Seçim sonrası stagflasyon riski arttı mı?


Sarar ’da bahar şıklığıyla geldi Bahar temizlikleri yapıldı, giyilmeyenler yeni sahiplerine ulaştı, ihtiyaçlar da bir bir ortaya çıktıysa yaz havası şimdi Sarar ’la gardıroplara taşınıyor. Neler oluyor? 80 yıldır mevsimlerin değişen şıklığını nesillerden nesillere aktaran Sarar , bahar havası tadında bir kampanyayla nisan ayını karşıladı. 30 Nisan’a kadar Sarar mağazalarında ve sarar.com’da yapacağınız yeni sezon alışverişlerinde, her 5.000 TL’lik alışverişe 1.000 TL , her 10.000 TL’lik alışverişe 2.000 TL ve her 15.000 TL’lik alışverişe 3.000 TL ’lik indirim sizi bekliyor. Zamansız tasarım ve özel detayların özenli el işçiliğiyle hazırlandığı Sarar koleksiyonlarından en yeni 2024 Yaz Koleksiyonu , hem doğada hem içimizde yeşeren keyifli hâli uygun fiyatlı ve kaliteli ürünlerle gardıroplara taşıyor. Sezonun vazgeçilmez, dinamik ve çağdaş parçalarıyla tanışmak için Sarar mağazalarını veya sarar.com ’u ziyaret edebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
Geride bıraktığımız yerel seçimlerde AK Parti’nin önemli metropolleri kaybetmesine neden olan oy gerilemesinde ekonomik krizin ve geçim dertlerinin geniş kitlelere yayılmasının etkili olduğu sıklıkla yapılan bir yorum. Şimdi iktidarın önünde ekonomik konjonktürü daha stabil bir hâle getirmek, enflasyonu düşürmek, yabancı sermayeyi cezbetmek, kur-faiz sarmalındaki ekonomiyi dengelemek, yatırımları artırmanın da dahil olduğu epey yüklü bir ajanda var.
Bu konuda faturanın Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’e kesilip kesilmeyeceğine dair uzmanların tahminlerini iki gün önce Exante’de ele almıştık.
Peki bundan sonra Türkiye ekonomisinde neler olabilir?
Uzmanların dikkat çektiği en önemli nokta Türkiye için stagflasyon riskinin giderek yükseliyor olması.
- Nedir? Ekonomide, durgunluğun ve enflasyonun aynı anda görüldüğü duruma stagflasyon deniyor. Ekonomi, bir yandan durgunluğa giderken, diğer yandan enflasyon artıyor. Yatırım ve üretimdeki düşüş de işsizliği artırıyor.
Tüm bu sebeplerden kaynaklı olarak “acı reçete”nin bugüne kadar ekonomik krizi en derin şekilde yaşayan kesimlerin değil, hiç acı çekmemiş kesimlere yönelmesi gerektiğini düşünenler de var.
Uzmanlara şu soruları yönelttik:
İktidarın enflasyonu düşürebilme ihtimali var mı?
Erken seçim ihtimali dengeleri nasıl değiştirir?
Vergi istisna ve muafiyetleri kaldırılır mı?
Sermaye kesimine yönelik önlemler gelebilir mi?
Türkiye, yeni bir acı reçete formülüne hazır mı?
Farklı ancak birbirini tamamlayan cevaplar aldık.
Aziz Konukman: ‘Yatırımlar durur, işsizlik artar, stagflasyon kalıcı hâle gelir’
Prof. Dr. Aziz Konukman, gelecek dört yılda iki farklı AK Parti görüleceğini belirterek, seçim sonrası Türkiye’de uygulanacak ekonomi politikalarına ilişkin beklentilerini şöyle anlattı:
“Seçimi kaybettirenlerin içinde emekliler olduğunu biliyor. Çok net görünüyor. 16 milyon emeklinin ezici çoğunluğu karar değiştirmiş görünüyor. Bunları rahatlatacak bir politikaya dönülmesi lazım. İktidar “Gelecek dört yılda da sizi koruyacağım, zaten 2024’ü emekliler yılı ilan etmiştim, sandığı iyi okudum, sözüme sahip çıkacağım” diyebilir. Normal koşullarda bu bekleniyor ama yapamaz. Niye? Sınıfsal tercihler kolay kolay değişmez.
2024 bütçesinde 7,4 trilyon lira vergi öngörülmüş. 2,2 trilyon da vazgeçilen vergi yani vergi harcaması. Bunun 1,8 trilyon lirası vergi istisnaları. Vergi muafiyet ve istisnalarından etkinliğini yitirmiş olanlar tasfiye edilecektir maddesi var OVP’de. Mehmet Şimşek bunu ilk kez dillendirdi.
Hangi maddelerin etkin olmadığını bugüne kadar kamuoyuna hiç açıklamadılar. Firmaların istihdama ve ihracata katkısı olsaydı, biz bunu verilerde görürdük. Bu teşvikler demek ki istenen sonuçları yaratmamış. Makro verilerde iyileşme yoksa onun gereğini yapıyoruz diyebilirler. Seçmene de gereğini yapıyorum denebilir.
Ama burada sınıfsal gerçeklik ortaya çıkıyor, sermayeye rağmen bunu yapar mı? Sermaye 'İstikrar programını uygula, reformlara başla' dedi. Onların dediği yapısal programlar IMF tarzı programlar. Şimdi sermayeyi karşısına alacak uygulamalara gitmez.
