Spor endüstrisinde "rekabet" avantajı

Premier Lig'in başarısı, Sonucun Belirsizliği Hipotezi ile açıklanabilir mi?

Pareto

Pareto

İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.

İngiltere Premier Lig, geçtiğimiz sezon süregelen ticari başarısının yanına sportif başarıyı da ekleyerek dünyanın en başarılı futbol ligi hâline geldi. Yayın hakları bazında en yakın rakibi İspanya LaLiga’dan neredeyse iki kat değerli olan PL, geçtiğimiz sezon UEFA Şampiyonlar Ligi (UCL) ve Avrupa Ligi’ndeki (UEL) 4 finalisti liginde barındırıyordu. Sportif açıdan aynı başarıyı bu yıl tekrarlayamamış olsalar da bu durum ticari açıdan onları etkilemiyor gibi görünüyor. Zira son 10 yılda 20 UCL ve UEL şampiyonluğundan 12’sini LaLiga takımları elde ederken Premier Lig takımları 5 şampiyonlukla yetindi.

Premier Lig’in uluslararası sportif başarıya çok da bağımlı olmadığı görünen ticari başarısının altında yatan birçok neden olabilir. Rottenberg’in Sonucun Belirsizliği Hipotezi (Uncertainty of Outcome Hypothesis) de bu nedenlerden birini açıklıyor olabilir. Bu hipoteze göre taraftarlar takım kalitesinin yanında her seviyede takımlar arası rekabeti de derinden arzular. Premier Lig’in başarı sırlarından ikisi, yüksek takım kalitesi ve dengeli rekabet olabilir.

  • Takımların Kalitesi: Premier ligin yayın gelirleri diğer 4 büyük ligin çok üstünde. Geçtiğimiz yıl ligi son sırada bitiren Huddersfield Town’ın elde ettiği yayın geliri, Avrupa’nın 5 büyük ligindeki tüm takımlar arasında yalnızca Barcelona ve Real Madrid’in gerisinde. Juventus, Paris Saint Germain, Bayern Münih gibi kendi liglerini domine eden takımların ise üstünde. Bu da şu anlama geliyor, Premier Lig takımları kalitelerini artırmaları için büyük bir maddi kaynağa sahip oluyor. Transfermarkt’a göre Premier Lig takımlarının toplam kadro değeri 7,87 milyar avro iken, LaLiga’nın 5,08, Serie A’nın 4,48, Bundesliga’nın 4,16, Ligue 1’in 3,17 milyar avro. En yüksek piyasa değerine sahip 50 futbolcunun 20’si Premier Lig, 12’si LaLiga, 7’si Serie A, 7’si Bundesliga, 4’ü Ligue 1’de oynuyor.
     
  • Rekabet Dengesi: Avrupa’nın 5 büyük liginde (Premier Lig, LaLiga, Serie A, Bundesliga, Ligue 1) son 10 sezonu incelediğimizde Bundesliga’da Bayern Münih’in, Ligue 1’de Paris Saint Germain’in Serie A’da Juventus’un 8’er, LaLiga’da Barcelona’nın 7 kez şampiyon olduğunu görüyoruz. Premier Lig’de bu alanda en başarılı takım Manchester City ise bunu yalnızca 4 kez tekrarladı. Şampiyonluk sayıları Premier Lig’in daha rekabetçi bir lig olduğunu gösteriyor. Bu ligler arasında yayın gelirinin dağılımında en az payı alan kulübün elde ettiği yayın gelirinin, en çok payı alan kulübün elde ettiği yayın gelirine oranı Premier Lig’de %64, LaLiga’da %26, Serie A’da ise %11. Diğer bir deyişle Premier Lig’de, yayın gelirlerinin dağılımı noktasında diğer liglere göre daha homojen bir yapı söz konusu. Bu durum da ligdeki kulüplerin daha rekabetini destekleyici bir ortam oluşturuyor.
     
  • Sonuç: İngiltere Premier Lig’in başarısının altında yatan elbette yalnızca bir neden yok. Uygulanan stratejilerle ortaya çıkan ve diğer liglere nazaran çok daha dengeli durumda olan takımlar arası rekabet ise bu nedenler biri olabilir. En azından Rottenberg’in Sonucun Belirsizliği Hipotezi’ne göre öyle görünüyor.
Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Pareto

Pareto

İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.

NEREDE YAYIMLANDI?

ParetoPareto
∙

BÜLTEN SAYISI

📈 Yeni borsa, reklam gelirleri, Premier Lig

Bu hafta ABD'de Members Exchange faaliyete başladı ve ülkedeki borsa sayısı 14'e yükseldi. Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu ise milyarlarca dolar yatırım yaptı.

