‘Sirāt’ ve maneviyatı: Oliver Laxe ve Sergi López ile yılın sinema deneyimi üzerine

Gerçek sinemanın ne olduğunu hatırlatan bir görkeme sahip olan "Sirāt", kayıp kızını aramak için küçük oğlu ile beraber Fas çöllerindeki rave partilerini dolaşan Luis’in yol hikayesi. Filmin yönetmeni Oliver Laxe ve başrol oyuncusu Sergi López ile filmin maneviyatı, simgeledikleri ve düşündürdükleri üstüne konuştuk.
‘Sirāt’ ve maneviyatı: Oliver Laxe ve Sergi López ile yılın sinema deneyimi üzerine

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

Sirāt, benim için yılın en iyi filmlerinden biriydi. Mayıs'ta Jüri Ödülü’nü bölüştüğü Cannes Film Festivali’ndeki prömiyerinden beri kulaktan kulağa yayılan o şok edici etkiye sahip filmi ilk kez Ağustos ayında, Saraybosna Film Festivali’nde izleme fırsatı buldum. Gerçek sinemanın ne olduğunu hatırlatan bir görkeme sahip bu film, kayıp kızını aramak için küçük oğlu ile beraber Fas çöllerindeki rave partilerini dolaşan Luis’in yol hikayesi. 

Filmden beklentiniz her ne olursa olsun, o beklentiyi aşacağını ve oturduğunuz yerde çok tahmin edilemez tepkiler vermenize sebep olacağını garanti edebilirim. Dinî referansları, müzik kullanımı, ses tasarımı, kaosu ve sözünü ettiğim tahmin edilemezliği onu 2025 sinemasının tüm diğer iyi örneklerinden ayrıştırıyor. Öte yandan etkisini hissetmek için tek bir şansınız var çünkü asla ikinci kez aynı zevki alamayacağınız filmlerden Sirāt.

Etkisinin aylar sonra hâlâ geçmeyeceğini biliyordum, geçmedi. Ama bu konuda yalnız olmayacağımdan pek emin değildim. 98. Akademi Ödülleri’nde İspanya’ya En İyi Uluslararası Film dalında bir adaylık getirmekle kalmayıp (Oscar tarihinin tamamı kadınlardan oluşan ilk ses tasarımcısı grubuyla) En İyi Ses kategorisine de sızmayı başarması gösteriyor ki, yalnız değilmişim. 

Filmin yönetmeni Oliver Laxe ve başrol oyuncusu Sergi López ile Sirāt’ın maneviyatı, simgeledikleri ve düşündürdükleri üstüne konuştuk. Dilerseniz fona, filmin Kangding Ray imzalı, rave party tadındaki müziklerini açabilirsiniz.

Sirāt | Kaynak: MUBI

Öncelikle bu büyüleyici film için ikinize de gerçekten minettarım. Sirāt benim için çok güçlü bir seyir deneyimiydi. Hatta özellikle seyirci tepkilerini gözlemlemek için filmi Türkiye’deki festivallerde iki kez daha izledim. 

Oliver, senin sinemanda inanç, maneviyat ve varoluş meseleleri her zaman çok merkezî bir yerde duruyor ve Sirāda bir istisna değil. Seni bu sorulara tekrar tekrar dönmeye iten şey nedir ve sinema, bu meselelerle hesaplaşmak için neden doğru alan?

Oliver Laxe: Benim için inanç ya da maneviyat bir ihtiyaç. Tıpkı nefes almak, yemek yemek gibi doğal bir şey. Hepimizin içinde var olan bir kas gibi. Kendini seküler olarak tanımlayan insanların bile aslında kendi içsel maneviyat biçimleri var. 

Fas’a ilk gittiğimde sık duyduğum bir cümle vardı. Başta anlamıyordum ama zamanla içeriğini kavradım: “Allah’tan geldik ve Allah’a döneceğiz.” Bu cümlenin anlamından çok, söyleniş biçimi beni etkilemişti. Özellikle ölüm anlarında ya da iklim felaketleriyle yok olan kültürlerden söz edilirken bu cümle dile getiriliyordu. Söylenirken büyük bir sükunet, derin bir hakikat hissi vardı. Ve o an fark ettim ki ben, hayatın bana sunduklarını kabul edebilmek için neredeyse hiçbir içsel araca sahip olmayan bir çocuk gibiydim. 

Bu yüzden içe dönmeye, kendimi tanımaya, ölmeyi öğrenmeye çalışmaya başladım. Sirāda bu pratiğin bir parçası. Daha ölmeden önce ölmeyi öğrenme pratiğinin...

Oliver Laxe | Kaynak: MUBI

Filmlerindeki doğa ve mekan kullanımı da çok çarpıcı. Manzaralar büyüleyici derecede açık ve özgür ama buna rağmen karakterler için neredeyse boğucu ve klostrofobik. Doğanın, insanın inancını ve iç dünyasını dönüştürdüğünü düşünüyor musun?