Bir-iki rahatlatıcı düzenleme olabilir. Genel olarak dört yılı şöyle geçirecek: İlk iki yılını bir istikrar programı ile son iki yılını da seçime dönük daha gevşek bir politika ile sürdürecek. İlk iki yılda büyümede darbe yiyebilir, ondan sonra muslukları açan bir yapı olabilir. İki ayrı AKP görebiliriz.
Kemer sıkarak ve talebi bastırarak talep yönlü enflasyonu aşağı çekebilirsin. Ama gıda enflasyonu var. Tarım çok korumasız hâle getirildi, ithalata çok açık hâle geldi. Kısa dönemde gıda ile ilgili sorunlar çözülemeyeceği için enflasyonu talep yönlü bastırabilirsiniz, ancak gıda enflasyonunu kısa vadede çözemezsiniz.
Kur artışının hızını kesebilirsiniz ama maliyet enflasyonunu önleyemezsiniz. Kurdaki her artış ithal girdilere bağımlılık nedeniyle enflasyonu arz yönünden zorlayacaktır. Maliyet enflasyonu nedeniyle. Talep daraltıcı acı önlemler istenen sonucu vermeyecektir. Yatırımlar duracak, işsizlik artacak ve stagflasyon kalıcı hale gelecek. Burada kitleler çok öfkelenir, bu da stagflasyonist ortamda iktidar için işleri çok zorlaştırır.”
Ömer Rıfat Gencal: ‘İktidar acı çekmemiş kesimlere acı çektirmeli’
Finansal danışman Ömer Rıfat Gencal, bundan sonra iktidarın toplumdan özveri istemesinin çok zor olacağına, bugüne kadar hiç acı çekmemiş iktidar mensuplarının acı çekmesi gerektiğine vurgu yaparak, şu noktalara dikkat çekti:
“Türkiye’nin tek kurtuluş çaresi sıkı para ve maliye politikası ile birlikte arka planda desteklenmiş reformların hayata geçirilmesi. Kamu ihale yasasından tutun da verginin tabana yayılmasına kadar, kamu-özel işbirliği projelerinden tutun sağlık, eğitim, sanayi ve tarımda yapılacak her türlü reformdan bahsediyoruz. 22 yıl önce IMF ve AB çıpasıyla Türkiye belli bir yere kadar durumu idare etti. 2013 sonrası mali kural ve AB entegrasyonu dahil olmak üzere rafa kaldırılan bazı maddelerle 2015’ten beri bütçenin delik deşik olmaya başlaması, 2017 referandumu ve 2018’de Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçiş sonrasında ortaya çıkan bu kaotik durum herkesin malumu. ‘Faiz neden enflasyon sonuç’ teoreminin olmayacağının dünyaya kanıtlanması ve sonrasında yeniden akılcı politikalara geçiş için Mehmet Şimşek’in getirilmesi.
Bundan sonra bu iş sadece sıkı para ve maliye politikası ile olur mu? Hayır. Çünkü güven konusu sağlanamadı. Reformu gerçekten yetki almış bir iktidar yapabilir. Bu temel seçim iktidara gönderilmiş bir kırmızı karttır. Ehil olmayan ellerde reform yapılamaz, toplum geçen dört yılda çok büyük bedel ödedi. Yoksulluğun geniş kesimlere yayıldığı bir topluma reform yapamazsınız. Onlardan özveri bekleyemezsiniz. Bu özveriyi yapacakları bulmanız gerekiyor, acı çekmemiş olanlara acı çektirmeniz gerekiyor. Acı çekmemiş olanlar da iktidarın kendi mensupları olan kesim.
Merkez Bankası 2023’te sadece 900 milyar TL zararı KKM hesaplarından yaptı. Bu bir servet transferiydi. Bu para emeklinin, memurun, emekçinin, işçinin cebinden alındı, üstelik vergi dilimleri güncellenmedi. Çalışanlar devlete daha fazla vergi verdi, birileri daha fazla zengin olsun diye.
Sıkı para ve maliye politikası dediğiniz zaman işsizliğin artması, ekonominin küçülmesi, yatırımların daralması, tüketimin daralması, zaten çok darda olan kesimlerin bu işten daha da acı çekecek olması demek. Sıkı para ve maliye politikasına çok ihtimal vermiyorum. Her ne kadar Erdoğan, dört yıl daha seçim yok dese de, anayasayı değiştiremeyecekleri için ve Erdoğan’ın da tekrar Cumhurbaşkanı seçilebilmesi için bir erken seçim ihtimali ortaya çıkıyor. Erken seçime kadar ne işsizlik çok artsın, ne enflasyon tek hanelere insin şeklinde devam edecekler.”
Hayri Kozanoğlu: ‘Asgari ücrete yeterli zam gelmezse tepkiler eyleme dönüşür’
Altınbaş Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hayri Kozanoğlu, Türkiye’de hem yüksek enflasyon hem de durgunluğun aynı anda yaşandığı stagflasyon sürecine girilmesinin kaçınılmaz olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Kemer sıkma programında ısrarlı ekonomi yönetimini ve son sözü söylediği kabul edilen Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı iki zor karar bekliyor. Birincisi, sermaye kesimine ilişkin. Büyük ölçüde TL kredi kullanan, ucuz işgücü istihdam eden, 20 yılı aşkın süredir iktidarın destekçisi Anadolu sermayesi seçimlere kadar sustu. Şimdi yüksek faizlere karşı sesini yükseltecek. Sıkı para politikası KOBİ’leri de çok olumsuz etkileyecek. Krediye ulaşmanın zorluğu yanında, soğuyan ekonomiyle birlikte ciroların düşmesi de derin sorunlara yol açacak. Buna karşın piyasacı yorumcular ve TÜSİAD ile simgelenen İstanbul sermayesi, 'Doğru yoldayız, tavizsiz istikrar programını uygulayalım' söylemini sürdürecek.
