Tedarik zinciri kırılması: Nedenler ve çözümler


Işık Menkul : Hızlı, rekabetçi ve yenilikçi
Eşsiz müşteri hizmetleri ve sağladığı birçok avantajla öne çıkan Işık Menkul , müşterilerini pek çok yenilikle buluşturmaya devam ediyor. Neler var? Işık Menkul, yenilikçi iş modeli ‘Sıfır Aracılık Komisyonu’ ile önemli bir başarıya imza…
Daha fazlasını öğren →
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
Her ne kadar tedarik zincirindeki aksamaların etkilerini ilk başta net bir şekilde hissetmesek de bu aksamalar, günümüzde ABD’de bebek mamalarına erişimde güçlük, dünyanın dört bir tarafında tıbbi malzeme ve elektronik cihazların temininin zorlaşması gibi birçok şekilde kendisini hissettirmeye başladı. Bu aksamaların çoğu, ağırlıklı olarak pandemi ve sonrasında yaşanan gelişmelere bağlı olsa da aslında pandemi öncesinde çanlar çalmaya başlamıştı. Eski ABD Başkanı Donald Trump’ın Çin’e karşı başlattığı ticaret savaşları, sonrasında neredeyse tüm ticari işlemlerde aksama ve şoklara neden olan pandemi, ardından Rusya ve Ukrayna savaşı ve son olarak Çin'in "Sıfır Covid" politikası, tedarik zincirinin çeviklik ve dayanıklılığının herkesçe sorgulanmasına neden oldu.
Çin-Amerika ticaret savaşı: 2018’de dönemin başkanı Trump’ın söylem ve adımları çerçevesinde ABD ve Çin arasında yaşanan gerginlik, tedarik zincirinde ciddi aksamalara neden olmasa da uluslararası şirketleri olası problemlere karşı yeni stratejiler belirlemeye itti. Ticaret savaşlarından etkilenmek istemeyen birçok şirket, tedarik zincirlerini çeşitlendirme üzerine fikir yürütmeye başladı. Columbia Üniversitesi’nin yaptığı bir araştırmaya göre, bu durum küresel ticareti %3 oranında artırdı. Fakat yeteri kadar çevik olmayan küresel tedarik zincirinde yaşanan değişim, kısa vadede sıkıntılara da yol açtı.
Pandemi: 2020’nin ilk çeyreğinde Covid-19’un hayatımıza girmesiyle neredeyse tüm dünyada ticari faaliyetler durma noktasına geldi. İptal edilen lojistik aktiviteler, kapatılan üretim tesisleri ve ofisler tedarik zincirinde kritik aksama ve kırılmalara yol açtı. Ayrıca tüketici talebinde yaşanan şoklar, pandemiyle ekonomik mücadele adına sağlanan teşvikler ve sonrasında gelen enflasyonist ortam, arz ve talep dengesini bozarak tedarik zinciri yönetimini zorlaştırdı.
Çin’in pandemi politikası: Günümüzde birçok ülke, pandeminin etkilerinin azalmasıyla “yeni normale” geçiş yaparken Çin’in Covid-19 kapsamında izlediği agresif politika, ülkede uzun ve katı kapanma önlemlerini beraberinde getirdi. Çin’in dünyanın en büyük dördüncü limanına ev sahipliği yapan sanayi başkenti Şenzen’de uygulanan karantina, uzmanlar ve şirketler nezdinde panik havasına yol açarken dünyanın en büyük limanını barındıran Şangay’da 1 Haziran’da sonlanan 65 günlük karantina küresel tedarik zincirinde uzun süre etkisini göstermesi beklenen aksamalara neden oldu. Öyle ki nisan ayında denize bağlı lojistik sıkışmanın %30’u, Çin’in kapanmasından kaynaklandı.
Öte yandan: Uzmanlar Çin’deki karantinanın enflasyonel baskıyı artıracağı yönünde uyarıda bulunurken küresel ölçekte sağlık araç gereçleri, araba, elektronik cihaz ve kıyafet tedariğinde önemli sıkıntılara neden olduğunu belirtti.
- Rusya-Ukrayna savaşı: Rusya ile Ukrayna arasındaki savaş, uluslararası ilişkilerde gerilime neden olurken Rusya'ya uygulanan ekonomik yaptırımlar tedarik zincirini de olumsuz etkiledi. Özellikle enerji ve gıda tedariği risk altına girerken lojistik amaçlı kullanılan rotaların savaş nedeniyle değiştirilmesi gerekti. Rusya’ya uygulanan ekonomik yaptırımlar, bazı ürün ve madenlerin tedariğinde dar boğazlara yol açtı.
Çıkış yolu: Tedarik zincirinde dönüşüm
Bütün bu olumsuz gelişmelerin çok öncesinde ülkeler ve iş dünyası tedarik zincirinin kırılganlığı ve atıllığını biliyordu; ancak risk ve maliyet gibi nedenlerle bu konuda elle tutulur adımlar atmaktan uzak bir tutum sergileniyordu. Geçtiğimiz süreçte bu kadar olumsuzluğun bir araya gelmesi, şirketlerin olağan tedarik zincirleri ile yollarına devam etme riskini artırarak yeni tedarik zinciri modellerini deneme riskini göze almalarına neden oldu.
- Yeni ufuklar: Bu eksende şirketler, ağırlıkla Çin’e bağlı tedarik zinciri süreçlerini başka ülkelere kaydırmaya başladı. OECD ülkelerinin 2021’de Çin’den yaptığı ithalat hacmi, 2018’den beri hafif bir artış gösterirken Vietnam’dan yaptığı ithalat hacmi %70 oranında arttı. Şirketler, ayrıca tedarik zincirlerini bölgesel ölçekte yapılandırmaya başladı. Buna paralel olarak sıfırdan (greenfield) yatırımlar, Çin'de azalırken Avrupa, ABD ve Asya’daki diğer bölgelerde arttı. Tedarik zincirindeki aksamalarla başa çıkabilmek adına şirketler, tedarikçilerinin sayısını artırarak çeşitlendirdi.
- Dikey entegrasyonlar: Tedarikçilerden kaynaklı riskleri azaltmak ve kârlılıklarını artırmak isteyen birçok şirket, tedarikçilerini bünyelerine katmaya veya ürünlerini kendi tedarik etmeye başladı.
- Stokçuluk: Küresel tedarik zinciri üzerindeki baskı ve talepteki belirsizlik, şirketleri her ne kadar pahalı olsa da ürünlerini stoklamaya yönlendirdi. Dünyanın en büyük 3 bin şirketi, 2019’dan beri stoklarını küresel ekonomik hacmin %1’ine denk gelecek düzeyde artırdı.
Tedarik zincirini daha dayanıklı ve sürdürülebilir kılmak adına iş dünyasında atılan bu tip adımlar, değişimin ayak sesleri. Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı’nın Yatırım ve İşletme Direktörü James Zhan da 2030’a doğru giden yolda tedarik ve değer zincirinin dönüşeceğini ifade ediyor. Fakat bu dönüşümün sağlanışını ve etkilerini uzun vadede görmek mümkün olacak ve bu süreçte vatandaşlara, tüketicilere ve şirketlere büyük yük düşecek gibi görünüyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Çin'deki kapanmalar küresel tedarik zincirlerini riske atıyor mu? Şirketler, tedarik zincirlerini nasıl çeşitlendiriyor? Küresel aşı talebinin düşmesi ilaç şirketlerini nasıl etkiledi? Aşı şirketleri, 2022'de ne kadar gelir elde edecek?
24 Haz 2022

