Pera Müzesi, Büyükdere35 ve performistanbul arasında: Tophane Rotası


Koç Holding , tüm sanatseverleri Bienal ’e davet ediyor İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı (İKSV) tarafından düzenlenen ve 2007 yılından bu yana sponsorluğunu Koç Holding ’in üstlendiği İstanbul Bienali , 17’nci edisyonuyla başladı. Bir yıl ertelenmesi ve pandemi koşulları altında düzenlenmesi nedeniyle; ölçeği, yöntemi ve hedefleri açısından bizi farklı bir deneyimle karşılayacak olan Bienal’i 20 Kasım’a kadar ücretsiz olarak ziyaret edebilirsin. Nerelerde? 17. İstanbul Bienali, bu yıl aralarında kitapçılar, sahaflar, hastaneler, huzurevleri, kafeler, metro durakları ve Açık Radyo'nun da bulunduğu şehrin pek çok farklı noktasında konumlanıyor . Dahası: Vehbi Koç Vakfı çatısı altında faaliyet gösteren kültür kurumlarından Topluluk şirketlerinin bu alanda yürüttüğü çalışmalara kadar kültür sanata desteğini hız kesmeden sürdüren Koç Holding , İstanbul Bienali sponsorluğunu 2036 yılına kadar uzatmış olmanın mutluluğunu paylaşıyor. Koç Holding’in bu yıl Bienal’i karşıladığı, “Sanatla Değiş, Dünyayı Dönüştür” söylemini sahiplenerek sanatın iyileştirici ve dönüştürücü gücüne dikkat çeken filmini buradan izleyebilirsin.
Daha fazlasını öğren →
SoliSeyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.
Bienal mekânları
Büyükdere35: 2017’de kurulan galeri, Boğazkesen’in sanat rotası olmayı sürdürmesi için en değerli sebeplerden. Aralarında Cins, Karbon, Ali Kanal, Atilla Galip Pınar, Gülfem Kessler gibi farklı disiplinlerden güncel sanatçıları ağırlıyor. Bu yıl ilk kez bienal mekanları arasında olacak.
performistanbul: Simge Burhanoğlu’nun performans sanatını İstanbul’da ve Türkiye’de geliştirmek üzere 2016’da hayata geçirdiği hayali, performistanbul Türkiye’nin ilk canlı sanat araştırma alanı. Performans sanatının birleştirici ve iyileştirici motivasyonundan güç alan ve arşiviyle bu alandaki eğitimleri de destekleyen merkez, bu yıl bienal mekanları arasında. Dibek Sokak’ta.
Pera Müzesi: 1893 yılında mimar Achille Manoussos tarafından Bristol Oteli olarak tasarlanan, bugün Meşrutiyet Caddesi’nin en şahsına münhasır neoklasik yapılandan biri olan bina, 2005 yılında beri Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi. Oryantalist Tablolar, Anadolu Ağırlık ve Ölçüleri ve Kütahya Çini ve Seramikleri isimli üç kalıcı koleksiyonu sergileyen müze, bu yıl da bienal mekanları arasında.
Kültür merkezleri
Tütün Deposu: Depo İstanbul olarak da anılan, 1950’lere kadar tütün deposu olarak kullanılan kültür merkezi ve sergi mekanı, ilk kez bir sergi mekanı olarak 2005’te 9. İstanbul Bienali’ne ev sahipliği yaptı. Resmi olarak 2009’dan beri süregelen kültürel işlevinin yanı sıra 2012’den beri Açık Radyo’yu da bünyesinde barındırıyor. 28 Ekim’e kadar Nira Pereg’in The script remains the same, 30 Ekim’e kadar Tanja Ostojić – Mis(s)placed Women? (2009-2022) isimli sergileri görülebilir.
Lokantalar ve kafeler
Probador Colectiva: Eryılmaz Kardeşler’in komşusu. Yalnızca üçüncü dalga kahveci değil, kahve kavurma evi. Kahvenin laboratuvarı da diyebiliriz. Kahve üzerine eğitim almak, içi kadar şişelerinin de akılları çeldiği El Salvador & El Divisadero Anaerobic cold brew ve Vitruvius hops kombucha için de kapısı aralanır. (Bu arada kapıları havalar soğuyana kadar sonuna kadar açık, içerisi dışarısı bir.)
Yeni Lokanta: Şef Civan Er’in restoranına Tophane’den Kumbaracı Yokuşu’nu tırmanarak (evet, tırmanarak) ulaşabilirsiniz. Modernize Türk mutfağından lezzetler denemek ve günün tatlı sonu olarak değerlendirmek için rezervasyon şart. Sosunda kaybolunası mantısı şiddetle önerilir.