Oliver Laxe: Evet, Kur'an’a göre “Nereye bakarsan bak, Allah’ın yüzünü görürsün. Sana şah damarından daha yakındır.” Bu, ilahi olanın her yerde hazır bulunduğunu, sürekli tezahür ettiğini anlatır. 

Ben doğayı sadece güzel olduğu için çekmiyorum. Doğa konuşur, işaretler gönderir, seni sınar. Ve ben doğanın adaletsiz olduğunu düşünmüyorum; tıpkı Tanrı’nın adaletsiz olmadığını düşündüğüm gibi. Bazen bizi sarsarak korur. Seni seviyorsa, seni kırar —ama bunun sonucu özgürlüktür. Her zaman.

Bu fiziksel ve ruhsal sınama oyuncuların için de geçerli gibi görünüyor. Sergi, bu film seni daha çok fiziksel olarak mı, psikolojik olarak mı zorladı?

Sergi López: İkisi de. Çölde çekim yaptık; hava soğuktu, otuz kişilik bir ekiptik ve sürekli suya ihtiyaç duyuyorduk. Ama aynı zamanda bu, büyük bir armağandı. 

Ben tiyatrodan, palyaçoluktan ve sokak sirkinden geliyorum. Bir karakterin içine girip çıkmak benim içim çok doğal. Oyunculukla oyunbaz bir ilişkim var. Ama burada, karakterin bedeninde neler olup bittiğine çok daha derinden girmem gerekti. Luis ben değilim; ve çöl, sıcak, yorgunluk, bütün bu koşullar bana yardımcı oldu. İlham verdi. 

Bizim ilhama ihtiyacımız var. Bir vizyona, bir kaptana, bir rehbere ihtiyacımız var. Yönetmenin vizyonu olur ve biz onu takip ederiz. Oliver beni çok etkiledi ama çöl ve fiziksel zorluklar da öyle. O yüzden benim için bu film baştan sona bir armağandı.

Sergi López ve Oliver Laxe | Kaynak: MUBI

Dirty Pretty Things, Pan’s Labyrinth... Seni genellikle otoriter, baskın figürlerde izledik. Burada ise kırılgan, çaresiz bir babayı canlandırıyorsun ve biz onun hakkında, geçmişi hakkında çok az şey biliyoruz. Bu karakteri nasıl inşa ettin? 

Sergi López: Hiçbir arka plan yaratmadım. Senaryoyu okuduğumda bu eksikliği hiç hissetmedim. Bu adam hakkında neredeyse hiçbir şey bilmiyoruz ve bunu çok sevdim. Film bir macera gibi başlıyor, sonra giderek daha sembolik bir yere evriliyor. Karakterim sadece bir adam —herhangi bir adam. Oğluyla birlikte çöle geliyor. Geçmişini bilmeye ihtiyacım yoktu. Film tamamen şimdiye ait. Hayat da böyledir. Ne olacağını bilemezsin ve asla hazır olmazsın. Film tam olarak bunu öneriyor: Geçmişe tutunmadan, olanı kabul etmek.

Oliver Laxe: Aynı zamanda bu, seyirciye alan açıyor. Herkes kendi hikayesini kurabiliyor. Çünkü aslında bilmemiz gereken tek şey, insanın kırılganlığı. Yolculuk önemli olan. Ben içimizdeki yarayı, savunmasızlığı yakalamaya çalışıyorum. Seyirci de kendini orada görüyor. Film bir aynaya dönüşüyor.

Filmdeki grup da benzer bir kırılganlık taşıyor. Çok uluslu, çok dilli, büyük ölçüde profesyonel olmayan oyunculardan oluşan bir kadro var. Bu insanları nasıl biraraya getirdin?

Oliver Laxe: Rave topluluklarında, alternatif alanlarda aradık. Bir aile kurmak istedik. Hayat tarafından görünür biçimde yaralanmış insanlar bunlar. Ve bu yüzden daha alçakgönüllü, daha cömert olabiliyorlar. Hiçbir şey olmadığını bilen insanlar, başkalarına daha çok özen gösteriyor.

Sergi López: Kabul etmeyi biliyorlar.

Oliver Laxe: Evet. Bu topluluğa büyük saygı duyuyorum. Çok güçlü değerleri var.

Sirāt | Kaynak: MUBI

Filmde elektronik müzik ve rave kültürü de çok merkezî. Bunun senin kişisel hayatındaki karşılığı nedir?

Oliver Laxe: Rave kültürünün elbette toksik tarafları var; tıpkı sinema, gazetecilik ya da başka her şey gibi. Ama özü çok derin biçimde spiritüel. Hadra ya da zikr gibi, beden yoluyla yapılan bir dua.

