Sınırlara ve kurallara meydan okuyan doğal peyzaj: Kaos bahçeciliği

AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
“Kaos bahçeciliği” yeni bir terim belki ama aslında oldukça zahmetsiz ve ucuz, çok eski bir geleneğin günümüze yansıması: Toprağa rastgele tohumlar serpiştir ve büyümelerini izle.
- Bahçecilik kurallarına, ekim-dikim takvimlerine ve toprak türüne göre bitki seçme rehberlerine meydan okuyan yeni nesil bahçeler, iki bahar önce sosyal medyada “doğal bahçeler” ve “kaos bahçeciliği” etiketleriyle paylaşılmaya başlamıştı. Gidişata bakılırsa doğanın insafına ve kontrolüne bırakılan bu sürdürülebilir bahçecilik türüne ilgi artıyor.
Kaos bahçeciliğinin temelinde farklı bitki türlerinin tohumlarını toprağa rastgele serpiştirmek ve süreci doğanın devralmasına izin vermek yatıyor. Zahmetsiz ve ucuz bu uğraş, basit birkaç kritere dikkat edilerek yapıldığında biyolojik çeşitliliğe de katkı sağlıyor.

Birleşik Krallık ve Avrupa kırsalında yüzyıllardır varlık gösteren kır bahçelerinde çalılar, çiçekler, sebze ve meyveler birarada, belirli sınır ve patikalarla ayrılmadan yetiştirilir. Benzer biçimde, nispeten sakin kıyı kasabalarına giderken aralarından geçtiğimiz yabani çiçek çayırları da kendi kendine tohumlanarak insan müdahalesi olmadan gelişir.
Dekorasyon dergilerinden fırlamış gibi görünen "düzenli, planlı ve steril bir bahçe"ye sahip olmak gibi bir derdi olmayan bahçeciler arasında bu yöntem yaygın olarak uygulanır. Toprakta kendiliğinden yeşeren fideler büyütülür, rüzgarın bitkilerin tohumlarını savurmasına ve bahçenin kendiliğinden büyüyüp gelişmesine, hayvanlarla bitkilerin simbiyotik yaşamına izin verilir.
Neden popüler oldu?
TikTok ya da Instagram’da arama çubuğuna “chaos gardening” yazdığınızda karşınıza bir kavanozda tohumları karıştırıp toprağa serpen yüzlerce insanın bahçesinin önceki ve sonraki hâlleri çıkacak. Bu akım, esnek bahçeciliğe hatırı sayılır bir görünürlük kazandırmış olsa da insanların bu uğraşı denemesinin tek nedeni değil.
Kaos bahçeciliğinin hızlıca yayılmasının ardındaki en önemli etken zahmetsiz ve ucuz, yani uygulanabilir olması. Planlı ve kurallara uygun bir bahçe için önceden toprağı ekime hazırlamanız, yürüyüş ve geçiş alanları belirlemeniz, güneş ve toprak durumuna göre ekmeye uygun bitkileri ve uygun dikim zamanlarını araştırmanız gerekli. Uygun toprağı, fide ve bahçe aletlerini, gerekiyorsa sera ve çit gibi malzemelerini almak da pek ucuz değil. Oysa yapı marketlerde ve çevrimiçi alışveriş sitelerinde bir paket çiçek tohumunun fiyatı 30-40 lira arasında değişiyor.

Günlerce süren toprağı dikime hazırlama çalışmalarının aksine toprağı hafifçe havalandırmak, tohum karışımını serpiştirmek ve can sulamasını yapmak ise yarım günde halledebileceğiniz bir iş. Üstelik kaos bahçeciliği için geniş ve bakımlı topraktan bir bahçeniz olmasına bile gerek yok. Yükseltilmiş bitki yataklarında ya da mega boy saksılarda kendi bahçenizi yaratabilirsiniz.
Bu uğraşın ayrıca zihin dinlendirici, rahatlatıcı bir yanı da var. Çoğumuz neredeyse her günümüzü dijital takvimlerin buyuruğunda, hangi saatte nerede, kimlerle, neler konuşacağımızı hesaplayarak, sürekli yeni bir "deadline"ı yakalamaya çalışarak geçiriyoruz. Kaos bahçeciliği insanda dümeni doğaya bırakma ve planlayan kişi olmaktan çıkıp gözlemci rolüne geçme ve bir sonraki adıma olayların gidişatına göre karar verme esnekliği, dolayısıyla kafa rahatlığı sağlayan bir alan açıyor.
Nelere dikkat etmeli?
Kaos bahçeciliğinin temelinde kurallara aykırı bir bahçe yaratmak yatsa da işlerin kontrolden çıkmasının önüne geçmek için birkaç ipucunu akılda tutmakta fayda var.
Bunların ilki istilacı türler. Bahçeyi tamamen kendi hâline bıraktığınızda kendiliğinden gelişen ya da bitki tohumu karışımları içerisinde bulunan bazı istilacı bitki türleri diğerlerine göre çok daha hızlı büyüyerek ve toprağı sararak diğer bitkilerin gelişimine engel olabilir. Bu tür gelişim gösteren türleri gözlemleyip tespit ederek sıkışıklık yarattıkları alanlardan sökmek daha renkli ve çeşitli bir bahçeniz olmasını sağlar.