Yemek ve müzik ikilisinden daha iyisi bizce henüz bulunmadı
Comedus: O kadar acıkmasan da bir şeyler atıştırmak ve yerli şarap ve peynir eşlemesi iyi bir fikir gibi geliyor kulağa. En azından bize. Comedus’ta Arzu Hanım ya da Mustafa Bey’den ısrarla tavsiyelerini isteyiniz.
Tavern: Pera sokaklarından Galatasaray’a, oradan Çukurcuma’ya doğru yürürken hemen solda. Beyoğluluların haftaiçi iş çıkışı ve haftasonu hava karardıktan hemen sonra bir kokteyl ve biraz sohbet için buluşma noktası.
Gizli Bahçe: İstanbul’un sabaha kadar dansa davet eden sayılı kulüplerindne Gizli Bahçe. Tabana kuvvetten yorulmamış ve Beyoğlu buluşmasına dans pistinde devam etmek isteyenlere. Programı her hafta Instagram hesabı üzerinden paylaşılıyor.
Sokaklar ve caddeler
Defterdar Yokuşu: Defterdar Yokuşu, namıdiğer İtalyan Yokuşu, İstanbul’un inmesi en keyifli, çıkması en sevilmeyen yokuşu. Aynı zamanda Cihangir ve Tophane’yi en kısa yoldan bağlayan hat. Defterdar Yokuşu 1A’daki İstanbul apartmanlarını sevmek için bir sebep olan binadan başlayan yokuşu tırmanmak için en büyük motivasyon Tophane-i Amire, Galata Kulesi, İtalyan Hastanesi ve en sonda ulaşılacak boğaz manzarası.

Dikkat! Her köşebaşında karşına sanat çıkabilir.
Boğazkesen Caddesi: İsmi tüyleri diken diken etse de ve son yıllarda ciddi anlamda turistik dükkanların sayısı artsa da taze meyve suyu sıkan büfeleri, tostçuları, kondurulmuş “tasarım dükkanları” ve eskiden sayısı çok daha fazla olan galerileriyle meşhur cadde. Aynı anda hem döner hem vejetaryen dürüm bulabileceğin bir rota ki, gecesi gündüzü de birbirinden epey farklı. Eski binalar, yeni rezidanslar, kışın terlikleriyle gezen Kuzeyli turist, Tophane Tayfun Spor Kulübü fanatikleri ve lokal sanatçılar burada toplanır. Tophane’yi Galatasaray’a, Cihangir’e ve Çukurcuma’ya bağlar.
Lüleci Hendek Sokak: Tophane’yi Galata’ya bağlar. Üzerine Urban Bread, Project Cafe’den kahve alıp Galata’ya yürümek ve kültürel bir deneyim yaşamak için en iyi rotadır. Aralardan Dibek Sokak’a Vacilando’ya ya da Kumbaracı Yokuşu’na yol verir. 12.00’ye kadar sol kaldırım, Saint Benoit’nın olduğu taraf gölgedir. Galata surlarından mütevellit “hendek” olarak anılır.
Parklar ve yeşil alanlar
Tophane Parkı: Tophane’den Galata’ya çıkmadan önce yazın ağaç gölgesinde dinlenmek, kışın yapraklara basarak yürümek için uğranır. Öğlenleri gölgede geçirmek isteyen esnafın dinlence, Tophaneli çoluk çocuğun oyun alanı.
Dükkânlar
Vitruta: Lokal ve İstanbul’da nadir bulabildiğimiz uluslararası markaların seçilmiş ürünlerini satan konsept dükkân Vitruta, Defterdar Yokuşu’nu çıkmaya başlamadan önce hemen köşede. İçeride Lar’ın fularları, Vatka’nın çizgi dışı tasarımları, Ceremony’nin mumları uğramak için her daim bir sebep.
Tarihî Boğaziçi Simit Fırını: Beyoğlu’nun neredeyse her köşesine simitlerini dağıtan, Boğazkesen’in meşhur simitçisi. Yalnızca simit satılan dükkana (evet ekmek bile yok) Cihangir ve Tophane ahalisi, erken saatlerde simit almak ya da akşamüstü sahibinin bulmacasına yardımcı olmak üzere uğrar.

