90’ların kültür, sanat ve eğlence tarihine performans merceğinden bakmak: Sahnede 90’lar

İstiklâl Caddesi tüm kakofonisi, çatışmaları, krizleri ve absürtlükleriyle insanların kimliklerini, mücadelelerini ortaya koydukları bir podyum. Biz de kıyısında köşesinde, ara sokağında, meydanında fasılasız bir gösterinin süregittiği sokağın hafızasına dokunalım istedik.
90’ların kültür, sanat ve eğlence tarihine performans merceğinden bakmak: Sahnede 90’lar

9 Ekim - İBB Kültür AŞ - İstanbul
İBB Kültür AŞ ile birlikte

İstanbul'un kültür arşivi sergilerle şehirde Bir Zamanlar İstanbul sergisi, 2022 6 Ekim - 16 Ekim tarihleri arasında beşinci edisyonuyla şehre yayılan fotoğraf festivali 212 Photography Istanbul , İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür Dairesi Başkanlığı ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi iştirak şirketlerinden Kültür AŞ iş birliğiyle şehri de festivalin bir parçası hâline getiriyor. Neler var? Festival kapsamında İstanbul Büyükşehir Belediyesi arşivinde yer alan, Faik Şenol ’un insan ve şehir manzaralarına odaklanarak İstanbul’un gelişim ve değişimini belgelediği fotoğraflarının bir araya geldiği Bir Zamanlar İstanbul sergisi, Taksim Sanat ’ta ziyaretçilerini nostaljik bir İstanbul kesitiyle buluşturuyor. Akaretler’de ziyaretçilerini bekleyen Kayıttayız sergisi, Kültür AŞ Genel Müdürü Murat Abbas , Kanat Atkaya ve Burak Sülünbaz ’ın plak koleksiyonlarından yola çıkarak müziğin görsel tarihinden kareleri ve hikâyeleri sanatseverlere ulaştırıyor. Kültür AŞ iş birliğiyle şehre yayılan sergiler hakkında daha fazla bilgiye ulaşmak için bu bağlantıyı ziyaret edebilirsin.

Daha fazlasını öğren

Aposto İstanbul

Aposto İstanbul

İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.

1990’lar Türkiye’sinin kültürel ortamını ve sanat üretimlerini sahne ve performans kavramları etrafında ele alan Sahnede 90’lar, 15 Eylül’de sanatseverlerle buluştu. 12 Şubat 2023’e kadar sürecek sergiyi Salt Beyoğlu ve Salt Galata’da ücretsiz ziyaret etmek mümkün. Sahnenin ele alınabileceği yelpazeyi geniş tutan sergi; sanat ve sokak ilişkisine dair açılımlar barındıran çalışmaları disiplinlerarası üretimlerden geriye kalan fotoğraf, afiş, yazışma gibi arşivsel malzemelerle bir araya getiriyor.

 Salt Beyoğlu’nda, aralarında Aydın Teker, CANAN, Esra Ersen, Halil Altındere, Hüseyin Katırcıoğlu, Köken Ergun, Moni Salim Özgilik, Özlem Günyol & Mustafa Kunt ve Taner Ceylan’ın da bulunduğu sanatçıların işleri sunulurken Salt Galata’da Burak Delier ve Mehmet Sander’in işlerinden bir seçki yer alıyor.

Sahnede 90'lar sergisi araştırmasını yürüten ve sergiyi çalışan Salt Araştırma ve Programlar'dan Amira Akbıyıkoğlu'yla festivalin beslendiği kaynak ve mekânları, açtığı ifade alanlarını ve zamanın ruhuyla temasını konuştuk.

Sahnede 90’lar sergisinden görünüm, Salt Beyoğlu | Fotoğraf: Mustafa Hazneci

Sahnede 90’lar, Salt Beyoğlu | Fotoğraf: Mustafa Hazneci

Sahnede 90’lar; performansın toplum, ekonomi, sokak ve siyasetle ilişkisini irdeleyen girişimleri ele alarak kültür tarihinden bir potpuri sunarken nasıl kaynaklardan ve arşiv çalışmalarından beslendi?

Sahnede 90’lar için çalışırken türlü kaynaklara başvurduk. O dönem aktif şekilde üretim yapanlarla, dışarıdan takip edenlerle, Serotonin sergilerini organize edenler ve katkı sağlayanlarla, Assos Gösteri Sanatları Festivali’ni yoktan var eden kişilerle, katılımcılarla görüşmeler yapıldı. Gazeteler, dergiler, tezler okundu. Bolca VHS kaset izlendi, dönüştürüldü. Bu projede bizimle olan araştırmacı Mine Söyler'le bu kayıtları izlerken hiç umulmadık keşiflerde bulunduk. 

