Dezenformasyon savaşı: Sosyal ağlar, Hamas-İsrail çatışması nedeniyle AB'nin hedefinde

Hamas-İsrail çatışması, yeni çevrimiçi içerik yasasını test etmesi için AB'ye fırsat tanıyor
Dezenformasyon savaşı: Sosyal ağlar, Hamas-İsrail çatışması nedeniyle AB'nin hedefinde

19 Haziran - BMW i - Quando
BMW i ile birlikte

Yüzde yüz elektrikli sürüş keyfi: BMW %100 elektrikli sürüş keyfi BMW geleceğin mobilitesine yönelik 50 yıldır sürdürdüğü çalışmalarının sonucunda çevreye saygılı ve sürdürülebilir mobiliteyi yaygınlaştırmada öncü bir rol üstleniyor. Nedir? BMW ’in tamamen elektrikli model gamı , çevre dostu sürüş deneyimini farklı yaşam tarzlarına uygun tasarımlarla ve klasik BMW konforuyla buluşturuyor. Neler var? Görkemli duruşu ve konforlu yaşam alanıyla tamamen elektrikli Yeni BMW iX1 , yenilikçi karakterini çok yönlülüğüyle birleştirerek kullanıcılarını gündelik yaşamlarında hayallerinin ötesinde bir yolculuğa çıkarıyor. Modern sanattan ilham alınarak tasarlanan tamamen elektrikli Yeni BMW i7 , geleneksel ruhu fütüristik teknolojiyle harmanlayarak lüks anlayışını yeniden yorumluyor. Tamamen elektrikli BMW iX , fütüristik ve etkileyici dış tasarımı, minimal ve şık iç tasarımı, öncü teknolojileri ve üstün sürüş asistan sistemleriyle sessiz ve benzersiz bir sürüş deneyimi sağlıyor. Tamamen elektrikli ilk Gran Coupé modeli olan Yeni BMW i4 , üst düzey konfor ve günlük kullanım için ideal niteliklerinin yanı sıra olağanüstü dinamik özellikler sunuyor. Ailenin sportif üyesi Yeni BMW i4 M50 , BMW M'in üstün sportif performansını BMW i'nin yenilikçi gücüyle birleştiriyor. Yeni tasarımıyla standart özellik olarak sunulan M Sport donanımı sayesinde BMW iX3 eDrive20 her zamankinden daha sportif görünüyor. Eşsiz sürüş keyfini yaşarken sürdürülebilir bir geleceğe öncülük etmek için size en uygun tamamen elektrikli BMW modelini burada bulabilirsiniz.

Daha fazlasını öğren

Quando

Quando

Her salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.

Geçtiğimiz hafta sizlere Avrupa Birliği Komiseri Thierry Breton'ın Elon Musk'a gönderdiği açık mektuptan söz etmiştik. Breton, X üzerinden yayımladığı mektupta platformdaki Hamas-İsrail çatışması çevresinde dönen dezenformasyona yönelik olarak şirket sahibi Musk'a uyarıda bulunuyor; şirketin AB'nin Dijital Hizmetler Yasası (DSA) kapsamındaki yükümlülüklerini hatırlatıyordu.

Mektupta "Platformunuzun AB'de yasadışı içerik ve dezenformasyon yaymak için kullanıldığına dair göstergelerimiz var" diyerek X'te sahte ve manipüle edilmiş görüntülerin yayıldığına dikkat çeken Breton, Musk'ı acilen sistemlerinin etkili olmasını sağlamaya ve alınan kriz önlemlerini rapor etmeye davet ediyordu. Musk'ın buna karşılık olarak X'in politikasının her şeyin açık kaynak ve şeffaf olması olduğunu söylemesi ve ima edilen ihlallerin kamuoyuna açık bir şekilde listelenmesini istemesinin ardındansa Breton, talebe "hızlı, doğru ve eksiksiz" bir yanıt vermesi için Musk'a 24 saat tanıdı.

Bu olayı takiben X CEO'sı Linda Yaccarino, Hamas'ın İsrail'e saldırmasından bu yana Hamas'a bağlı yüzlerce hesabın kapatıldığını ve on binlerce içeriğin platformdan kaldırılması ya da etiketlenmesi için harekete geçildiğini bildirdi. Ancak, Yaccarino'nun bu cevabı Breton'ı tatmin etmemiş olacak ki AB, dezenformasyonu önlemede yetersiz kaldığı gerekçesiyle X hakkında soruşturma başlattı.

