The Monkeys yeni sularda

Arctic Monkeys, 7. albümleriyle arena rock ‘n’ roll grubundan uzaklaştıkları ses yolculuklarında yeni bir durakta.
The Monkeys yeni sularda

28 Ekim - tepedenal.com - Duende
tepedenal.com ile birlikte

Temizlik malzemelerinin yeni adresi: tepedenal.com

Bahar temizliğinin güz versiyonu için kolları sıvamak ve evinin, işyerinin havasını sonbahara uygun yenilemek isteyenleri tepedenal.com ile tanıştırmak isteriz; çünkü onunla temizlik artık çok kolay. Nedir? Otel, hastane, okul, restoran,…

Daha fazlasını öğren →

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

Albüm: Arctic Monkey, The Car

Süre: 37 dakika

Plak şirketi: Domino Records

Yayın tarihi: 21 Ekim

Kartonet: Son iki on yılın rock ‘n’ roll sesinin referans noktalarından Arctic Monkeys, diskografisindeki kültleşmiş şarkılarla dolu AM (2013) albümünden sonra yayımladıkları Tranquility Base Hotel + Casino’yla beklenmedik bir kompozisyonel yola direksiyon kırdıı. Grupla özdeşleşen “arena rock” sesinin yerine Turner’ın söz yazarlığı ve vokallerinin öne çıktığı, lounge ve psikedelik pop türlerinin dingin ve loş bir atmosfer yarattığı albüm, The Monkeys için yaratımlarında ikinci bir dönemin başladığının işaretlerini verdi. 

Grubun yaratıcı sürecinin tamamıyla Alex Turner’a endekslendiği son birkaç yılla birlikte, The Car da tüm şarkıların Turner tarafından yazıldığı bir albüm oldu. Arctic Monkeys’in diğer üyeleri Jamie Cook (gitar), Matt Helders (davul) ve Nick O’Malley’in (bas) Turner’ın “icracıları” olarak yer aldığı The Car, genel hatlarıyla tekil bir zihnin tasarımı olarak nitelendirilebilir. Diğer taraftan, Alex Turner’ın uzun zamandır Arctic Monkeys’in albümlerinde işbirliğinde bulunduğu ve The Last Shadow Puppets’dan da grup arkadaşı olan James Ford, Bridget Samules’le birlikte The Car’ın barok ses manzaralarını çizdi. Arctic Monkeys’i, The Last Shadow Puppets’ın iki albümüyle sunduğu orkestral estetiğe yaylı aranjmanlarıyla yaklaştıran Ford, Turner’ın rock’tan uzaklaştığı yaratıcı seyahatinde es geçilemeyecek bir isim olarak ortaya çıktı. 

Birden fazla ses mühendisinin olduğu; miksini James Ford’un, mastering’ini Matt Colton’ın yaptığı albüm, 7 şarkıdan oluşan 37 dakikalık kısa süresiyle The Monkeys’in yelken açtığı yeni sularda bazen iddiasız, bazense görkemli bir yolculuk. 

Arctic Monkeys, The Car

Neden dinleyelim? Arctic Monkeys’in köşeleri belli ve bir süre sonra kendisinin tekrar gibi hissettiren ilk 5 albümüyle sadık bir dinleyici kitlesi kazandığını söylemek mümkün. Öte taraftan, Suck It and See’yle yüzeye çıkan ve iyice bayatlayan The Monkeys sesi, AM albümüyle diriliş yaşayarak grup için beklenmedik bir çıkış yolu yarattı. Bu anlamda 2018 yılında gelen ve Arctic Monkeys için radikal bir dönüşümün somut çıktılarını sergileyen Tranquility Base Hotel + Casino, grubun o zamana kadarki en riskli yaratımı oldu. 

Arctic Monkeys’i gitgide kolektif bir üretimin grubundan Alex Turner and the Arctic Monkeys oluşumuna dönüştüren yakın geçmiş, Turner’ın bir şarkı ve söz yazarı olarak dönüşümünün paralelinde yeni ancak dinleyiciyi ansızın yakalamayan bir maceraya eklendi. Bu dönüşüm ve belki de “olgunlaşma”, 10 yılı aşkın bir süredir evrensel bir üne sahip olan, günümüz rock müziğinin yüzlerinden birine dönüşen The Monkeys için kimliklerine ve “rock star” hayatlarına dönük bir yüzleşmeyi de beraberinde getirdi.

“I had big ideas, the band was so excited
The kind you'd rather not share over the phone
But now the orchestra's got us all surrounded
And I cannot for the life of me remember how they go”

Arctic Monkeys, Big Ideas 

The Car, aynı zamanda grubun çift taraflı metamorfozunu da devamı. İçinde Turner’ın enerjik ve şipşak vokallerinden karizmatik “falsetto” icralara evrilişi; şöhret, aidiyet ve ilişkiler gibi başlıklar arasında dolaşan gözlemleyici şarkı sözleriyle genişlettiği söz yazarlığı da var. Nihayetinde bu dönüşüm, grubun kompozisyonel denemeleriyle bütünleşmiş durumda. 

