Tekrarlı seslerin kara komik hikâyeleri

Tom Greenhouse'un "the cool" grubu, sözünü sakınmayan bir açık mikrofon rock 'n' roll'u.
Tekrarlı seslerin kara komik hikâyeleri

25 Kasım - İş Sanat - Duende
İş Sanat ile birlikte

Caz Müziğinin Kuzey Işığı Jaga Jazzist İş Sanat’ta Jaga Jazzist 25 Ocak'ta İstanbul'da Şehrin kültür sanat hayatına 23. sezonunda da renk katan İş Sanat , yeni yıl heyecanımızı daha da artıracak bir konser haberini bizlerle paylaşıyor. Nedir? Sahnedeki enerjik performanslarıyla dikkat çeken dünyaca ünlü Norveçli progressive caz topluluğu Jaga Jazzist caz, rock ve elektronik müziğin heyecan veren renklerini müzikal paletinde bir araya getirmek üzere şehri ziyarete geliyor. Nerede? İş Kuleleri Salonu Ne zaman? 25 Ocak Çarşamba 2023 Neden gitmeli? Jaga Jazzist 70’lerin progressive rock müziğinden 1980’lerin sonunda Birleşik Krallık’ta ortaya çıkan “shoegaze” akımına uzanan kendine has dokunuşlarını, cazibeli bir formda; ritmik, melodik ve aynı zamanda hipnotize edici bir anlayışla daima güncelliyor. Not almalı: İş Sanat ’ın Jaga Jazzist ’i hayranlarıyla bir araya getirdiği etkinliğin biletlerini, Privia Black ve Maximum Black kartlara birinci kategoride %20, diğer kategorilerde %10, Maximum Kartlara ise tüm kategorilerde %10 indirim avantajıyla bu bağlantıda bulabilirsin. Dikkat dikkat: öğrenci ve 65 yaş üzeri indirimli biletler İş Kuleleri Salonu ana gişeden temin edilebiliyor.

Daha fazlasını öğren

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

Albüm: The Cool Greenhouse, Sod’s Toastie

Süre: 35 dakika

Plak şirketi: Melodic Records

Yayın tarihi: 11 Kasım 2022

Kartonet: Birleşik Krallık merkezli alternatif gitar sahnesinin son 5 yılında serpilmeye başlayan spoken word esinli post-punk müziği, The Cool Greenhouse’un iki albüm, bir kısaçalar ve yedi tekliye sahip diskografisinde cisimleşti. 2018 yılından itibaren kendin yap usulüyle Tom Greenhouse’un minimalist şarkı yazarlığını; esprili, alaycı ve gözlemci (vokal, gitar) nesirleriyle bir araya getiren grup, Sod’s Toastie albümünde de grubun kimliğini oluşturan bu iki temel öğeyi ön plana aldı. 

Grup, ilk albümleri The Cool Greenhouse’la sonradan Yard Act ve Dry Cleaning gibi gruplarla popülerleşecek “konuş-söyle” vokalini The Fall’un Mark. E. Smith’i, yeraltının punk şairi John Cooper Clarke gibi öncülerden devralmış gibiydi. Çağdaş şehir hayatının komik durumlarına, alelade gündeliklere ve popüler kültürün sıkıcı bayağılıklarına ve dahasına kadrajlanan sözler, grubun müziğini Tom Greenhouse’un açık mikrofon performansı için neredeyse bir soundtrack albümüne dönüştürdü.

The Cool Greenhouse’un Phil Booth yapımcılığında kaydedilen, miksini Daniel Huddlestone, master’ını ise Mikey Young’ın gerçekleştirdiği ikinci albümü, artık müzikal ve söz yazarı estetiğini iyice oturtmuş grup için konfor alanlarında ortaya koydukları birçok şarkıyla dolu. Diğer yandan, artık amatör bir “garaj” grubu olmanın ötesine geçmiş olan The Cool Greenhouse, iki albümleri arasında yayımladıkları Alexa! teklisiyle bağımsız müzik çemberinin ötesinde spot ışıklarını da üzerine çekti. Grup, Sod’s Toastie’yle Afrobeat’ten jangle pop ve psikedelik rock'a genişleyen bir havuzdan esintiler sundu.  

