Müşterek mahalle: Kuzguncuk

Gündelik sorunların çözümü için grup üyelerinden tavsiye istenilen daha büyük meselelerde ortak bir çözüme kavuşmak için neler yapılabileceğinin yolu yordamı aranan bir yer.
Müşterek mahalle: Kuzguncuk

Soli

Soli

Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.

Mahalle: Kuzguncuk. Mahalleli ve yazı Nazlı Pişkin. Fotoğraflar: Deniz Sabuncu  

Ben aslında Kuzguncuk’ta değil, yirmi beş yıldır çeperinde, Kuzguncuk’a yürüme mesafesindeki mahallelerde yaşıyorum. Bu çevreyi seçme sebebim Kuzguncuk’un bir Boğaziçi mahallesi olması, benim büyüdüğüm Antalya Kaleiçi’ndekine benzeyen mimari dokusu ve çok çeşitli mikrokozmosların bir arada yaşamasıydı. 20. yüzyıl başından beri farklı siyasi ve kültürel nedenlerden geleni, gideni, göçeni değişse de birliktelik, mücadele hissinden pek bir şey kaybetmemiş Kuzguncuk.

Nazlı, bostanında


6-7 Eylül olayları öncesi Yahudi, Rum, Ermeni nüfusunun yoğun olduğu bir mahalle burası. Osmanlılara sığınan Yahudilerin yerleştiği ilk meskenlerden biri olarak biliniyor. İcadiye Caddesi’nin başındaki Bet Yaakov Sinagogu’nun kuruluş tarihi kayıtlara 1878 olarak geçmiş. Sinagogun yaklaşık 50 metre ilerisindeki Surp Krikor Lusaroviç Kilisesi’nin ibadete açılmasıysa 1835. Surp Krikor Lusaroviç Kilisesi’nin o günkü bahçesine inşa edilmiş Kuzguncuk Camii’nin yapılışı çok daha sonra, 6-7 Eylül olaylarından sadece 3 yıl önce, 1952’de. 

Kuzguncuk’un çok dinli, çok kültürlü mazisinin bugünkü sakinlerin birbirleriyle ilişkilerine net bir yansıması yok bence çünkü öyle bir toplumsal çeşitlilik mevcut değil artık. 3 dinden ibadethanelerin hâlâ işlevsel olması, cemaatlerinin Kuzguncuk’ta yaşadıkları anlamına gelmiyor. Geçmişin her kültürden insana ev sahipliği yaptığı mahalleli yapısı günümüzde devam etmiyor. Mevcut kapsayıcılıktan söz edebilirsek eğer o da farklı eğitim, kültürel arkaplan ve gelir seviyesi olan sakinlerin birbirlerine karşı yapıcı tutumlarıyla ilgili. Geçmişteki kapsayıcılıkla günümüzdekinin temelleri çok farklı.

Asmalarla kaplanmış evler arasında yürüyüşe çıkan mahalleli


Hem sığınılan hem kaçılan: toprak

Büyük şehirlerdeki pek çok mahallede olduğu gibi Kuzguncuk da devinimde. Kimisi olumlu: restore edilip, yaşanılan evlerin sayısı artıyor, tarihî bostan mahallelinin istikrarlı mücadelesi sonucu toprakla yeniden bağ kurma ve birleşme alanı olarak kullanıma açılıyor, az sayıda da olsa özellikli, incelikli bulduğum ve müdavimi olduğum dükkânlar oluşuyor. Tabii ki yaşadığımız zaman ve ülkenin gerçekleri de var. Konut kiraları çok yükseldi. Buna rağmen bazı sanatçı dostlarımız emlak piyasasındaki hızlı yükseliş nedeniyle atölyelerinden taşınmak, daha küçük mekânlarda üretime devam etmek zorunda kaldı, aralarında tarihî önemi da bulunan bazı dükkânlar yine aynı nedenden kapandı. 

Bunların yerine gelen yeni, turistik kafeler nedeniyle mahallede trafik sıkışıyor, yaygara artıyor. Özellikle ana cadde üzerinde atölyesi bulunan sanatçıların ve zanaatkârların bu mekânları boşaltarak ara sokaklardaki ufak mekânlara taşınmak hatta mahalleyi tamamen terk etmesi; bakkal, tuhafiye, kırtasiye gibi esnafın yerini değiştirmek, farklı sokaklara geçmek zorunda kalmaları Kuzguncuk’ta son birkaç yılın tekerrür eden sorunu. Tüm bu gel git içerisinde İsmet Baba’nın müdavimlerinin, Dilim Pastanesi’nin dondurmasının değişmemesi tebessüm nedeni.