Öte yandan, AB'nin bu baskısı, yalnızca X'i hedef tahtasına oturtmuyor. Buna göre, Alphabet bünyesindeki YouTube, TikTok ve Instagram ile Facebook'un çatı şirketi Meta da AB'nin kıskacına takılmış durumda.

Breton, X için Elon Musk'a gönderdiği mektupların benzerlerini Alphabet, TikTok ve Meta için de yayımladı ve şirketlere, Musk'a da yaptığı gibi, talebe cevap vermeleri için 24 saat süre verdi. Alphabet CEO'su Sundar Pichai'ye gönderdiği mektupta şirkete AB'nin Dijital Hizmetler Yasası (DSA) kapsamındaki yükümlülüklerini hatırlatarak "Hamas tarafından İsrail'e karşı gerçekleştirilen terör saldırılarının ardından, AB'de belirli platformlar aracılığıyla yasadışı içerik ve dezenformasyonun yayıldığını görüyoruz" ifadelerini kullanan Breton, YouTube'un AB'deki çocukları ve gençleri platformdaki şiddet içeren içerikten koruma yükümlülüğü olduğunu belirterek derhal harekete geçmesi gerektiği konusunda uyardı.

Konuya ilişkin açıklamasında "İsrail'deki yıkıcı saldırıların ve şu anda İsrail ve Gazze'de devam eden çatışmaların ardından, on binlerce zararlı videoyu kaldırdık ve yüzlerce kanalı sonlandırdık" şeklinde kaydeden YouTube sözcüsü Ivy Cho, ekiplerin zararlı görüntüleri engellemek için gece gündüz çalıştığını da sözlerine ekledi.

Meta ve TikTok ise Breton'ın uyarısının ardından platformlarında Hamas-İsrail çatışmasına yönelik dezenformasyonu engellemek üzere aldıkları önlem ve attıkları adımları paylaştı. Buna göre, dezenformasyona karşı kaynak ve personellerini derhal harekete geçirdiğini bildiren TikTok, "terörizme karşı" durduğunu belirterek bir komuta merkezi kurduğunu, grafik ve şiddet içerilerini kaldırmak için otomatik algılama sistemleri geliştirdiğini ve ekibindeki Arapça-İbranice konuşan moderatör sayısını artırdığını açıkladı.

  • Şirket, ayrıca şiddet mağdurlarına saldıran veya onlarla alay eden ya da şiddeti teşvik eden içerikleri kaldırdığını, canlı yayın özelliğine uygunluk konusunda kısıtlamalar getirdiğini, kolluk kuvvetleriyle işbirliği yaptığını ve uzmanlarla görüştüğünü de sözlerine ekledi.

Meta ise Hamas'a yönelik övgü ve somut desteğin platformlarından kaldırılması gibi adımlar attığını duyurdu. Buna göre, 7 Ekim'deki saldırıyı takip eden üç gün içinde platformlarından İbranice ya da Arapça 795 binden fazla içeriğin kaldırıldığını veya rahatsız edici olarak işaretlediğini aktaran Meta, şiddet ve kışkırtma politikasını da geçici olarak genişlettiğini bildirdi.

Dezenformasyon neden önlenemiyor?

Breton bu uyarıları tabii ki de yalnızca söz konusu sosyal medya şirketlerinin canını biraz olsun sıkmak için yapmıyor: Konuya ilişkin tüm raporlar, X başta olmak YouTube, Facebook, Instagram ve TikTok'taki dezenformasyonda artış olduğunu destekliyor. Öte yandan, uzmanlar ve konuya dair bilgi sahibi kişiler, bu platformdaki dezenformasyonun önüne geçilebileceğine pek inanmıyor gibi gözüküyor.

Eskiden, o zamanlar Twitter olarak bilinen X'in güven ve güvenlik ekibinde çalışan Theodora Skeadas, Musk'ın X'i satın aldıktan sonra yaptığı ilk işlerden biri olan moderasyon ekibinin neredeyse tamamını işten çıkarmasına dikkat çekiyor. Moderasyon ekiplerinin kasıtlı olarak devre dışı bırakılmasından sonra bu soruna ilişkin yapılabilecek çok bir şey olmadığını belirten Skeadas, CBC News'e verdiği demeçte, "Twitter'ın kendi tercihiyle bu sorunları ele alma kapasitesini önemli ölçüde azalttığını düşünüyorum," ifadelerini kullanıyor.

