

Her daim bir adım öteye; cesur ve zamansız: Slush Jobs
2022’den merhabalar sevgili Duende okuyucusu! Yeni yılın ilk bülteninde seni tasarımın yaşamın önemli bir parçası olduğuna inanan, uzun soluklu ve ayakları yere basan tasarımların hayatı anlamlı kıldığı yaklaşımıyla hareket eden Slush…
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Film: Rosetta
Yönetmen: Jean-Pierre & Luc Dardenne
Süre: 95 dakika
Jenerik: 1980'lerden beri Avrupa sinemasına toplumsal gerçekçi filmler armağan eden yönetmen-senarist ikilisi Dardenne Kardeşler; dördüncü uzun metrajlı filmleriyle 1999 yılındaki Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye’ye uzanmış, filmin başrol oyuncusu Émilie Dequenne de festivalde En İyi Kadın Oyuncu ödülünü almıştı. Film, alkolik annesiyle bir karavanda yaşamını sürdüren Rosetta’nın geçimlerini sağlayabilmek için altında ezildiği çalışma zorunluluğunu ve karşılaştığı engeller nedeniyle yaşadığı çaresizliği konu alıyor.
Neden izleyelim? Rosetta’nın henüz ilk sahnesinde en büyük kabusu gerçek olan, işten çıkarılan bir genç kadınla tanışıyoruz. Çığlık çığlığa bağırıyor, çırpınıyor. İşçi sınıfının sinemadaki temsili dendiğinde akla ilk isimlerden Dardenne Kardeşler'in filmi, ülkeleri Belçika’da işçi haklarına dair yasaların değişmesine neden olacak denli ses getirmeyi başarmış bir film. 18 yaşındaki Émilie Dequenne’in performansı filmin en güçlü yanı. En çok ihtiyacı olan şeyi, çalışacak bir işi elde etmeyi o denli istiyor ki Rosetta birçok kez ahlaki ve etik değerlerle çatışmasına neden olacak kararlar vermek zorunda kalıyor. "O kadarını yapar mı?" diye soruyoruz fakat öylece donup kalıyor ki anlıyoruz. O da aynı soruyu soruyor kendine. Zamanın durduğu filmlerden Rosetta; zaman duruyor, biz Rosetta’nın içinde kopan fırtınalarla yüzleşiyoruz.
Nerede izleyebilirsin? Rosetta, 10 Ocak’ta MUBI kataloğuna ekleniyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Türkiye'de alternatif müziğe dokunuyor, dönüşlerine ve kesişimlerine tanık oluyoruz. Dardenne Kardeşler'le bir kez daha sinemada işçi sınıfının temsilinde buluşuyoruz. Davetlisin.
07 Oca 2022

YAZARLAR

Emre Eminoğlu
Sinema, kültür, sanat yazarı. 2021’den beri sinema editörlüğünü üstlendiği Aposto başta olmak üzere çeşitli dijital ve basılı yayınlarda sinema yazıları yazmaya, röportajlar yapmaya ve podcast'ler üretmeye devam ediyor. SİYAD ve FIPRESCI üyesi, Golden Globes seçmeni.

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
"The Lobster" postmodernizmin kimliklerin ve toplumsal normların kuruluşuna ilişkin sorgulamalarını, duygular sosyolojisinin temel meselesiyle buluşturur. Filmin asıl trajedisinin, insanların baskıcı kurallara itirazsız itaat etmelerinde değil, bu kuralların belirlediği duygusal ihtiyaçları kendi arzularıymış gibi yaşamalarında saklı olduğunu gösterir izleyiciye. David’in kişisel trajedisiyse, otelden ormana kaçmasına rağmen otelin “aşk kurallarını” da yanında götürmesidir.

M. Enes Özel, bir hayli aktif kullandığı Instagram hesabında kendisini "Psikiyatri uzmanı. Kalan her şeyin amatörü, talihli ucube, falsolu kul" olarak takdim ediyor. Özel ile yeni kitabı "Normal" ve farklı kuşakların normali algılama biçimleri üzerine konuştuk.

Nathan Fielder ve Lance Oppenheim imzalı Elizabeth Holmes belgeseli "You Can See Everything", son yılların en tuhaf ve katmanlı filmlerinden biri. Filmde herkesin, Nathan dahil, farklı yansımalarını görüyoruz; hem kendilerini gördükleri gibi, hem herkesin onları gördüğü gibi, hem de bizim onları gördüğümüz gibi. Bu ayna labirentinde herkes, herkesi, izleyiciye oynuyor. Ve izliyor.

24-31 Ekim tarihleri arasında düzenlenen 63. Antalya Altın Portakal Film Festivali, yarışma seçkisi ve Film Forum etrafındaki tartışmalarla Türkiye sinemasının bugününü, geleceğini ve festivalin prestij iddiasını sorgulamaya açtı.

"Norm: The Tale of Norm Macdonald" bazen tanıdık görüntülerin rahatlığına fazla güveniyor, bazı güç soruların üzerinde daha uzun durabilecekken yeni bir şakaya geçiyor. Yine de Norm’la vakit geçirme duygusunu yakalıyor.