YAZARLAR

Oğuzhan Aydın
Writer @ Pareto

Pareto
İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR
"Ödünç dikkat çağı" bugünlerde yeni bir şey gibi paketleniyor ama neredeyse reklamcılık kadar eski bir tartışma bu. Öte yandan viral akımlar, memler, trend sesler, influencerlar çağında araştırmalar, ödünç dikkatin kapıyı açsa da alışkanlık yaratmadığını da gösteriyor. Peki bu tartışmaların ortasında reklamcılıktan elde kalan ne? Bunun cevabı şeffaf süreçler, doğrulanabilir sonuçlar, kanıtlar ve gerçek insan emeğinde yatıyor.

Eskiden yalnızca satın alınan ürünleri taşımak için kullanılan bez çantalar, bugün tüketiciler için bir statü sembolüne, markalar için ise maliyetsiz bir reklam aracına dönüşüyor. Giderek daha fazla işletme, esas faaliyet alanının dışına çıkarak bez çantalardan tişörtlere, şapkalardan kupalara kadar uzanan “merch” koleksiyonları oluştururken bir dönemler ücretsiz dağıtılan bu promosyon ürünleri, tüketicilerin para ödemeye gönüllü olduğu yeni bir pazar yaratıyor.

Ortadoğu'daki savaşın tetiklediği akaryakıt krizi, elektrikli otomobillere yönelik talebi yeniden artırırken sektördeki dengeleri de değiştiriyor. Son bir yılda elektrifikasyon yatırımlarını küçülten otomobil devleri, yükselen talep ve Çin’deki üreticilerin güçlenen rekabeti karşısında gelecek stratejilerini yeniden değerlendirmek zorunda kalıyor.

Dijital ödeme çözümleri, her geçen gün daha da yaygınlaşırken işletmelerin bu çözümlere yaklaşımında güven, kullanım kolaylığı ve sağlanan somut fayda belirleyici hâle geliyor. Yakın tarihte Garanti BBVA’nın kuruluşu Tami’nin ve Ipsos Türkiye’nin işbirliğinde gerçekleşen çalışma da işletmelerin dijital ödeme çözümlerine açık olduğunu, fakat dönüşümün esas anahtarının güven olduğunu ortaya koyuyor.
12 Eki 2026

Tüketicilerin kredi kullanım tercihleri son yıllarda nasıl değişti, Türk bankacılık sektörü para politikası kararlarına nasıl uyum sağlıyor ve finansal teknolojiler alanında faaliyet gösteren girişimlerin büyümesinin önündeki başlıca sorunlar neler? TeklifimGelsin Kurucu Ortağı ve CEO’su İhsan Cem Zararsız, kredi piyasasındaki gelişmeleri, bankaların dijitalleşme sürecini ve Türkiye’de girişimlerin finansmana erişimde yaşadığı sorunları Aposto okurları için anlattı.




