The Monkeys yeni sularda


Temizlik malzemelerinin yeni adresi: tepedenal.com Bahar temizliğinin güz versiyonu için kolları sıvamak ve evinin, işyerinin havasını sonbahara uygun yenilemek isteyenleri tepedenal.com ile tanıştırmak isteriz; çünkü onunla temizlik artık çok kolay. Nedir? Otel, hastane, okul, restoran, fabrika, AVM gibi kurum, tesis ve kuruluşlara temizlik ve hijyen konularında profesyonel çözümler sunan Adonis Endüstriyel Temizlik Ürünleri A.Ş., tepedenal.com ’la küçük-orta ölçekli işletme sahiplerine ve bireysel tüketicilere online market deneyimi sunuyor. Neler var? Performansı yüksek profesyonel ürünler, kolay alışveriş deneyimi, satış öncesi ve satış sonrası kesintisiz müşteri iletişim desteğiyle öne çıkan tepedenal.com, müşterilerine temizlik, hijyen, kağıt, çöp poşeti, ambalaj, kullan-at, gıda ve medikal ürün portföyü altında 36 ayrı kategoride yüzlerce ürün ulaştırıyor. Dikkat dikkat: Bu ay itibarıyla tepedenal.com ’da mutfaktan banyoya, yüzey temizliğinden camlara kadar birçok kategoride %40’a varan Büyük Sonbahar İndirimi sizi bekliyor. Üstelik “ TEPEDENAL10 ” koduyla ilk alışverişe özel ek olarak %10 indirim ve 250 TL ve üzeri alışverişlerde ücretsiz kargo fırsatı da devam ediyor. Güçlü ve hızlı temizliğin keyfini sürmek için tepedenal.com ’u ziyaret edebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Albüm: Arctic Monkey, The Car
Süre: 37 dakika
Plak şirketi: Domino Records
Yayın tarihi: 21 Ekim
Kartonet: Son iki on yılın rock ‘n’ roll sesinin referans noktalarından Arctic Monkeys, diskografisindeki kültleşmiş şarkılarla dolu AM (2013) albümünden sonra yayımladıkları Tranquility Base Hotel + Casino’yla beklenmedik bir kompozisyonel yola direksiyon kırdıı. Grupla özdeşleşen “arena rock” sesinin yerine Turner’ın söz yazarlığı ve vokallerinin öne çıktığı, lounge ve psikedelik pop türlerinin dingin ve loş bir atmosfer yarattığı albüm, The Monkeys için yaratımlarında ikinci bir dönemin başladığının işaretlerini verdi.
Grubun yaratıcı sürecinin tamamıyla Alex Turner’a endekslendiği son birkaç yılla birlikte, The Car da tüm şarkıların Turner tarafından yazıldığı bir albüm oldu. Arctic Monkeys’in diğer üyeleri Jamie Cook (gitar), Matt Helders (davul) ve Nick O’Malley’in (bas) Turner’ın “icracıları” olarak yer aldığı The Car, genel hatlarıyla tekil bir zihnin tasarımı olarak nitelendirilebilir. Diğer taraftan, Alex Turner’ın uzun zamandır Arctic Monkeys’in albümlerinde işbirliğinde bulunduğu ve The Last Shadow Puppets’dan da grup arkadaşı olan James Ford, Bridget Samules’le birlikte The Car’ın barok ses manzaralarını çizdi. Arctic Monkeys’i, The Last Shadow Puppets’ın iki albümüyle sunduğu orkestral estetiğe yaylı aranjmanlarıyla yaklaştıran Ford, Turner’ın rock’tan uzaklaştığı yaratıcı seyahatinde es geçilemeyecek bir isim olarak ortaya çıktı.
Birden fazla ses mühendisinin olduğu; miksini James Ford’un, mastering’ini Matt Colton’ın yaptığı albüm, 7 şarkıdan oluşan 37 dakikalık kısa süresiyle The Monkeys’in yelken açtığı yeni sularda bazen iddiasız, bazense görkemli bir yolculuk.

