Sanat tarihinin tozlu sayfalarından sosyal mesafe örnekleri

Zhanjiao futou'dan devasa şapkalara
Sanat tarihinin tozlu sayfalarından sosyal mesafe örnekleri

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

2020 yılı içinde dünyaya bıraktığımız sesler incelense muhtemelen sosyal mesafe, maske, virüs, Covid-19, koronavirüs, hijyen kelimeleri ilk sırada yer alır. Bu kelimelerin bir kısmı hayatımıza yeni girdi bir kısmı ise hiç kullanmadığımız tozlu raflarından çıkıp önümüze serildi. Pandeminin dünya üzerinde ortak bir jargon oluşturduğu bile söylenebilir. Sosyal mesafe bu kelime grubunda yer alan en aşina olmadıklarımızdan biri. Özellikle kişisel alan tanımına bu derece uzak bir ülkede yaşayan bizler için.

Sanat tarihi ise sosyal mesafe kavramına bizim kadar yabancı değil. Yüzyıllar boyunca, sosyal, politik ve sağlık amaçlı mesafe oluşturmak için farklı giyim stilleri kullanıldı. Bu stillerin sanat tarihinde kalıntılarını araştırdığımızda ise ortaya incelemeye değer örnekler çıkıyor.

Zhanjiao futou: Song Hanedanlığı döneminde ortak bir aksesuar hâline gelen klasik Çin şapkası olarak bilinen, Zhanjiao futou veya diğer adıyla kanatlı şapkaların sosyal mesafenin giyimimize yansımasının erken örnekleri olabileceği konuşuluyor. Veba salgınları sırasında, doktorların giydikleri sivri uçlu, gaga benzeri maskeler ve hastalardan korunmak için baştan aşağı sarındıkları örtüler de her ne kadar çizgi romandan bir kare gibi görünse de aslında sosyal mesafe için bir önlem örneği. O dönemde hasta olmadığımıza şükrettirecek ürkünçlükteki kıyafetlerin izleri, 17. yüzyıl Avrupalı ​​kraliyet ailesine bakan bir doktor olan Charles de Lorme'ye kadar uzanıyor.

17. yüzyılda veba doktoru olan Doctor Schnabel'in Paul Fürst tarafından yayımlanan renkli bakır gravürü (yaklaşık 1656)
17. yüzyılda veba doktoru olan Doctor Schnabel'in Paul Fürst tarafından yayımlanan renkli bakır gravürü (yaklaşık 1656)

Krinolin etekler: Sosyal mesafenin bir başka örneği ise krinolin etekler. 19. yüzyılın ortalarında Batı modasını tanımlayan hacimli etekler olan krinolinlerin sosyal ortamlarda erkekler ve kadınlar arasında kibar mesafeler yaratmak için giyildiğini kim tahmin ederdi ki. Bu kabarık eteklerin birçok yangın kazasına sebep olduğu bilinirken giyenleri kolera ve çiçek hastalıklarından da korumuş olabileceği tahmin ediliyor. 

Read's Crinoline Sketches, No. 9 (22 Temmuz 1859) İngiliz, anonim
Read's Crinoline Sketches, No. 9 
(22 Temmuz 1859) Anonim

Devasa şapkalar: 18. ve 19. yüzyıl toplumunda talipleri ve yabancıları uzak tutmada rol oynayan devasa kenarlı şapkalardan da bahsetmeden olmaz. Aradan geçen yüzyıllar içerisinde aynı sebeple olmasa da bu görevi estetikliğini tartışabileceğimiz siperlikler devraldı. Thomas Gainsborough’un Lady Georgiana Cavendish’indeki alımlı hanımefendi taktığı şapkayla modaya uymak dışında başka ne planlıyordu bilebilsek keşke. Ya da benzer şekilde Hans Memling’in Young Woman with a Pink’indeki şapka bize ne anlatıyor olabilir? Peki ya Rogier van der Weyden’in Portrait of a Young Woman in a Pinned Hat’indeki başlık / şapka karışımı aksesuar? Jacquemus da dev ikonik şapkasını benzer nedenlerle tasarlamış olabilir mi? :)

Thomas Gainsborough, Lady Georgiana Cavendish (1785–87)
Lady Georgiana Cavendish, Thomas Gainsborough (1785–87)

Jan Verspronck’ün Portrait of Adriana Croes eserinde mesafe önlemi baştan boyuna inerek adeta bir kalkana dönüşüyor. Cesar van Everdingen’in Girl in a Large Hat’indeki şapkanın estetik dışında bir amacı olduğuna inanmak oldukça güç. Albrecht Durer’in Three Mighty Ladies from Livonia adlı eseri ise arttırıyor ve sosyal mesafe kavramını âdeta koruyucu bir kabuk formunda başka bir boyuta taşıyor. 