Albümün başından sonuna değin rock enstrümentasyonuna eşlik eden yaylıların orkestrası, kimi şarkılarda (Sculptures Of Anything Goes) bangırdayan drum machine ve moog synthesizer birliktelikleri bu denemelerin öne çıkan elementleri oldu. Bir zamanlar dinleyicilerin ayaklarını yerden kesen rock marşlarının sahibi olan grup, buğulu bir atmosferin ortasında içe dönük tefekkür baladlarıyla dönüştü. The Car, artık Arctic Monkeys’in “başka” yaratımlarına alışmamız gerektiğinin de ispatı. 

Benzer işler: 

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

DuendeDuende
∙

BÜLTEN SAYISI

📽️ Başkentin film festivali, Arctic Monkeys'in sisli orkestrası

İnci Demirkol'la 33. Ankara Film Festivali söyleşisi, Arctic Monkeys'in orkestral baladları, Ruben Östlund'un kara komedisi.

28 Eki 2022

tepedenal.com ile birlikte
Fotoğraf: Zackery Michael

YAZARLAR

Koray Soylu

Editor @ Aposto

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

DuendeDuende
∙

HİKAYE

Bibliyoterapi'de bu hafta: İşi dışında kim olduğunu unutanlara kitap reçetesi

Mesleğimiz, “Ben kimim?” sorusuna verdiğimiz en hızlı yanıtlardan biri. Peki, “İşimi yeterince iyi yapamadım” demek ne zaman “Ben yeterince iyi değilim” düşüncesine dönüşüyor? Üç kitap eşliğinde başarıyla özdeğer arasındaki ince çizgiye, değişen ihtiyaçlarımıza ve işimize hayatımızda ayırdığımız yere bakıyoruz.

Aslı Perker

·

06 Kas 2026

Bibliyoterapi'de bu hafta: İşi dışında kim olduğunu unutanlara kitap reçetesi
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Asghar Farhadi’nin söyledikleri ve ötesi: Yapay zeka insan yaratıcılığının ne kadarını üstlenebilir? 

İranlı yönetmen Asghar Farhadi, Brand Week İstanbul’daki söyleşisinde “Yapay zekanın bilinçaltı yok” diyerek yapay zekanın insan yaratıcılığının yerini bütünüyle alamayacağını savundu. Peki, insanı farklı kılan bilinçdışı süreçlerin varlığı mı, yoksa bedenli, ilişkisel, utançla yüklü, geri döndürülemez bir hayat tortusu mu?

Ümit Alan

·

06 Kas 2026

Asghar Farhadi’nin söyledikleri ve ötesi: Yapay zeka insan yaratıcılığının ne kadarını üstlenebilir? 
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Bir filmi 'duygular sosyolojisi' üzerinden okumak: Lanthimos'un 'The Lobster'ı

"The Lobster" postmodernizmin kimliklerin ve toplumsal normların kuruluşuna ilişkin sorgulamalarını, duygular sosyolojisinin temel meselesiyle buluşturur. Filmin asıl trajedisinin, insanların baskıcı kurallara itirazsız itaat etmelerinde değil, bu kuralların belirlediği duygusal ihtiyaçları kendi arzularıymış gibi yaşamalarında saklı olduğunu gösterir izleyiciye. David’in kişisel trajedisiyse, otelden ormana kaçmasına rağmen otelin “aşk kurallarını” da yanında götürmesidir.

Mehmet Sindel

·

06 Kas 2026

Bir filmi 'duygular sosyolojisi' üzerinden okumak: Lanthimos'un 'The Lobster'ı
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Aristo'nun 'Altın Orta'sından Z kuşağının isyankarlığına: Enes Özel'le 'Normal' üzerine

M. Enes Özel, bir hayli aktif kullandığı Instagram hesabında kendisini "Psikiyatri uzmanı. Kalan her şeyin amatörü, talihli ucube, falsolu kul" olarak takdim ediyor. Özel ile yeni kitabı "Normal" ve farklı kuşakların normali algılama biçimleri üzerine konuştuk.

Soner Can

·

04 Kas 2026

Aristo'nun 'Altın Orta'sından Z kuşağının isyankarlığına: Enes Özel'le 'Normal' üzerine
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Gözünü bile kırpmadan: 'You Can See Everything'in aynalı labirenti

Nathan Fielder ve Lance Oppenheim imzalı Elizabeth Holmes belgeseli "You Can See Everything", son yılların en tuhaf ve katmanlı filmlerinden biri. Filmde herkesin, Nathan dahil, farklı yansımalarını görüyoruz; hem kendilerini gördükleri gibi, hem herkesin onları gördüğü gibi, hem de bizim onları gördüğümüz gibi. Bu ayna labirentinde herkes, herkesi, izleyiciye oynuyor. Ve izliyor.

Aslı Ildır

·

03 Kas 2026

Gözünü bile kırpmadan: 'You Can See Everything'in aynalı labirenti