

Akciğer hastalıkları için yapay zekâ çözümleri: Algomedicus Algomedicus, X-ray görselleri üzerinden 14 akciğer hastalığını saniyeler içinde tanıyabiliyor. Hastanelerin teknik altyapılarına entegre çalışabilen Algomedicus algoritmaları, teşhis sürecinde zaman kaybedilmemesini sağlıyor. Algomedicus; akciğer hastalıklarının tanı süreçleri için “tailor-made” yapay zekâ tabanlı yazılımlar geliştiriyor. Medikal yapay zekâ laboratuvarı Algomedicus; sağlık profesyonellerinin tıbbi uzmanlığını görüntü işleme, bilgisayarlı görü, örüntü tanıma ve makine öğrenimi gibi teknolojilerle ve yapay zekâ destekli algoritmalarla birleştirerek en hızlı ve doğru teşhisi sağlamayı amaçlıyor. Türkiye’den sonra Afrika’ya ve Orta Doğu’ya açılmayı hedefleyen Algomedicus, akciğer hastalıklarının erken teşhisini olanaklı kılmayı hedefleyen çözümüyle öne çıkıyor. Akciğer hastalıklarının erken teşhisi için veri bilimi makine öğrenmesinin gücünü kullanıyor. Göğüs radyolojisinde doğru ve kesin teşhislerin hastalık etkilerini %10'a kadar düşürdüğü içgörüsü ile yola çıkan ve adeta geleneksel X-Ray teknolojisinin yeniden icadına karşılık gelen algoritma, veri setleri ile geliştirilen makine öğrenimi teknolojileriyle sağlık profesyonellerinin teşhis süreçlerini kolaylaştırıyor. Her yıl ortalama 1,6 milyon insanın ölümüne sebep olan akciğer kanseri, ölümle sonuçlanan kardiyovasküler hastalıklar içinde sayılan kardiyomegali, en yaygın küresel hastalıklardan biri olan zatürre başta olmak üzere amfizem, pnömotoraks ve plevral kalınlaşma gibi hastalıkların teşhisini saniyeler içinde gerçekleştirebiliyor. Algomedicus’u yakından keşfetmek için bu bağlantıyı kullanabilir, Linkedin profilinden en son haberleri ve blog yazılarını takip edebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Resmî Gazete’de yayımlanan bir yönetmelikle kripto varlıkların 30 Nisan 2021’den itibaren ödemelerde doğrudan veya dolaylı olarak kullanılmasını yasakladı. Düzenlemeye karşı ilk tepki, büyük bir şoktu. Birkaç saat içinde 30 binden fazla tweet atan kullanıcıların birçoğu, daha önce Hindistan ve Nijerya’da olduğu gibi Türkiye’de de kripto paraların kullanımının yasaklandığına dair yanlış bir algıya kapıldı. Halbuki, TCMB’nin bu hamlesi kripto para alım satımlarından ziyade kripto paraların ev, araba, hatta bir kahve almak için bir ödeme aracı olarak kullanılmasının önüne geçmeyi hedefliyor. Peki, bu bir yasak mı yoksa sınırlama mı? Gelin birlikte inceleyelim.
Arka plan: Kripto para borsalarına yönelik bir düzenleme, Türkiye’de kripto paraların popüler olmaya başladığı 2017’den beri beklenen bir gelişme. Bilen bilir, Bitcoin’in 2017 sonundaki ilk rallisinde Türkiye’de bir anda sayıları 50’ye yaklaşan kripto para platformlarının birçoğu teknik problemler yaşamış, Bitcoin fiyatları düştüğünde ise ortada ciddi mağduriyetler yaşayan yatırımcılar ve bir anda büyüyen bir ekosistem kalmıştı. Beklentilerin aksine o günden bugüne, Türkiye’de kripto paralarla ilgili kapsamlı bir düzenleme yapılmadı. Sektörde son bir sene içinde yaşanan hızlı büyüme ise düzenleyici kurumların ajandasında kripto varlıkların öne çıkmasına neden oldu.
Rakamlara bakarsak: ABD merkezli araştırma şirketi Chainanalysis’e göre, şubat başı ile 24 Mart arasındaki dönemde Türkiye’de kripto paraların işlem hacmi 218 milyar lirayı geçti. Bu rakam, geçen sene 7 milyar lira civarındaydı. Türkiye, hâlihazırda %16 ile tüm dünyada nüfusa oranla en çok kripto para kullanan dördüncü ülke konumunda. Bu da TCMB'nin yatırımcı mağduriyetleri konusundaki endişelerini artırıyor.
Ayak sesleri: Son aylarda kripto varlık sektörüne dair düzenleyici kurumlardan gelen açıklamaların giderek artması regülasyonun yakın olduğuna dair inançları artırmıştı. Mart ayında bir televizyon programına katılan Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan, “kripto paralarla ilgili büyük kaygıları” olduğunu ve bir bakan yardımcısını Bitcoin konusunda görevlendirdiğini belirtmişti. Nisan başında ise Hazine ve Maliye Bakanlığı, ülkede faaliyet gösteren kripto para borsalarına kullanıcı bilgilerini talep eden bir bildirim gönderdi. Birçok kişinin dijital paralara vergi geleceğine dair yorumlarda bulunmasına sebep olan bu hamle karşısında bakanlık, “Alım satım faaliyetlerini incelemek Mali Suçları Araştırma Kurulu’nun (MASAK) görev ve yetkisi içindedir” açıklamasında bulundu. TCMB’nin düzenlemesi ise MASAK’ın bu hamlesinden yaklaşık iki hafta sonra geldi.
