duyanların buluşma alanı.
Portakal Gönüllüleri

27 Nisan - Garnier
Garnier ile birlikte

Deprem bölgesindeki sürdürülebilir yaşamın destekçisi: Garnier Garnier deprem bölgesindeki sürdürülebilir yaşamın destekçisi Uçtan uca sürdürülebilirlik yaklaşımı kapsamında hayata geçirdiği Green Beauty girişimiyle değer zincirinin her aşamasındaki olumsuz çevresel etkileri azaltmayı ve dönüştürmeyi hedefleyen Garnier , yeni ve sürdürülebilir projesiyle deprem bölgesinde yer alan üç şehre destekte bulunuyor. Nedir? Afetten etkilenen bölgede açılan yaraları birlik ve beraberlikle sarmak için çalışan Garnier ; Hayata Destek Derneği iş birliğiyle yürüttüğü proje kapsamında Kahramanmaraş, Hatay ve Adıyaman’da toplam 43 adet güneş paneli kurarak günde 860 kişinin temiz sıcak su ihtiyacını karşılamayı amaçlıyor. Neden önemli? Temiz suya ulaşım, deprem bölgesindeki vatandaşların en acil ve önemli ihtiyaçlarından biri. Duş ünitelerinin üzerine kurulan güneş panelleri, hijyen için büyük önem taşıyan temiz sıcak suyu depremzedelere sunuyor. Bölge halkının kullanımına sunulan temizlik gereçleriyle birleşerek bölgede oluşan hijyen ihtiyacına çözüm üreten sıcak su, halk sağlığına ilişkin risklerin azaltılmasında kilit rol oynuyor. Yeşile bağlılık sözü: Green Beauty girişimiyle birlikte verdiği yeşile bağlılık sözünü güçlendirmek için sürdürülebilir adımlar atan Garnier, herkes için çevreye duyarlı ve ulaşılabilir bir dünya idealine katkıda bulunmak için çalışıyor. Garnier ’nin bölgede sürdürdüğü çalışmalara dair detaylı bilgiye ulaşmak için bu bağlantıyı ziyaret edebilirsiniz.

Daha fazlasını öğren

Soli

Soli

Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.

Künye 

  • Nedir? Portakal bahçesinin altında çocuklar için yaratılan oyun alanı ve onlarla birlikte vakit geçiren gönüllü topluluğu.  
  • Ne amaçla kuruldu? Keşfedilen boş portakal bahçesi sayesinde, depremden bir buçuk ay sonra, çocuklar başta olmak üzere birlikte vakit geçirmek isteyen herkes için. 
  • Bölgede nasıl destek olabilirim? Hiçbir ön koşulu yok. Arabası olan ya da arabalı tanıdığı olan herkes gönüllü olabilir. “Yardım etmek istiyorum” demek yeterli.
  • Uzaktan nasıl destek olabilirim? Atatürk mahallesi yeşil sokak palmali çadır kent arkası portakal bahçesi, Hatay /Samandağ adresine paylaşmak istenilenler gönderilebilir.

Portakal Gönüllüleri kurucusu Sara İlayda Kar süreci ve bölgedeki gereksinimleri anlattı. 

Şu anda yerleşilen alan neye göre seçildi? Alanda hangi ihtiyaçlar karşılanabiliyor? 

Alan bir şeye göre seçilmedi. Buradaki yerleşim genellikle boşluğa göre konumlandırılıyor; okul bahçeleri en uygun alanlardan mesela. Bu bölge; en başta depremden etkilenenlerin tuvalet ihtiyaçlarını giderebileceği konteynerlar olmadığı için kullandığı açıklıktı ve yanımızdaydı, çevresindeki portakal ağaçlarını görünce temizleyip yerleşmeye karar verdik. Portakal Gönüllüleri kurulmadan yemek karavanında çalışıyorduk, o zamanlar da alana çadır atmıştık. 

Daha sonra gönüllü Öğüdür askerleri bize geniş bir askerî çadır vermeyi teklif etti. İlk tercihim değildi çünkü zaten çadırda yaşayıp aynı zamanda çadırda oyun oynamak yaşanılan süreçten ötürü bireyi daha da daraltıyor. Bahçede kaldık, çocukların oyun ihtiyaçlarını karşılıyoruz. Gönüllüler; bilgisayar, kitap, oyun, oyuncak getiriyorlar. Enkazdan da çok kitap çıkardık. Şu an CD ve DVD oynatabiliyoruz. Film gösterimlerine de başladık. Artık daha çok çocuğu mutlu edebiliriz diye umuyorum. 

Portakal Gönüllüleri’nin bölge halkıyla kurduğu diyalog nasıl gelişiyor?

