Toplu taşımanın dostu düşmanı

SoliSeyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.
Sürücüsüz taksi ağı toplu taşıma sisteminin dostu olabilir mi?
Mobilite
David Zipper’ın makalesine göre Alphabet Inc.'in sürücüsüz taksi birimi Waymo, kısa süre önce San Francisco Körfez Bölgesi’ndeki toplu taşıma sistemindeki aktarma duraklarına bağlanan yolculuklar için 3 dolarlık bir promosyon başlattı. Bu adımı temiz ve erişilebilir ulaşım vizyonunun parçası olarak tanıtsa da bu adımla ilgili soru işaretleri sürüyor. Sürücüsüz taksi ve toplu taşıma kullanımı arasında bir veri bağlantısı olmadığından, yolcuların sürücüsüz taksi yolculuğundan sonra gerçekten toplu taşımaya bineceğini garanti etmiyor. Körfez Bölgesi'ndeki ulaşımdan sorumlu kurum BRAT’ten bir sözcü, yerel toplu taşıma kurumlarının bu yeni girişimden haberdar edilmediklerini, bu yüzden artan araç hareketliliği için hazırlıklı olmadıklarını belirtti.
Geçmiş denemeler: Benzer ulaşım girişimleri çoğunlukla başarısız oldu. 2016’da Florida, St. Petersburg'da duraklara yapılan yolculuklar için 5 dolarlık bir indirim kampanyası günlük 40’tan az kullanıcı çekti. Körfez Bölgesi'nde yapılan diğer bir çalışma, paylaşımlı yolculuk servislerinin toplu taşımanın yalnızca %0,4'ünü oluşturduğunu gösteriyor. Yüksek ücretler ve yoğun istasyonlar dışında araç bulma gibi lojistik sıkıntılar, toplu taşıma ile entegre yolculukları cazip olmaktan uzaklaştırıyor.
Trafik sorunları: Uber ve Lyft gibi paylaşımlı ulaşım türleri gibi, sürücüsüz taksiler de deadheading olarak bilinen yolcusuz yapılan seferler nedeniyle trafiği kötüleştirme riski taşıyor. San Francisco’da, 2010-2016 yılları arasında paylaşımlı taksiler, şehirdeki trafik sıkışıklığındaki artışın önemli bir nedeniydi. Diğer yandan, otobüslere ayrılan özel şeritlerin eksikliği gecikmelere sebep olarak toplu taşımanın daha az tercih edilir hâle gelmesine yol açıyor. Böylece, sürücüsüz ya da özel araçlara yönelim kaçınılmaz görünüyor.
Greenwashing meselesi: Waymo'nun kampanyası, toplu taşımaya dair çevreci bir imajı benimsemeyi hedeflese de geçmiş deneyimler sürücüsüz taksilerin toplu taşımaya katkı sağlamaktan ziyade yolcuları kendine çekeceğini gösteriyor. Sürücüsüz endüstrisinin "yeşil" duruşunun, aslında toplu taşımaya zarar verebilecek niyetlerin üzerini örtmesi de soru işaretleri uyandırıyor.
New York Şehri’nin tarihî semtinden son et tedarikçileri de ayrılıyor
Barınma krizi
Magdalena Del Valle’nin haberine göre, New York Şehri’nin ikonik Meatpacking Bölgesi'ndeki son et pazarı Gansevoort Market Inc., bölgenin yeniden dönüşüm planı kapsamında kapanıyor. Little West 12th Street’de yer alan ve yedi et tedarikçisini barındıran bu yüzyıllık kooperatif, kira sözleşmesini erken sonlandırıyor. Yerini, toplu konut projeleri, kamusal alanlar ve Whitney American Art Museum için planlanan ek binalar alacak.
Yeni planlar: Proje kapsamında, yarısı uygun fiyatlı konut olmak üzere 600 yeni konut birimi, 11.200 metrekarelik kamusal alan ve Whitney ile High Line için 45 bin metrekarelik ek bir alan oluşturulması planlanıyor. Whitney Museum bu alan için öncelikli hakka sahip ve burada yeni bir galeriyle eğitim alanları açmayı hedefliyor.
Bir dönemin sonu: Endüstriyel kökene sahip Meatpacking, lüks perakende ve kültür merkezlerine ev sahipliği yapmaya doğru evrilirken Gansevoort Market Başkanı John Jobbagy’e göre, nesilden nesile geçen işletmelerin çoğu daha modern altyapılı tesislere taşınmayı bir süredir düşünüyordu. Jobbagy, bu değişimin bölgenin ihtiyaçlarıyla uyumlu olduğunu belirterek “Şehrimiz gelişiyor ve burada New Yorklular için yeni konutlar, kamusal alanlar ve daha fazlasını görmek için sabırsızlanıyoruz,” dedi.
Edinburg’un kiralık tenement (apartman) daireleri, modern şehir konutları için bir model olabilir mi?
Barınma
İngiltere'nin şehirlerinde müstakil evler ön plandayken İskoçya, tarihi boyunca Avrupalı komşuları gibi "apartman" yaşamını tercih etmiş. Bunun en güzel örneği ise Edinburg. Robert Bevan’ın makalesine göre, hem soyluları hem de işçi sınıfını barındıran, çok katlı kiralık tenement daireleri şehrin kimliği ve şehir yaşamına dair kalıcı bir model olarak karşımıza çıkıyor.
Orta Çağ kökleri: Tenement kültürünü, Edinburg’un eşsiz coğrafyası ve tarihi şekillendirdi. Eski bir volkanik kayanın dik yamaçlarına kurulu ve tepede Edinburg Kalesi ile taçlanan şehir, sınırlı alan nedeniyle yatay değil, dikey büyüdü. Orta Çağ'da aristokratlar ve tüccarlar, kalenin ve Holyrood Sarayı’nın etrafındaki tenement dairelerine yerleşti.
Siyasi dönüşüm: 1603'te İskoçya'da kraliyet Londra’ya taşınınca, şehrin önde gelenleri de peşlerinden giderek Old Town’da yer alan tenement dairelerini terk etti. 1707’deki İngiltere ile birleşme sonrası Old Town gözden düşerken “Auld Reekie” (Eski Pis) adıyla anılmaya başlandı. Burası zamanla aşırı kalabalık, kirli ve havasız bir kent görünümü aldı.
Aydınlanma ve yenilenme: İskoç Aydınlanması dönemiyle Edinburg yeniden canlandı. Şehirde büyük ve ferah dairelerin yer aldığı New Town’da yeni bir tenement ağı inşa edildi. Bu dairelerde geniş holler, salonlar ve double upper denilen çift katlı, şık daireler bulunuyordu. Böylece farklı ve daha zarif yaşam alanları ortaya çıktı.
Victoria Dönemi ve evrim: Tenement tasarımı Victoria döneminde değişerek İskoç Baronluğu stilinde, çıkma pencereli ve süslemeli yeni binalarla zenginleşti. İşçi sınıfı için de daha sade ama geniş modeller inşa edilmeye başlandı. Yeni tasarımlar, daha iyi havalandırma ve hijyen uygulamalarıyla desteklendi.
Modern miras: Bugün Edinburg’daki tenement daireleri oldukça rağbet görüyor. Şehrin New Town bölgesindeki şık tenement daireleri varlıklı sakinleri kendine çekerken eski işçi mahalleleri de gentrification yani soylulaşma sürecine girdi. Bu daireler, kompakt ve ferah yapısıyla Birleşik Krallık’ta yüksek yoğunluklu, alçak katlı kent yaşamına sürdürülebilir ve insani bir model olarak ilham vermeye devam ediyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SoliSeyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
İstanbul-Paris-Londra-New York hattından bildiriyoruz: Paris Photo bahanesiyle Paris ajandasını ve mahallelerini karıştırıyor, toplu taşımanın dostu düşmanı uygulamalara ve büyük şehir belediyelerinin yeni kararlarına bakıyoruz.
01 Kas 2024