Dans ettiğinizde bedeniniz size bir şeyler öğretir. Elektronik müzik titreşimdir. Hayatın kendisi de titreşimdir. Seste bir gizem vardır. Nereden geldiğini tam olarak bilemezsiniz. Bu soyutluk, aşkınlığı çağırır. 

Filmi de sadece duymuyoruz, tüm bedenimizle hissediyoruz.

Oliver Laxe: Aynen öyle. Sinemanın da aynı sorumluluğu var: Seyirciyi sadece zihinsel değil, daha derin katmanlarda da harekete geçirmek. Arapçada Lataif denen bir kavram vardır; algının ince merkezleri. Sanat bunları uyarabilir. İnsan modernitenin bize öğrettiğinden çok daha karmaşık.

Luis bu rave topluluğunun doğal bir parçası değil. Bu yabancılık hissi sette de var mıydı? 

Sergi López: İletişim çok kolaydı çünkü iletişim kurmak istiyorduk. Bir aile inşa ediyorduk. Onlar ilk kez oyunculuk yaptıkları için korkuyorlardı. Ben de korktuğumu söyledim. Her rol ilk kezmiş gibi hissettirir. Bu ortak korku bizi birbirimize bağladı. Onlarda beni çok etkileyen, güçlü bir kolektif bilinç ve sosyal duyarlılık gördüm. Bu da benim için ayrı bir armağandı. 

Filmin başında Luis hâlâ umut taşıyor. Finalde ise neredeyse ilahi bir sükunete ulaşıyor. Bu dönüşüm sence ne zaman yaşanıyor?

Sergi López: Hayat ona çarptığında. Hiçbirimiz hazır değiliz. Hayat seni içeri bakmaya zorlar. Bu yolculuk ona acıyı, büyümeyi ve kabullenmeyi öğretiyor — hem de başkalarıyla birlikte. 

Sirāt | Kaynak: MUBI

Hazır olmamak demişken; filmde şoke edici anlar olduğunun bu kadar dillendirilmesi seyirci beklentisini değiştiriyor mu sence Oliver?

Oliver Laxe: İnsanların filmi hiçbir şey bilmeden izlemesini tercih ederim. Hayat bizi uyarmıyor. Şok, aklın kontrolünü askıya alır ve daha derin algı katmanlarını açar. 

Ben ilk ölüm sahnesini çoğunluğun aksine, daha masum olanın Sırat köprüsünden erkenden geçebilmesi olarak yorumladım; ilk şoku atlattıktan sonra üzerine düşününce tuhaf bir özgürleşme hissi yarattı bende. 

Oliver Laxe: Bu yorumu çok sevdim. Evet aslında, ölmek “eve dönmektir”.

Sonrasında her şey çok daha zor ve acı çok daha derin hâle geliyor çünkü...

Oliver Laxe: Evet ama bu onurla ölme fırsatı. Dans ederek ölüyorlar. Ve şunu düzeltmek isterim: Kimse daha masum değildir. Hepimiz masumuz. Ölüm adaletsiz değildir; gerçeğin kendisidir. Mesele nasıl öldüğümüzdür. Bu hayat, bizi “eve onurla dönmeye” hazırlar. 

Sirāt | Kaynak: MUBI

Son olarak, savaşlar ve felaketlerle sarsılan dünyada, özellikle Filistin’de yaşananlar karşısında, birçok insan inancını kaybediyor. Onlara ne söylemek istersin?

Oliver Laxe: Bence Filistinliler bize şunu gösteriyor: İnsan, en uç noktaya itildiğinde bile, içinden her zaman güzel, onurlu ve hatta kahramanca bir taraf çıkarabiliyor. İnsan, en büyük acının, en derin yıkımın içinde bile kendini aşma gücüne sahip. Ve bu, hepimiz için bir merhamet dersi aslında. Çünkü onların yaşadığı şey sadece kendi kaderleri değil; insanlığın tamamı için bir ayna.

Bir bakıma Filistinlilerin hepimiz için birer ölçü, birer denge noktası olduğunu düşünüyorum. Gezegenin dengesini hatırlatıyorlar bize. Bunu anlamak zor; hatta çoğu zaman kabul etmesi imkansız. Ama yine de hissediyorum ki, belki de Filistinliler ne demek istediğimi en iyi anlayabilecek olanlar. Çünkü onlar, en ağır bedeli ödeyerek, insan olmanın ne demek olduğunu bize tekrar tekrar gösteriyorlar.

