Şehirde kadın izlerini takip etmek

Osmanlı’da kadınların şehre kattığı yapılar
Şehirde kadın izlerini takip etmek

The Irish Spirit Jam Session #n
The Irish Spirit ile birlikte

The Irish Spirit Jam Session’da bu ay: Ikaru ve Islandman

Büyük Britanya'nın batısındaki İrlanda Adası'nda; ılıman bir deniz ikliminden, düzlükleriyle ve yeşil doğasıyla öne çıkan bir bölgeden on yıllardır beslenen bir kültür var. Karakterini mutluluk, eğlence, özgürlük, sohbet gibi kavramlardan…

Daha fazlasını öğren →

Aposto İstanbul

Aposto İstanbul

İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.

Bugüne kadar İstanbul’a pek çok açık uçlu haritadan baktık. Amacım şehrin topoğrafyasını farklı açılardan yeniden düşünmek, şehri farklı konseptler aracılığıyla yeniden haritalandıran ve bu sayede onun dilini konuşmamıza vesile olan araştırmaların bize yeni sorular sordurmasını sağlamak. Hem İstanbul’un hem de şehir kavramının aslında ne kadar akışkan olduğunu göstermek.

Bu hafta Not Defteri, Osmanlı’da kadınların şehre kattığı yapılar aracılığıyla toplumsal cinsiyet bağlamında İstanbul’u yeniden düşünmeye, kadınların kamusal alanda bıraktığı izlerin peşinden gitmeye davet ediyor. Bu sayede gücün temsili ve uygulanmasıyla mimari arasındaki ilişkiyi de gözler önüne sermek önemli. 

2017 yılında Salt Galata’da açılan İşveren Sergisi kapsamında Prof. Dr. Murat Güvenç, Prof. Dr. Çiğdem Kafesçioğlu ve Firuzan Melike Sümertaş’ın yaptığı araştırma “Osmanlı İstanbul'unda Kadın Bani Yapıları Haritası”, çoğumuzun düşüncesinin aksine, Osmanlı'da kadınların yaşamlarını sadece kapalı kapılar ardında sürdürmediğini kanıtlıyor. Yine de dönemin şartlarına göre düşünmekte fayda var, tabii ki bu yapılar tüm etnik köken ve inanç farklılıklarını kapsamıyor; sadece belli bir kesimi temsil ediyor. 

Öncesinde, "bani" kelimesinin anlamıyla başlayalım. Bani; kurucu, yapan kimse demek. Kadın “yapıcı”lar, 15'inci ve 20’nci yüzyıllar arasında İstanbul’un şehirleşmesinde büyük rol oynamış. Bahsi geçen bu kadınlar, genellikle hanedana, yönetici elite ya da ulema hanelerine mensup; ekonomik ve kısmen de olsa siyasi iktidara sahip kadınlar. Çoğu hayır amaçlı yaptırılmış külliyeler, çeşmeler, su yolları, camiler, hamamlar… Tüm yapılara burada yer vermek mümkün olmamakla birlikte, harita ve araştırmanın ışığında hem kadın baniler hem de şehrin tarihi üzerine bazı çıkarımlar yapmak mümkün.

• Su yolları ve çeşmeler: Örneğin; su yollarına ve çeşmelere ağırlıklı olarak 18'inci yüzyıl ve sonrasında rastlıyoruz. İstanbul’un en eski yerleşim yerleri olan Tarihî Yarımada ve Beyoğlu’nda bilinen -neredeyse- tüm su yolları padişahlar tarafından yaptırıldığından, kadın yapıları genellikle Üsküdar’da kümeleniyor. Her ne kadar kadınların, inşa süreçleri için şehrin çeperlerinde mimari açıdan zorlu arazileri seçtiği veya bu konuda özgür bırakılmadığı düşünülse de Üsküdar’da yapılan -cami ve külliyeler de dâhil- pek çok yapı aslında şehrin tam da girişinde konumlanıyor. 

• Cami ve külliyeler: 15’inci yüzyılda kadınların sıklıkla erkek yöneticiler gibi camiler yaptırdığını görüyoruz. Çünkü kamusal yardım yapıları bir çeşit “ben buradayım” sembolü. 17’nci yüzyıla kadar camilere yan binalar ekleniyor, daha geniş komplekslere dönüştürülüyor. Bu külliyelerin en önemli örneklerinden biri, aynı zamanda Mimar Sinan’ın İstanbul’daki ilk binası olarak bilinen Haseki Külliyesi. Hürrem Sultan tarafından yoğunlukla kadınların çalıştığı Avratpazarı semtinde sadece kadınların kullanımına açık medrese, cami, sıbyan mektebi ve hastaneden oluşuyor. 