Örneğin 1996 senesinde düzenlenen 1. Performans Günleri’nden kesitler TAL’den Sevi Algan’ın bize verdiği kasetler arasındaydı. Çok heyecan verici bir keşifti. Görüştüğümüz çoğu kişi bizi bir başkasına yönlendirdi, kartopu yöntemi diyebiliriz sanıyorum buna. Televizyon tarihinden kesitlerde bize destek veren Selva Daşdemir bizi bir hafıza yolculuğuna çıkardı.

Sahnede 90’lar, Salt Beyoğlu | Fotoğraf: Mustafa Hazneci

Sanat ve sokak ilişkisine dair açılımlar barındıran çalışmaları Beyoğlu’nda, sanatın en güçlü ve hayati damarlarından birinin bulunduğu ve her zaman sokaklarıyla var olmuş bir yerde izleyiciyle buluşturmak nasıl bir deneyim?

Heyecan verici. Serginin bahsettiğiniz bölümü Salt Beyoğlu’nun İstiklâl Caddesi’ne açılan giriş katında 90’lar ve erken 2000’lerde sokağın sahneye dönüştüğü işlerden bir seçki sunuyor. İstiklâl Caddesi tüm kakofonisi, çatışmaları, krizleri ve absürtlükleriyle insanların kimliklerini, mücadelelerini ortaya koydukları bir podyum. Biz de kıyısında köşesinde, ara sokağında, meydanında fasılasız bir gösterinin süregittiği sokağın hafızasına dokunalım istedik. 

Bununla da sınırlı değil elbette. Sergide sanat ve sokak ilişkisini performans kavramı üzerinden irdeleyen, nokta atışı yapan daha spesifik örnekler de yer alıyor. Örneğin Susurluk Kazası ile ortaya dökülen ilişkiler ağına bir tepki olarak gündeme gelen Sürekli Aydınlık için Bir Dakika Karanlık eylemleri ve bu kitlesel performansın sanat alanındaki yansımaları.

Sahnede 90’lar, Salt Beyoğlu | Fotoğraf: Mustafa Hazneci

90’larda Türkiye’de varlığını hissettiren disiplinlerarası sanat anlayışı, sanatçılar için yenilikçi ve deneysel bir ifade alanı açıyor. 12 Şubat'a kadar görebileceğimiz işlerin yanı sıra kamu programlarınız da bulunuyor. Burada da benzer bir ifade alanı açtığınız ve 90’larla günümüz arasında bir köprü kurarak yeni bir boyut eklediğiniz söylenebilir mi?

90’lı yılların sanat üretimlerinde öne çıkan yönlerden biri disiplinlerarasılık. İlki Feshane, ikincisi ise Yedikule Gazhanesi’nde yapılan Serotonin sergileri, Assos’u dört yıl boyunca bir sahneye dönüştüren Gösteri Sanatları Festivali, Genç Etkinlik sergileri, Disiplinlerarası Genç Sanatçılar (DAGS) Derneği’nin organizasyonuyla gerçekleşen Performans Günleri… Her biri sanat ortamında “90’lar ruhu”nun hissedildiği etkinlik ve sergiler. Ben bugünden baktığımda kapsayıcı, kesişimsel ve deneysel bir ruh olarak tarifleyebiliyorum. 

Sergi, söz konusu dönemde yatay ilişkiler temelinde toplulukların nasıl oluştuğunu da merceğine alıyor. Biz de kamu programlarında geniş bir yelpaze sunmaya çalışacağız. Açılış haftasında Ceylan Öztrük’ün Oyun B performansı Salt Galata, Leman Sevda Darıcıoğlu’nun Angelus Altera işi ise Salt Beyoğlu’nda gerçekleşti. 21 Ekim’de Ekim Acun’un özel televizyonlarda dansın izleğini merceğe alacağı Dansa Davet sunum-performansı, 22 - 23 Ekim’de ise Salt Galata’da Mehmet Sander ile Hareket Atölyesi gerçekleşecek. İlerleyen programlar ise Salt Online ve sosyal medya kanallarından takip edilebilecek.

Programın kaçırılmaması gereken işlerinden minik bir seçki hazırlayacak olsanız hangi eser ve performansları önerirdiniz?

