Tuhaflığı kucaklamak: Hector Plimmer

DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Burada bir sanatçıyı size tanıtmadan önce farklı zaman dilimlerinde verdiği röportajların neredeyse tamamını okumaya, onu daha yakından tanımaya özen gösteriyorum. Bazen çocukluk döneminden bir anı, bazen arkadaş ortamında kurulmuş bir cümle, bazen sonrasını aklının ucundan dahi geçiremediği bir kırılım… Hepsi onunla bağ kurmama ve içeriden konuşmama yardımcı oluyor. Bu kez durum farklı. Elimde prodüktör, müzisyen, DJ ve tasarımcı etiketlerinin sahibi olan Hector Plimmer’e dair çok az bilgi var. Zamanında Four Tet’in ona verdiği “Eğer müziğin iyiyse ve onu doğru ellere emanet ettiysen, pek fazla kendini ifade etmek için endişelenme.” şeklindeki nasihatı harfiyen uygulamış. Bir süre Plimmer’in altı yılda gün yüzüne çıkan çalışmaları arasında dolandım. Elde avuçta olanı paylaşma vakti geldi.

İlk fiziksel synthsizer: Kimi zaman salonun köşesindeki bitki kimi zaman tam karşımda duran kitaplığın içindeki bir fotoğraf, bazen de vakitsiz yakılan bir mum… Hepsi üretim sürecindeyken bana eşlik edenler arasında. Nadir verdiği röportajların birinde Hector Plimmer’e prodüktör olarak kullandığı ekipmanlar sorulduğunda cevabı, “Üniversitedeyken öğrenci kredimle bir Korg MS2000BR satın aldım. Bu, kullandığım ilk fiziksel synthsizer’dı. Yıllar sonra bile onunla ilgili yeni şeyler öğrenmeye devam ediyorum ve hâlâ birçok müziğimde oldukça yoğun bir şekilde kullanıyorum.” Belli ki Plimmer’in türler arasındaki geçişleri sırasındaki eşlikçisi Korg MS2000BR olmuş.
Yaratıcılık süreci: İz bırakan yaratıcılara dair bir ortak çıkarımım var. Çoğunun hayatının merkezine aldığı ve aktif zihinsel dinlenmelerine olanak sağlayan farklı uğraşları mevcut. Bunu Hermann Hesse’nin 40’lı yaşlarında yaşamına katarak ömrünün sonuna kadar devam ettirdiği resim çizme tutkusundan başlatıp farklı çağlardaki üreticiler arasında dolaştırıp Hector Plimmer’e kadar getirebiliriz. Keza onun da stüdyoda bir şeyler üzerine çalışmaya odaklanamadığında, grafik tasarımları yapmaya yöneldiğine dair bir itirafı var. “Her defasında müzik üretme isteğimin bir daha geri gelmeyecekmiş gibi gittiğini hissetsem de döneceğine hep emindim. Bence tüm bu tıkanmaların sebebi yaratıcılık sürecinin bir parçası.” sözleri, olan bitenle barıştığının bir göstergesi niteliğinde.
Garip yapılar: Four Tet sadece kendisini ifade etme konusunda Hector Plimmer’e tavsiye vermedi. Aynı zamanda ürettiği müzikte nasıl farklı olabileceğini de gösterdi. Aslında kural basitti. Yapması gereken sadece “tuhaflığı kucaklamak”tı. Garip yapılar denemekten ve benzersiz seslerin peşine düşmekten keyif alan Plimmer için kendi izini takip etmek yeterliydi. Nitekim o da yanına ilham perisi olarak gördüğü Madlib, alking Heads, Electric Wire Hustle, Spacek, Conan Mockasin ve Fela Kuti’yi aldı ve sadece yürümeye devam etti.
Kırılma noktası: “Başkalarının müziğimi duymasına izin verecek düzeye gelmem yıllarımı aldı." diyen Hector Plimmer’in bir kırılma noktasına (ya da Artemis Günebakan’ın dediği gibi Fırtına Öncesi’ne) ihtiyacı vardı. Uzun süre program yaptığı NTS Radio aracılığıyla tanıştığı Kutmah’a gönderdiği şarkılar, elden ele geçerek Londra’nın en nadide kulaklarına sahip Gilles Peterson’a ulaştığında beklenen kırılma gerçekleşti. Çok geçmeden Tomorrow şarkısıyla Gilles Peterson’ın kürasyonundaki 2014 çıkışlı Brownswood Bubblers Eleven isimli derleme albümde yer bulan Plimmer, böylelikle müzik sahnesine resmî girişini de yaptı.