Bölge halkı beni daha önceden çalıştığım aşevlerinden tanıyor. Hiç kimseye adıyla hitab etmiyoruz; burada herkes abla-kardeş gibi. İnsanlar çok fazla olduğu için de isimlerini unutabiliyoruz. Daha çok çocukların adına hâkimiz hep karşılaştığımız için. Diğer ekiplerle dayanışıyoruz, herkes birbirine yardım etmek için burada. Mor Dayanışma ile iş birliği içindeyiz, buraya gelip kadınlarla birlikte oturuyor, sohbet ediyor, ihtiyaçlarını öğreniyoruz. Arada ekoloji hakkında da bilgilendirme yapıyoruz. Geleceğe yönelik, birbirimizi besliyoruz her anlamda.

Portakal Gönüllüleri’nin önceliklendirdiği bir yaş grubu var mı? Varsa o yaş grubunun gereksinimleri neler? 

İnsanlar buraya gelince rahatlıyor çünkü moloz sesi yok, daha çok kuş cıvıltısı ya da rüzgâr sesi hâkim. Toz kokusu yok, portakal çiçeği kokuyor her yer. Bu sessizliğe ve huzura herkesin ihtiyacı var o yüzden; önceliklendirdiğimiz bir yaş grubu yok. Mahallede herkes birbirini tanıyor, hepsi birbiriyle ya akraba ya komşu ya arkadaş. Yaş grubu olarak değil ama önceliğimiz; kadınlar ve çocuklar. Çocukların en önemli ihtiyacı tuvalet şu an çünkü sürekli alandan çıkıp çadır kente gidip tekrar buraya gelmek zorunda kalıyorlar.  

Başka gönüllüler neler yapıyor? İletişiminiz nasıl? 

Burada tanıdığımız Hatay’ın öğretmenleri Fatih Türk Yılmaz ve Merve Ak, çocuklarla vakit geçirmek için genellikle merkezdeki çadır kentler ve konteynerlara değil, daha uzak yerlere gidiyor. Belediyeler de var burada; Nilüfer Belediyesi, İzmit Belediyesi ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi başından beri alanda  olanlar. Sayelerinde ihtiyaçların büyük bir kısmı karşılanıyor. SEVADER var benim gönüllü olarak bildiğim; Samandağ Eğitim Derneği. 

Kurulan düzende takas var, depolar arası özellikle. Merkezde yavaş yavaş dükkânlar açılmaya başladıktan sonra köylere yöneldik. Merkez dışında sadece durumun gerçekten kötü olduğu bilinen yerlere erzak götürülüyor. Burası depremden önce tarım açısından çok zengin bir yer olduğu için insanların çoğunun maddi durumu iyi. 

6 Şubat üzerinden neredeyse 3 ay geçti ama maalesef bugün hâlâ çok fazla eksik var. Sınıflandırmak gerekirse acil ve ileriye dönük gereksinimler neler?

Şu an sürdürülebilir şeylere daha çok ihtiyacımız var. En öncelikli olan; su. En az su kadar önemli olan da psikologlar tabii. Konuşacak birilerine ihtiyaç var. 

Konuştuğumuz hemen hemen her kadın onu gün boyu oyalayacak bir etkinliğin eksikliğinden yakınıyor. El işi öğreten birinin gelip onlara destek olmasına ihtiyaçları var. Ama her şeyden önce ihtiyaçların sürekli değiştiğini kabul etmek ve takip etmek lazım. 

Günlük elzem ihtiyaçlar arasında ped ve tampon var. Keza iç çamaşırı da. Bebek maması ve bezi maalesef fazla gönderimden dolayı boşa gidiyor. Bir de tabii çadır kentlerin çoğunda hâlâ çamaşır makinesi yok, elde yıkanıyor her şey, hâl böyle olunca da çamaşır deterjanı en elzem ihtiyaçlardan oluyor. Son olarak asla unutamayacağım çocuklar için oyuncak. Bu konuda da çocuklar arası olası kavgaları önlemek için tek tip oyuncak gönderilmeli diye düşünüyorum. 

Destek sisteminin sürdürülebilir olması için ne yapılmalı?

Ciddi anlamda iş gücü azalması yaşıyoruz. Başta gelen gönüllüler artık gelemiyorlar çünkü başka şehirlerde işlerini devam ettirmek zorundalar. Destek sisteminin sürdürülebilir olması için devir daim yapılması gerekiyor; insanların bunu unutmaması, burada hâlâ ihtiyaç olduğunu hatırlamaları. Süreç geçmedi. Her gün moloz taşınıyor, taş kaldırılıyor ve birileri hâlâ göçük altından çıkıyor, maalesef ölü sayısı artmaya devam ediyor.

