Sanal manzaraları seyre dalıyoruz


Duyduklarınla ve duymadıklarınla Minik Serçe: SEZEN AKSU DİJİTAL SANAT SERGİ DENEYİMİ X Media Art Museum by DasDas’ta
Nedir? Kreatif direktörlüğünü Fuat Genç, sanat yönetmenliğini Mustafa Göçmezler, küratörlüğünü Esra Özkan’ın üstlendiği ve Sezen Aksu’nun bambaşka bir deneyimi birlikte yaşamamıza imkân tanıdığı sergi, X Media Art Museum’da sanatseverleri…
Daha fazlasını öğren →
Aposto İstanbulİstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
VR Future: Virtual Landscapes, 3 - 5 Şubat tarihleri arasında Müze Gazhane’de sanatseverlerle buluşuyor. Türkiye, İtalya, İspanya, Fransa, Almanya, Japonya ve Güney Kore'de eş zamanlı olarak gerçekleşen VR sergisinde Venedik, Cannes, Tribeca ve Sundance gibi prestijli film festivallerinin VR bölümlerinde ödüle layık görülen filmlerin gösterimleri gerçekleşecek.
VR Future’ın kurucu ortağı ve COO’su Virgile Mangiavillano ile sanal gerçeklik-sinema ilişkisini, programdaki filmlerin değerlendirme kriterlerini, etkinliğin bir adım öncesini ve sonrasını konuştuk.

VR Future kurucu ortağı ve COO’su Virgile Mangiavillano
VR filmlerini video sanatına mı yoksa sinemaya mı daha yakın görüyorsunuz? İzleyici deneyimi ve sanatsal açıdan bu ayrımı nasıl yapabiliriz?
Sanal gerçeklik benim gözümde tam bir sanat, hatta belki de sekizinci veya dokuzuncu sanat. Çok genç bir teknoloji olarak konumlandırmak zor ama biraz şematize ederek bu sanatın sinema ile video oyunu arasında bir yerde olduğunu söyleyebilirim.
Diğer sanat formlarıyla arasındaki en büyük fark, bakış açısıdır. Kendini tamamen kaptıran kullanıcı deneyimin merkezindedir. Bu yüzden kendimizi yeni bir deriye, yeni bir açıya sokarız ve sonsuz evrenlere veya günlük referanslarımıza kıyasla potansiyel olarak çarpıtılmış boyutlara dalarız.

The Scream VR | Kaynak: VR Future
Sergilenecek filmler değerlendirilirken ne gibi kriter ve hassasiyetleri önceliklendiriyorsunuz?
Bu yılın teması Virtual Landscapes. VR Future, yüksek kaliteli VR içeriğini kendi ulusal pazarlarında daha geniş bir kitleye sunmak ve tanıtmak için ortak bir hedefle birleşen bir sanat kurumları topluluğu olan Galaxy Network'te Türkiye'yi temsil ediyor. Sanal gerçeklik alanında öncü bir yapının temsil edildiği yedi ülke (Japonya, Kore, Almanya, Fransa, İtalya, İspanya, Türkiye) bulunuyor. Hepsi sanal ortam kavramıyla ve daha küresel olarak bu dijital dünyalardaki sanal manzaralarla olan ilişkimizle ilgili dokuz VR deneyimini bir araya getirdik.
Tüm bu filmlerin -ama aslında filmlerden ziyade deneyimlerden bahsetmemiz gerekir- Venedik, Cannes, Tribeca, SXSW gibi en büyük uluslararası film festivallerinin XR bölümünde seçildiğini belirtmek gerek. Bu festivallerin hepsinin kürasyonlarıyla ve ödülleriyle sanal gerçekliğe adanmış bölümleri var: en iyi senaryo, en iyi film, en iyi etkileşim...