İlk adanmış girişim: 2017 yılında yayımlanan ilk albümü Sunshine ile gediklisi olduğu Güney Londra sokaklarında daha da görünür hâle gelen Hector Plimmer, Nightmares on Wax, Amp Fiddler, Yussef Dayes ile birlikte pek çok mekânın konser tahtasına ismini yazdırdı. Yeterince destek toplayan ve kendi dinleyici kitlesini oluşturan Plimmer, geçtiğimiz yıl “Bu, şu anda kim olduğumu ve beni buraya neyin getirdiğini gösteren, uyumlu bir proje yaratmaya yönelik ilk adanmış girişimim.” olarak tanımladığı ikinci albümü Next to Nothing ile çıkageldi. 13 şarkı, 44 dakika, altı farklı sanatçı, sekiz bambaşka iş birliği. Elde avuçta ne varsa vitrine çıkarmış bir yaratıcının dükkânına hoş geldiniz. Dokunduğunuzu satın alacağınıza eminim!
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Üniversite yurdunda tohumları atılan plak şirketi, bir filmi bir tiyatro sahnesine sığdıranlar, tuhaflıkları kucaklayan bir müzisyen ve dahası.
13 Kas 2020

YAZARLAR

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Renata Salecl, birçok kitabında neden sonuç bağlamında gündeminde tuttuğu neoliberalizm değişmezini, yeni kitabı "Kabalık Çağı"nda da pergelin sabit ayağı olarak kullanıyor. Bireyselden toplumsala yeni liberal düzenin yarattığı sosyal erozyonu incelerken deyim yerindeyse çuvaldızı hem dayatılmış neoliberal düzene hem de onun heveslisi, faili, sürdürücüsü ve kurbanı durumundaki günümüzün şaşkın bireyine batırıyor.

Virtüöz davulcu Jojo Mayer, “ME/MACHINE” projesi ile geçen Cuma akşamı Terminal Kadıköy’ün içinde bulunan Komünite’de sahne aldı ve akustik davul ile yapay zekayı aynı sahnede gerçek zamanlı bir diyaloğa soktuğu canlı bir performans sundu. Mayer ile insan-makine etkileşimli benzersiz müzik deneyimi konuştuk. Sanatçı, teknolojiden korkmak yerine onu müziğine nasıl adapte ettiğini anlattı.

Dying for Sex’te (2025) yaralı, öfkeli ve arzularıyla var olabilen bir kadın yaratan Elizabeth Meriwether, Furious’ta da kadın öfkesinin başka bir yüzüne bakıyor. Dizinin üç kadın karakterinin öfkeleri aynı yerden doğmuyor, aynı biçimde dışarı vurulmuyor ve onları aynı yola götürmüyor. Fakat üçü de kendilerinden önce başka kadınların taşıdığı öfkeden bir parça devralıyor. İlk sezon sona erdiğinde geriye tek bir kadının intikamından çok daha fazlası kalıyor: Kuşaktan kuşağa, bedenden bedene dolaşan ve kendisine başka başka yollar arayan bir kadın öfkesi.

Sadakatsizliğe uğramak insanın eğitimiyle, yaşıyla, güzelliğiyle, zekasıyla ya da ne kadar “iyi bir partner” olduğuyla açıklanabilecek bir şey değil. Yine de insan böyle bir şey yaşadığında çoğu zaman suçu kendisinde arıyor. Oysa bu soruların çoğunun sebebi kontrolümüz dışında gelişen bir olayı yeniden kontrol edilebilir hâle getirme çalışmamız. "Sadakatsizlikle nasıl başa çıkarım?" diye düşünenler için üç kitap.

"Anatomy of a Fall"un Oscar ödüllü senaristi Arthur Harari, yeni filmi "The Unknown"da beden değiştirme motifini fotoğraf, kent hafızası ve kimlik üzerine tekinsiz bir bilmeceye dönüştürüyor.