Bu soruyu cevaplamak serginin bütününe, biraz önce bahsettiğim kapsayıcı ve kesişimsel ruha haksızlık olur. Büyük bir sergiden bahsediyoruz, oldukça yoğun bir içerik var. Hatta incelikli ve detaylı bir tur peşinde olanların iki defa ziyaret ettiklerini biliyorum.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Aposto İstanbul

Aposto İstanbul

İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

Aposto İstanbulAposto İstanbul

BÜLTEN SAYISI

🎺 Air Anatolia projesi, HOMESHAKE Salon'da

Merhaba İstanbullu. Bu hafta şehrin ajandasında; grafitinin kağıt ve mürekkeple buluştuğu bir İstanbul sergisi, Yerin Altında konserler, festivalin ikinci durağında 11. Pembe Hayat Kuirfest ve dahası var.

09 Eki 2022

İBB Kültür AŞ ile birlikte
Çemberlitaş, 2022 | Fotoğraf: Deniz Sabuncu

YAZARLAR

Dilara Kaya

Aposto - Dilara Kaya

Aposto İstanbul

İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

Sanasaryan Han: Vakıftan lüks otele uzanan yüz yıllık mülkiyet düğümü

Sirkeci’de, İstanbul’un en yoğun geçiş noktalarından birinde yükselen Sanasaryan Han, bugün "lüks otel" olarak işletiliyor. Ancak binanın hikayesi bir otelden çok daha fazlası: Bir Ermeni vakfı, devletleşen bir mülkiyet, siyasi tutukluluk hafızası ve yarım asrı aşan bir hukuk mücadelesi...

Vartan Estukyan

·

17 Tem 2026

Sanasaryan Han: Vakıftan lüks otele uzanan yüz yıllık mülkiyet düğümü
Şehri yaşamanın bedeli: Bayramın ücretsiz otobüslerinde bir İstanbul turu

Bayramda arabasız gezmek, çoğu insana külfet geliyor. Azalan otobüs seferleri, artan yolcu sayısı, belli semtlere gitmenin işkenceye dönüşmesi bayram gezmesinin olmazsa olmazları. Öte yandan ücretsiz bayram otobüsleri, sabahın nurunda kalkıp işe gidenler, bu yüzden şehri ancak bayramdan bayrama keşfedenler, iki kuruş harçlıkla hayatını idame ettirmeye çalışan kadınlar, denizi görmeden büyüyen çocuklar, çocuklarına denizi göstermek için bayramı bekleyen aileler için biraz da.

Ayça Örer

·

29 May 2026

Şehri yaşamanın bedeli: Bayramın ücretsiz otobüslerinde bir İstanbul turu
Hafıza bahçesinde bir kent turu: İstanbul'un kokusu nasıl hatırlanır?

İstanbul, bitkileri ve kokularıyla geçmişin ve bugünün birlikte yaşadığı bir hafıza bahçesidir. Kimileri meşhur bir lavanta kolonyasının ferah kokusuyla büyümüştür; kimileri Tokatlıyan Han’ın önünden geçerken tanıdık bir lavanta esintisini bugün hâlâ duyar. Ve bazen, İstanbul sadece kokusuyla hatırlanır.

Gözde Keskin

·

28 Nis 2026

Hafıza bahçesinde bir kent turu: İstanbul'un kokusu nasıl hatırlanır?
Kır çiçeğinden kültür çiçeğine: İstanbul kent yaşamında lalenin serüveni

İstanbul'da lale sevgisinin kökenleri çok eski zamanlara kadar uzanıyor. Türklerle birlikte Orta Asya'dan çıkıp Anadolu'ya ve İstanbul'a ulaşan lale, bahçelerimizden evlerdeki vazolara, geleneksel el sanatlarından edebiyata hep baştacı ediliyor. Hazır mevsimi gelmişken lalenin tarihinden bugüne uzanan renkli bir yolculuğa çıkıyoruz.

Gözde Akyüz

·

19 Nis 2026

Kır çiçeğinden kültür çiçeğine: İstanbul kent yaşamında lalenin serüveni
Geçmişe isim koymak: Bizans diye bir devlet var mıydı?

Bir devleti, kendi çağında kendine verdiği adla mı anmalıyız, yoksa sonradan yakıştırılan adla da anabilir miyiz? Bu sorunun tek bir doğru cevabı yok. Ancak şunu bilmeden sağlıklı bir tartışma yürütülemez: Bizans, Doğu Roma’nın kendine verdiği bir ad değildir. Bu da bizi daha büyük bir soruya götürür: Tarihi kim anlatıyor, hangi kelimelerle ve neden?

Şerif Yenen

·

10 Mar 2026

Geçmişe isim koymak: Bizans diye bir devlet var mıydı?