Düzenleme ne içeriyor? Altını çizmekte fayda var: TCMB’nin yayımladığı düzenleme kripto para platformlarında yapılan alım satım işlemlerini yasaklamıyor; ancak kripto paraların herhangi bir ürün veya hizmet alımında ödeme aracı olarak kullanılmasını engelliyor. Peki, bu ne demek? Küresel çapta kripto paraların günlük hayatta kullanımı, PayPal gibi kripto para alım satımlarında aracılık eden ve iş modellerini kripto varlıkları kapsayacak şekilde geliştiren ödeme hizmetleri şirketleri sayesinde giderek yaygınlaştı. Yani, artık dünyanın birçok yerinde sabah kahvenizi alırken ödemenizi Bitcoin ile yapmanız mümkün. TCMB’nin düzenlemesi nedeniyle ise Türkiye’de en azından yeni bir düzenleme gelene kadar kripto paralar herhangi bir satın alma işleminde kullanılamayacak. Öte yandan, ödeme hizmeti veren şirketler, kripto para borsalarına veya bu borsalardan yapılacak para transferlerine aracılık edemeyecek.
Burada bir parantez açalım: Türkiye’de kripto para borsalarında yapılan para transferlerinin çoğu bankalar aracılığıyla yapılıyor; ancak son dönemde birçok kripto para borsası Papara, İninal gibi finansal teknoloji şirketleriyle de çalışmaya başlamıştı. Şirketler, düzenlemenin yürürlüğe girmesiyle birlikte bu iş birliklerini bitirmek durumunda kalacaklar. Avusturya merkezli kripto para platformu Bitpanda’nın Türkiye ve MENA Genel Müdürü Elbruz Yılmaz, “Ödeme kuruluşları iyi bir alternatif olmasına rağmen platformumuzdaki transferlerin çoğu bankalar aracılığıyla gerçekleştiği ve bankalara yönelik bir kısıtlama olmadığı için bizim dünyamızda değişen pek bir şey yok,” diyor. “Düzenlemeyi TCMB'nin yatırımcıları korumak adına getirdiği bir sınırlama olarak görebiliriz. Tabii ki bu durum, fintek ekosisteminin gelişimini olumsuz etkileyecektir," diye de ekliyor.
Regülasyon nasıl olmalı? Aslında, kripto varlık sektöründeki kuralların belirlenmesi sadece politikacıların değil kripto para borsalarının da talepleri arasında yer alıyor. Zira yasal düzenleme eksikliği sektörde güven problemi yaratırken ekosistemin büyümesinin önündeki en büyük engellerden birini oluşturuyor. Kripto para borsalarının talepleri basit: Yatırımcıları korumak adına sermaye zorunluluğu, bu işi yapacak kişilerde belirli şartların aranması, müşterini tanı (KYC) ve kara para aklanmasının önlenmesi (AML) gibi basit güvenlik önlemlerinin alınması. Türkiye’de regülasyonun kaçınılmaz olduğunu belirten Yılmaz, “Yalnız düzenlemeyi tek bir kurumun yapması mümkün değil. Hazine ve Maliye Bakanlığı liderliğinde; TCMB, MASAK, SPK ve BDDK’nın birlikte çalışması gerekiyor. Böylece, vergilendirme, güvenlik, lisans ve teknik konuların hepsini kapsayan bir düzenleme ortaya çıkacaktır,” diyor. Öte yandan, regülasyonu hazırlarken dünyadaki örnekleri dikkate almak, kripto paraların tanımını ve kapsamını açık bir şekilde yapmak ve kripto varlıkların kullanım alanlarını da belirlemek gerekiyor.
Şimdi ne olacak? Reuters'a konuşan Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Cemil Ertem, kripto paralara ilişkin daha fazla düzenlemeye gidileceğini, ilgili birimlerin gerekli hazırlığı yaptığını söyledi. Dolayısıyla, önümüzdeki günlerde kripto paralarla ilgili yeni düzenlemelere hazırlıklı olmak gerekiyor. Yılmaz, “Benim umudum ve beklentim, sektörün gelişimine destek olacak, ileriye dönük ve dünya standartlarında bir düzenleme yapılması. Türkiye, bu sektördeki liderliğini nasıl perçinleyebileceğini düşünmeli," diyor. Ödeme kuruluşlarına gelecek olursak; yeni bir düzenleme olmaması durumunda şimdilik Türkiye’deki hiçbir şirket kripto ödemelerine aracılık edemezken şirketler en azından kısa vadede stratejilerini değiştirmek zorunda kalacak gibi duruyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Bu hafta gündemimizde merkez bankalarının dijital para birimi çalışmaları, TCMB'nin kripto paraların bir ödeme aracı olarak kullanılmasını engelleyen kararı, Coinbase halka arzı ve Microsoft'un yayılmacı politikası var.
19 Nis 2021

