Rusya'nın Ukrayna'yı işgali Avrupa ekonomisini nasıl etkiliyor?


Aksigorta’dan yeni ürün: Ekonomik Akkasko Yeni nesil sigortacılık anlayışıyla müşteri memnuniyetini odağına alan Aksigorta , hayata geçirdiği yeni ürün ve hizmetlerle bir yenisini daha ekliyor: Ekonomik Akkasko . Nedir? Kaskoda yetkili servis kullanmak istemeyen müşteriler için kaskoyu daha ekonomik hâle getiren Ekonomik Akkasko , 15 yaşa kadar araçlara iyi sürücüleri ödüllendiren indirim kademesi kazanma hakkı ve kasko sigortalama imkânı sağlayarak ekonomik koşullardan dolayı kasko satın alamayan müşterileri odağına alıyor. Neler var? Aksigorta müşterileri, Ekonomik Akkasko ile onarımın yine Aksigorta’nın belirlediği iyi segmentli servislerde geçerli olduğu geniş kasko teminatlarına sahip oluyor. 3-15 yaş araçlara ve otomobil, kamyonet grubu, hususi veya şirket araçlarına teminat sağlayan Ekonomik Akkasko ; Sınırsız İhtiyari Mali Mesuliyet (İMM) ve 150.000 liraya kadar manevi tazminat seçeneği, 10.000 lira ferdi kaza teminatı, yılda 2 kere 7 gün yedek araç seçeneği, en yakın Akçözüm servisine yol yardım seçeneği, anlaşmalı cam servislerinde cam teminatı, 1.000 lira anahtar kaybı ve mini onarım imkânı gibi avantajlar sağlıyor.
Daha fazlasını öğren →
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
Geçtiğimiz ayın ortalarında, “Temmuz ayında Pareto’da her cuma günü hangi konuyu ele alsak?” diye ekipçe fikir alışverişi yaparken en çok dikkat ettiğimiz unsur, güncel bir konu seçmekti. Bu doğrultuda küresel ekonomideki durumları farklı açılardan ele almaya karar verdik. Sanıyorum o kadar güncel bir konu seçmişiz ki, yazıyı yayımlayacağımız güne kadar pek çok gelişme yaşandı; yapılan açıklamalar geçerliliğini kaybetti, anlaşmalar yerini yenilerine bıraktı, hazırladığımız taslaklar birbiri ardına değişti… Bu satırları yazarken bir yandan da bugün İstanbul’da imzalanması beklenen Tahıl Sevkiyatı anlaşmasını düşünüyor, Rusya’nın Ukrayna’yı işgaliyle şiddetlenen gıda krizine nasıl katkı sağlayacağını görmeyi merakla bekliyorum.
Ama ondan önce, işgalin Avrupa ekonomisine etki ettiği üç temel alanı inceleyelim.
Tarım
Ocak 2022’de Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü'nün (FAO) yayımladığı ve gıda fiyatlarındaki değişimi ortaya koyan Gıda Fiyatları Endeksi’ne göre küresel gıda fiyatları 2021’de 2020’ye kıyasla hâli hazırda %28 artmıştı. Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin ardından mahsullerin hasat edilememesi ve ortaya çıkan ihracat kısıtları ve maliyetlerdeki yükseliş ile güvenli gıdaya erişimde kayda değer aksaklıklar meydana geldi. Küresel gıda fiyatları, Mart 2022’de aylık bazda %12,4; yıllık bazda ise %33 yükseldi.
International Food Policy Research Institute’tan Joseph Glauber’in aktardığına göre ayda 6 milyon tonun üzerinde tahıl ihraç eden Ukrayna, işgalin başlamasından bu yana aylık sadece 1,5-2 milyon ton tahıl ihraç edebildi. Dünyada 400 milyon kişinin tahıl talebinin karşılandığı ülkede, kalan buğday miktarıysa 20 ve 25 milyon ton olarak hesaplandı.
- Ukrayna, dünyadaki tahıl ihracatının yaklaşık %10’unu karşılıyordu ve üretilen buğday ve tahılların %90’ı deniz yolları üzerinden diğer ülkelere temin ediliyordu. FAO, Ukrayna'nın tarım arazilerinin %20 ila %30'unun bu yıl savaş nedeniyle ekilmeyeceğini veya hasat edilmeyeceğini belirtti.
Bu durumdan en çok etkilenen ülkeler; insanların aldığı kalorinin %35’inin tahıllardan geldiği, gıdayı büyük ölçüde ithal eden, fiyat artışlarına ve gıda kıtlıklarına karşı savunmasız Afrika ve Orta Doğu ülkeleri olurken genel olarak gıda fiyatlarındaki artış dünya genelinde bu senenin en önemli gündem maddelerinden biri oldu.
- Örneğin İtalya’da bir ailenin bu yıl ortalama gıda masrafları önceki yıla göre 681 avro daha fazlaydı.
- Zor durumdaki ülkelere yapılan yardım miktarları da arttı: AB, savunmasız ülkelere yardım amaçlı 600 milyon avro sağlayacağını belirtti. Lombardiya Gıda Bankası başkanı Dario Boggio Marzet’in AP’ye aktardığına göre, kurumun desteklediği ailelerin sayısı da devamlı artıyordu ve aylık maliyetleri, geçen yıla göre bu yıl 5 bin avro yükseldi.
Gıda krizinin Avrupa’yı endişelendiren bir etkisiyse düzensiz göçü teşvik edebilecek olmasıydı. Bloomberg'e konuşan Avrupa Komisyonu başkan yardımcısı Margaritis Schinas, açlığın yol açtığı göçün "yönetilebilir olmayacağını, hatta oldukça dağınık olacağını” söylemişti.
- BM ve hükûmetlerden yetkililerin gıda krizine çözüm bulma çalışmaları kapsamında sık sık konuştuğumuz tahıl koridoru, bugün BM Genel Sekreteri Guterres’in İstanbul’a gelmesi ve Tahıl Sevkiyatı anlaşmasının imzalanmasıyla açılacak gibi görünüyor. Bu da gıda krizine çözüm olma umutlarını yeşertiyor.
Enerji
İşgal, geçen yıl kullandığı enerjinin %40’ını Rusya’dan tedarik eden Avrupa ekonomisini önemli ölçüde etkiledi. Başta Macaristan, Avusturya, Almanya ve İtalya olmak üzere enerjide, özellikle doğal gazda Rusya’ya bağımlı olan Avrupa ülkeleri; Rusya’ya yönelik yaptırımların ardından haziran ayında Rusya’dan temin ettikleri doğal gazda %60 kesintiyle karşı karşıya kaldı.
- Doğal gazda %70’lik kesintiyle başa çıkabilecekleri ancak tamamen kesinti karşısında ülkelerin yıllık tüketiminin %15 ila 40’ına kadar arz kıtlığı yaşanabileceği belirtildi.
- Rusya'nın Avrupa'ya arzı durdurmaya yönelik herhangi bir eyleminin ise, önümüzdeki yıl Çekya, Macaristan, Slovakya ve İtalya ekonomilerinin %5'ten fazla daralmasına yol açabileceği aktarıldı.

