REKLAMLARDA TOPLUMSAL CİNSİYET ROLLERİ


Kırışıklar için mucizevi içerik: YENİ Etat Pur Pure Active Retinol %0,3 15 ml Doğadan aldığı ilhamı deneyimle buluşturan Etat Pur , bugün bizlere olgun ciltlerde sarkma ve kırışıklık karşıtı konsantre bakım sağlayan ürünü Pure Active Retinol %0,3 ’ü tanıtıyor. Nedir? Vücut için gerekli olan, yağda çözünen A vitamininin 3 formundan biri olan retinol içeriğiyle Pure Active Retinol %0,3; kolajen, elastin ve hyaluronik asit sentezini tetikleyerek hücre yenilenmesini destekler. Pure Active Retinol %0,3 ’ ün kanıtlanmış etkileri: %97 Cilde doğal ışıltısını yeniden kazandırır. Cilt gözle görülür şekilde daha genç bir görünüm kazanır. Cilt sarkması ve foto yaşlanma belirtilerini azaltır. * %94 Cildi sıkılaştırır, derin kırışıklıkları gözle görülür şekilde azaltır.* *Sonuçlar 28 gün boyunca 38-72 yaş arası, tüm cilt tipleri, cildinde kaz ayakları ve kırışıklara sahip 32 gönüllüyle gerçekleştirilen kullanım testinin ardından elde edilmiştir. Nasıl kullanılmalıdır? 4 hafta boyunca temiz ve kuru cilde, akşam nemlendirici kremden önce, damlacığı çıkararak 4 damla şeklinde tüm yüze uygulanması tavsiye edilir. Etkili sonuç için 6 haftayla 3 ay arası ürünü düzenli kullanmak gerekir. Pure Active Retinol %0,3 ’ün niasinamid, peptide ve hyaluronik asitle kullanımında etkisi artar. Dikkat edilmesi gerekenler: Çok hassas ve kuru ciltler, gül hastalığı, şiddetli egzama ve aktif aknesi olan ciltlerde kullanımı uygun değildir. Retinol kullanımında hücre döngüsü arttığı için bazı tahriş belirtileri ortaya çıkabilir. Tahrişi en aza indirmek için cildi temizledikten sonra 30 dakika bekleyip uygulamanın yapılması tavsiye edilir. AHA, BHA ve C vitaminleriyle kullanılması önerilmez. Ürün kullanılırken mutlaka güneş koruyucu sürülmelidir. Retinol’ün %0,05 düşük dozla başlanıp daha sonrasında dozu arttırarak kullanımı önerilir. Pure Active Retinol %0,3 oranına sahiptir. Optimal doza sahip olduğu için 4 mevsim kullanıma uygundur, özellikle yaz mevsiminde olmak üzere, güneş koruyucuyla beraber kullanıma dikkat etmek gerekir.
Daha fazlasını öğren →
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
Aralık 2019'dan beri Birleşmiş Milletler Kadın Birimi (UN Women) koordinasyonuyla Reklamverenler Derneği ve Reklamcılar Derneği liderliğinde yürütülen platformla tanıştın mı?
Unstereotype Alliance Türkiye, Brezilya, Hindistan, Japonya, Kenya, Meksika, Güney Afrika, Türkiye, BAE, Avustralya, Nijerya ve Birleşik Krallık'taki ulusal bölümler de dâhil olmak üzere toplam 230 üyesiyle reklamlardaki toplumsal cinsiyete dayalı olumsuz kalıp yargıları dönüştürmeyi amaçlıyor.
Effie Awards Türkiye Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Karnesi Araştırması 2021 sonuçlarının güncel sonuçları yayımlandı. Geçtiğimiz yılın verileriyle yapılan araştırmanın grafik hâliyse aşağıda:

Effie Awards Türkiye 2020 sonuçları, Kaynak: Unstereotype Alliance Türkiye tarafından hazırlanan Pazarlama İletişimi Oyun Kitabı
Konuya geniş açıdan bakalım: Ne tüketiyoruz? Ne görüyor ve işitiyoruz? Peki onlardan ne anlıyoruz? Doç. Dr. Erkan Saka, bilgiye ve dolayısıyla yanlış bilgiye erişimin arttığı ve teyitçilik kasının öneminin altını çizdiği post-truth sayımızda şöyle demişti:
Mücadele önce bireysel dijital okuryazarlıkla başlıyor. Elimizden geldiğince dezenformasyon içeriğine kurban olmamayı ve bunu yaymamayı başararak işe başlanabilir.
Tabii bu noktada medya okuryazarlığı filtresinin, bireysel yaklaşımları azımsamamakla birlikte, ancak kolektif bir bilinçle birleştiğinde sistemsel değişikliğin önünü açabileceğinin altını çizmek gerekiyor.
O yüzden haftaya şu soruya tekrar ve detaylıca odaklanacağız: Reklamlarda temsil edilen toplumsal cinsiyet rolleri ne durumda?
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Reklamlarda toplumsal cinsiyet konusuna giriş yapıyoruz; izlemelik ve okumalık öneriler veriyoruz.
15 Haz 2022

YAZARLAR

Angst
Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
Bir zamanlar hayatın akışı içinde kendiliğinden gerçekleşen karşılaşmalar giderek programlanan, paketlenen ve satın alınan hizmetlere dönüşüyor. Kiminle, nerede ve nasıl karşılaşacağımızı belirleyen sosyal altyapılar artık teknoloji şirketleri, hospitality sektörü ve üyelik sistemleri tarafından şekillendiriliyor. Peki daha pürüzsüz bir sosyal yaşam uğruna farklı olanla karşılaşma ihtimalinden tümden vazgeçiyor olabilir miyiz?

Bir zamanlar birbirimizin sesini duymak için telefon açıyorduk; şimdi aramadan önce mesaj atıyor, sesli mesajlarımızı telefona dikte ettiriyor, mesajı anlamayınca yapay zekaya soruyor, cevabı da ona yazdırıyoruz. İletişim hiç olmadığı kadar hızlı ve kolay hâle gelirken birbirimizi dinlemek külfete dönüşüyor; arada da makineler bizi dinliyormuş gibi yapmayı öğreniyor.

Akıllı saatler ve uyku takip cihazları, dinlenmeyi puanlanması, optimize edilmesi ve başarılı olunması gereken bir projeye dönüştürdü. Oysa ki uyku, insanın kontrolü elinden bırakmadan yapamadığı az sayıdaki şeyden biri: Kovaladıkça kaçıyor, ölçtükçe bozuluyor, üzerine titredikçe nevroza dönüşüyor.

Akdeniz bölgesi ağırlıklı olmak üzere Türkiye’de her geçen yıl plastik atık ithalatı sorunu büyüyor. Başta Birleşik Krallık olmak üzere Avrupa’dan ithal edilen plastik atık miktarı 500 bin tona ulaşırken sahillerdeki mikro plastik sorunu büyüyor. İlk kez 1989’da gündeme gelen ancak son yıllarda yaygın kullanılan “atık sömürgeciliği” kavramı The Guardian’da yer alan bir haberde Türkiye için kullanıldı.

Arkasında ailesinin beklentileri, sınıfsal konumu, yaşadığı yer, aldığı eğitim, aile sermayesi, geleceğe ilişkin endişeleri olan, tercih formunun üzerinde adı yazan kişiyi düşünelim. Tercihi yapan el onun olabilir; peki o eli yönlendiren hayal, arzunun ne kadarı ona ait? Hayallerimiz, tercihlerimiz, arzularımız ne kadar bizim? Soruyu daha kökensel bir yerden soralım: İçimizde tercih yapan o “kişi” kim?



