REGL YOKSULLUĞU VE TABUSU

Menstrüel ürünlere erişim #HakkımVar!
REGL YOKSULLUĞU VE TABUSU

Angst

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

İlayda Eskitaşçıoğlu

Bu aralar üzerine uzun uzun düşünüp taşındığımız #HakkımVar tartışmalarına biz de Konuşmamız Gerek Derneği olarak bir katkıda bulunmak istiyoruz ve menstrüel ürünlere erişim #HakkımVar diyoruz! ANGST, özellikle toplumsal konularda anksiyete veren bazı meseleleri sorular sorarak çözümlemeye çalışanların komünitesi madem, biz de kendi meselemiz olan regl yoksulluğu ve tabusuyla "Merhaba," diyelim — sosyal medyada uçup giden hijyenik ped fiyatlarını ve temel ihtiyacımız olan bu ürünlerden alınan %18’lik KDV oranına isyanı görmüş olabilirsiniz. 

Konuşmamız Gerek Derneği olarak bu konuyu 2016 yılında kendimize mesele edindik ve o zamandan beri Türkiye’de regl yoksulluğu ve regl tabusuyla mücadele ediyoruz. Regl yoksulluğu, en basit hâliyle, regl olan bireylerin bu dönemde kullanmaları gereken menstrüel ürünlere erişim sıkıntısı. Fakat yalnızca bundan ibaret değil — çok katmanlı ve karmaşık bir derin yoksulluk ve toplumsal cinsiyet sorunu. Temiz suya, temiz ve güvenli bir tuvalete, sağlık kuruluşlarına ve en önemlisi, doğru bilgiye erişim de buna dâhil. 

Anadolu'da saha çalışmaları

2016 yılından beri Hakkari’den Sivas’a, Manisa’dan Adana’ya Anadolu’nun dört bir köşesinde saha çalışmaları düzenliyoruz. Gönüllü doktorlarla birlikte köy okullarında okuyan çocuklara, mevsimlik tarım işçilerine, mültecilere, büyükşehirlerin sosyoekonomik bakımdan dezavantajlı mahallelerine ulaşıyor; ergenlik ve regl olmaya dair kapsamlı eğitimler veriyor ve menstrüel ürünler dağıtıyoruz. Fakat şunu çok iyi biliyoruz: bizim bir hasat mevsimlik menstrüel ürün ihtiyacını karşıladığımız bir mevsimlik tarım işçisinin, ertesi hasat mevsiminde bu yoksulluğu deneyimlemesi çok muhtemel. 

Konuşmamız Gerek Derneği, Yumurtalık'ta


Bu yüzden, bizimki hak temelli bir mücadele — adaletsiz bir sistemi dönüştürmeye çalışıyoruz. 20. yüzyılın başından beri kullanılan, Türkiye’de de 1980’lerden itibaren yaygınlaşan modern menstrüel ürünler, onlarca yıl lüks tüketim ürünleri gibi vergilendirildi. Bugün hijyenik ped ya da tampon gibi temel ihtiyaçlarımız %18 katma değer vergisiyle (altın ve pırlanta gibi tüketim kalemleriyle) aynı oranda vergilendiriliyor. Biz hem bu adaletsizlikle, çocukların okullarda bu konuda herhangi bir bilgiye erişimsiz oluşuyla ve regl olma konusundaki utanç kültürüyle mücadele ediyoruz. 

Menstrüel eşitlik hareketi: 2004 yılında Kenya’nın menstrüel ürünlerden alınan vergileri tamamen kaldırmasıyla başlayan menstrüel eşitlik hareketi, zamanla Hindistan, Malezya ve Kanada gibi ülkelere yayıldı. Son yıllarda Avrupa Birliği üye devletleriyle ABD’nin bazı eyaletleri de menstrüel ürün vergilerini ya çok düşük seviyelere indirdi ya da tamamen kaldırdı. Yeni Zelanda ve İskoçya’da kamusal alanlarda ve özellikle devlet okullarında bu ürünlerin ücretsiz temini modeli başarıyla uygulanıyor.

Türkiye’de durum: Hayat pahalılığıyla birlikte menstrüel ürünlerin fiyatları daha önce görmediğimiz düzeylere çıktı. İki regl olan bireyin bulunduğu bir çekirdek ailenin en uygun fiyatlı marketlerden alışveriş yaptığı takdirde bile aylık menstrüel ürün masrafı 50-60 liradan daha fazla. Bu ürünleri kullanmama gibi bir seçeneğimiz yok. Menstrüel ürünlerin uygun şekilde kullanılmaması, başta vajinal enfeksiyonlar olmak üzere çok sayıda sağlık problemine yol açabiliyor. Bu kadar temel bir ihtiyacın bu kadar pahalı ve erişilmez olması kabul edilemez.

Umut verici gelişmeler: Her şeye rağmen angst ederek takip ettiğimiz bu tabloda umut verici gelişmeler de var! 2019 yılından bu yana, üç cesur kadın milletvekili — Sera Kadıgil, Gülistan Kılıç Koçyiğit ve Candan Yüceer — adaletsiz vergilendirmenin değişmesi ve belli yaş aralıklarına sağlık sigortası kapsamında ücretsiz menstrüel ürün temini için kanun teklifleri sundular. “Ne-olduğunu-bilirsin-sen” denerek adı bile anılmayan bu biyolojik deneyimi artık sosyal medyada rahatça konuşuyoruz; hak temelli mücadelemiz bağışlar ve gönüllü desteğiyle her geçen gün büyüyor.

