Türkiye ekonomisinin güncel durumu


Hayatı kolaylaştıran özellikler: Papara’dan yenilikler Son dönemde giderek yükselen finans teknolojisi sektörü, açık bankacılık ve uzaktan kimlik tespiti gibi yeni kavramlar bize geleneksel finansın yeniliğe oldukça açık olduğunu ispatlıyor. Rekabet ortamında kullanıcıyı merkeze almak, her şeyin giderek hızlandığı bir çağda kullanıcılara zaman ve maliyet tasarrufları sunmak tercih sebebi oluyor. Kolaylaşan, erişilebilir olan, finansal sistemin dışında kalanları da finansal hizmetlerden yararlandırılması vizyonuyla çalışan şirketler, yeniliği bir şirket kültürü hâline getiriyor. Papara da finansal hizmetler sektörünü dönüştüren kuruluşlardan biri. Alışılagelmiş geleneksel bankacılık karşısında rekabetçi ve kullanıcı odaklı finansal ürün ve çözümler sunarak yeni bir deneyim yaratma amacıyla çalışan Papara, 7,5 milyonu aşkın kullanıcısının hayatını ortalama iki haftada bir geliştirdiği yeniliklerle kolaylaştırmaya devam ediyor. Papara’da neler yeni? Papara son dönemde hayata geçirdiği yeniliklerle hem bireysel kullanıcıları hem de kurumsal üye iş yerleri için finansın sınırlarını genişletmeye ve finansal hizmetlere erişimi kolaylaştırmaya devam ediyor. Küçük ve orta ölçekli işletmelerin POS cihazına ihtiyaç duymadan, temassız ödeme almalarını mümkün kılan QR kod teknolojisiyle simitçiler, kafeler, kitabevleri, taksiler ve daha birçok işletme; bu yolla müşterilerinden saniyeler içinde ödeme alabiliyor. Hijyenik sebeplerle daha çok talep gören bu özellik, müşterilerin de hayatını kolaylaştırıyor. Tüm fiziksel kartlarında temassız ödeme özelliği sunan Papara yeni güncellemeleriyle kullanıcılarına temassız ödeme özelliğini diledikleri zaman kapatabilme fırsatı tanıyor. Diğer yandan onaylı ve sözleşmeli hesap sahibi Paparalı’lar bir ay içinde 10 adete kadar internet harcamalarında kullanılabilen güvenli ve hızlı ödeme aracı Sanal Kart oluşturulabiliyor. Harcamalarını ve kartlarını diledikleri gibi yönetebilen Paparalı’lar yeni yapılan anlaşma ile artık Papara Card’larını BKM Express ’e kaydederek hızlı ve kolay alışverişi deneyimleyebiliyor. Ayrıca, abonelik özelliği ile Netflix veya Spotify gibi her ay tekrarlanan ödemeleri abonelikler sekmesi altından kolaylıkla takip edebiliyor. Bireysel ticari hesap : Gig ekonomisi gibi konseptler yaygınlaştıkça, influencer’lık gibi yeni iş kolları doğdukça ya da e-ticaret şahıslar için de daha kolay hâle geldikçe kendi işlerini kuranların sayısı da giderek artıyor. Kullanıcı ihtiyaçlarını yakından takip eden Papara buradan hareketle getirdiği Bireysel Ticari Hesap Açma özelliği sayesinde bireysel kullanıcılara ticari hesap olanaklarını kullanarak işlerini büyüme fırsatı sunuyor. Şahıs şirketleri, bireysel satıcılar ve bağımsız çalışanlar bu sayede kartla ödeme alma, ödeme sırasında Papara hesabı ya da kayıtlı banka/kredi kartları arasında seçim yapma ve QR kodla kolaylıkla ödeme alma olanaklarından faydalanabiliyor. Papara : 2016 yılında Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu'ndan aldığı izinle faaliyetlerine başlayan Papara, sektörde beşinci yılına eriştiği 2021'de 204 kişilik ekibiyle milyonlarca kullanıcıya ulaşmayı başarıyor. Geçmişten gelen finansal alışkanlıklara dijital bir hesap ile kullanıcı odaklı çözümler sunarak finansal hizmetleri daha erişilebilir hâle getirmeyi amaçlayan