Seçim sonrasında ekonominin rotası: Kim neler bekliyor?


Enerji yönetiminde yepyeni, dijital bir çağ: Apollo Apollo IoT yapay zekâsı ile anında enerji maliyetlerinizi düşürebilirsiniz. Hem de hiçbir yatırım maliyeti ve entegrasyon gerekmeden. 10 gün ücretsiz demo ile anında firmanızda enerji maliyetlerini düşürmek için Apollo ’u buradan keşfedebilirsiniz. #Energyisthenewcurrency
Daha fazlasını öğren →
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci turu, 28 Mayıs günü yapılan oylama sonucunda tamamlandı. Beştepe Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde balkon konuşmasını gerçekleştiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, ekonomiye ilişkin, "Enflasyonun yol açtığı fiyat artışları sıkıntılarını gidermek, refah kaybını gidermek önümüzdeki günlerin en acil konu başlığıdır. Bunları başbakanlığım döneminde faizi 4,6'ya, enflasyonu 6,2'ye indirerek ispatlayan biz değil miydik?" ifadelerini kullandı.
Beklentiler ne yönde?
Seçim sonuçlarının kesinleşmesinin ardından Türkiye ekonomisinin seçim sonrası rotasına ilişkin beklentiler de şekillenmeye başladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, ikinci tur öncesinde CNN International'a verdiği demecinde "Şimdi faiz 8,5'te ve enflasyon da düşüyor, daha da düşecek. Enflasyon bu ülkede kesinlikle faizle beraber inerek halkımın çok daha rahat edebileceği bir konuma gelecek. Bunu bir ekonomist olarak konuşuyorum, yani hayali değil. Eğer böyle bir durum olmamış olsa zaten bu inmezdi" ifadelerini kullanarak "mevcut modelle devam" mesajı vermişti. Konuya ilişkin Reuters’a konuşan üst düzey bir yetkili ise mevcut sistemin sürdürülebilir olmaması nedeniyle yeni bir modelin araştırılmakta olduğunu; fakat bu çalışmaların henüz Erdoğan’a sunulmadığını ifade etmişti.
Seçim sonrasında bir not yayımlayan ABD merkezli Morgan Stanley analistleri, yıl sonunda dolar/TL’nin 26 seviyesine ulaşabileceğini, fakat bu noktaya erken ulaşılması ve ekonomi politikalarında bir değişiklik yapılmaması hâlinde bu değerin 28’e kadar çıkabileceğini ifade etti. Yayımlanan notta ayrıca, "Makro politika çerçevesinde dezenflasyona öncelik verecek ve piyasa dostu politikalar benimseyecek bir değişiklik yapılmadığı takdirde, Türkiye'nin yüksek dış finansman ihtiyacı makro riskleri canlı tutacak, küresel şoklara ve bölgesel ortaklardan gelen döviz girişlerine duyarlılığı artıracaktır" ifadelerine yer verildi.
Barclays ekonomisti Ercan Ergüzel tarafından müşterilere yollanan bilgi notunda ise hem faiz oranlarında hem de dövizde bir düzenleme gerektiği ifade edilerek TCMB politika faizinin yıl sonunda %36’ya kadar çıkabileceği belirtildi.
Analistlerin de birtakım beklentileri mevcut.
- Tellimer Hisse Araştırma Birimi Başkanı Hasnain Malik, "Erdoğan'ın kazanması hiçbir yabancı yatırımcıyı rahatlatmaz. Yüksek enflasyon, düşük faiz oranları ve net döviz rezervinin eksikliği nedeniyle tüm varlıkları etkileyecek sancılı bir kriz kapıda olabilir" ifadelerini kullandı.
- Ninety One’dan Roger Clark, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın en büyük zorluğunun ekonomi olacağını ifade ederek, "Ekonomi siyasetinin yönü değişmezse, Türkiye daha aşırı bir ödemeler dengesi krizine ve daha sıkı bir sermaye kontrolüne doğru gidecek. Aşırı senaryoda ise, vatandaşların geniş dolar stokunun zorla bozdurulması ve Türk borçluların, dış yükümlülüklerinde temerrüde girdiğini görebiliriz" açıklamasında bulundu.
- Strateji Portföy’den Burak Çetinçeker, "Mevcut ekonomi modelinin işlemediği çok açık. Erdoğan da muhtemelen bunun farkında ve yakın gelecekte ortodoks bir politikaya mütevazı bir geçiş muhtemel çünkü aksi takdirde bu sürdürülebilir değil. Buna yönelik herhangi bir sinyal piyasa tarafından da memnuniyetle karşılanacaktır" dedi.
- Global Securities Araştırma Grubu Direktörü Serdar Pazı ise, "Hisse senetlerinde kısa süreli bir artış görebiliriz, özellikle de büyük ihtimalle 20’nin üzerinde kalacak döviz kuruyla. Bu süreç ihracatçılara önemli avantaj sağlayacaktır. Erdoğan hem seçim kampanyasında hem de dün geceki zafer konuşmasında düşük faiz oranlarını övdü. Bu politikanın değişme olasılığı düşük, en azından 2024’ün ilk çeyreğinin sonunda yapılacak yerel seçimlere kadar" ifadelerini kullandı.
Türk iş dünyasından tepkiler
- Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED) Başkanı Süleyman Sönmez, yarının Türkiye'sini ve umudu inşa etmek için herkese büyük sorumluluklar düştüğünü belirterek, "Vakit, hayallerimizdeki kalkınmış Türkiye'ye odaklanmanın vaktidir ve ülkemizin, hızla asli gündemi olan ekonomiye dönmesi gerekmektedir" ifadelerini kullandı.
- İstanbul İnşaatçılar Derneği (İNDER) Yönetim Kurulu Başkanı Nazmi Durbakayım, seçimlerin tamamlanmasıyla belirsizlik ortamının sona erdiğini belirterek, şunları kaydetti:
"Artık tüm enerjimizi ve gücümüzü işimize odaklamalıyız. Her zamankinden daha fazla çalışmamız, ülkece el birliğiyle üretmemiz gereken bir süreç başladı. Hep birlikte Türkiye'nin temel meselelerine odaklanarak ekonomimizi kalkındırmak, bir üst seviyeye taşımak ve huzurlu bir refah seviyesine ulaşmak için çalışmalıyız. Yeni dönemden daha da umutluyuz ve bu zamana kadar yaptığımız çalışmaların yeni dönemde de artarak devam edeceğine olan inancımız tamdır."
- İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (İKMİB) Yönetim Kurulu Başkanı Adil Pelister, "Seçim gündemi tamamlandığına göre şimdi ekonomi gündemine odaklanmalıyız. En kısa sürede ihracatçılarımızın beklenti ve ihtiyaçları doğrultusunda yeniden belirlenecek ekonomik politikalarla yatırım ortamının iyileştirilmesini, enflasyon kur makasının daraltılmasını, enflasyon faiz dengesinin sağlanmasını ve finansmana erişimin kolaylaştırılmasını bekliyoruz" açıklamasında bulundu.
- Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği (TGSD) Başkanı Ramazan Kaya, "Bu süreçte ülkemizin ekonomik, toplumsal ve sosyal refahına katkı sağlamak için üretimimizi ve ihracatımızı artırmamız gerektiğine inanıyoruz. Daha fazla üreterek enflasyonu aşağı çekebilir, daha fazla ihracat yaparak cari açığımızı düşürebilir ve oluşturduğumuz katma değerle iş gücümüzü artırabiliriz" değerlendirmesinde bulundu.
- Türkiye İnşaat Malzemesi Sanayicileri Derneği (İMSAD) Yönetim Kurulu Başkanı Tayfun Küçükoğlu, "Hem global hem coğrafi risklerin ve belirsizliklerin yükseldiği bir dönemdeyiz. Ülkemiz açısından önemli fırsatları ve riskleri barındıran bu dönemde gereken reformlarla birlikte gelişimimizin güçlenmesi ve hızlanması için hep birlikte üzerimize düşen görevleri yerine getireceğiz" açıklamasında bulundu.
- Türkiye Kadın Girişimciler Derneği (KAGİDER), "Sürdürülebilir kalkınma sürecine girmiş, yatırımlar için cazip, müreffeh bir Türkiye yaratmak hedefiyle harekete geçilmelidir. Türkiye'nin geleceğini belirleyecek temel konu toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamaktır. Kadınların ekonomide, toplumsal yaşamda ve siyasette erkeklerle eşit bir şekilde temsil edilmesi bugünümüz ve geleceğimiz için hayati öneme sahiptir. Bu hedef gerçekleşmeden diğer hedeflere ulaşmak mümkün değildir. Bu kapsamda, kadın hakları alanında geriye gidiş olmaması, kazanımların üzerine yenilerinin eklenmesi önem arz etmektedir" açıklamasına ek olarak eşitlik çağrısında bulundu.
- Uluslararası Yatırımcılar Derneği (YASED) Başkanı Engin Aksoy,
"(Dernek) Ülkemizdeki doğrudan uluslararası yatırımların yüzde 85'ini temsil eden derneğimiz ekonomimizin sürdürülebilir bir şekilde büyümesi, katma değerli uluslararası doğrudan yatırımların ülkemize çekilmesi ve ülkemizin rekabetçiliğinin artırılması hedefiyle yatırım ortamının iyileştirilmesine yönelik olarak oluşturulacak politikalara katkı sağlayarak daha güçlü bir Türkiye için yeni dönemde de şevkle çalışmaya devam edecek" ifadelerini kullandı. - Türkiye Perakendeciler Federasyonu (TPF) Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Düzgün, şu ifadeleri kullandı:
"Önümüzdeki süreçte sektörün karşılaştığı zorlukları ve ihtiyaçları da sizlerle gündeme getirerek ortak çözümler bulmayı hedefliyoruz. Türkiye'nin önümüzdeki süreçte tek yürek halinde hareket edip, daha da güçleneceğine ve ekonomik potansiyelini tam anlamıyla ortaya çıkaracağına yürekten inanıyoruz."
- İstanbul Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği (İTHİB) Başkanı Ahmet Öksüz, "Türk tekstil sektörü olarak sağladığımız istihdam, devasa üretim gücümüz ve 13 milyar doları bulan ihracatımızla Türkiye Yüzyılı'na hazırız. Türkiye ekonomisinin mihenk taşı olan sektörümüz; daha fazla üretim, ihracat ve istihdamla, ülkemizin ekonomisine katkı sunmaya var gücüyle devam edecek" değerlendirmesinde bulundu.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Enerji piyasalarındaki son hareketler ve geleceğe dair beklentiler
30 May 2023