Platformun zararlı içeriğe karşı duyarlı olma yeteneğine sahip olduğuna inanmadığını belirten Skeadas, "Ekosistemde, günlük işleri dezenformasyonla mücadeleyle bağlantılı olan çok fazla insan yok" diye de sözlerine ekliyor.

Virginia Üniversitesi Medya ve Vatandaşlık Merkezi Direktörü ve sosyal ağ araştırmacısı Siva Vaidhyanathan ise bir başka konuya parmak basıyor: İsmi geçen sosyal medya ağlarının boyutu. Sadece Facebook'un milyarlarca hesaba ev sahipliği yaptığını hatırlatan Vaidhyanathan, büyüklükleri nedeniyle sosyal platformların tüm yanıltıcı veya yasadışı içeriği ortadan kaldırmasını beklemenin çok büyük bir görev olabileceğini ifade etti.

"Bu da Facebook'un sürekli olarak her saniye milyonlarca yükleme ile karşı karşıya kalacağı anlamına geliyor. Bunların birçoğu yavru köpek resimleri... ama birçoğu da başka bir yerde ve başka bir zamanda çekilmiş olabilecek ama sanki Gazze'de ya da şu anda İsrail'de oluyormuş gibi göstermek için işaretlenmiş yanıltıcı videolar olacak," 

Vaidhyanathan'ın bakış açısına göre, bu büyük içerik hacmi, her bir içeriği düzgün bir şekilde ayıklayacak ve değerlendirecek kadar insanı işe alabilecek ve onlara yeterince ödeme yapabilecek bir sistem tasarlamanın mümkün olmadığı anlamına geliyor. Yine Facebook üzerinden örnek veren Vaidhyanathan, "Facebook ne kadar hizmetini temizlemeye kararlı olduğunu söylese de, bunun asla yeterli olmadığını ve muhtemelen hiçbir zaman yeterli olmayacağını defalarca gördük" şeklinde kaydediyor.

DSA ne diyor? 

Avrupa Birliği'nin Kasım ayında yürürlüğe giren yeni çevrimiçi içerik gözetim kuralları Dijital Hizmetler Yasası (DSA), teknoloji devlerine platformlarındaki yasadışı içerikleri kaldırması; kamu güvenliği ve sivil söyleme yönelik risklerle mücadele etmek için önlemler alması gibi sorumluluklar getiriyor. DSA'yı ihlal etmeleri durumundaysa şirketleri, küresel cirolarının %6'sına varan para cezaları bekliyor. Hatta daha kötüsü, ihlalin boyutuna göre şirketlere AB pazarından çıkış yolu dahi gözükebilir.

Olaya hukuki açıdan bakacak olduğumuzda ise avukatlar DSA'nın uygulanmasının henüz test edilmediğine dikkat çekiyor.

East Anglia Üniversitesi hukuk fakültesinde profesörü olan Paul Bernal, Avrupalı yetkililerin yasadışı kabul edilen çevrimiçi içeriği denetlemek istedikleri açık olsa da, herhangi bir şeyi gerçekleştirmeye gerçekten zorlayıp zorlayamayacaklarının net olmadığını belirtiyor. Bernal, DSA'nın gerektirdiklerini "uygulayamayacakları"nın ortaya çıkması hâlinde bunun şirketlerin gücünü artıracağını; kendilerini "hiçbir şey yapamayan kağıttan kaplanlar" gibi hissedeceklerini ifade ediyor.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Quando

Quando

Her salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

QuandoQuando

BÜLTEN SAYISI

🚀 Dezenformasyon savaşı, 21 ayın zaferi

SBF'in eski romantik partnerinden itiraflar. Microsoft'un 21 ayın sonunda gelen zaferi. Starlink'in akıllı telefonlara uydu internet hizmeti. AB'nin Hamas-İsrail çatışması çerçevesinde verdiği dezenformasyon savaşı.

17 Eki 2023

BMW i ile birlikte
Northwestern Üniversitesi

YAZARLAR

İrem Denli

Teknoloji Editörü

Quando

Her salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

QuandoQuando

HİKAYE

Yuval Noah Harari'den AI ve geleceğimiz: Şişedeki cinden ne isteyeceğimizi bilecek kadar bilge olabilecek miyiz?