Arctic Monkeys, The Car
Neden dinleyelim? Arctic Monkeys’in köşeleri belli ve bir süre sonra kendisinin tekrar gibi hissettiren ilk 5 albümüyle sadık bir dinleyici kitlesi kazandığını söylemek mümkün. Öte taraftan, Suck It and See’yle yüzeye çıkan ve iyice bayatlayan The Monkeys sesi, AM albümüyle diriliş yaşayarak grup için beklenmedik bir çıkış yolu yarattı. Bu anlamda 2018 yılında gelen ve Arctic Monkeys için radikal bir dönüşümün somut çıktılarını sergileyen Tranquility Base Hotel + Casino, grubun o zamana kadarki en riskli yaratımı oldu.
Arctic Monkeys’i gitgide kolektif bir üretimin grubundan Alex Turner and the Arctic Monkeys oluşumuna dönüştüren yakın geçmiş, Turner’ın bir şarkı ve söz yazarı olarak dönüşümünün paralelinde yeni ancak dinleyiciyi ansızın yakalamayan bir maceraya eklendi. Bu dönüşüm ve belki de “olgunlaşma”, 10 yılı aşkın bir süredir evrensel bir üne sahip olan, günümüz rock müziğinin yüzlerinden birine dönüşen The Monkeys için kimliklerine ve “rock star” hayatlarına dönük bir yüzleşmeyi de beraberinde getirdi.
“I had big ideas, the band was so excited
The kind you'd rather not share over the phone
But now the orchestra's got us all surrounded
And I cannot for the life of me remember how they go”
Arctic Monkeys, Big Ideas
The Car, aynı zamanda grubun çift taraflı metamorfozunu da devamı. İçinde Turner’ın enerjik ve şipşak vokallerinden karizmatik “falsetto” icralara evrilişi; şöhret, aidiyet ve ilişkiler gibi başlıklar arasında dolaşan gözlemleyici şarkı sözleriyle genişlettiği söz yazarlığı da var. Nihayetinde bu dönüşüm, grubun kompozisyonel denemeleriyle bütünleşmiş durumda.
Albümün başından sonuna değin rock enstrümentasyonuna eşlik eden yaylıların orkestrası, kimi şarkılarda (Sculptures Of Anything Goes) bangırdayan drum machine ve moog synthesizer birliktelikleri bu denemelerin öne çıkan elementleri oldu. Bir zamanlar dinleyicilerin ayaklarını yerden kesen rock marşlarının sahibi olan grup, buğulu bir atmosferin ortasında içe dönük tefekkür baladlarıyla dönüştü. The Car, artık Arctic Monkeys’in “başka” yaratımlarına alışmamız gerektiğinin de ispatı.
Benzer işler:
- Caleb Landry Jones, Mother Stone
- John Cale, Vintage Violence
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
İnci Demirkol'la 33. Ankara Film Festivali söyleşisi, Arctic Monkeys'in orkestral baladları, Ruben Östlund'un kara komedisi.
28 Eki 2022

YAZARLAR

Koray Soylu
Editor @ Aposto

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
14–20 Eylül tarihleri arasında düzenlenen ve medya sponsorları arasında yer aldığımız Ayvalık Uluslararası Film Festivali’ne; değişen alışkanlıkları, süren samimiyeti ve bu yılın filmleri üzerinden baktık.

Bazen insanın ihtiyacı, acısına bir cevap bulmak değil, o acının içinde bütünüyle yalnız olmadığını bilmektir. Belki kitapların yapabileceği şey de tam burada başlıyor. Acıyı dindirmek değil, çünkü bazı acılar dindirilemeyebilir. Bir kaybı anlamlandırmak ya da ona teselli olacak birkaç güzel cümle bulmak da değil; yalnızca insanın acısının yanında sessizce bulunmak.

Arkas Sanat ve Centre Pompidou işbirliğinin ilk sergisi “Lumina: Renk ve Işık Sanatı”, 26 Eylül’de Lucien Arkas Sanat Merkezi’nde açılıyor. Beş yıllık işbirliği kapsamında düzenlenecek 10 serginin ilkini ve bu uzun soluklu buluşmayı Arkas Holding Yönetim Kurulu Başkanı Lucien Arkas, Arkas Sanat Direktörü Müjde Unustası ve Centre Pompidou Başkanı Laurent Le Bon’dan dinledik.

“Verilere dayalı gerçek, muhasebeciler içindir” diyen ve sadece nesnel gerçeği beyazperdeye yansıtmakla yetinen sinema anlayışını aşağılayan Werner Herzog'un çektiği tüm filmlerde, kurgu ve belgesel iç içe geçer. Her bir film projesi, lideri Herzog olan ekibin görevidir ve görev yerine getirilecektir. Görev süresince tüm ekip “dışarıdan gangsterler gibi görünüp, içlerinde papaz cübbesi giymiş azizler gibi” adanmış olacaktır.

Filozof Jonathan Barnes'ın kızı ve İngiliz yazar Julian Barnes'ın yeğeni Camilla Barnes, ilk romanı "Her Zamanki O Öldürme Arzusu"nda İngiltere'den Fransa'ya göç etmiş bir ailenin üç kuşaklık öyküsünü anlatırken zarif ve alabildiğine mizahi bir dil kullanıyor. Barnes’la, bu güçlü edebiyat ve felsefe geleneğinin içinde kendi sesini bulmayı, İngiltere’den Fransa’ya göçü, aile içindeki iktidar ilişkilerini, kuşak çatışmalarını ve yaş almayı konuştuk.




