Trump ve Biden: İki lider hangi ekonomik politikaları uyguladı?

EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
Biden ve Trump; iki eski Başkan, iki eski rakip. İkisi de ABD ekonomisini güçlendirmek adına belirli yaklaşımlarla belirli adımlar attılar ve bu rekabetin sonucunda ilk seferde kazanan Biden, ikinci seferde kazanan ise Trump oldu. İki tarafın destekçileri de karşı tarafı ülke ekonomisine zarar vermekle suçluyor olsa da ABD ekonomisi iki dönemde de belirli kazanımlar elde etti.
Peki Trump ve Biden döneminde uygulanan politikalar çoğunlukla hangi yönde şekillendi?
Trump dönemi: Yurt içine bonkör, yurt dışına korumacı
Trump döneminin ekonomik politikalarını özetlemek için “Önce Amerika” çok uygun bir kelime. Bu dönemde uygulanan politikaların ana hatları yerli üretimin teşviki, deregülasyon, ticarette korumacılık ve enerji bağımsızlığı olarak ifade edilebilir.
Başkan Trump görevinin ilk yılı olan 2017’de genişlemeci bir yasa olarak görülen Vergi Kesintileri ve İstihdam Yasası’nı (TCJA) devreye aldı. TCJA çerçevesinde kurumlar vergisi oranı %35’ten %21’e düşürüldü ve en üst dilim için uygulanan bireysel gelir vergisi oranı %39,6’dan %37’ye indirildi. Yasa kapsamında kısa vadeli yatırımların amortismana tabi tutulması uygulaması sona erdirildi ve sağlık sigortası olmayan bireylerin vergi cezası ödemesine son verildi. Yenilenebilir enerji yatırımları için uygulanan teşvikler kısıtlandı ve bazı sosyal programlara ayrılan finansman destekleri düşürüldü.
- Cep bilgisi: TCJA, federal vergi gelirlerini yaklaşık 1,5 trilyon USD azaltmış olsa da ekonomik büyüme ve istihdam artışını destekleme konusunda nispeten başarılı olduğu düşünülüyor.
2020 yılında pandemininin patlak vermesiyle birlikte daha da genişlemeci bir paket olan CARES Act ilan edildi. 2 trilyon USD’lik bu dev plan uyarınca her birey başına bin 200 USD’lik nakit yardım çekleri dağıtıldı, küçük işletmelere işçi çıkarmamaları için büyük çaplı hibeler verildi, haftalık 600 USD’lik işsizlik desteği sağlandı ve sağlık kuruluşlarına olağanüstü bütçeler ayrıldı.
Enerji tarafında da aksiyon alan Trump yönetimi Paris İklim Anlaşması’ndan resmî olarak çekildi, Temiz Enerji Planı’nı iptal etti ve Karşılanabilir Temiz Enerji Kuralı’nı getirerek enerji sektöründe regülasyonları hafifletti. Petrol ve gaz üreticilerinin metan sızıntılarını kontrol etme zorunluluğu gevşetildi, kamu arazilerinde ve açık denizde petrol, gaz ve kömür çıkarılması için daha fazla alan açıldı, boru hattı inşaatları üzerindeki engeller kaldırıldı ve LNG terminallerine verilen izinler artırıldı.
Trump ABD içinde genişlemeci ve iş yapmayı kolaylaştırıcı bir politika izlemiş olsa da yurt dışına karşı son derece korumacı davrandı. Görevinin ikinci yılında çelik ithalatına %25 ek gümrük vergisi koyan Trump yönetimi, sonradan alüminyum ithalatına da %10 ek vergi getirdi.
Gümrük tarifeleriyle özellikle Çin’i hedef alan Trump, 301. madde tarifeleri kapsamında birinci aşamada Çin’den ithal edilen toplam 34 milyar USD’lik sanayi ürününe %25,0 ek vergi getirdi. İkinci aşamada Çin’den getirilen yarı iletken ve kimyasallara %25,0, üçüncü aşamada elektronik, mobilya ve tekstil ürünlerine %10,0 (sonradan %25,0’e çıkarıldı), dördüncü aşamada ise ayakkabı ve mutfak ürünlerine %15,0 ek gümrük vergisi uygulandı. Bu aşamalar kapsamında Çin’den ithal edilen yaklaşık 370 milyar USD’lik ürüne karşı gümrük duvarı çekilmiş oldu.
- Cep bilgisi: İlginçtir ki, Çin firmaları ek vergilere ihracat tutarlarını artırarak cevap verdi. ABD Ticaret Bakanlığı verilerine göre tarifelerin getirildiği 2018 yılında Çin’den ABD’ye yapılan ihracat 563 milyar USD ile o zamana kadarki en yüksek seviyesini kaydetti.