18 May 2020

📈 Yeni borsa, reklam gelirleri, Premier Lig

YAZARLAR

Pareto

İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.

İLGİLİ OKUMALAR

ParetoPareto
∙

HİKAYE

Sadeliğe giden yollar dikenli ve taşlı olmak zorunda mı?

Bir insanın “Ne iş yapıyorsun?” sorusuna iki cümleyle cevap verip daha fazlasını anlatma ihtiyacı duymamasıyla bir markanın neyi söyleyip neyi geride bırakacağını bilmesi, aynı olgunluk eşiğine işaret ediyor. Sadelik; hiçbir şey bilmemenin getirdiği bir sığlıktan değil, aksine çok şey bilip hepsinin ağırlığını tarttıktan sonra lüzumsuz olanları arkada bırakabilme cesaretinden geçiyor.

Cem Arıdağ

·

25 Eyl 2026

Sadeliğe giden yollar dikenli ve taşlı olmak zorunda mı?
ParetoPareto
∙

HİKAYE

Nike, S&P 100 endeksine veda ediyor: Yanlış giden neydi?

Nike’ın marka adı, onlarca yıldır “spor” kelimesiyle neredeyse eş anlamlıydı. Bu başarı, şirketi uzun yıllar borsanın favorileri arasında tuttu. Fakat son birkaç yılda ivme şaşırtıcı bir hızla tersine döndü ve şirket, yaklaşık 18 yılın ardından S&P 100 endeksine veda etmek zorunda kaldı. Peki ne oldu da dünyanın en güçlü spor markalarından biri, bu denli hızlı bir düşüşe sürüklendi?

Doğa Yurduneri

·

24 Eyl 2026

Nike, S&P 100 endeksine veda ediyor: Yanlış giden neydi?
ParetoPareto
∙

HİKAYE

Sponsorlu ajan reklamcılığı: Reklamı izlemek yerine, reklamla sohbet etmeye ne dersiniz?

Reklamcılık artık dikkat ekonomisinden niyet ekonomisine geçiş yapıyor. ChatGPT’nin test ettiği Sponsorlu Ajanlar, markaların tüketicinin karar verme konuşmasına doğrudan katılmasını sağlayan yeni bir katman açıyor. Kişiselleştirilmiş iknanın birim maliyeti neredeyse sıfıra inerken mesele, anlatının nerede durduğu ve kimin adına konuştuğunun her aşamada görünür olup olmamasında düğümleniyor.

Ümit Alan

·

18 Eyl 2026

Sponsorlu ajan reklamcılığı: Reklamı izlemek yerine, reklamla sohbet etmeye ne dersiniz?
ParetoPareto
∙

HİKAYE

Makinelere danışıyor, gerçek yorumlara inanıyoruz: Algoritmik itibara giden yol hâlâ insanlardan mı geçiyor?

Arama deneyimimizin yapısal olarak değişmeye başladığı aşikar. Artık sadece bilgi aramıyoruz, aynı zamanda alım kararlarımızı da yapay zekaya danışıyoruz. Ancak yeni denklem yalnızca GEO’dan ibaret değil: Araştırmalar, tüketicilerin yapay zeka önerilerinde hâlâ bağımsız insan deneyimine ve güvenilir üçüncü taraflara ihtiyaç duyduğunu gösteriyor. Markalar için de esas mesele, algoritmada görünmek kadar, algoritmanın güvendiği üçüncü taraf dünyasında sahici, tutarlı ve organik bir yer edinebilmekte yatıyor.

Cem Arıdağ

·

18 Eyl 2026

Makinelere danışıyor, gerçek yorumlara inanıyoruz: Algoritmik itibara giden yol hâlâ insanlardan mı geçiyor?
ParetoPareto
∙

HİKAYE

Algoritmadan tabağa: Tedarik zinciri yemek trendlerinin hızına yetişebiliyor mu?

Matcha, protein barlar, iki malzemeli Japon cheesecake’i, Gigi Hadid makarnası, çiğ köfte suşi… Yiyecek trendleri, artık sosyal medyanın etkisiyle çok daha hızlı yayılıyor. Tedarik zincirleri ise bu hıza ayak uydurmakta zorlanıyor. Talep, dijital hızda büyürken çiftlikler ve fabrikalardaki tarım ve gıda üretimi, fiziksel sınırlar içinde kalıyor.

Doğa Yurduneri

·

16 Eyl 2026

Algoritmadan tabağa: Tedarik zinciri yemek trendlerinin hızına yetişebiliyor mu?