Sağlıklı ve dayanıklı bir bahçeye sahip olmak için dikkat edilmesi gereken diğer husus tohumları koyu gölge alanlardansa günün belirli saatlerinde güneş gören kısımlara serpiştirmek. Tüm bahçeyi kaplayacak bitki yığını gözünüzü korkutuyorsa ilk yıl bahçenin belirlediğiniz küçük bir kısmını dönüştürmek ve diğer sezonlarda yapacaklarınıza gözlemlerinize göre karar vermek de yeni başlayanlar için iyi bir fikir olabilir.
Kır bahçeleri, farklı türlerde polinatör, böcek ve toprak canlılarına ev sahipliği yaparak biyolojik çeşitliliğin korunmasında da büyük rol oynar. İstilacı türleri kontrol altına almak ve böcekleri bitkilerden uzak tutmak üzere üretilmiş, pestisit içeren zirai ilaçları bahçenizden uzak tutarak ekeceğiniz çiçek, baharat ve meyve sebze tohumlarının dörtte üçünü yerel ve polinatörlerin sevdiği türlerden seçerek hem bakımı daha kolay hem de doğa dostu bir yeşil alan yaratabilirsiniz. Kaos bahçeleri aynı zamanda sonbahar gelip bitkiler kuruduğunda bölgede yaşayan minik hayvanlara da toprak üzerinde korunaklı yuvalar sağlayacaktır.
- Arıların sevdiği bitkiler: Bahçenizde habitat kaybı ve zirai ilaçlar nedeniyle popülasyonu hızla tükenen arılara yer açmak için Buğday Derneği'nin hazırladığı aşağıdaki rehberden yararlanabilirsiniz.

Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Deniz Aytekin
Aposto'da kültür sanat ve çevre editörü

Angst
Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
Akdeniz bölgesi ağırlıklı olmak üzere Türkiye’de her geçen yıl plastik atık ithalatı sorunu büyüyor. Başta Birleşik Krallık olmak üzere Avrupa’dan ithal edilen plastik atık miktarı 500 bin tona ulaşırken sahillerdeki mikro plastik sorunu büyüyor. İlk kez 1989’da gündeme gelen ancak son yıllarda yaygın kullanılan “atık sömürgeciliği” kavramı The Guardian’da yer alan bir haberde Türkiye için kullanıldı.

Arkasında ailesinin beklentileri, sınıfsal konumu, yaşadığı yer, aldığı eğitim, aile sermayesi, geleceğe ilişkin endişeleri olan, tercih formunun üzerinde adı yazan kişiyi düşünelim. Tercihi yapan el onun olabilir; peki o eli yönlendiren hayal, arzunun ne kadarı ona ait? Hayallerimiz, tercihlerimiz, arzularımız ne kadar bizim? Soruyu daha kökensel bir yerden soralım: İçimizde tercih yapan o “kişi” kim?

Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi Konferansı (COP31), Kasım'da Antalya’da düzenlenecek. 2025’te Avustralya'nın bu zirveyi yapması hâlinde masrafların 2 milyar dolara ulaşabileceği belirtilmişti. Türkiye için böyle bir hesaplama yok, ancak İklim Değişikliği Başkanlığı yıllık 563,3 milyon lira olarak belirlenen ödeneğini ilk altı ayda 10 kat aşarak 5 milyar 590 milyon lira harcadı.

Yürümek yeni keşfedilmiş değil. Daha iyi olmak için öğrenilmeyi ve başarılmayı bekleyen uğraşlardan biri hiç değil. Tam tersine, insanın dünyayla ilişki kurmasının en eski biçimlerinden biri. Şimdi ona yeniden dönmemizin nedeni de bu kadar basit: İnsana özgü ortak bir eylemi ve onun gücünü yeniden hatırlamak.

Bugün özgünlükten söz ederken yalnızca fikirleri konuşmuyoruz, dili de konuşuyoruz. Çünkü dil, fark edilmeden standartlaşan ilk yer. Önce aynı kelimeleri seçiyoruz, sonra aynı benzetmeleri, ardından aynı düşünceleri... En sonunda ise birbirimize benziyoruz. Yapay zeka milyonlarca metnin ortalamasını çıkararak yazdığı için aynı dili üretiyor. Peki ya biz? Biz de uzun zamandır birbirimizin ortalamasını yaşamıyor muyuz?