YAZARLAR

Emircan Yaman
Piyasalar ve Finans Editörü

Pareto
İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR
Gün bittiğinde o yapılacaklar listesindeki bütün tikleri atmış olmak profesyonel hayatın gereği olabilir. Müşterinizin, yöneticinizin memnuniyeti elbette önemli… Ancak bir şekilde kendi düşüncelerinizle baş başa kalma lüksünü bulabildiğiniz bir an olursa kendinize şu soruyu sorabilirsiniz: "Bugün sadece önüme yığılan işleri mi erittim, yoksa ortaya gerçekten bana ait bir şeyler koyabildim mi?"

Polaroid, üst üste ikinci yaz kampanyasını da yapay zeka karşıtı hissiyata ayırdı. Markanın sahillerdeki billboardlara yerleştirdiği reklamları "Veri merkezleri hepsini içip bitirmeden gidip denize atla" diyor; "yapay zekanın parmaklarımızın arasındaki kumu üretip üretemeyeceğini" sorguluyordu. Peki teknoloji liderlerinin kendilerini "tastewashing" ile yeniden paketlemeye çalıştığı bir dönemde markaların yapay zekayla mesafesi nasıl inandırıcı olur?

Ticaret Bakanlığı, yerli üretimi desteklemek ve cari açığı azaltmak amacıyla pek çok ithal üründe ek gümrük vergisi oranlarını artırdı. Her ne kadar bu düzenlemeler iç pazarda Çin ürünlerinin oluşturduğu haksız rekabetten kaynaklanan dezavantajları gidermeye yönelik olsa da, tüketiciye etkisinin zam olarak yansıyacağı beklentisi hâkim. Kur baskısıyla ithalatın üretmeye göre daha avantajlı olduğu Türkiye’de alınan bu kararların enflasyonla mücadeleye, cari açığın düşürülmesine ve yerli üretime etkileri ne olacak?

Türkiye’de kurumsal dönüşüm yönetimi denince akla ilk gelen isimlerden biri olan Burhan Karaçam’ın "Değişim, İnsan, CEO" kitabı, yakın zamanda okuruyla buluştu. Yeni kitabı vesilesiyle Aposto editörleriyle biraraya gelen Karaçam, yöneticilik serüveninden çıkardığı en önemli dersleri ve geleceğin yöneticilerine tavsiyelerini paylaştı.

Yıllarca bir girişimin ciddiyetini ölçmenin en kestirme yolu ekip büyüklüğüydü. "Kaç kişisiniz?" sorusu aslında "Ne kadar gerçeksiniz?" demekti. Yapay zeka, bu denklemi sessizce bozdu. Bugün en hızlı büyüyen şirketlerin bazıları, bir toplantı odasına sığacak ekiplerle yönetiliyor. Peki küçük bir ekip nasıl büyük iş çıkarıyor ve bu modelin görünmeyen bedeli ne?