• Konutlar ve saraylar: Türlü sosyal imkânı bünyesinde barındıran külliyeler, 18’inci yüzyılla birlikte daha tekil yapılara, yalı ve sahil saraylarına dönüşüyor. Bu yapılar arasında ilk göze çarpanlar Beşiktaş’ta, yerinde şu an Çırağan Sarayı bulunan Beyhan Sultan Sahil Sarayı ile Ortaköy’de yaptırılan ama günümüze ulaşamayan Hatice Sultan Sahil Sarayı. 

Yapıların hepsine ulaşmak için haritaya buradan erişebilirsiniz. 

Kaynak:
Sümertaş, F. Kadınlar ve Güç: 16-17.yy İstanbul Mimarlığının Bani Kadınları, 2005.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Aposto İstanbul

Aposto İstanbul

İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

Aposto İstanbulAposto İstanbul
∙

BÜLTEN SAYISI

🍃 Daha çok yeşil, daha çok park, daha çok bank

İstanbul'u dinliyoruz; gözlerimiz hiç olmadığı kadar açık. Daha çok yeşil, daha çok park, daha çok bank diyor.

06 Ara 2020

The Irish Spirit ile birlikte
Bebek Parkı

YAZARLAR

Aposto İstanbul

İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

‘İstanbul’un Gözü’ Ara Güler'den geriye kalan kent manzaraları

Ara Güler’in objektifinden kalan İstanbul’u bütünüyle geri getirmek mümkün değil. Sokaklar değişti, bazı yapılar ortadan kalktı, kıyılar başka işlevler kazandı. Ara Güler’in ölümünün 8. yılında fotoğraflarına yeniden bakmak, yalnızca eski günleri anmak için değil, yaşadığımız kenti sorgulamak için de bir fırsat.

Vartan Estukyan

·

16 Eki 2026

‘İstanbul’un Gözü’ Ara Güler'den geriye kalan kent manzaraları
Bizi bu şehir sinirlendiriyor olabilir mi?

Bir zamanlar iyi geldiği için adı "terapi" konan bölgelere sahip bu şehir, bugünlerde çoğumuzun psikolojisinin bozulmasının sebeplerinden biri hâline gelmiş gibi. Belki de sorun İstanbul’un yalnızca çok kalabalık olması değildir. Belki sorun, İstanbul’un bize kendimiz için giderek daha az yer bırakması. Belki mesele yalnızca trafik değil, gürültü değil, nüfus değil, beton değil. Bütün bunların arasında kendimize ait küçücük bir alan bulamamak.

Vartan Estukyan

·

04 Eki 2026

Bizi bu şehir sinirlendiriyor olabilir mi?
Eski Şark Eserleri Müzesi yeniden açıldı: İstanbul Arkeoloji Müzeleri'nin gözden kaçan hikayeleri

Dört yıllık tadilatın ardından yeniden açılan Eski Şark Eserleri Müzesi, İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nin geniş koleksiyonundaki hikayelerin peşine düşmek için İstanbullulara bahane oldu. Dört bin yıllık bir aşk şiirinden Assur’un süslü cinlerine, Midillili bir köpeğin mezartaşından müze bahçesindeki altı Bizans, üstü Osmanlı çeşmesine, bu kez hemen akla gelen başyapıtlarla değil, ilk bakışta gözden kaçabilecek ilginç hikayeler eşliğinde geziyoruz müzeyi.

Deniz Kaynak

·

09 Ağu 2026

Eski Şark Eserleri Müzesi yeniden açıldı: İstanbul Arkeoloji Müzeleri'nin gözden kaçan hikayeleri
İstanbul’da neden bir Doğu Roma müzesi yok?

İstanbul’da gezerken bazen bir sarnıcın önünden geçeriz, bazen bir sur parçasının yanından. Bazen eski bir kilisenin, bazen bir saray kalıntısının, bazen de adını bilmediğimiz bir sütunun önünde dururuz. Çoğu zaman fark etmeyiz; fark ettiğimizde de bu kalıntıları ayrı ayrı görürüz. Ayasofya bir yerde durur, Kariye başka bir yerde. Oysa bütün bunlar aynı büyük hikayenin parçalarıdır: İstanbul’un bin yılı aşan Roma / Doğu Roma başkentliği.

Şerif Yenen

·

04 Ağu 2026

İstanbul’da neden bir Doğu Roma müzesi yok?
Kent hakkı ve bellek: Kadıköy değişiyor, peki kimin için?

Kadıköy değişiyor ama bu sadece yapısal bir dönüşüm değil. Bu, bir mahallenin değişen yaşam kültürünün, aşınan kent belleğinin ve yaşadığı çevre üzerinde söz sahibi olmak isteyen sakinlerinin hikayesi aynı zamanda. Caferağa Mahallesi Muhtarı Hanife Dağıstanlı, son 15 yılda semtin geçirdiği dönüşümü kent belleği, kamusal alan ve aidiyet üzerinden değerlendiriyor.

Zeynep Sipahi

·

22 Tem 2026

Kent hakkı ve bellek: Kadıköy değişiyor, peki kimin için?