Kadıköy'de bir sinema mabedi: Sinematek/Sinema Evi

"Bugünkü bolluk içinde izleyiciye belli bir yön öneren yahut belli bir perspektif ve belli bir entelektüel çerçeve sunan programlar yapmak Sinematek’lerin en önemli işlevi hâline geldi."
Kadıköy'de bir sinema mabedi: Sinematek/Sinema Evi

10 Aralık - apéro dükkân - Duende
apéro dükkân ile birlikte

Sofradan taşanların dükkânı: apéro dükkân

Duende okuyucusu, bugünün bülteninde seni sofradan taşan bir dükkâna, apéro dükkân’ın ağız sulandıran dünyasına davet ediyoruz. Dükkâna girişler de buradan .

Daha fazlasını öğren →

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

Emre Eminoğlu

Neler oluyor? Yoğurtçu Parkı'nın hemen paralel sokağında, yüksek apartmanların arasında saklı kalmış üç katlı bir köşk... Köşkün duvarları sinema tarihinin mihenk taşlarının afişleriyle dolu. Hemen yanındaki cam cepheli yeni bina ise buzdağının sadece görünen yüzü: Yerin altında 160 kişilik yepyeni bir sinema salonu var — tam da sinema tarihinin o sayfaları arasında gezmenin, birlikte film izlemenin, perdede film izlemenin tadını çıkarmak için. 

Neden önemli? Her şeyden önce 50-60 yıl öncesinin Sinematek Derneği'nin mirasını yaşatan ve tüm dünyadaki sinematek geleneğinin bir uzantısı olan Sinematek/Sinema Evi, Jak Şalom öncülüğünde, Kadıköy Belediyesi'nin çabalarıyla kuruldu. Geçtiğimiz ay kapılarını açan mekânın farklı kavramsal çerçevelerde hazırlanmış ya da farklı yönetmenlerin filmografilerine odaklanan gösterim programlarındaki filmleri, Onat Kutlar'ın adının verildiği sinema salonunda izlemek mümkün; fakat bir sinema salonu olmanın ötesinde Sinematek/Sinema Evi, sinemacılar ve sinema severler için bir buluşma noktası olmayı hedefliyor ve gösterim programlarını sinema odaklı sergi ve etkinliklerle destekliyor. Ayrıca randevuyla hizmet veren kütüphane ve arşiv bölümü, sinemaya dair zengin birer kaynak niteliğinde.

Ne söyledi? Sinematek/Sinema Evi'nin sanat yönetmenliğini üstlenen, Tepenin Ardı, Abluka ve Kız Kardeşler filmleriyle tanıdığımız yönetmen ve senarist Emin Alper sorularımı yanıtladı.

Sinematek/Sinema Evi arşivinden


Sinematek/Sinema Evi, 1960'lar Türkiye'sindeki Sinematek Derneği'nin mirasını nasıl yaşatacak - ya da böyle bir hedefi var mı?

Sinematek/Sinema evi sinema klasiklerini seyirciye belli bir perspektif içinde sunmak ve sinema kültürünü geliştirecek entelektüel etkinliklere ev sahipliği yapmak anlamında Sinematek Derneği’nin mirasını sürdürmeyi hedefliyor. Ancak bu mirasa etkin bir şekilde sahip çıkmanın önündeki ilk engel ne arşiv anlamında ne de kurumsal anlamda iki kurum arasında bir devamlılığın söz konusu olması. Daha da önemlisi Sinematek’in 60’lar ve 70’lerdeki işleviyle bugünkü işlevini bir tutmak mümkün değil. Bugün filmlere ulaşmanın çok kolay olduğu ve arşiv mantığının ise tamamen değiştiği bir dönemde yaşıyoruz. Negatif film tarihe karıştı, üzerine DVD’ler de tarihe karıştı. Bugün tümüyle dijitalize olmuş filmlerin nasıl arşivlenebileceği başlı başına bir tartışma konusu.