Derdini anlatmanın kısa yolunu bulan mahalleli


Film platosu değil, sakinleri olan bir mahalle

Kuzguncuk’un en büyük sorunlarından biri doğal plato olarak görülmesi. Mahalle sakinleri, kapılarının önünde ardı arkası kesilmeyen çekimlerden muzdarip. Evde hasta, yaşlı, çocuk var mı diye sormadan, izansız fotoğraf çekimleri, hiçbir izin almaksızın yapılan profesyonel moda çekimleri burada hemen her gün karşımıza çıkan sahneler. Kapı eşiklerine, pencere pervazlarına bırakılan çöplerin haddi hesabı yok maalesef. Kuzguncuk’un kurgusal bir film seti değil; ikamet edilen bir mahalle olduğu dikkate alınmalı. Esnafın kendi dükkânının dekorasyonunun bir anda içeri giren kişilerce izinsiz değiştirilmesine göz yummak zorunda olmadığı birlikte yaşam görgüsü müştereğinde buluşabilmek gerekir. 

Mahalleye gelen ziyaretçiler nedeniyle trafiğin artması, hemen her yere araç park edilmesi de bir diğer sorun. Buna bağlı olarak park yeri arayanların tahammülsüzlüğü, trafikte kalanların siniri sebebiyle gürültü kirliliği de artıyor elbette. Alım gücünün hızla düştüğü günümüz koşulları dikkate alındığında, mahalleye birkaç saat için gelen ziyaretçilerin tüketim için tercih edecekleri mekânların ekonomik olarak daha kolay erişilebilir seçenekler sunan yerler olacağını düşünmek mümkün. Bunun da mekân tasarımına ve kalitesine yansımaları elbette ki olacaktır. Tüketimin çok hızlı artması, mahalle dokusundan uzaklaşmanın hızlanmasını da gündeme getiriyor. Eski işletmeler, çizgilerini korumaya ve müdavimlerine hizmet vermeye çalışıyorlar. Yeni işletmelerin çoğu esasen, kahve ve tatlı çeşitlerine odaklanıyor. Kısa süreliğine mahallede vakit geçirmeye gelenler için daha erişilebilir ve hızlı servis edilebilen seçenekler olduğundan tercih ediliyor.

Esnaf, Kuzguncuk'un zamanını kendine uyarlıyor


Paylaşılan, birbirinden öğrenenilen bir alan 

Tüm bunlara rağmen sokaktan geçerken gülümsenen, "günaydın" denilen, bir arada olma ruhunu, mücadele enerjisini, elinde olanı koruma güdüsünü taşıyan bir mahalle Kuzguncuk. Mahalle sakinleri, gün içinde çeşitli saatlerde lokanta ve kafelerde ya da sahilde Çınaraltı’nda rastlaştıklarında sohbet ederler Kuzguncuk’ta. Bu sohbetler, birbirimizden çeşitli konuları öğrenmek için eşsiz fırsatlar sunar. Galerilerdeki sergilerden bostandaki etkinliklere, birinin evinde hep birlikte kurulan sofralara çok çeşitli öğrenme ritüellerimiz vardır burada. 

Bostanın içerisindeki çim amfi alanında pandemi öncesinde Hıdrellez kutlamaları olurdu. Ateş yakar, bu geleneği yaşatmak için 5 Mayıs akşamı üzerinden atlayıp dilek tutardık. Bir kez aşure kazanında aşure kaynatabildik, imece usulü dağıttık. Bunlar bostanın kamusal alan olarak kullanıldığı, toprakla bağ kurulan bir yer olmasından öte müşterek alan olarak kullanımının gündeme gelmesi açısından bence kıymetli.

Mahalle konusunda çevrimiçi olarak da aktif ve aktivistiz. Gündelik sorunların çözümü için grup üyelerinden tavsiye isteyebiliyor ya da daha büyük meselelerde ortak bir çözüme kavuşmak için neler yapılabileceğinin yolu yordamı aranabiliyor. Çevrimiçi gruplarda mahallede kaybolan evcil hayvanlara dair duyurular, bahçelerde yapılacak bakım ya da evlerdeki ufak tamirat için usta tavsiyesi istemek, sanatçı arkadaşlarımızın sergi açılışları gibi çeşitli konularda paylaşımlar yapılıyor.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Soli

Soli

Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.

