Taksim-Dolapdere-Teşvikiye-Harbiye: Bir yaz günü, bir konser rotası


Tadımlık değil, doyumluk: Bu da Popeyes®!
Öğle tatillerinde, hafta sonu buluşmalarında, hatta film gecelerinde bir Popeyes® kovasının ne kadar iyi gittiğini biliyoruz sevgili Aposto İstanbul okuru. Biz de bugünkü bültende eşsiz tarifleriyle geleneksel lezzetleri birbirinden özel…
Daha fazlasını öğren →
Aposto İstanbulİstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
14.30 Başlangıç noktası: Arter’deyiz. Önce sergi mi yoksa müze dükkânı mı? Sergi! Tek yer: Locus Solus, işitsel ve görsel dünyaları birleştiren dinamik ve duyumsal Bill Fontana: Io’nun Yeni Sesi’ni deneyimleyeceğiz önce. Karar verildi. Sonra dükkâna: Exhibist mi Elephant mı? Kitapların içinde birkaç dakikaya daha ihtiyacımız var. Sonra yola.
16.24 Havadar: TF1 Maçka-Taşkışla Teleferiği’ne yürü. Hatırladın mı? İstanbul’da havalara uçmak varken ayaklarımız neden bassın yere? Nostaljik ve hızlı. Son derece. Taşkışla’dan Maçka’ya doğru: istikamet oradan da Teşvikiye.
16.45 Şuradan buradan: Maçka’dan başlar yürüyüş. Biraz atıştırmak hiç fena olmaz. Rotamızda Peleki, Şütte, Bröd, Petra. Peleki’den biraz kurabiye, hele taze çıkmışsa keyfine, birkaç tane daha. Belki küçük bir sandviç, yanına Bröd’ün soslarından. Hatta belki içine. Götürmelik bir ekmek de çantaya, oradan eve. Petra’dan filtre kahve mi cold brew mu? Filtre kahve.
17.34 İmgelerden kelimelere: Kahve bitti ama sandviçin yarısı çantada. Karnımız tokçana ama zihnimiz aç. Pandora Kitap Evi’ne doğru yürüyüşteyiz. Hangi dergiler gelmiştir? Okumadığımız bir John Berger kitabı var mıdır? D. H. Lawrence İtalya’da Alacakaranlık, Jose Ortega y Gasset Sevgi Üstüne elimizde.
18.45 Maçka, Maçka: Pandora’dan Maçka Caddesi üzerinden kısa bir yürüyüşe. İTÜ’nin yerleşkelerinden eski apartmanları izlemeye Mim Kemal Öke Caddesi’ne. Oradan biraz griden yeşile, soluklanmak üzere. Parkın Mim Kemal Öke tarafındaki girişten girip soldan üst yola çıkınca sakinlik. Biraz okur muyuz Sevgi Üstüne?
19.34 Kısa kısa, uzun uzun: Şehirle bugün sondan bir önceki kısa kısa yemeğe, uzun uzun date’e: Foxy’ye. Kulaklarda Baby I’m A Fool ve Morning Sun. Günü dolu dolu yaşamanın yorgunluğu ve enerjisi, güneşin son saatlerinin neşesi ve melankolisi. Burçak’ın pekmezli patlıcanı, Foxy’nin topiği, muzlu profiterolü ve Kösetevek.
21.00 Bir yaz akşamı, bir Harbiye konseri: Cemil Topuzlu Açık Hava Sahnesi’ne doğru heyecanlı adımlar atıyoruz. Yaz akşamı kokusu ve anımsamaları zihin duvarlarımızda, burnumuzda. 29. İstanbul Caz Festivali kapsamında Teoman’ın Koyu Antolojisi 6 Temmuz'da, Melody Gardot’un İstanbul seferi 7 Temmuz’da Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu'nda. Bundan sonrası, caz nereye götürürse orası.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Aposto İstanbulİstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Temmuz ayından herkese merhaba. Bu hafta şehrin ajandasında; izlemelik Yıldızların Altında Sinema gösterimleri, hava kararınca dinlemelik Sound Of Istanbul ve heyecanlanmalık Dianne Reeves konseri var.
03 Tem 2022

YAZARLAR

Elif Bayram
Editor-in-chief, Soli

Aposto İstanbul
İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Ara Güler’in objektifinden kalan İstanbul’u bütünüyle geri getirmek mümkün değil. Sokaklar değişti, bazı yapılar ortadan kalktı, kıyılar başka işlevler kazandı. Ara Güler’in ölümünün 8. yılında fotoğraflarına yeniden bakmak, yalnızca eski günleri anmak için değil, yaşadığımız kenti sorgulamak için de bir fırsat.

Bir zamanlar iyi geldiği için adı "terapi" konan bölgelere sahip bu şehir, bugünlerde çoğumuzun psikolojisinin bozulmasının sebeplerinden biri hâline gelmiş gibi. Belki de sorun İstanbul’un yalnızca çok kalabalık olması değildir. Belki sorun, İstanbul’un bize kendimiz için giderek daha az yer bırakması. Belki mesele yalnızca trafik değil, gürültü değil, nüfus değil, beton değil. Bütün bunların arasında kendimize ait küçücük bir alan bulamamak.

Dört yıllık tadilatın ardından yeniden açılan Eski Şark Eserleri Müzesi, İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nin geniş koleksiyonundaki hikayelerin peşine düşmek için İstanbullulara bahane oldu. Dört bin yıllık bir aşk şiirinden Assur’un süslü cinlerine, Midillili bir köpeğin mezartaşından müze bahçesindeki altı Bizans, üstü Osmanlı çeşmesine, bu kez hemen akla gelen başyapıtlarla değil, ilk bakışta gözden kaçabilecek ilginç hikayeler eşliğinde geziyoruz müzeyi.

İstanbul’da gezerken bazen bir sarnıcın önünden geçeriz, bazen bir sur parçasının yanından. Bazen eski bir kilisenin, bazen bir saray kalıntısının, bazen de adını bilmediğimiz bir sütunun önünde dururuz. Çoğu zaman fark etmeyiz; fark ettiğimizde de bu kalıntıları ayrı ayrı görürüz. Ayasofya bir yerde durur, Kariye başka bir yerde. Oysa bütün bunlar aynı büyük hikayenin parçalarıdır: İstanbul’un bin yılı aşan Roma / Doğu Roma başkentliği.

Kadıköy değişiyor ama bu sadece yapısal bir dönüşüm değil. Bu, bir mahallenin değişen yaşam kültürünün, aşınan kent belleğinin ve yaşadığı çevre üzerinde söz sahibi olmak isteyen sakinlerinin hikayesi aynı zamanda. Caferağa Mahallesi Muhtarı Hanife Dağıstanlı, son 15 yılda semtin geçirdiği dönüşümü kent belleği, kamusal alan ve aidiyet üzerinden değerlendiriyor.