Bu mücadeleyi sağlam bir zemine oturtabilmek için uzun süredir devam eden bir hayalimizi gerçekleştirdik ve Türkiye’de regl yoksulluğu araştırmasını başlattık. Artık verilerle konuşmak, Türkiye’nin dört bir köşesinden regl yoksulluğu deneyimlerini kaydetmek ve haritalamak istiyoruz. Bu amaçla hazırladığımız kısa ankete ANGST okurlarının da katılmasını ve özellikle sosyoekonomik bakımdan güvenli bir yerde olmayan paydaşlara ulaştırmalarını istiyoruz. 

Bize göre konuşmak, tabuları yıkmanın ve derin yoksullukla mücadelenin en önemli başlangıç noktalarından biri. Her mektubumuzu bitirdiğimiz gibi bitirelim o hâlde: konuşarak.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Angst

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

NEREDE YAYIMLANDI?

AngstAngst

BÜLTEN SAYISI

🩸 ANGST 21: REGL HAKKINDA KONUŞMAMIZ GEREKENLER VAR

Konuşmamız Gerek Derneği'yle soruyoruz: Menstrüel eşitlik hareketinin bir parçası mısın? Sadece kadınlar mı regl olur? Peki ilk regl deneyimin nasıl geçti?

25 Oca 2022

🩸 ANGST 21: REGL HAKKINDA KONUŞMAMIZ GEREKENLER VAR

YAZARLAR

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

İLGİLİ OKUMALAR

AngstAngst

HİKAYE

Dijital çağ kolonyalizminin yeni adı: Plastik atık sömürgeciliği

Akdeniz bölgesi ağırlıklı olmak üzere Türkiye’de her geçen yıl plastik atık ithalatı sorunu büyüyor. Başta Birleşik Krallık olmak üzere Avrupa’dan ithal edilen plastik atık miktarı 500 bin tona ulaşırken sahillerdeki mikro plastik sorunu büyüyor. İlk kez 1989’da gündeme gelen ancak son yıllarda yaygın kullanılan “atık sömürgeciliği” kavramı The Guardian’da yer alan bir haberde Türkiye için kullanıldı.

Pelin Cengiz

·

17 Ağu 2026

Dijital çağ kolonyalizminin yeni adı: Plastik atık sömürgeciliği
AngstAngst

HİKAYE

Ödünç tercihler: Çok şey seçiyoruz, peki ne kadarına biz karar veriyoruz?

Arkasında ailesinin beklentileri, sınıfsal konumu, yaşadığı yer, aldığı eğitim, aile sermayesi, geleceğe ilişkin endişeleri olan, tercih formunun üzerinde adı yazan kişiyi düşünelim. Tercihi yapan el onun olabilir; peki o eli yönlendiren hayal, arzunun ne kadarı ona ait? Hayallerimiz, tercihlerimiz, arzularımız ne kadar bizim? Soruyu daha kökensel bir yerden soralım: İçimizde tercih yapan o “kişi” kim?

Metin V. Bayrak

·

16 Ağu 2026

Ödünç tercihler: Çok şey seçiyoruz, peki ne kadarına biz karar veriyoruz?
AngstAngst

HİKAYE

COP31 hakkında bilmediklerimiz: İklim Zirvesi’ne başkanlık etmenin maliyeti nedir?

Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi Konferansı (COP31), Kasım'da Antalya’da düzenlenecek. 2025’te Avustralya'nın bu zirveyi yapması hâlinde masrafların 2 milyar dolara ulaşabileceği belirtilmişti. Türkiye için böyle bir hesaplama yok, ancak İklim Değişikliği Başkanlığı yıllık 563,3 milyon lira olarak belirlenen ödeneğini ilk altı ayda 10 kat aşarak 5 milyar 590 milyon lira harcadı.

Pelin Cengiz

·

12 Ağu 2026

COP31 hakkında bilmediklerimiz: İklim Zirvesi’ne başkanlık etmenin maliyeti nedir?
AngstAngst

HİKAYE

Dünyaya doğru yürümek: Neden yürümeye sahip çıkmalıyız?

Yürümek yeni keşfedilmiş değil. Daha iyi olmak için öğrenilmeyi ve başarılmayı bekleyen uğraşlardan biri hiç değil. Tam tersine, insanın dünyayla ilişki kurmasının en eski biçimlerinden biri. Şimdi ona yeniden dönmemizin nedeni de bu kadar basit: İnsana özgü ortak bir eylemi ve onun gücünü yeniden hatırlamak.

Elif Bayram

·

12 Ağu 2026

Dünyaya doğru yürümek: Neden yürümeye sahip çıkmalıyız?
AngstAngst

HİKAYE

Özgün değiliz, hiçbirimiz: Aynının cehenneminden kaçış

Bugün özgünlükten söz ederken yalnızca fikirleri konuşmuyoruz, dili de konuşuyoruz. Çünkü dil, fark edilmeden standartlaşan ilk yer. Önce aynı kelimeleri seçiyoruz, sonra aynı benzetmeleri, ardından aynı düşünceleri... En sonunda ise birbirimize benziyoruz. Yapay zeka milyonlarca metnin ortalamasını çıkararak yazdığı için aynı dili üretiyor. Peki ya biz? Biz de uzun zamandır birbirimizin ortalamasını yaşamıyor muyuz?

Tuğçe Isıyel

·

09 Ağu 2026

Özgün değiliz, hiçbirimiz: Aynının cehenneminden kaçış