Salvador Dali'nin sürrealist paletini çağrıştıran pastellerle dolu albüm kapağıysa grubun sıradan durumları gerçeküstücü kılma gücünü, alışılmış olanda keşfettiği oyuncu uzamları sembolize eden bir kolaj olarak yorumlanabilir. İlhamını Kevin Ayers, Magma, Whipper ve The Velvet Underground gibi müzisyenlerin görselliğinde bulan kapak tasarımında Soad's Toastie'nin müzikal arka planından da ipuçlarına rastlamak mümkün.

The Cool Greenhouse, Sod's Toastie 

Neden dinleyelim? The Cool Greenhouse, zihin dünyasında inzivaya çekilmiş bir hâlde günümüzü gözlemleyen bir adamın, Tom Greenhouse'un, bıyık altından gülen sözlerinin etrafında şekillendi. Evcil hayvanlardan ev sahiplerine, Amazon’un Alexa’sından şimdi de yanık bir tosta genişleyen ve gündelik sıradanlığı merceğine alan Greenhouse, spoken word müziğin yaşadığı küçük dirilişin öncülerinden oldu. 

BODEGA, Lewsberg, Todd Briefly, Dry Cleaning ve şimdi de Yard Act'in ön saflarında olduğu ve post-punk müziğiyle ilişkilenen spoken word'ün vokal direktliği ve sadeliği, The Cool Greenhouse'un müzikal yaklaşımıyla kesişti. Transandantale ve duygusala karşı mesafelenen grup; deneyimlediğimiz o sıkıcı, bayat ve rutin gerçekliklerin tam ortasına kurduğu kürsüden sıradanlığın trajikomik, bazense yalnızca komik anlarının megafonu.

“Her zaman garip, spesifik anektodlar bulmaya çalışıyorum. Transandantal duygusal sanata ilgim yok denecek kadar az.” - Tom Greenhouse, The Cool Greenhouse 

2018 yılından itibaren şarkılarını iki nota, klasik rock enstrümantasyonu ve minimal bir klavye eşliğiyle hayata geçiren grup; uslanmaz bir tekrar ve fazlasıyla iddiasız bir tekdüzelikte yürümeye başladı. Mark E. Smith'in “The Fall ne olursa olsun tek bir şeyi kaybetmeyecek, o da tekrar (repetition).” sözünü kendilerine ilke edinmiş gibi hareket eden The Cool Greenhouse; kısalığı, vuruculuğu ve direktliği önceleyen günümüzün müzikal metoduna anti-tez bir formülün elçisi. Grubun bu formüle tümüyle sahip çıkan yaklaşımı, yani konuşmaktan ve sadeleştirmekten iflah olmaz tavrı, The Cool Greenhouse'u istisnai bir yere konumlandıran temel etmen aynı zamanda.  

Öte taraftan, artık grup için bir turnusol kağıdı olan ve spoken word'le minimali bir araya getirdikleri müziği, The Cool Greenhouse'un yeniliği ve farklı olanı yaratımlarına dâhil etmelerine de engel olmadı. Sod's Toastie albümü, grubun konfor alanlarının çok uzaklarına açılmadan özdeşleştikleri post-punk janrının yanına yenilerini eklemledikleri bir dinleme deneyimi de vadetti. Musicians şarkısının sonuna eşlik eden afro caz tınılarının alameti-farikası dans ritimleri, I Lost My Head'te Tom Greenhouse'un “konuş-söyle” vokalinin yerini alan “yalnızca söyle” vokalleri, The Neoprene Ravine şarkısının erken The Velvet Underground'u anımsatan ve garaj rock 'n' roll'uyla bangırdayan ses manzaraları, The Cool Greenhouse'un müzikal genişlemesinin öne çıkan aktörleri oldu. 

Nitelikli bir prodüksiyon,“profesyonel bir yaratım süreci, daha cilalı ve çeşitliliği -az da olsa- benimseyen yeni ama tanıdık bir sesle geri dönen The Cool Greenhouse; kelimelerin çevrelediği bir rock alt yapısıyla gündelik sıradanlıkların gerçeküstü not(a)larını defterlerine ve enstrümanlarına düşmeye devam etti.  

Benzer işler: 

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

DuendeDuende

BÜLTEN SAYISI

☂️ Wednesday oyuncularıyla söyleşi, Timothée Chalamet ve Luca Guadagnino yeniden

The Addams Family nostaljisi Wednesday'in oyuncularıyla söyleşi, Timothée Chalamet'yi Luca Guadagnino'yla yeniden buluşturan Bones and All, The Cool Greenhouse'un açık mikrofon rock 'n' roll'u Sod's Toastie.

