Potansiyel TikTok yasağı

Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
Sekiz yıl önce yazılım mühendisi Zhang Yiming, yapay zekâ teknolojileri kullanan RSS (Rich Site Summary) uygulaması Toutiao ile ByteDance grubuna hayat vermişti. Kısa sürede 75 milyar dolarlık değerleme ile dünyanın en değerli özel şirketi olmayı başardılar. Tabii Çin merkezli şirketi şampiyonlar ligine çıkartan aksiyon, 2017'de Musical.ly satın alması aracılığıyla TikTok'un dünyaya gelmesiydi. Sevin veya sevmeyin; Morning Consult'ın raporuna göre geçtiğimiz yıl platform, gençler arasında Facebook'tan daha popülerdi. Fakat konumuz ABD-Çin ilişkileri olduğunda diğer ülkenin pazarında iş yapan popüler bir teknoloji şirketi olmak, isteyeceğiniz son şey olabilir...
- ABD hükümetinin TikTok'u yasaklama arzusundan "Bu üzerinde çalıştığımız bir şey, evet" diye söz ediyor Başkan Donald Trump. Trump'ın asıl motivasyonu pandemi sebebi ile Çin'e ceza kesmek - bunu kendisi de söylüyor... Başkandan bir gün önce konuşan ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo da yasak için yeşil ışıkları yaktı. Fakat, bakanın açıklaması daha ziyade uygulama verilerinin Çin Komünist Partisi'ne aktarılması ile ilgiliydi.
- Neden önemli? Mevcut durumu uluslararası ilişkilerde "mütekabiliyet" olarak adlandırıyoruz. Facebook'tan Google'a ABD merkezli servisler, Çin'de iş yapma fırsatı yakalayamıyor. Ülkenin müdahaleci yasaları ve sansür politikaları, bu platformlara anakarada nefes aldırmıyor. İki ülke arasında kriz tırmanırsa Vaşington da Çin merkezli uygulamalar için benzer bir politika izleyebilir. Tabii serbest piyasa ilkelerine sırt çevirmek şartıyla...
- Yasa: Çin'in yeni Hong Kong yasası ile "iki sistem bir devlet" felsefesi romantik bir hikâye oldu. Bölgede faaliyet gösteren şirketlerin otoriteler ile bilgi paylaşımı yapmak zorunda kaldığı bir düzene geçiş yapılıyor. Kısaca mevcut yasalar karşısında şirketlerin boynu kıldan ince. ABD merkezli teknoloji şirketlerinin boykot furyasına katılan TikTok da o zaman bizde Hong Kong'da yokuz mesajını verdi. Aslında bu zahmetsiz bir mesajdı. Zira, TikTok hâlihazırda Çin sınırları içinde faaliyet göstermiyor. Çatı şirket ByteDance'in ülke pazarındaki oyuncusu, Douyin ismi ile anılıyor. Hâl böyle olunca 7 milyon nüfuslu, yüz ölçümü İstanbul'un beşte birine karşılık gelen Hong Kong ile bağları kesmek Vaşington tarafından pek bir marifet sayılmıyor.
- Arka plan: Bu ay Hindistan hükümetinin ulusal güvenliğini gerekçe göstererek aralarında TikTok'un da bulunduğu 59 Çin menşeli uygulamayı yasaklaması, Vaşington için de örnek teşkil etti. Hindistan tarafı da Bakan Pompeo gibi kullanıcı bilgilerinin başkalarıyla paylaşıldığını düşünüyordu. Ülkeye 1 milyar dolar yatırım yapacağını açıklayan TikTok'un hayalleri de bu hamle ile şimdilik suya düşmüş görünüyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Kısa video platformu Quibi, kullanıcılarını ücretli üyeliğe ikna etmekte sıkıntılar yaşıyor. Rakip TikTok'un ise abone kazanmaktan çok daha büyük sıkıntıları var.
13 Tem 2020

YAZARLAR

Pareto
İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR
Shein, Londra ve New York’taki halka arz girişimlerinin başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından bu hafta nihayet Hong Kong borsasında halka açıldı. Birkaç yıl önce hızlı modanın yükselen yıldızı olarak görülen şirket, yatırımcıların karşısına zirve döneminden çok daha farklı bir tabloyla çıktı. Analistlere göre bu tablo, şirketi 100 milyar dolar değerlemeye taşıyan ekonomik koşulların artık ortadan kalktığını da kanıtladı.

Bir çalışanı değerli kılan yalnızca görev tanımında yazanları yerine getirmesi değil; aksaklıkları fark etmesi, sahiplenmesi ve çözümün parçası olmak istemesi de aynı zamanda. Çalışma arkadaşını, müşterisini, itibarını ve geleceğini dert edinen çalışanlar kurumları ileri taşıyor. Ancak dert edinmek yalnızca kişinin tercihi değil; bu çalışanlar sorgulama, fikir belirtme ve sorumluluk alma alanı buldukları ölçüde kurumun gelişimine gerçek bir katkı sunabiliyorlar.

Yapay zeka, artık yazılımı ucuzlatmanın ötesinde, hizmet sektörünün ekonomisini de değiştiriyor. Yeni nesil “AI-native” ajanslar, müşteriye bir araç verip işi ona bırakmak yerine operasyonun tamamını üstleniyor ve ajans hizmetini platform fiyatına sunuyor.

Yıllarca raporlar, hedefler ve uyum kriterleri üzerinden ele alınan sürdürülebilirlik, 2026’nın çoklu kriz ortamında kabuk değiştiriyor. Çevresel ve sosyal riskler büyürken, şirketlerin sürdürülebilirliği ana iş kollarından ayrı, ikincil bir alan olarak görmesi giderek daha işlevsiz hâle geliyor. Yeni dönemin sorusu artık ne kadar sürdürülebilir göründüğümüz değil, sürdürülebilirliği finansal performansa, büyümeye ve organizasyonel dayanıklılığa ne kadar entegre edebildiğimiz.

Güvenin ve itibarın göstergelerini, güven ve itibarın kendisiyle karıştırdığımızda her şeyi “parasını bastırarak” çözebileceğimizi düşünüyoruz. Oysa göstergeleri satın almak kolay, güvenin kendisini satın almak ise mümkün değil. Çünkü sahici güven; strateji, sabır, emek ve zamana yayılan bir tutarlılık gerektiriyor. Kestirmeler ise yalnızca sahnedeki kağıttan kaplanı parlatıyor; işler ters gittiğinde o kaplan kimseyi korumuyor.