YAZARLAR

Nurefşan Kutlu
Business Editor

Pareto
İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR
Shein, Londra ve New York’taki halka arz girişimlerinin başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından bu hafta nihayet Hong Kong borsasında halka açıldı. Birkaç yıl önce hızlı modanın yükselen yıldızı olarak görülen şirket, yatırımcıların karşısına zirve döneminden çok daha farklı bir tabloyla çıktı. Analistlere göre bu tablo, şirketi 100 milyar dolar değerlemeye taşıyan ekonomik koşulların artık ortadan kalktığını da kanıtladı.

Bir çalışanı değerli kılan yalnızca görev tanımında yazanları yerine getirmesi değil; aksaklıkları fark etmesi, sahiplenmesi ve çözümün parçası olmak istemesi de aynı zamanda. Çalışma arkadaşını, müşterisini, itibarını ve geleceğini dert edinen çalışanlar kurumları ileri taşıyor. Ancak dert edinmek yalnızca kişinin tercihi değil; bu çalışanlar sorgulama, fikir belirtme ve sorumluluk alma alanı buldukları ölçüde kurumun gelişimine gerçek bir katkı sunabiliyorlar.

Yapay zeka, artık yazılımı ucuzlatmanın ötesinde, hizmet sektörünün ekonomisini de değiştiriyor. Yeni nesil “AI-native” ajanslar, müşteriye bir araç verip işi ona bırakmak yerine operasyonun tamamını üstleniyor ve ajans hizmetini platform fiyatına sunuyor.

Yıllarca raporlar, hedefler ve uyum kriterleri üzerinden ele alınan sürdürülebilirlik, 2026’nın çoklu kriz ortamında kabuk değiştiriyor. Çevresel ve sosyal riskler büyürken, şirketlerin sürdürülebilirliği ana iş kollarından ayrı, ikincil bir alan olarak görmesi giderek daha işlevsiz hâle geliyor. Yeni dönemin sorusu artık ne kadar sürdürülebilir göründüğümüz değil, sürdürülebilirliği finansal performansa, büyümeye ve organizasyonel dayanıklılığa ne kadar entegre edebildiğimiz.

Güvenin ve itibarın göstergelerini, güven ve itibarın kendisiyle karıştırdığımızda her şeyi “parasını bastırarak” çözebileceğimizi düşünüyoruz. Oysa göstergeleri satın almak kolay, güvenin kendisini satın almak ise mümkün değil. Çünkü sahici güven; strateji, sabır, emek ve zamana yayılan bir tutarlılık gerektiriyor. Kestirmeler ise yalnızca sahnedeki kağıttan kaplanı parlatıyor; işler ters gittiğinde o kaplan kimseyi korumuyor.