25 Kas 2022

İş Sanat ile birlikte
Kaynak: Metro Goldwyn-Mayer Pictures Inc.

YAZARLAR

Koray Soylu

Editor @ Aposto

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

DuendeDuende

HİKAYE

Amerika’da bir Türk underdog: Aykut Özen ve grubu Ölüm

Ölüm’ün hikayesi, İzmir’den The Strokes’un ön grubu olarak çıktıkları Red Rocks sahnesine uzanıyor. Türkçe sözlü saykodelik rock grubu Ölüm’ün arkasındaki isim olan Aykut Özen; Los Angeles’taki hayatını, 70’lerin parlatılmamış çiğ ruhunu ve ABD müzik sahnesinde ses getiren kırılma anlarını anlatıyor.

Eda Solmaz

·

03 Ağu 2026

Amerika’da bir Türk underdog: Aykut Özen ve grubu Ölüm
DuendeDuende

HİKAYE

Bir kentin tiyatronun ta kendisine dönüşümü: Bergama, neden tiyatrosun sen?

İlki 2018’de düzenlenen Bergama Tiyatro Festivali bu sene 7-8-9 Ağustos’ta yapılacak. Peki kendi kaderine terk edilmiş bir Ege kasabası nasıl tiyatroya, kolektif emeğe, yeni ihtimallere ve yerelden yükselen umudun ta kendisine dönüştü?

Bahar Çuhadar

·

03 Ağu 2026

Bir kentin tiyatronun ta kendisine dönüşümü: Bergama, neden tiyatrosun sen?
DuendeDuende

HİKAYE

İşe Yarar Bir Hayalet: Unutturuldu sanılan hafıza nasıl geri döner?

"İşe Yarar Bir Hayalet", daha ilk dakikalarında bütün derdini anlatıyor. Bir sanat merkezinde, Tayland toplumunun kolektif belleğini temsil eden bir rölyefin yapımını izliyoruz. Keşiş, asker, işçi, köylü, öğrenci, atlet, çocuk, keçi... Bir toplumun hafızasını oluşturan figürler tek bir yüzeyde buluşuyor. "İşe Yarar Bir Hayalet"te kabul görmenin ölçüsü kim olduğunuz değil, kimin işine yaradığınız. Filmin adındaki ironi de tam burada yatıyor.

Tuba Büdüş

·

31 Tem 2026

İşe Yarar Bir Hayalet: Unutturuldu sanılan hafıza nasıl geri döner?
DuendeDuende

HİKAYE

Bir büyüme hikayesi: Spider-Man nasıl farklı hisseden herkesin kahramanı oldu?

Spider-Man’in radyoaktif örümcek ısırığından gizli kimliğine, kayıplarından kendini kabullenme mücadelesine uzanan hikayesi, farklı hisseden herkesin kendisinden bir şeyler bulabileceği bir büyüme anlatısı aynı zamanda. "Brand New Day" ise Peter Parker’ın yetişkinlikte de değişmeye, bedel ödemeye ve şu soruyla yüzleşmeye devam ettiğini gösteriyor: İnsanlar gerçek benliğiyle tanışsalar onu yine de severler miydi?

Emre Eminoğlu

·

31 Tem 2026

Bir büyüme hikayesi: Spider-Man nasıl farklı hisseden herkesin kahramanı oldu?
DuendeDuende

HİKAYE

İnsan ruhunun karanlık sularında: John Boyne'un 'Elementler' serisi üzerine

'Çizgili Pijamalı Çocuk'un yazarı John Boyne, dört kitaplık "Elementler" serisinde insan ruhunun karanlık ve fırtınalı topografyasını çıkarıyor. Boyne, her biri bir solukta okunabilecek serisinde, dijital çağın üzerimize yağdırdığı sosyal virüslerin cirit attığı ortamda travmalara ve insanlığın kurtuluş reçetelerine değiniyor. Her romanda "suç"u farklı bir yönüyle ele alıyor, birbiriyle iç içe geçmiş metinleri birbirinden özgür kılarken bir yandan da her birini ötekine sımsıkı bağlıyor.

Soner Can

·

31 Tem 2026

İnsan ruhunun karanlık sularında: John Boyne'un 'Elementler' serisi üzerine