Sinematek/Sinema Evi arşivinden


Birçok filmin dijital olarak çok daha erişilebilir olduğu günümüzde Sinematek'i sürdürülebilir kılmak ve özellikle genç izleyici kitlesine ulaşabilmek için kısa vadede ve uzun vadede nasıl bir programlama yapmayı ve nasıl etkinlikler gerçekleştirmeyi düşünüyorsunuz?

2000’li yılların sonuna kadar sinemaseverler için en büyük sorun filmlere ulaşmaktı. O zamanlarda dünya sinemateklerinin en önemli işlevi de seyircilere nadir filmlere ulaşma fırsatı sunmasıydı. Bugün bu durum büyük ölçüde değişti; ancak bugün de muazzam bir film bolluğu içinde yaşamaya başladık. Güncel ifadesiyle içerik denizinde boğuluyoruz. Dolayısıyla bugün belki de bu bolluk içinde izleyiciye belli bir yön öneren yahut belli bir perspektif ve belli bir entelektüel çerçeve sunan programlar yapmak Sinematek’lerin en önemli işlevi hâline geldi. Biz de bu anlamda sinema tarihinin kurucu akımlarına ve sinema dilinin gelişimine ciddi katkılarda bulunmuş ustaların retrospektiflerine yer vermeyi düşünüyoruz. Bunları da belli bir kronoloji ve estetik tema sürekliliği içinde yapmayı hedefliyoruz. Bizim için film gösterimleri kadar önemli olan etkinlikler ise söyleşi ve paneller. Gösterimlerimize paralel olarak iki haftada bir muhakkak bir söyleşi ve panelle gösterimlerimizi entelektüel olarak desteklemek istiyoruz. Alman dışa vurumculuğunu orta vadede Fransız şiirsel gerçekçiliği takip edecek. Oradan kara film geleneğine uzanıp çağdaş neo-noirler’ı ele almayı düşünüyoruz. Bunun yanında da pek çok heyecan verici yönetmenin retrospektifleri programımızda yer alacak. Örneğin hazır dışavurumculukla başlamışken estetik eğitimini iki savaş arası avangardı içinde almış gerçeküstücü bir yönetmenle, Buñuel'la devam edelim istiyoruz.

Sinematek/Sinema Evi kütüphanesi


Sinematek/Sinema Evi'nin salonunu festivallere açmayı düşünüyor musunuz?

Bu konuda İstanbul Film Festivali’ne verilmiş bir sözümüz var; ancak daha fazlasını yapmamız mümkün değil. Eğer İstanbul’da düzenlenen irili ufaklı festivallere açarsak salonumuzu, bizim kendi programımızı yapmamız matematiksel olarak imkânsız hâle geliyor. Ayrıca Sinematekler salon hizmeti sunan yerler değildir. Her Sinematek’in kendi özgün programı ve bağımsız bir işleyişi olmalıdır. Bu durumda maalesef salon sıkıntısı çeken festivallere olumsuz cevap vermek durumunda kalıyoruz ama kendilerini Kadıköy Belediyesi’nin diğer sinema salonlarına yönlendiriyoruz.

Film gösterimlerinde sinema tarihinin önceki dönemleri kadar çağdaş ve güncel yapımlara da yer vermeyi düşünüyor musunuz? 

Özellikle ticari gösterim şansı bulamayan belgesellere programımızda yer vermeyi düşünüyoruz; ancak burada da seçici olmak durumundayız. Yılın çokça konuşulmuş, festivallerde beğeni toplamış belgesellerini sınırlı bir program içinde seyirciye ulaştırmayı istiyoruz. Bunun dışında tabii ki yer yer yakın tarihli filmlere yer vereceğiz. Örneğin şubat ayı program içinde ileride açıklayacağımız bir bağlam içinde son 10 yılın önemli sinemasal ürünlerinden bir seçkiyi seyirciye sunacağız. 

Sinematek/Sinema Evi'nin duvarları sinema tarihinin mihenk taşlarının afişleriyle dolu


Gösterimlere dışa vurumcu Alman Sineması ve Metin Erksan toplu gösterimiyle başladınız. İlk ayki gösterimlerde en çok ilgiyi hangi filmler gördü?