Ewa Juszkiewicz, Untitled (Élisabeth Vigée Le Brun’dan sonra) adlı eseri ile Volker Hermes’in Hidden Quentin de la Tour'undaki yüzleri sarılı portreler ise 2019’dan yakın tarihli birer örnek. Sanatçılar 2020’yi öngörmüş olabilir.

René Magritte'in The Lovers'ı ile bitirirken mesafeyi bir engel olarak görmek yerine yaratıcılığın sınırlarını zorlama ihtimali akıllarda kalıyor.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

DuendeDuende
∙

BÜLTEN SAYISI

İzlanda'dan, New York'tan ve Londra'dan sevgilerle

İçindekiler: Elektronik müziği dönüştüren plak şirketi, İzlanda'da doğanın yüceliğini kabul eden bir yönetmen, sanat tarihinde sosyal mesafe

06 Kas 2020

İzlanda'dan, New York'tan ve Londra'dan sevgilerle

YAZARLAR

Burcu Dimili

İletişim danışmanı, editör, sanat yazarı.

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

DuendeDuende
∙

HİKAYE

Bibliyoterapi'de bu hafta: İşi dışında kim olduğunu unutanlara kitap reçetesi

Mesleğimiz, “Ben kimim?” sorusuna verdiğimiz en hızlı yanıtlardan biri. Peki, “İşimi yeterince iyi yapamadım” demek ne zaman “Ben yeterince iyi değilim” düşüncesine dönüşüyor? Üç kitap eşliğinde başarıyla özdeğer arasındaki ince çizgiye, değişen ihtiyaçlarımıza ve işimize hayatımızda ayırdığımız yere bakıyoruz.

Aslı Perker

·

06 Kas 2026

Bibliyoterapi'de bu hafta: İşi dışında kim olduğunu unutanlara kitap reçetesi
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Asghar Farhadi’nin söyledikleri ve ötesi: Yapay zeka insan yaratıcılığının ne kadarını üstlenebilir? 

İranlı yönetmen Asghar Farhadi, Brand Week İstanbul’daki söyleşisinde “Yapay zekanın bilinçaltı yok” diyerek yapay zekanın insan yaratıcılığının yerini bütünüyle alamayacağını savundu. Peki, insanı farklı kılan bilinçdışı süreçlerin varlığı mı, yoksa bedenli, ilişkisel, utançla yüklü, geri döndürülemez bir hayat tortusu mu?

Ümit Alan

·

06 Kas 2026

Asghar Farhadi’nin söyledikleri ve ötesi: Yapay zeka insan yaratıcılığının ne kadarını üstlenebilir? 
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Bir filmi 'duygular sosyolojisi' üzerinden okumak: Lanthimos'un 'The Lobster'ı

"The Lobster" postmodernizmin kimliklerin ve toplumsal normların kuruluşuna ilişkin sorgulamalarını, duygular sosyolojisinin temel meselesiyle buluşturur. Filmin asıl trajedisinin, insanların baskıcı kurallara itirazsız itaat etmelerinde değil, bu kuralların belirlediği duygusal ihtiyaçları kendi arzularıymış gibi yaşamalarında saklı olduğunu gösterir izleyiciye. David’in kişisel trajedisiyse, otelden ormana kaçmasına rağmen otelin “aşk kurallarını” da yanında götürmesidir.

Mehmet Sindel

·

06 Kas 2026

Bir filmi 'duygular sosyolojisi' üzerinden okumak: Lanthimos'un 'The Lobster'ı
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Aristo'nun 'Altın Orta'sından Z kuşağının isyankarlığına: Enes Özel'le 'Normal' üzerine

M. Enes Özel, bir hayli aktif kullandığı Instagram hesabında kendisini "Psikiyatri uzmanı. Kalan her şeyin amatörü, talihli ucube, falsolu kul" olarak takdim ediyor. Özel ile yeni kitabı "Normal" ve farklı kuşakların normali algılama biçimleri üzerine konuştuk.

Soner Can

·

04 Kas 2026

Aristo'nun 'Altın Orta'sından Z kuşağının isyankarlığına: Enes Özel'le 'Normal' üzerine
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Gözünü bile kırpmadan: 'You Can See Everything'in aynalı labirenti

Nathan Fielder ve Lance Oppenheim imzalı Elizabeth Holmes belgeseli "You Can See Everything", son yılların en tuhaf ve katmanlı filmlerinden biri. Filmde herkesin, Nathan dahil, farklı yansımalarını görüyoruz; hem kendilerini gördükleri gibi, hem herkesin onları gördüğü gibi, hem de bizim onları gördüğümüz gibi. Bu ayna labirentinde herkes, herkesi, izleyiciye oynuyor. Ve izliyor.

Aslı Ildır

·

03 Kas 2026

Gözünü bile kırpmadan: 'You Can See Everything'in aynalı labirenti