İkincisi geniş emekçi kesime ilişkin. Temmuz ayında emeklilere ve kamu çalışanlarına yönelik maaş ayarlamaları bir süreliğine tepkilerin azalmasını getirebilir. Ancak asıl düğüm noktası asgari ücret. Özel sektörde özellikle perakende, gıda, inşaat, mobilya, tekstil gibi iş kollarında çalışanların yüzde 70-80’i asgari ücretli. Asgari ücrete Temmuz'da yeterli bir zam yapılmaması hâlinde toplumsal tepkiler şiddetlenir, eylemlere dönüşür. Böyle bir ayarlamanın yapılması ise istikrar programını zedeler, zaten yüksek faizden şikayetçi sermaye kesimlerinin aşırı reaksiyonunu tetikler.
Her halükarda ekonominin 2024’te ciddi bir yavaşlama yaşaması, enflasyon biraz düşse dahi enflasyon ile durgunluğun bir arada yaşandığı bir 'stagflasyon' sürecine girilmesi kaçınılmaz görünüyor. Böyle bir ortam Cumhur İttifakı’nı daha da sarsar. AKP içinde ise Mehmet Şimşek ve ekibine yönelik tepkileri derinleştirir. Sade yurttaş bu programın uzaması hâlinde iyiye yoksullaşır. Mevcut borçlarını da ödeyemez duruma düşer. Özetle ekonomiyi zor günler bekliyor.”
Murat Batı: 'Verimsiz yüzlerce muafiyet ve istisna hükmü kaldırılabilir'
Ondokuz Mayıs Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Batı, verimsiz pek çok muafiyet ve istisna hükmünün kaldırılmasının beklenebileceğini ifade ederek, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, yapılması öngörülen değişiklikler için OVP’yi işaret ettiğinden Politika ve Tedbirler kısmının 'Vergi harcamaları gözden geçirilecek, etkin olmayan istisna, muafiyet ve indirimler kaldırılacaktır' şeklindeki 13. maddesini doğru okumak gerekiyor.
Verimsiz sayılan yüzlerce muafiyet ve istisna hükmü kaldırılacak gibi duruyor. Örneğin, toplam vergi harcamalarının toplam vergi hasılatına oranı 2024 yılı için yüzde 26,51 olarak tahmin edilmiş. Yani devlet 2024 yılında 100 TL vergi geliri hedeflemiş ise bunun 26,51 TL’sinden iraden vazgeçecek. 2024 dahil altı yılın vergi harcama tutarlarının vergi hasılatına oranının ortalaması ise yüzde 23.
Şimşek’in yaptığı açıklamalardan sonra öncelikle vergi harcama listesinden bazı istisna ve muafiyetlerin daraltılması adına bir budamanın yapılacağını sanıyorum. Ancak bu budamanın sermaye aleyhine çok fazla olacağını sanmıyorum.
Şimşek, yapılması öngörülen değişiklikler için OVP’yi işaret etti. 2024-2026 yıllarını kapsayan Orta Vadeli Program, 6 Eylül 2023 mükerrer Resmi Gazete’de yer alan 7591 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile yayımlandı.
OVP'nin 29 ile 32'nci sayfalarında kamu maliyesi hedeflerine yer verilmişti. OVP’nin Kamu Maliyesi hedefleri başlığı altında yer alan Politika ve Tedbirler kısmının 11. maddesi 'Kamu mali yönetiminde sürdürülebilir ve sağlıklı gelir kaynaklarının artırılması için vergi tabanının genişletilmesi ve vergilemede gönüllü uyumun artırılmasına yönelik çalışmalar sürdürülecektir' şeklindedir.
Vergi tabanının genişletilmesinden vergiye tabi olmayanların verginin konusuna dahil edilmesi anlaşılmalıdır. Özetle vergi tabanının genişletilmesinden vergi kanunları kapsamında olmayan -kripto varlıklardan elde edilen gelirler gibi- bazı unsurların vergi kanunlarının kapsamına alınması anlaşılmalıdır. O nedenle özellikle borsa ve faiz dolayısıyla uygulanan vergi avantajlarının kısmen azaltılacağını ve özellikle kripto paralar dahil bazı finansal enstrümanlarından elde edilen gelirlerden vergi alınmaya başlayacağını öngörüyorum.”
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
NEREDE YAYIMLANDI?
TCMB tarafından yayımlanan haftalık verilere göre 29 Mart haftasında ihtiyaç kredisi faizi %86 seviyesini aşarak rekor tazeledi. Söz konusu haftada taşıt kredisi hariç tüm kredi türlerinde topyekûn faiz artışı gözlemlendi.
05 Nis 2024