NEREDE YAYIMLANDI?

SoliSoli

BÜLTEN SAYISI

PREMIUM'A ÖZEL

🌾 Toprakla yeniden birleşen mahalle

Sokaktan geçerken gülümsenen, günaydın denilen, bir arada olma ruhunu, mücadele enerjisini, elinde olanı koruma güdüsünü taşıyan bir mahalle. Birinin evinde hep birlikte kurulan sofralar öğrenme ritüellerinin bir kısmını oluşturuyor burada.

21 Ağu 2022

Fotoğraf: Deniz Sabuncu

YAZARLAR

Soli

Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.

İLGİLİ OKUMALAR

SoliSoli

HİKAYE

Vancouver'ın çok renkli duyusal haritası: Kuzgunlar, gölgeler, mitler ve kocaman bir gökyüzü

Vancouver kültürel açıdan çok yeni bir şehir fakat ağaçların tarihini düşününce ya da Hot Springs Cove’u keşfedince kültürünün çok daha eski ve doğasının her şeyin üstünde olduğu ortaya çıkıyor. İlk halkların mitlerini az da olsa takip etmek orada insana doğanın kadim bilgisinin rehber olabileceğini gösteriyor.

Nis Tuğba Çelik

·

02 Ağu 2026

Vancouver'ın çok renkli duyusal haritası: Kuzgunlar, gölgeler, mitler ve kocaman bir gökyüzü
SoliSoli

HİKAYE

Göçlerle taşınan melodiler: Kaş Caz Festivali'nin hikayesini direktörü Serdar Karatepe anlatıyor

Türkiye'nin belki de en sevilen tatil destinasyonu Kaş, bu yıl 28-30 Ağustos'ta sekizinci kez Kaş Caz Festivali'ne ev sahipliği yapıyor. Odağına cazın evrensel dili üzerinden aidiyet, yolculuk, kültürel etkileşim ve ortak hafıza kavramlarını alan festivalin hikayesini ve Kaş'ta oluşan festival kültürünü festival direktörü Serdar Karatepe'den dinledik.

Deniz Aytekin

·

30 Tem 2026

Göçlerle taşınan melodiler: Kaş Caz Festivali'nin hikayesini direktörü Serdar Karatepe anlatıyor
SoliSoli

HİKAYE

Randevulu selfie, manzaralı bariyer: Şehirler aşırı turizmle nasıl mücadele ediyor?

Halihazırda yoğun ilgi gören tatil beldelerine “instagramlanabilir” yeni keşiflerin de eklenmesiyle özellikle yaz aylarında dünyanın dört bir yanındaki dingin kasabalar turist akınına uğruyor. Peki popüler tatil destinasyonlarında düzeni sağlamak adına alınan yaratıcı (ve kimi zaman oldukça katı) önlemler neler?

Deniz Aytekin

·

26 Tem 2026

Randevulu selfie, manzaralı bariyer: Şehirler aşırı turizmle nasıl mücadele ediyor?
SoliSoli

HİKAYE

Aklımız havalarda: Bir kuşun peşinden dünyayı yeniden dinlemek

Şu sıralar herkesin “aklı havada” ve bunun çok haklı bir sebebi var: Bir kuşun peşine düşmek, dikkatimizi yeniden bulunduğumuz yere çevirmek ve yaşadığımız dünyanın daha büyük hikayesine dahil olmak demek. Kuş Kolektifi’nin kurucusu, Şehir Kuşçuları radyo programının bir parçası, doğa savunucusu, meraklısı ve kuş gözlemcisi Yaz Güvendi ile kuşların bize öğrettiklerini, doğayla bağ kurmanın yollarını ve şehirde kuş gözlemciliğinin imkanlarını konuştuk.

Elif Bayram

·

26 Tem 2026

Aklımız havalarda: Bir kuşun peşinden dünyayı yeniden dinlemek
SoliSoli

HİKAYE

Sınırların ötesinde bir macera: Defender Trophy

Defender Trophy, yalnızca fiziksel dayanıklılığı ve sürati ölçen bir yarış değil; disiplin, takım çalışması ve maceracı ruhunu genlerinde taşıyan köklü bir organizasyon. Tekerlekler hayati bir amaç için dönüyor: Doğayı ve vahşi yaşamı korumak.

22 Tem 2026

Sınırların ötesinde bir macera: Defender Trophy