IMF Blog
Kuzey Akım 1 hattının 10 gün önce bakıma alınması sonrasında gaz akışının yeniden sağlanıp sağlanmayacağına dair endişeleri, AB üye ülkelerinde gaz tüketimini %15 azaltmaya dair tedbir teklifi takip etmişti. Gaz tedarikinin %40 kapasite ile de olsa dün yeniden başlaması, konu ile ilgili endişe ve tartışmaları yumuşatacakmış gibi gözükmüyor. Avrupa ülkeleri, Rusya’yı enerji meselesini bir tehdit aracı olarak kullanmakla eleştiriyor. Enerjideki bağımlılıklarını azaltmak için REPowerEU gibi projelerle önlemler almayı ve enerji tedarikçilerini çeşitlendirmeyi sürdürüyor.
- Örneğin 2022'nin ilk yarısında, Rusya dışından LNG ithalatı geçen yılın aynı dönemine göre 21 milyar metreküp arttı.
- Avrupa Birliği, geçtiğimiz günlerde, Azerbaycan'dan doğalgaz ithalatını ikiye katlamak için anlaşmaya vardığını açıkladı. Özellikle Hollanda gibi ülkelerden doğal gaz temini ve küresel piyasalardan LNG alımı gibi alternatifler değerlendirildi.
IMF’ye göre, yılın ilk çeyreğinde Avrupa’nın toplam gaz tüketimi önceki yıla göre %9 düşerken özellikle Almanya’da tüketimi azaltmaya yönelik önlemler alındı. Ekonomi Bakanlığı geçtiğimiz günlerde Almanya’nın gaz tedarikinde Rusya’nın payının haziran sonunda %55'ten %26'ya düştüğünü bildirdi. Rusya’dan kömür alımının 1 Ağustos 2022’den, petrol alımının da 31 Aralık 2022’den itibaren durdurulacağı açıklandı. Kışa hazırlanırken depolarını dolu tutmak isteyen ülke, Ağustos 2022 - Mart 2023 döneminde doğal gaz tüketimini %15 daha azaltmayı hedefliyor.
Ayrıca Avrupa ülkeleri,iklim kriziyle mücadele kapsamında aşamalı olarak kömürden çıkma sözüne rağmen, eski kömür santrallerini yeniden kullanmayı değerlendiriyor. Bu “kısa vadeli” alternatifin enerji dönüşümü planlarını sekteye uğratmayacağı aktarılsa da olası adımlar çevre aktivistleri tarafından eleştiriliyor. Bu gelişmeleri, yenilenebilir enerjiye geçişin hızlandırılması için bir fırsat olarak görenlerin de olduğunu belirtmek gerek.
- Almanya geçtiğimiz haftalarda yenilenebilir enerji üretimini artırmayı amaçlayan reform paketini onaylamıştı.
- Fransa’nın yakıt ve gaz tedarikini güvence altına almak için geçtiğimiz günlerde Birleşik Arap Emirlikleri ile imzaladığı stratejik enerji işbirliği anlaşmasının, ülkelerin hidrojen, yenilenebilir ve nükleer enerjiye yatırım yapmasına olanak sağlayacağı belirtildi. Ayrıca ülkenin nükleer enerji şirketi EDF, yükselen fiyatlar ve üretim aksaklıkları nedeniyle 26 milyar dolar kayıpla karşı karşıya kalabileceğini açıklarken hükûmet, şirkette sahip olmadığı %16 hissesini satın almak üzere 9,7 milyar avroluk teklif yaparak şirketi tamamen kamulaştırılacağı bildirildi.
Resesyon endişeleri, büyüme beklentileri
Rusya doğal gaz akışını tamamıyla keserse, olası etkilerin çoğunun –üretimde aksaklıklar ve ekonomik güvenin zarar görmesi nedeniyle– gelecek yıl gözlemleneceği belirtiliyor. Örneğin IMF, Rusya'nın Almanya’ya doğal gaz arzını durdurması hâlinde Almanya'nın ekonomik üretiminin %4,8'ini kaybetme riskiyle karşı karşıya olduğuna dair uyarıyor. Ülkede enflasyonun 2022 ve 2023'te ortalama %2 artabileceği ifade ediliyor.
Öte yandan Avrupa Merkez Bankası (AMB) dünkü para politikası toplantısında, 11 yılın ardından ilk defa 50 baz puan faiz artırımına gitti. AMB Başkanı Christine Lagarde, yukarıda bahsi geçen nedenlerle enflasyonun bir süre daha istenmeyecek düzeyde kalacağını öngördüklerini dile getirdi. Avrupa Komisyonu’nun geçtiğimiz hafta açıkladığı veriler, AB ekonomisinin 2022'de %2,7 ve 2023'te %1,5 büyüyeceğini öngörüyor. Avro bölgesinde büyümenin 2022'de %2,6; 2023'te ise %1,4'e düşmesi bekleniyor. Yıllık ortalama enflasyonun ise 2022'de avro bölgesinde %7,6 ve AB'de %8,3 ile tarihi zirvelerde seyredeceği; 2023'te %4 ila %4.6'ya düşeceği tahmin ediliyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
ECB, 11 yıl sonra ilk defa 50 baz puanlık faiz artışına gitti. Avrupa ekonomisinin Rusya-Ukrayna savaşıyla imtihanı devam ediyor.
22 Tem 2022