YAZARLAR

Soli
Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.
İLGİLİ OKUMALAR
Verona’daki Biblioteca Capitolare, 1.500 yılı aşkın geçmişiyle dünyanın hâlâ faaliyet gösteren en eski kütüphanesi kabul ediliyor. 517 tarihli elyazmalarından silinip yeniden ortaya çıkan metinlere uzanan koleksiyon, yalnızca yazının tarihine değil, kitapların yüzyıllar boyunca nasıl korunduğuna da ışık tutuyor.

Dünyanın en kuzeydeki başkentlerinden biri olan Reykjavík, adaya adım atan gezginler için genelde yalnızca bir konaklama noktası ya da doğa turlarına geçiş güzergahı olarak görülüyor. Oysa şehir; insan ölçeği, özgün mimari yapısı ve kamusal alan kullanımıyla adadaki yaşam kültürünün en somut özetini sunuyor. Üstelik “buralı olmanın” ve adadaki gündelik hayatın izlerini sürmek isteyenlere karşı da son derece cömert. Kentin 10 yerel durağını bir güne sığdırmak isteyenler için bir rehber.

Bali’den Koh Phangan’a, Goa’dan Tulum’a uzanan görünmez hatta “Coğrafi Rezonans Hattı” demek gerek belki. Burası insanların kaybettikleri ritmi yeniden bulmaya çalıştıkları bir dolaşım ağı. Fakat bir süre sonra başka bir şey fark ediliyor: İnsanlar rezonansı bulamıyor, onu bir ülkeden diğerine taşıyor sadece. Bu yüzden Coğrafi Rezonans Hattı bir çözüm haritasından çok, bir semptom haritası.

Etkinlikler, şehrin farklı aktörlerini buluşturan, boş alanları görünür kılan, mahallelerin hikayesini değiştiren ve ekonomik hareket yaratan; üstelik bütün bunları ölçülebilir ve programlanabilir bir yapıya dönüştüren kullanışlı formatlar. Ancak bir şehrin “etkinlik sahnesi” olarak tasarlanması, her zaman doğru cevabı vermiyor. Etkinlik bittiğinde geriye ne kalıyor? Yaratılan değer, kültürel ekosistemin yanı sıra kamusal alanlara erişime, yerel işletmelere ve mahallelerin gündelik yaşamına da katkıda bulunuyor mu?

İtalya'da sıfırdan inşa ettiği sözde 2.000 yıllık amfitiyatroya giriş için ziyaretçilerden 40 avroya kadar ücret alan 69 yaşındaki Franco Malosso 28 ay hapis cezasına çarptırıldı. Bu akıl almaz olaydan hareketle yapay zeka halüsinasyonları sonucu yaygınlaşan, var olmayan turizm atraksiyonlarını inceledik.