Evet, bugün dünyada bir inanç kaybı var. Daha seküler, daha kutsalsızlaştırılmış bir çağda yaşıyoruz. Bunun sebebi de insanların bakışlarını sürekli dışarıya çevirmeleri. İçeriye bakmayı unuttuk. Gazetelere, ekranlara, haberlere bakıyoruz ama kendi içimize bakmıyoruz. Oysa içimize bakmak için hâlâ araçlarımız var. Kadim öğretiler var, ustalar var, gelenekler var. İnsan ruhuna denge verebilecek çok derin kaynaklar hâlâ orada duruyor.

İnsan, bugün de her zaman olduğu gibi, aşkınlığı arıyor. Transandansı arıyor. Hepimiz arıyoruz. Bu, insan olmanın özü. Ve bu yüzden umudumu koruyorum. Umudum var. Çünkü hayat, insanlığı kaybettiğimiz bu anda, bize yeniden insan olmayı öğretecek tek güç. Belki de bu karanlık dönemden çıkmanın tek yolu, daha fazla insan olmak. Daha kırılgan, daha şefkatli, daha bilinçli olmak.

Ben buna inanıyorum. Ve bu yüzden hâlâ umutluyum.


Sirāt, bugün MUBI kataloğuna ekleniyor, yarından itibaren ise bazı sinema salonlarında gösterime giriyor.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

YAZARLAR

Emre Eminoğlu

Sinema, kültür, sanat yazarı. 2021’den beri sinema editörlüğünü üstlendiği Aposto başta olmak üzere çeşitli dijital ve basılı yayınlarda sinema yazıları yazmaya, röportajlar yapmaya ve podcast'ler üretmeye devam ediyor. SİYAD ve FIPRESCI üyesi, Golden Globes seçmeni.

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

DuendeDuende

HİKAYE

'Widow's Bay': Korku ve komedi aynı hikayenin içinde yaşayabilir mi?

İlk sezonuyla En İyi Komedi Dizisi dahil 19 dalda Primetime Emmy adaylığı elde eden "Widow’s Bay", eksantrik karakterleri ve her bölüm değişen korku gelenekleriyle türün sınırlarında geziniyor.

Emre Eminoğlu

·

27 Tem 2026

'Widow's Bay': Korku ve komedi aynı hikayenin içinde yaşayabilir mi?
DuendeDuende

HİKAYE

İstanbul konser yorgunu: Müzikseverler ne düşünüyor?

İstanbul bu ay adeta konser yorgunu. Temmuz boyunca her gün birden fazla uluslararası yıldız sahnedeydi. Farklı şehirlerden gelen dinleyiciler de büyük fedakarlıklarla bu deneyimin parçası oldu. Konser alanlarındaki müzikseverlerle konuştuk.

Eda Solmaz

·

27 Tem 2026

İstanbul konser yorgunu: Müzikseverler ne düşünüyor?
DuendeDuende

HİKAYE

Ötekilerin Arkeolojisi: İsmail Gezgin ile kadim çağlardan bugüne zamanın labirentlerinde

Yazar, akademisyen ve arkeolog İsmail Gezgin ile belli başlı kitaplarının ışığında kadim zamanları, yakın geçmişi ve bugünü konuştuk. Sıra kitabı "Ötekilerin Arkeolojisi"ni irdelemeye gelince, İsmail Gezgin "Yoksulluk bir uygarlık icadıdır" diyor ve "modern zamanlar"ı yargılayıp mahkum ediyor.

Soner Can

·

24 Tem 2026

Ötekilerin Arkeolojisi: İsmail Gezgin ile kadim çağlardan bugüne zamanın labirentlerinde
DuendeDuende

HİKAYE

Yıldız Tozu | Isabelle Huppert'in düşünce laboratuvarı

Oynadığı filmlerin türleri değişir, çalıştığı yönetmenler değişir, sinemasal anlayışlar değişir; lakin “Isabelle Huppert sineması” hep aynı sorunun etrafında döner: İnsan, kendi arzusu, iktidarı, korkusu ve özgürlüğüyle baş başa kaldığında kim olur? Bu yüzden onun filmografisi, son yarım yüzyılın ahlak, arzu, güç, sınıf ve özgürlük üzerine kurulmuş, muazzam bir sinemasal düşünce laboratuvarıdır.

Mehmet Sindel

·

24 Tem 2026

Yıldız Tozu | Isabelle Huppert'in düşünce laboratuvarı
DuendeDuende

HİKAYE

The Odyssey: Dönecek ev yok

Christopher Nolan uzun süredir merakla beklenen Odysseia uyarlaması "The Odyssey"de hikayeyi sözcüklerden ziyade aksiyonla anlatıyor. Dolayısıyla kitapta çok daha kurnaz, kibirli ve hatta yer yer zalim bir karakter olan Odysseus, filmde içsel çatışma ve çelişkiden yoksun bir kahramana dönüşüyor.

Aslı Ildır

·

22 Tem 2026

The Odyssey: Dönecek ev yok