Gümrük tarifeleri yalnızca Çin’i değil, Avrupa ve diğer Amerika ülkelerini de hedef aldı. Trump döneminde AB ülkelerinden ithal edilen hava taşıtı, şarap, peynir ve motosiklet gibi ürünlere ek gümrük vergisi getirilirken, Kanada ve Meksika’nın da taraf olduğu Kuzey Amerika Ticaret Anlaşması’nın (NAFTA) yerine ABD’nin daha çok fayda sağladığı USMCA imzalandı. Trump yönetimi Türkiye’den ithal edilen çelik ürünlerine de %50,0 gümrük vergisi uygulama kararı almıştı.
Sonuç olarak Trump döneminde 57 bin 700 USD olan kişi başına düşen milli gelir 59 bin 400 USD’ye yükseldi. Ekonomi bu dönemde %3’ün üzerinde büyüyememiş olsa da işsizlik oranı (pandemi etkisi hariç) %3,5’e kadar gerileyerek son 50 yılın en düşük seviyesini kaydetti. Bu dönemde ortalama yıllık enflasyon %1,9 olurken, federal borç/GSYH oranı ise (pandemi etkisi hariç) 1,8 puan artışla %106,6’ya yükseldi.
Biden dönemi: Kritik sektörler koruma altında
Biden döneminde Trump dönemine kıyasla çok daha genişlemeci bir maliye politikası izlendi. Bu dönemde dev kamu yatırım projeleri, yüksek teknoloji teşvikleri ve sosyal harcamalar ön plana çıktı. Dış ticaret tarafında ise aşırı korumacı olmayan ancak belirli tedbirlerle kritik teknolojileri muhafaza altına alan bir anlayış güdüldü.
Biden yönetimi göreve başladığı ilk yıl olan 2021’de 1.9 trilyon USD’lik Amerikan Kurtarma Planı’nı (ARP) açıkladı. Pandemi döneminde acil olarak açıklanan ARP kapsamında ABD vatandaşlarına bin 400 USD’lik destek çekleri dağıtıldı. Barınma destekleri, çocuk yardımları, işsizlik ödemeleri ve sağlık sigortalarının kapsamı genişletildi. Halk sağlığı programları için 50 milyar USD’den fazla kaynak ayrıldı. K-12 okullarına 122 milyar USD, üniversitelere ise 40 milyar USD finansman sağlandı.
ARP’nin hemen ardından dev altyapı yatırımlarını içeren Altyapı Yatırımları ve İstihdam Yasası çıkarıldı. Yasa kapsamında 1 trilyon USD’den fazla bir büyüklük altyapı yatırımlarına yönlendirildi. Bu bütçe ile yeni yollar, köprüler, demiryolları, yenilenebilir enerji tesisleri ve su sistemleri inşa edildi, ayrıca varolan yatırımların bakımları yapıldı. Bu sayede pandemi nedeniyle durgun seyreden iş piyasasına hareketlilik kazandırılmış oldu.
Yapısal reform çabalarına girişen Biden yönetimi, küresel tedarik zincirinde yaşanan sorunları gidermek ve önem kazanan sektörleri desteklemek adına 2022 yılında CHIPS ve Enflasyonu Düşürme Yasası’nı da çıkardı. CHIPS yasası ile ABD içinde yarı iletken üretim tesisleri kurmak isteyen firmalara 52 milyar USD’lik doğrudan teşvik, teknolojik inovasyonları desteklemek içinse 200 milyar USD’lik Ar-Ge bütçesi ayrıldı. Enflasyonu Düşürme Yasası ise 740 milyar USD’lik bütçe ile ABD tarihindeki en büyük enerji güvenliği yasası olarak tarihe geçti. Yasa kapsamında ABD’de üretilen elektrikli araçlara, güneş panellerine, sağlık yatırımı ve enerji tasarrufu projelerine teşvik sağlanmasının yanı sıra, yıllık cirosu 1 milyar USD’yi aşan şirketlere %15,0 oranında kurumlar vergisi getirilmesi ve hisse geri alımlarından %1,0 oranında vergi alınması gibi tedbirler getirildi.
Bu sırada Trump döneminde tanınan vergi indirimlerinden bazıları da geri alındı. TCJA ile 400 bin USD’den fazla gelire sahip olan vatandaşlara tanınan vergi avantajı kaldırılarak üst dilim tekrardan %39,6’ya çıkarıldı. Aynı zamanda kurumlar vergisi oranı da 7,0 puan artırılarak %28,0’e yükseltildi.