Pandemi koşullarına rağmen genel ilginin memnun edici olduğunu gördük. İlgi daha çok sinema tarihinin çok konuşulmuş, ismi çok duyulmuş filmlerine yönelik oluyor. Örneğin dışa vurumcu filmler içerisinde Dr. Caligari ve Metropolis en çok seyirciyi çeken filmler oldu. Metin Erksan’ın filmleri arasında ise Susuz Yaz ve Yılanların Öcü… Fakat maalesef Kuyu gibi bir gizli cevher yeterli ilgiyi görmedi.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

DuendeDuende
∙

BÜLTEN SAYISI

∙

PREMIUM'A ÖZEL

📽️ Sinematek/Sinema Evi, The Hand of God, Billie Eilish

Emin Alper'le Sinematek'te buluştuktan sonra Sorrentino'nun son gözdesi The Hand of God'la Napoli masalına kapıldık.

10 Ara 2021

apéro dükkân ile birlikte
Deniz Sabuncu

YAZARLAR

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

DuendeDuende
∙

HİKAYE

Instadocs: Kendi canavarlarını yaratan çağ sıcağı sıcağına kayıt altında

Adalet, gerçeklik ve güvenlik sarsılırken yapay zeka yeni bir faili sahneye çıkarıyor. Netflix'in "Instadocs" serisi, kendi yarattığı sistemlerle yüzleşmek zorunda kalan insanlığın hikayesini anlatıyor.

Instadocs: Kendi canavarlarını yaratan çağ sıcağı sıcağına kayıt altında
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Dünya edebiyatının zarif devrimcileri: 'Latin Amerika Patlaması' üzerine

Süleyman Doğru'nun dilimize kazandırdığı "Latin Amerika Patlaması - Boom Mektupları", kitabın editörlerinin imece usulü yazdığı "giriş" yazısı, yaklaşık 207 mektup ve mesaj, yazarların birbirleriyle yaptıkları söyleşiler, eserleri hakkında kaleme aldıkları deneme, eleştiri ve makalelerle bizi Latin Amerika ve İspanyolca edebiyatın dört çığır açan isminin dünyasına davet ediyor.

Soner Can

·

15 Eki 2026

Dünya edebiyatının zarif devrimcileri: 'Latin Amerika Patlaması' üzerine
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Likya mirasının izinde imece usulü festival: Kaş Tiyatro Günleri

“Likya Kültürel Mirası” temasıyla 15-18 Ekim’de beşinci kez düzenlenen Kaş Tiyatro Günleri, bu yıl Kaş’ın yanı sıra Myra ve Patara’ya da uzanıyor. Festivalin kurucularından, Kaş Çevre ve Kültür Derneği Başkanı Ahmet Murat Akoy ve gönüllü destekçi Aslınur Sarıca’yla tiyatronun, ekolojik mücadelenin ve birlikte üretmenin açtığı alanı konuştuk.

Ilgaz Gökırmaklı

·

13 Eki 2026

Likya mirasının izinde imece usulü festival: Kaş Tiyatro Günleri
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Bozcaada Uluslararası Ekolojik Belgesel Festivali: 'Yerel, küçük, yavaş'

Bozcaada Uluslararası Ekolojik Belgesel Festivali’nin etkinlik koordinatörü Nigar Mat ile festivalin yerelle kurduğu bağı, adanın ekolojik sorunlarını ve dayanışmayla bir festival sürdürmenin koşullarını konuştuk.

Emre Eminoğlu

·

12 Eki 2026

Bozcaada Uluslararası Ekolojik Belgesel Festivali: 'Yerel, küçük, yavaş'
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Bir neslin geçmişiyle buluşması: Çilekeş 16 yılın ardından yeniden sahnede

Çilekeş, Epifoni Organizasyonu ile 16 yıl sonra orijinal kadrosuyla sahneye döndü. Grup yalnızca eski şarkılarını çalmadı, kolektif bir kitlenin parçası olmamızı da sağladı.

Eda Solmaz

·

12 Eki 2026

Bir neslin geçmişiyle buluşması: Çilekeş 16 yılın ardından yeniden sahnede