Şehirler nasıl nöroçeşitliliğe duyarlı hâle getirilebilir?

SoliSeyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.
Alexandra Lange Bloomberg CityLab için yazdığı makalesinde New York’da iki farklı nöroçeşitlilik denetimine katılarak otizmli çocuklar ve yetişkinlerin kamusal alanları nasıl deneyimlediğini inceliyor. Şehirler ve okullar genellikle nöroçeşitli bireylerin ihtiyaçları göz önüne alınarak tasarlanmıyor. Otizm, DEHB, disleksi gibi nöroçeşitlilik spektrumundaki bireylerin şehir hayatına tam anlamıyla katılabilmesi için tasarım süreçlerine dahil edilmeleri gerekiyor.
New York'ta mimarlar, araştırmacılar ve şehir planlamacıları nöroçeşitliliğe duyarlı şehirler yaratmak için yeni yöntemler geliştiriyor. Anketlerin yetersiz kaldığı bu süreçte, bireylerin ihtiyaçlarını anlamak için saha çalışmaları ve duyusal haritalama gibi alternatif yöntemler öne çıkıyor.
Gürültüye duyarlı öğrenciler için tasarım: New York’taki PS112m okulunda yapılan bir çalışmada, otizmli öğrencilerin yoğun trafik gürültüsünden olumsuz etkilendiği belirlendi. Bunun üzerine öğrencilerin kendi ses haritalarını çıkarmaları sağlandı. Bu verilerle şehir içindeki aşırı gürültüyü azaltmaya yönelik yeni tasarım çözümleri geliştirildi.
Kamusal alanlarda duyusal deneyimler: WIP Collaborative ve AHRC New York City iş birliğiyle, nöroçeşitli yetişkinlerle yapılan bir proje kapsamında şehirdeki kamusal alanlar fotoğraf, çerçeve ve semboller aracılığıyla değerlendirildi. Bu yöntem, klasik anketlerden daha etkili bir geri bildirim süreci sundu. Katılımcılar, rahatsız edici ve rahatlatıcı buldukları alanları görsellerle belgeleyerek şehir planlamacılarına rehberlik eden veriler sundular.
Kent tasarımında yeni prototipler: The Neurodiverse City projesi kapsamında, oyun alanları ve kamusal meydanlar için nöroçeşitli bireylerin ihtiyaçlarına özel tasarlanmış yeni modeller geliştiriliyor. Daha yumuşak oturma alanları, duyusal kaçış noktaları ve işitsel konfor sağlayan yapılar bu modeller arasında.
Ne düşündük: Şehirler herkes için yaşanabilir olmalı. Ancak nöroçeşitliliğe uygun şehirler yaratmak yalnızca fiziksel erişilebilirliği artırmakla değil, bireylerin farklı duyusal ve bilişsel deneyimlerini anlamakla mümkün. Kamusal katılım süreçlerinin daha kapsayıcı hâle getirilmesi, kent yaşamını herkes için daha konforlu kılabilir.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SoliSeyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.
NEREDE YAYIMLANDI?
Şehir Gündemi'nde nöroçeşitliliğe duyarlı şehirler ve toplu taşımanın ulaşılabilirliği, Ajanda'da İstanbul, Paris ve Londra’dan açılışlar, sergiler ve pop-up yemekler var. Ve müjde, İstanbul'un festivali şehre dönüyor.
07 Mar 2025

YAZARLAR

Soli
Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.
İLGİLİ OKUMALAR
Dünyanın en kuzeydeki başkentlerinden biri olan Reykjavík, adaya adım atan gezginler için genelde yalnızca bir konaklama noktası ya da doğa turlarına geçiş güzergahı olarak görülüyor. Oysa şehir; insan ölçeği, özgün mimari yapısı ve kamusal alan kullanımıyla adadaki yaşam kültürünün en somut özetini sunuyor. Üstelik “buralı olmanın” ve adadaki gündelik hayatın izlerini sürmek isteyenlere karşı da son derece cömert. Kentin 10 yerel durağını bir güne sığdırmak isteyenler için bir rehber.

Bali’den Koh Phangan’a, Goa’dan Tulum’a uzanan görünmez hatta “Coğrafi Rezonans Hattı” demek gerek belki. Burası insanların kaybettikleri ritmi yeniden bulmaya çalıştıkları bir dolaşım ağı. Fakat bir süre sonra başka bir şey fark ediliyor: İnsanlar rezonansı bulamıyor, onu bir ülkeden diğerine taşıyor sadece. Bu yüzden Coğrafi Rezonans Hattı bir çözüm haritasından çok, bir semptom haritası.

Etkinlikler, şehrin farklı aktörlerini buluşturan, boş alanları görünür kılan, mahallelerin hikayesini değiştiren ve ekonomik hareket yaratan; üstelik bütün bunları ölçülebilir ve programlanabilir bir yapıya dönüştüren kullanışlı formatlar. Ancak bir şehrin “etkinlik sahnesi” olarak tasarlanması, her zaman doğru cevabı vermiyor. Etkinlik bittiğinde geriye ne kalıyor? Yaratılan değer, kültürel ekosistemin yanı sıra kamusal alanlara erişime, yerel işletmelere ve mahallelerin gündelik yaşamına da katkıda bulunuyor mu?

İtalya'da sıfırdan inşa ettiği sözde 2.000 yıllık amfitiyatroya giriş için ziyaretçilerden 40 avroya kadar ücret alan 69 yaşındaki Franco Malosso 28 ay hapis cezasına çarptırıldı. Bu akıl almaz olaydan hareketle yapay zeka halüsinasyonları sonucu yaygınlaşan, var olmayan turizm atraksiyonlarını inceledik.

Miuccia Prada ve Raf Simons’ın 2027 İlkbahar/Yaz koleksiyonu, yeniden eteğe dönüyor. Moda sürekli yeniyi talep ederken Miuccia Prada’nın gücü, geçmişini reddetmeden değişebilmesinde yatıyor. Yıllar önce kurduğu bir fikri bugün yeniden yorumlayabilmesi, yaratıcılıkla tutarlılığın birbirine engel olmadığını; aksine aynı çizgiyi koruyarak da sürekli yenilenmenin mümkün olduğunu gösteriyor.