Duyduk duymadık demeyin fırından sıcak sıcak çatallar çıktııııı
Eryılmaz Kardeşler Simit Fırını: Boğazkesen’in fırınlarının meşhur olduğuna dair geçerli bir bilgi elimizde olmasa da iki iddialı simit fırının komşu olması da tesadüf olamaz. Akşam uğrarsan simidini ısıtır, sabah uğrarsan fırından direkt verir. Tuzlu kurabiyeler ve kandil simidinden hallice lezzetler de her daim var.
Hiç Contemporary Crafts: Sanatçı ve zanaatkarların ürünlerinden tatmin edici bir seçkiye yer veren Hiç’e, atölyesi de Tophane’de bulunan seramik sanatçısı Zeynep Severge’nin fonksiyonelliğin ve sadeliğin renklerle kuvvetlendiği tasarımlarını görmek üzere uğramalı.

Hiç'in camından yansıyan mahalle
Manuk's Workshop: Lüleci Hendek’in yaratıcı mahallelisi. İnsan dev camlarının içinden bakıp burada ne yapıyorlar acaba diye her seferinde merak ediyor. Vitrindeki mücevher tasarımlarının yanı sıra grafik tasarım, web design gibi hizmetler de veriyorlar.
Frankeştayn Kitabevi: Uzunca bir süredir mahalleye geldiğine en çok sevindiğimiz esnaf. Nadir bulunan kitaplar, toplumsal cinsiyet ve feminizm üzerine seçkisiyle ve ismiyle toplumda dışlanan ve ötekileştirileni temsil ediyor Frankeştayn. Bağımsızlığı, özgürlüğünün anahtarı olduğundan politik duruşu, fikri ve hayalleri olan kitabevine kahve içip evinin kütüphanesindeki kitapları karıştırır gibi kitapları karıştırmak ya da kurucusu Ayşe Tümerkan’la sohbet etmek için uğranır.

Burada kediler de kendilerine kitap seçiyor
Binalar
İtalyan Hastanesi: Defterdar Yokuşu’nun en hüzünlü ve aynı zamanda en görkemli yapısıdır İtalyan Hastanesi. Tam adıyla Giovanni Alberto Agnelli İtalyan Hastanesi, 1820’de İtalyan gemicilere hizmet vermek için kurulur. Önce İstanbul’da İtalyanlara daha sonra herkese açılan ve bugünkü hâline 1876 yılında gelen hastanenin kaderi, o mahalledeki ne açılsa kapanan ve terk edilen dükkana benzer ama büyük bir farkla: İstanbul’un bugün bir işlevi olmayan en güzel binası olarak.
Tophane-i Amire Kültür ve Sanat Merkezi: 15. yüzyılda Bizans’ta kurulan ve İstanbul’un fethinden sonra top döküm merkezi olarak kullanılan Tophane-i Amire, bugün Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’ne bağlı olarak kültür ve sanat merkezi olarak hizmet veriyor. Binanın kubbelerini ve mimarisini hem dışarıdan hem de içeriden görmek için uğramalı.