Dış ticaret tarafında çoğunlukla Trump döneminde alınan tedbirler korundu, hatta yeni tedbirler eklendi. Bu dönemde Çin’den yapılan yarı iletken ithalatında gümrük vergileri %50’ye, elektrikli araç ithalatında ise %100’e çıkarıldı. Çin’e yapılan yarı iletken ve telekomünikasyon ürünü ihracatları kısıtlandı ve ABD vatandaşlarının Çin’e yapacağı teknoloji yatırımları izne tâbi tutuldu.
Sonuç olarak Biden döneminde ABD’de kişi başına düşen GSYH 59 bin 400 USD’den 65 bin USD’ye çıktı. Bu dönemde GSYH ilk yıl pandeminin de etkisiyle %6,1 büyürken, 2022 yılında %2,5, 2023 yılında ise %2,9 büyüdü. Biden döneminde işsizlik oranı %6,4’ten %4,1’e gerilerken, ortalama enflasyon oranı %5,2 oldu. Federal borç/GSYH oranı ise bu dönemde 4,0 puan azalışla %122,3’e geriledi.
Aslanoğlu: “Trump Çin’i yalnızlaştırmaya çalışacak”
Konuyla ilgili Aposto’ya konuşan İstanbul Bilgi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erhan Aslanoğlu, Trump ve Biden yönetimlerinin ekonomi politikaları konusunda temel olarak ayrışmadığını söyleyerek şu ifadeleri kullandı:
“Bence ekonomi alanında Trump ve Biden arasında çok büyük bir fark olmadı. Trump’ın en çok fark yarattığı konu korumacılıktı ve Biden da bu korumacılığı önemli ölçüde devam ettirdi. Para politikası tarafına bakıldığında; Fed Başkanı Powell’ı Trump seçmişti, Biden döneminde de yine aynı başkanla devam edildi. Bütçe tarafında normalde Cumhuriyetçiler büyük açık verir, bunu Demokratlar kapatırdı. Şimdi pandemi dönemine denk gelinmesi nedeniyle ABD’de Demokratlar döneminde büyük bir bütçe açığı oluştu. Gelir dağılımını çözme yönünde iki taraf da pek bir ilerleme kaydedemedi.”
Trump’ın yeni dönemi için bazı bilinen ve bilinmeyenlerin olduğunu söyleyen Aslanoğlu, dünyanın daha korumacı ve daha yavaş büyüyen bir döneme gireceğini düşündüğünü söyleyerek şöyle dedi:
“Bilinen ve bilinmeyenler var. İlk bilinen şu; daha korumacı bir döneme gireceğiz. Çin’e karşı çok daha sert bir tutum sergilenecek bana kalırsa. Trump’ın ilk dönemde aldığı önlemler Çin’in ticaretini kesme konusunda başarılı olamadı. Dünya büyümesinin düştüğü, dünya ticaretinin görece daha yavaş olduğu bir dönem bekliyorum. Avrupa, Çin’e karşı olduğu kadar olmasa da yeni bir hedef olacak Trump için. Meksika ve Vietnam da yine Trump’ın hedefinde olacak, çünkü ABD’ye karşı çok büyük dış ticaret fazlası veriyorlar.”
Trump’ın yeni döneminde Avrupa’nın en olumsuz etkilenen bölgelerden biri olacağını düşündüğünü söyleyen Aslanoğlu, “Hem ekonomik, hem de siyaseten etkilenecekler. NATO ve ABD olmadan Ukrayna’yı savunamadıklarının muhakemesini çok yapacaklar. Daha içe kapanacaklar ve bu ülkelerde daha Trumpvari liderler göreceğiz” ifadelerini kullandı.
“Rusya bu noktada kazananlardan birisi olacak. Yalnız, Rusya’nın kültür ve tarih olarak Avrupa’ya daha yakın olması, hemen hızla olmasa bile Avrupa’nın Rusya ile bugünkü sorunları çözmesini ve yakınlaşmasını getirebilir. Ben Trump’ın, Rusya ve Avrupa’yı yakınlaştırıp, İran’ı da çok fazla hedef almayarak Çin’i yalnızlaştırmak isteyeceğini düşünüyorum. Çünkü Trump’ın en büyük hedefi Çin ve Çin’in yanındaki ülkeleri de kendi yanına çekerek tek bir alan yaratmak istiyor.”
Trump’ın Ortadoğu’da barışı sağlamasının dünya ekonomisi için kritik olduğunu da söyleyen Aslanoğlu, “Trump Ortadoğu’nun sakin seyretmesini isteyecek gibi düşünülüyor ama kabinede İsrail’in etkisi de çok fazla. Ortadoğu bu noktada bir bilinmeyen. Orada barış sağlanabilirse Türkiye ve dünya için en büyük artı olur” dedi.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
İnsan hayatı mevzubahis iken, amaç da suçun önlenmesi ise, yenidoğan çetesi davası soruşturma aşamasındayken bebekler öldüğünde neden harekete geçilmedi?
21 Kas 2024

