Temiz, Sağlıklı ve Sürdürülebilir Çevre Bir İnsan Hakkıdır!


Dünyahali, Yuvam Dünya ve Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Araştırma Merkezi iş birliğinde, BMWi’nin desteğiyle yayınlanmaktadır. BMWi sürdürülebilir mobilite için kapsamlı çözümler sunar .
Daha fazlasını öğren →
DünyahaliDünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!
Özgür Göndiken, Be People
İklim krizi, biyoçeşitlilik kaybı, kirlilik gibi küresel problemlerle karşı karşıya olsak bile; hala umut verici gelişmelere şahit oluyoruz. "Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonu”nun 8 Ekim 2021’de aldığı karar, çevre adaleti için çığır açıcı nitelik taşıyor.
Yaşam ve özgürlük, çalışma ve eğitim görme, hukuk önünde eşitlik ırk, cinsiyet, milliyet, dil, din veya herhangi başka bir koşul gözetmeksizin tüm insanların doğuştan sahip olduğu haklardan bazıları. “Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi”, 8 Ekim 2021’de, tarihinde ilk defa temiz, sağlıklı ve sürdürülebilir bir çevreyi insan hakları arasına dâhil etme kararı aldı. Ayrıca konsey, dünyadaki tüm hükümetlere ve organizasyonlara bu kararı uygulama konusunda ortak bir çalışma çağrısında bulundu.
Karar nasıl alındı ve neleri kapsıyor?
Komisyona, her insanın temiz, sağlıklı ve sürdürülebilir bir çevrede yaşayabilmesinin en doğal insan haklarından biri olarak tanınması gerektiği teklifini sunan ülkeler Kosta Rika, Maldivler, Fas, Slovenya ve İsviçre oldu. Bu teklif, 47 ülkeden oluşan komisyonda 0’a karşı 43 oy ile kabul edildi; Çin, Hindistan, Japonya ve Rusya oylamada mevcut değildi.
1300’den fazla sivil toplum kuruluşu, yerel halk toplulukları, 15 adet BM kuruluşu, genç aktivistler ve iş çevreleri alınan bu kararı destekledi. Ayrıca, iklim değişikliği ve insan hakları ilişkisi üzerine çalışacak, hak ihlallerinin takibini yapacak, hükümetleri yükümlülükleri konusunda yönlendirecek, hesap verilebilirliği arttıracak yeni bir ‘Özel Raportör’ tayin edildi.
Bu karar gerçekte ne anlama geliyor?
Çevre aktivizmi küresel ölçekte durmaksızın ivme kazanan, kapsamını genişleten bir hareket. Sosyoekonomik durumu fark etmeksizin hemen her çevreden sorumluluk sahibi kişiler, bu hareketin bileşenleri arasına katılıyor ve doğa adına sürdürdükleri mücadelede hayatlarını ortaya koyuyor.
Global Witness’ın haberine göre, 2020 yılında, 200’den fazla çevre savunucusu evlerini, ekosistemi ve biyoçeşitliliği korurken hayatlarını kaybetti. Kosta Rika temsilcisi “Catalina Devandas Aguilars”, alınan bu karar ile dünya çapında iklim krizi ile mücadele eden toplulukların yalnız olmadıklarına dair güçlü bir mesaj gönderildiğini ifade ediyor.
İklim krizi ve çevre felaketleri dolaylı ya da dolaysız yollardan, başta en zayıf ve savunmasızlar olmak üzere, milyonlarca insanın ve çok daha fazla sayıdaki canlı türünün yaşamını tehdit ediyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün raporuna göre, dünyadaki yıllık ölümlerin yüzde 24’üne tekabül eden 13,7 milyon can kaybı, sadece hava kirliliği ya da kimyasal maddeler gibi çevre sorunlarına bağlı sebeplerle gerçekleşiyor. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiseri “Michelle Bachelet” sağlıklı ve temiz bir çevreye sahip olma konusunda gerçek bir etki elde edebilmek için, dünya çapındaki hükümetleri ve organizasyonları cesur adımlar atmaya davet etti.
Bu karar, Uluslararası Çevre Hukuku Merkezi’ne göre, hukuka dayalı iklim politikaları için de yepyeni bir dönemi işaret ediyor. Aslında 80’den fazla Birleşmiş Milletler üyesi, ulusal mahkemeler ve bazı bölgesel otoriteler sağlıklı çevre hakkını tanımıştı. Birleşmiş Millet Çevre Programı Müdürü “Inger Andersen” komisyonunun aldığı bu kararın birey ve toplum hayatını, sağlığını ve geçimini riske atan durumlara karşı hukuk ve mahkemeler nezdinde makbul, hukuki bir silah ya da bir kalkan işlevi göreceğini ifade ediyor.
Sadece insanlar için değil, tüm canlılar için nefes almak gibi bir şey!
Her ne kadar buna bir insan hakkı etiketi yapıştırsak da, aslında bu, doğada yaşayan tüm canlıların hakkı. Evcil hayvanlarımızdan vahşi hayata, okyanuslardan gökyüzüne kadar doğanın tüm bileşenleri bu küredeki serüvenlerini temiz ve sağlıklı koşullarda yaşamayı doğuştan hak ediyorlar. İnsan olarak kendi ellerimizle şekillendirdiğimiz ekosistemlerin koşullarını bu yeni karar doğrultusunda iyileştirerek, insanlığın olduğu kadar, bu gezegeni paylaştığımız her türden komşumuzun da hakkını savunmuş ve yaşamlarımızı daha iyi hale getirmiş olabiliriz.

Bir adım sonrasında ne var?
BM İnsan Hakları Komisyonu’nun kararı COP26’nın başlamasından birkaç hafta evvel alması dikkat çekici. Çevre konusunda mücadele yürüten pek çok kişi ve kurum, doğanın korunması konusunda daha keskin kararların alınması ve daha emin adımların atılması için büyük bir beklenti içinde. Evrensel Haklar Grubu Müdürü “Marc Limon”, bu yeni evrensel hakkın Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda da tanınmasının bir sonraki hedef olduğunu söylüyor. Böylece, Birleşmiş Milletler’deki bu tarihi an insanların yaşamlarında ve çevre koşullarında gerçek bir gelişme ve iyileşmeye dönüşebilecek.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DünyahaliDünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Karbon Piyasaları, Sünger Şehirler, 'Gezegen İçin Son Şans'
24 Kas 2021

YAZARLAR

Dünyahali
Dünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!
İLGİLİ OKUMALAR