YAZARLAR

Pelin Cengiz
Gazeteci. Gazete ve televizyonlarda muhabir, editör, ekonomi müdürü, yazar ve programcı görevlerini üstlenen Cengiz, makroekonomi ve iş dünyası alanlarında haberler üretiyor. İkinci bir uzmanlık alanı olarak ekoloji alanında enerjinin finansmanı, iklim krizi, çevre mücadeleleri ve tarım ekonomisi üzerine çalışıyor.

EXANTE
Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Piyasalardaki iştah ve enerji, yoğun sermaye harcaması, bol sermaye ve rekabetçi büyüme arzusuyla öne çıkan Reagan dönemi 1980'ler, 1998-99 ve 2004-06 yıllarını andırıyor.

Ortaya çıkan tablo, daha az konuşan ancak şeffaflıktan ödün vermeyen, iletişimini daha sade metinlerle kuran, piyasaya daha az yönlendirme yapan fakat hedefleri konusunda daha kararlı ve kurumsal açıdan daha disiplinli bir merkez bankası modeline işaret ediyor.

Türkiye'nin en büyük dış ticaret fazlası veren sanayi kollarından tekstil ve hazır giyim sektörü, 2025 yılını 26,2 milyar dolarlık ihracatla kapattı. Doğrudan 845 bin, dolaylı etkileriyle birlikte yaklaşık 2 milyon kişiye istihdam sağlayan sektör, 2022'de ulaştığı zirveden bu yana tarihinin en sert daralmalarından birini yaşıyor. Konuyla ilgili sunum yapan TGSD yönetimi, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'na sunulan üç aşamalı strateji haritasının ayrıntılarını paylaştı.

Bu hafta hem yurt içi hem de yurt dışı piyasalarda veri akışı güçlü. Yurt içinde Fitch değerlendirmesi ve cari denge, yurt dışında ise ABD TÜFE ön planda olacak.
13 Tem 2026

Küresel ekonomide bir taraftan savaşın yarattığı belirsizliği ve bunun başta petrol ve altın fiyatları olmak üzere finansal piyasalardaki yansımalarını izlerken, diğer taraftan özellikle yapay zeka alanında yaşanan olağanüstü teknolojik gelişmelerin önümüzdeki dönemde ekonomik hayata nasıl yansıyacağını anlamaya çalışan bir piyasa dinamiğiyle karşı karşıyayız.