YAZARLAR

Emircan Yaman
Piyasalar ve Finans Editörü

EXANTE
Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Türkiye'nin en büyük dış ticaret fazlası veren sanayi kollarından tekstil ve hazır giyim sektörü, 2025 yılını 26,2 milyar dolarlık ihracatla kapattı. Doğrudan 845 bin, dolaylı etkileriyle birlikte yaklaşık 2 milyon kişiye istihdam sağlayan sektör, 2022'de ulaştığı zirveden bu yana tarihinin en sert daralmalarından birini yaşıyor. Konuyla ilgili sunum yapan TGSD yönetimi, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'na sunulan üç aşamalı strateji haritasının ayrıntılarını paylaştı.

Bu hafta hem yurt içi hem de yurt dışı piyasalarda veri akışı güçlü. Yurt içinde Fitch değerlendirmesi ve cari denge, yurt dışında ise ABD TÜFE ön planda olacak.
13 Tem 2026

Küresel ekonomide bir taraftan savaşın yarattığı belirsizliği ve bunun başta petrol ve altın fiyatları olmak üzere finansal piyasalardaki yansımalarını izlerken, diğer taraftan özellikle yapay zeka alanında yaşanan olağanüstü teknolojik gelişmelerin önümüzdeki dönemde ekonomik hayata nasıl yansıyacağını anlamaya çalışan bir piyasa dinamiğiyle karşı karşıyayız.

20.yy çeliğin yüzyılıydı; 21.yy ise elektriğin yüzyılı olacaktır. Elektrodevlet, gücünü fosil yakıtlardan değil, elektriğin kendisinden alarak bunu bir kalkınma, nüfuz ve düzen kurma aracına dönüştüren devlet tipidir.

Birleşmiş Milletler Kalkınma ve Ticaret Konferansı (UNCTAD), 'Çalkantılı Bir Dönemde Uluslararası Yatırım' temalı 2026 Dünya Yatırım Raporu'nu yayımladı. Raporda hem Türkiye'yi, hem de bütün gelişmekte olan ülkeleri ilgilendiren ilginç veriler mevcut.