Sayılar bu şekilde artarken mutlaka değişim yapılmalı. Belediyeler bu sistemi kurabiliyor ama gönüllülerin yardımı devam ettirebilmesi için daha çok insan gelmeli, var olan rutinden biraz ödün vermeli sanırım. Süreç çok uzun olduğu için başka türlü bir sistem düşünemiyorum, en azından şimdilik. 

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Soli

Soli

Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.

NEREDE YAYIMLANDI?

SoliSoli

BÜLTEN SAYISI

PREMIUM'A ÖZEL

📌 ŞEHİR MİRAS KÜLTÜR #3 KÜLTÜREL HAFIZA

Kentlerin ve kamusal alanların yeniden tasarlanma sürecinde kültürel hafızanın önemi üzerine.

27 Nis 2023

Garnier ile birlikte

YAZARLAR

Soli

Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.

İLGİLİ OKUMALAR

SoliSoli

HİKAYE

Seyahatin yeni değer önerisi: Yediğin içtiğin senin olsun, bana öğrendiğini anlat

Kültürel değer üretme biçimi değişiyor. Seyahat de bunun dışında kalmıyor. Seyahatin tarihsel işlevlerinden biri olan öğrenme, kültürel katılım ve karşılaşma, dijital çağın koşullarında yeniden görünür oluyor.

Elif Bayram

·

12 Tem 2026

Seyahatin yeni değer önerisi: Yediğin içtiğin senin olsun, bana öğrendiğini anlat
SoliSoli

HİKAYE

12 Ağustos tam güneş tutulması rehberi: Nereye gitmeli, ne yapmalı?

12 Ağustos’ta yaşanacak tam güneş tutulması Grönland’ın doğusundan başlayıp güneye doğru ilerleyecek ve ardından İzlanda’nın batı kıyıları ile İspanya’nın kuzeyinden geçecek. Yaklaşık iki dakika sürecek bu doğa mucizesine tanık olmak isteyenler için farklı zevklere göre öneriler hazırladık.

Deniz Aytekin

·

12 Tem 2026

12 Ağustos tam güneş tutulması rehberi: Nereye gitmeli, ne yapmalı?
SoliSoli

HİKAYE

Paris'in en şık kaosu: Paris Erkek Moda Haftası'ndan notlar

23-28 Haziran arasındaki Paris Erkek Moda Haftası bir kez daha gösterdi ki bugün moda yalnızca kıyafet üretmiyor; şehirlerin kültürel ritmini belirleyen, farklı disiplinleri aynı masada buluşturan ve en beklenmedik karşılaşmalar için alan açan canlı bir ekosistem olmaya devam ediyor.

Doruk Başkır

·

11 Tem 2026

Paris'in en şık kaosu: Paris Erkek Moda Haftası'ndan notlar
SoliSoli

HİKAYE

Gölgeden çıkan zanaat: Türkiye'de bağımsız saatçiliğin sessiz yükselişi

Kuruçeşme'de, sadece randevuyla hizmet veren Salon Kantiem, Türkiye'nin ilk bağımsız saatçilik butiği olma iddiasında. Ama bir mağazadan çok bir buluşma noktası olarak tasarlanmış. Türkiye'de bağımsız saatçilikte yaşanan dönüşümün ortasında duran isimlerden biriyle, Turkish Watch Guy'ın kurucusu ve yeni açılan Salon Kantiem'in ortaklarından Doruk Ünlü'yle saatlerin anlattığı hikayelerden ve Türkiye'nin potansiyelinden sohbet ediyoruz.

Orhun Canca

·

10 Tem 2026

Gölgeden çıkan zanaat: Türkiye'de bağımsız saatçiliğin sessiz yükselişi
SoliSoli

HİKAYE

6'dan 6'ya İstanbul | Mitte Brot'ta gecenin son, sabahın ilk durağı

Belki Canelé’sini belki Earl Grey’li kekini tattınız ama muhtemelen henüz onunla tanışmadınız. Mitte Brot'un pasta şefi Gökçe Durukan, şehrin kahve laboratuvarı Petra’nın kahve eşlikçileriden sorumlu. Sabahın erken saatlerinde müşterilerine sıcak ve taze ürünler servis etmek üzere geceden çalışmaya başlayanlardan yalnızca biri. Gecenin son, sabahın ilk durağının temsilcisi. Gökçe’yle pâtisserie yaklaşımlarına, pasta şefi olarak rutinlerine ve şehirde gece çalışmaya dair laflıyoruz.

Elif Bayram

·

08 Tem 2026

6'dan 6'ya İstanbul | Mitte Brot'ta gecenin son, sabahın ilk durağı