Biz Tophane-i Amire'de hangi sergiler var diye bakmaya gidiyoruz. Gelir misin?
Çeşmeler ve hamamlar
Firuzağa Hamamı: İlk olarak 1445 yılında yaptırıldığı söylenen fakat 1822 yılındaki yangında uğradığı hasardan sonra yeniden yaptırılan hamam, tarihi yapısını koruyanların, hele ki komşusu Kılıç Ali Paşa Hamamı’nın yanında ihtişam olarak sönük kalsa hem İstanbul’da yaşayan hamam kültürüne görece uzak yabancıların, İstanbulluların ve aynı zamanda namını duymuş turistlerin uğrak noktalarından. Çukurcuma Caddesi’nin hemen girişinde, turistik ama değil. Girişindeki kırmızı “hamam” yazısından tanınır.
İsimsiz Kagir Çeşmesi: Hostel Neveruna’nın yakınlarında, Boğazkesen bitmeye doğru yüzümüzü yıkayıp serinlemek için. Çeşmenin ismi yok, kagir ne demek dersen taş ya da tuğladan yapılmış olan anlamına geliyor.
Google Maps haritasına buradan ulaşabilirsin.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SoliSeyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
17. İstanbul Bienali’nin yayıldığı altı mahalle: Balat, Çemberlitaş, Sıraselviler, Tophane, Yeldeğirmeni ve Zeytinburnu’nda, yaşadığımız şehirde bir gezginmişçesine geziniyoruz bu defa. Bugün rotamızda: Tophane
13 Eyl 2022

YAZARLAR

Soli
Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.
İLGİLİ OKUMALAR
Kültürel değer üretme biçimi değişiyor. Seyahat de bunun dışında kalmıyor. Seyahatin tarihsel işlevlerinden biri olan öğrenme, kültürel katılım ve karşılaşma, dijital çağın koşullarında yeniden görünür oluyor.

12 Ağustos’ta yaşanacak tam güneş tutulması Grönland’ın doğusundan başlayıp güneye doğru ilerleyecek ve ardından İzlanda’nın batı kıyıları ile İspanya’nın kuzeyinden geçecek. Yaklaşık iki dakika sürecek bu doğa mucizesine tanık olmak isteyenler için farklı zevklere göre öneriler hazırladık.

23-28 Haziran arasındaki Paris Erkek Moda Haftası bir kez daha gösterdi ki bugün moda yalnızca kıyafet üretmiyor; şehirlerin kültürel ritmini belirleyen, farklı disiplinleri aynı masada buluşturan ve en beklenmedik karşılaşmalar için alan açan canlı bir ekosistem olmaya devam ediyor.

Kuruçeşme'de, sadece randevuyla hizmet veren Salon Kantiem, Türkiye'nin ilk bağımsız saatçilik butiği olma iddiasında. Ama bir mağazadan çok bir buluşma noktası olarak tasarlanmış. Türkiye'de bağımsız saatçilikte yaşanan dönüşümün ortasında duran isimlerden biriyle, Turkish Watch Guy'ın kurucusu ve yeni açılan Salon Kantiem'in ortaklarından Doruk Ünlü'yle saatlerin anlattığı hikayelerden ve Türkiye'nin potansiyelinden sohbet ediyoruz.

Belki Canelé’sini belki Earl Grey’li kekini tattınız ama muhtemelen henüz onunla tanışmadınız. Mitte Brot'un pasta şefi Gökçe Durukan, şehrin kahve laboratuvarı Petra’nın kahve eşlikçileriden sorumlu. Sabahın erken saatlerinde müşterilerine sıcak ve taze ürünler servis etmek üzere geceden çalışmaya başlayanlardan yalnızca biri. Gecenin son, sabahın ilk durağının temsilcisi. Gökçe’yle pâtisserie yaklaşımlarına, pasta şefi olarak rutinlerine ve şehirde gece çalışmaya dair laflıyoruz.