Tarihçi ve yazar Yuval Noah Harari, gazeteci Tom Parker’a verdiği röportajda yapay zekayı karar verebilen ve yeni fikirler üretebilen bir “yabancı zeka” olarak tanımlıyor. İnsanlığın dil üzerindeki hakimiyetini bu yeni aktörle paylaşmasının güç dengelerini nasıl değiştireceğini sorgulayan Harari, zeka ile bilgelik arasındaki ayrıma odaklanıyor: Zeka ucuzlayıp bollaşırken insanlık, ne isteyeceğini bilecek kadar bilge olabilecek mi?

Çiğdem Öztabak

·

26 Ağu 2026

Yuval Noah Harari'den AI ve geleceğimiz: Şişedeki cinden ne isteyeceğimizi bilecek kadar bilge olabilecek miyiz?
QuandoQuando

HİKAYE

Big Tobacco’dan Big Tech’e: Meta davası sosyal medyayı değiştirebilir mi?

1990’larda ABD’de tütün şirketlerine açılan davalar, sigara endüstrisinin reklam ve pazarlama pratiklerini de kökünden değiştirmişti. Aradan 30 yıldan uzun bir süre geçti. Şimdi benzer bir tartışma 29 eyaletin Meta’yı Facebook ve Instagram’ı çocukları platformda tutacak biçimde tasarlamak ve riskleri kamuoyundan gizlemekle suçladığı davada yeniden gündeme geliyor. Davanın önemi ise sosyal medyanın temel tasarımını ve reklam modelini değiştirebilecek olmasında yatıyor.

Doğa Yurduneri

·

26 Ağu 2026

Big Tobacco’dan Big Tech’e: Meta davası sosyal medyayı değiştirebilir mi?
QuandoQuando

HİKAYE

Kullandığınız emojiler yaşınızı ele veriyor olabilir: Hangi kuşak nasıl gülüyor?

Emojiler, ilk bakışta internet ekosisteminin evrensel bir dili gibi görünse de hangi emojiyi kullandığınız, sizinle ilgili sandığınızdan çok daha fazla şey söylüyor. Bazen bir emoji, doğum tarihinizi yazmanıza gerek kalmadan hangi kuşağa ait olduğunuzu rahatlıkla ele verebiliyor.

Doğa Yurduneri

·

24 Ağu 2026

Kullandığınız emojiler yaşınızı ele veriyor olabilir: Hangi kuşak nasıl gülüyor?
QuandoQuando

HİKAYE

Yapay Zeka Eylem Planı: Hedefler dönüşümün hızına yetişiyor mu?

Haziran ayında İstanbul’daki Türkiye Yapay Zeka Zirvesi’nde açıklanan 2026-2030 Türkiye Yapay Zeka Eylem Planı, Resmî Gazete’de yayımlanmasıyla kamu kurumları için resmî bir yol haritasına dönüştü. Plan, yetkinliklerin yaygınlaştırılmasından işlem gücü yatırımlarına uzanan 16 adımlık bir çerçeve sunuyor ancak sınırlı eğitim hedefleri, özel sektöre yönelik teşvik ihtiyacı, yönetişim ve çevre alanındaki boşluklar, planın geliştirilebilecek yönlerine işaret ediyor.

Umutcan Savcı

·

19 Ağu 2026

Yapay Zeka Eylem Planı: Hedefler dönüşümün hızına yetişiyor mu?
QuandoQuando

HİKAYE

Hız tartışmaları ve etik çatışmalar: Google’ın AI yönetimindeki değişimin perde arkası

Google, yapay zeka alanında bugüne dek her zaman sessiz, istikrarlı, kendini kanıtlamış ve olgun bir şirket imajı çizdi. Fakat Ağustos ayı başlarında şirket, yapay zeka yönetiminde bugüne kadar yaptığı en köklü değişikliklerden birine gitti. Eski şirket çalışanları tarafından yapılan açıklamalar, bu yönetim değişikliğinin ardında şirketin yapay zeka alanında hangi yöne ilerlemesi gerektiğine dair önemli bir fikir ayrılığı olabileceğine işaret etti.

Doğa Yurduneri

·

19 Ağu 2026

Hız tartışmaları ve etik çatışmalar: Google’ın AI yönetimindeki değişimin perde arkası