In the Land of the Flabby Shnook | Kaynak: VR Future
Geçtiğimiz sene üç gün boyunca ağırladığınız 2000'i aşkın kişiden aldığınız geri dönüşler, bunlara dayanarak bu sene uygulamaya geçirdiğiniz yenilikler, süreçte ve hedeflediğiniz izleyici deneyiminde yaptığınız değişiklikler oldu mu?
Geçen yıl, uluslararası sanal gerçeklik sergimizin ilk edisyonu 2500'den fazla kişinin katılımı, 100 metrenin üzerinde kuyruklar ve seçimlerimizden birini görmek için üç saatlik beklemelerle büyük bir başarı elde etti. Galaxy Network'ü temsil eden ülkeler arasında İstanbul, dünya çapında açık ara en fazla katılımın gerçekleştiği yer oldu.
Büyük uluslararası festivallerde ödüller kazanmış son teknoloji ekipmanlara ve prestijli içeriklere halkın ücretsiz erişimini sağlayarak Türkiye'de bu yeni teknoloji ve sanat formuna ilişkin farkındalığı artırmanın çok önemli olduğuna inanıyoruz.
VR Future olarak sanatseverleri başka hangi etkinliklerle buluşturmayı planlıyorsunuz?
Uluslararası ve Türkiye'den ortaklarımızla birkaç aydır büyük ölçekli bir etkinliğe hazırlanıyoruz. Yapılan anlaşmaların ardından şimdilik daha fazlasını söylemem ancak 2023'te İstanbul başta olmak üzere dünyanın en büyük başkentlerinde, en prestijli kültürel organizasyonlar bünyesinde bir lansman için hazır olunuz!
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Aposto İstanbulİstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Bu hafta şehrin ajandasında Kiasmos'tan Janus Rasmussen ziyareti, Kundura Sinema'da Pazar Sinema Kulübü, kadınların komedi gecesi, Selver Yıldırım sergisi ve dahası var.
29 Oca 2023

YAZARLAR

Dilara Kaya
Aposto - Dilara Kaya

Aposto İstanbul
İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Ara Güler’in objektifinden kalan İstanbul’u bütünüyle geri getirmek mümkün değil. Sokaklar değişti, bazı yapılar ortadan kalktı, kıyılar başka işlevler kazandı. Ara Güler’in ölümünün 8. yılında fotoğraflarına yeniden bakmak, yalnızca eski günleri anmak için değil, yaşadığımız kenti sorgulamak için de bir fırsat.

Bir zamanlar iyi geldiği için adı "terapi" konan bölgelere sahip bu şehir, bugünlerde çoğumuzun psikolojisinin bozulmasının sebeplerinden biri hâline gelmiş gibi. Belki de sorun İstanbul’un yalnızca çok kalabalık olması değildir. Belki sorun, İstanbul’un bize kendimiz için giderek daha az yer bırakması. Belki mesele yalnızca trafik değil, gürültü değil, nüfus değil, beton değil. Bütün bunların arasında kendimize ait küçücük bir alan bulamamak.

Dört yıllık tadilatın ardından yeniden açılan Eski Şark Eserleri Müzesi, İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nin geniş koleksiyonundaki hikayelerin peşine düşmek için İstanbullulara bahane oldu. Dört bin yıllık bir aşk şiirinden Assur’un süslü cinlerine, Midillili bir köpeğin mezartaşından müze bahçesindeki altı Bizans, üstü Osmanlı çeşmesine, bu kez hemen akla gelen başyapıtlarla değil, ilk bakışta gözden kaçabilecek ilginç hikayeler eşliğinde geziyoruz müzeyi.

İstanbul’da gezerken bazen bir sarnıcın önünden geçeriz, bazen bir sur parçasının yanından. Bazen eski bir kilisenin, bazen bir saray kalıntısının, bazen de adını bilmediğimiz bir sütunun önünde dururuz. Çoğu zaman fark etmeyiz; fark ettiğimizde de bu kalıntıları ayrı ayrı görürüz. Ayasofya bir yerde durur, Kariye başka bir yerde. Oysa bütün bunlar aynı büyük hikayenin parçalarıdır: İstanbul’un bin yılı aşan Roma / Doğu Roma başkentliği.

Kadıköy değişiyor ama bu sadece yapısal bir dönüşüm değil. Bu, bir mahallenin değişen yaşam kültürünün, aşınan kent belleğinin ve yaşadığı çevre üzerinde söz sahibi olmak isteyen sakinlerinin hikayesi aynı zamanda. Caferağa Mahallesi Muhtarı Hanife Dağıstanlı, son 15 yılda semtin geçirdiği dönüşümü kent belleği, kamusal alan ve aidiyet üzerinden değerlendiriyor.