YAZARLAR

Beste Göksel
Business editor @ Aposto

Pareto
İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR
Polaroid, üst üste ikinci yaz kampanyasını da yapay zeka karşıtı hissiyata ayırdı. Markanın sahillerdeki billboardlara yerleştirdiği reklamları "Veri merkezleri hepsini içip bitirmeden gidip denize atla" diyor; "yapay zekanın parmaklarımızın arasındaki kumu üretip üretemeyeceğini" sorguluyordu. Peki teknoloji liderlerinin kendilerini "tastewashing" ile yeniden paketlemeye çalıştığı bir dönemde markaların yapay zekayla mesafesi nasıl inandırıcı olur?

Ticaret Bakanlığı, yerli üretimi desteklemek ve cari açığı azaltmak amacıyla pek çok ithal üründe ek gümrük vergisi oranlarını artırdı. Her ne kadar bu düzenlemeler iç pazarda Çin ürünlerinin oluşturduğu haksız rekabetten kaynaklanan dezavantajları gidermeye yönelik olsa da, tüketiciye etkisinin zam olarak yansıyacağı beklentisi hâkim. Kur baskısıyla ithalatın üretmeye göre daha avantajlı olduğu Türkiye’de alınan bu kararların enflasyonla mücadeleye, cari açığın düşürülmesine ve yerli üretime etkileri ne olacak?

Türkiye’de kurumsal dönüşüm yönetimi denince akla ilk gelen isimlerden biri olan Burhan Karaçam’ın "Değişim, İnsan, CEO" kitabı, yakın zamanda okuruyla buluştu. Yeni kitabı vesilesiyle Aposto editörleriyle biraraya gelen Karaçam, yöneticilik serüveninden çıkardığı en önemli dersleri ve geleceğin yöneticilerine tavsiyelerini paylaştı.

Yıllarca bir girişimin ciddiyetini ölçmenin en kestirme yolu ekip büyüklüğüydü. "Kaç kişisiniz?" sorusu aslında "Ne kadar gerçeksiniz?" demekti. Yapay zeka, bu denklemi sessizce bozdu. Bugün en hızlı büyüyen şirketlerin bazıları, bir toplantı odasına sığacak ekiplerle yönetiliyor. Peki küçük bir ekip nasıl büyük iş çıkarıyor ve bu modelin görünmeyen bedeli ne?

Bugüne kadar liderlikle ilgili binlerce kitap ve makale yazıldı; pek çok farklı liderlik tanımı yapıldı. Yapılan onca tanımın içinde sanırım çoğunluğun hemfikir olduğu bir açı var: Kurumsal hayatta liderlik “insanlardan en yüksek verimi alabilmekle” ilgili. Bu verimlilikte doğru sorulara odaklanmanın payı da büyük.




