

Dünyahali, Yuvam Dünya ve Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Araştırma Merkezi iş birliğinde, BMWi’nin desteğiyle yayınlanmaktadır. BMWi sürdürülebilir mobilite için kapsamlı çözümler sunar .
Daha fazlasını öğren →
DünyahaliDünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!
Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli’nin son raporuna göre tarım, hayvancılık ve ormancılıkla ilgili sera gazı salımları, tüm salımların dörtte birini oluşturuyor. Bu bağlamda bakıldığında, hem gıda hem de iklim güvenliğini sağlamak amacıyla küresel tarıma acilen yeni yaklaşımlar geliştirilmesini sağlamak zorundayız.
Artan nüfus ve tüketim, tarım ve doğal kaynaklara benzeri görülmemiş talepler getiriyor. Bugün, yaklaşık bir milyar insan kronik olarak yetersiz beslenirken, tarım sistemlerimiz aynı zamanda küresel ölçekte toprak, su, biyolojik çeşitlilik ve iklimi bozuyor. 2011 yılında Nature dergisinde yayımlanan bir rapora göre, Dünyanın gelecekteki gıda güvenliği ve sürdürülebilirlik ihtiyaçlarını karşılamak için, gıda üretiminin önemli ölçüde büyümesi ve aynı zamanda tarımın çevresel ayak izinin önemli ölçüde küçülmesi gerekiyor. Bu raporda, gıda üretimini artırırken tarımın çevresel ayak izinin nasıl azaltılacağına dair çözümler analiz edilerek, tarımsal genişlemeyi durdurup, düşük performans gösteren topraklardaki 'verim açıklarını' kapatıp, mahsul verimliliğini artırmanın yanı sıra, diyetleri değiştirmek ve atıkları azaltmanın muazzam bir ilerleme kaydedilebileceğini gösteriliyor. Bu stratejiler birlikte uygulanacak olursa, tarımın çevresel etkileri büyük ölçüde azaltılırken, gıda üretimi de ikiye katlanabilir.
Bu temel öneriler, sonraki raporlarda da tekrarlanan bir paradigma halini almaya başladı. O nedenle bu yeni paradigmanın, gelecekte gıda güvenliği ve çevresel sürdürülebilirliğin sağlanmasına yardımcı olabilecek yaklaşımları barındırdığını kabul edebiliriz. Ayrıca, küresel tarımsal gıda sisteminin, Paris Anlaşmasındaki iklim değişikliği hedeflerine ulaşma çabalarını baltalamamasını istiyorsak, bu tür reformlara hepimizin bağlılık göstermesi gereklidir.
Ne yazık ki, zaman içerisinde bu reform planının temel unsurlarındaki ilerlemeler sınırlı olmuştur. Küresel beslenmede yaşamakta olduğumuz değişiklikler şu anda Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarına ulaşmak için gerekli olanların tam tersi yöndedir. Bu yüzyıl içerisinde de küresel tarım alanlarının genişlemeye devam etmesi bekleniyor. Tarımsal verim açıklarının kapatılması, özellikle düşük ve orta gelirli ülkelerde, düşük verim veren tarım arazilerinde kalıcı bir sorun olmaya devam ediyor. Bu üretim sisteminde tarımsal kaynak verimliliğini artırmak ile gıda kaybını ve israfı azaltmak başlıca zorluklardır. Dahası, hektar başına ortalama mahsul verimindeki mevcut artış oranları, 2050 yılına kadar nüfus artışı ve ekonomik gelişmeye paralel büyüyen talep tahminen yüzde 60'lık artışı karşılamak için yetersizdir. İklim krizinin yarattığı ve yaratacağı problemleri hesaba katacak olursak bu durum daha da kötüleşecektir. Bundan dolayı tarımsal gıda üretim sisteminde gerekli artış düzeyini sağlayabilmek için ek önlemlere ihtiyaç vardır.
Tarımsal üretimi sürdürülebilir kılmak ve verimi artırmak için gerekli olabilecek önlemlerin uzun uzadıya anlatmak oldukça uzun zaman alabilir, ancak kısaca bu önlemlerin neler olabileceğine değinmekte fayda var:
- Topraktaki karbon oranını artırmak zorundayız: Arazi yönetimi ve agronomi halihazırda toprak bozulmasını azaltmaya ve tersine çevirmeye yardımcı olmaktadır. Geçici drenaj alanları boyunca konturlar oluşturma, azaltılmış toprak sürme, örtü bitkileri ve ürünler arasındaki tampon şeritler gibi önlemler toprak karbonunu artırmaktadır. Özellikle toprağı sürmenin azaltılması, toprağın karbon tutma kapasitesini artırmanın yanında ülkemizdeki erozyonun da engellenmesinde önemli rol oynayacaktır.
- Karbon tutumu için gelişmiş kaya ayrışması: Gelişmiş kaya ayrışması hızlı ayrışabilen bir kaya türü olan bazaltın tozlarının toprağa saçılmasından ibarettir. Bu işlem, bitki üretimi için gerekli olan inorganik besinleri serbest bırakarak mahsul üretimi ve toprak sağlığı için ortak faydalar sağlarken, doğal CO2 tutma süreçlerini hızlandırır.
- Su kullanım veriminin artırılması: Hem bitkilerin ihtiyaç duyduğu suyun buharlaşma ve kayıplara izin vermeyecek şekilde sağlanması, hem de yeterli suyun olmadığı bölgelerde de fazla suya ihtiyaç duymayan bitki desenine dönülmesi verimi artıracaktır.
- Azotlu suni gübre ihtiyacının azaltılması: Onarıcı tarım yöntemleri ve bilinçli gübre kullanımının yaygınlaştırılması ile daha az suni gübre kullanımına yönelmek ve bu şekilde de toprağın kalitesinin korunması mümkündür.
- Tarımsal alanların azaltılması: Tükettiğimiz besin türlerini hayvansaldan bitkisel olana doğru çevirerek, gerekli tarımsal alanları azaltmak mümkündür. Ancak bunun ötesinde tarımsal ürünlerin üretimden masaya gelene kadar kayıp yaşamaması da, tarımsal üretim için gerekli alanların azalmasında önemli rol oynayacaktır.
- Tarım arazilerinin doğru kullanılması: Bütüncül bir ekolojik bakış açısı ile tarımsal arazilerde sebze, tahıl ve meyve üretirken, aynı bölgede hayvancılığın da gelişmesi mümkündür. Yalnız bu permakültür benzeri yaklaşımla, tüm araziye bir bütün olarak yaklaşmakla mümkündür. Bu üretim biçiminin örnekleri ülkemizde de hızla artmaktadır.
Akıllı tarım uygulamaları denince akla hemen modern aletler gelmek zorunda değil. Bizler akıllıca davranacak olduğumuz müddetçe, üreteceğimiz ürünler hem doğaya saygılı, hem de besleyici olacaktır. Sorun şu anda, on bin yıldır uygulanan tarım alışkanlıklarını değiştirmektedir. Bu değişiklik için de fazla zamanımız kalmadı.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DünyahaliDünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Su, Permakültür Tasarım Sistemleri, Tarım ve Gıda
31 Mar 2021

YAZARLAR

Dünyahali
Dünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!
İLGİLİ OKUMALAR
Warner Bros. Discovery Pazarlama Direktörü Beste Toksoy Balcı ile Röportaj
01 Tem 2026