Papara, finansal sistem içinde herkesin özgürce var olabilmesi için çalışıyor. Bireysel kullanıcılar ve kurumsal üye iş yerleri için geliştirdiği yenilikçi finansal hizmetleriyle Bankalararası Kart Merkezi verilerine göre ön ödemeli kart pazarında %45.5’lik bir pazar payıyla var olan Papara’da bireysel kullanıcılar saniyeler içinde hesap açarak özgür finansal hizmetlerin avantajlarından yararlanmaya başlayabiliyor. Papara’yı yakından tanımak, saniyeler içinde ücretsiz bir hesap oluşturmak için bu bağlantıyı kullanabilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
Merkez Bankası Başkanı Naci Ağbal'ın 20 Mart Cumartesi gecesi Resmî Gazete'de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile görevden alınmasının ardından Türk lirasında görülen değer kaybıyla birlikte Türkiye ekonomisinin makro düzeydeki durumu bir kez daha gündemdeki yerini aldı. Mevcut tabloda, yıllardır süregelen enflasyonla mücadele yöntemleri kapsamında alınan faiz kararlarının beklenen etkiyi sağlamadığı görülüyor. Makroekonomik veriler dikkate alındığında ülkedeki mevcut enflasyonun bir süreç sonunda ortaya çıktığını ve çözümünün de bu durumu besleyen etkenleri ortadan kaldırmakta olduğunu söylemek mümkün. Son 10 günde, Merkez Bankası'nın döviz rezervlerine yönelik endişeler ve para politikasında oluşan belirsizlik nedeniyle Türk lirası, dolar ve avro karşısında %10'a yakın değer kaybetti. Bunun sonucunda da başta gıda olmak üzere birçok üründe fiyat artışları yaşanması ve tüketicilerin alım gücünün biraz daha düşmesi bekleniyor.
- Mevcut enflasyon: Türkiye'de geçtiğimiz yılın enflasyon oranı %14,6 olarak açıklandı. Fakat vatandaşların hissettiği "gerçek enflasyon", bağımsız araştırmacılar ve tüketici derneklerinin alternatif hesaplamalarına göre açıklanan rakamdan daha fazlası. TÜİK'in hesaplama yönteminin çağ dışı kaldığını ve sağlıklı bir gösterge olmadığını söyleyen Enflasyon Araştırma Grubu (ENAGrup) yöneticisi Prof. Veysel Ulusoy'a göre, Türkiye'de özellikle orta sınıf ve yoksul vatandaşları çok zor durumda bırakan bir gıda enflasyonu yaşanıyor. Aynı zamanda, tarım yazarı Ali Ekber Yıldırım'a göre "uygulanan yanlış tarım politikaları" nedeniyle alım gücünün azalmasıyla çiftçiler, tarım üretiminden uzaklaşmış durumda. Sektörün en önemli maliyet kalemlerinden biri olan gübre fiyatları, son bir yılda %40 ila %60 arasında zam gördü. Dolayısıyla zayıflayan tarım üretiminin ülkenin tüketim ihtiyacına kıyasla yetersiz kalması, yıllardır enflasyonu artıran nedenlerden biri olarak öne çıkıyor.
- Diğer göstergeler: Türkiye, 2020 yılında 36,7 milyar dolar cari açık verdi. Büyüme odaklı ekonomi politikaları nedeniyle daha uzun vadeli yapısal reformlar yerine piyasanın canlanması için kamu bankaları aracılığıyla kredi büyümesinin sağlanması tercih edildi. 2003'ten 2020 sonuna kadar 611,2 milyar dolar cari açık veren Türkiye'nin ekonomik yapısı kırılganlaştı ve enflasyon baskısına açık hâle geldi. Öte yandan geçtiğimiz yıl dolar bazında gayrisafi yurt içi hasıla, %5,65 daralarak 717 milyar dolara kadar geriledi. Bu, Türkiye ekonomisinin on yıl önce dolar bazında %7,36 daha büyük olduğu anlamına geliyor. Aynı zamanda Türkiye'de kişi başına düşen millî gelir de dolar bazında 8 bin 599 dolara gerileyerek 2007'deki seviyesine döndü.
- Politika faizi: Naci Ağbal'ın TCMB Başkanı olarak görev yaptığı 132 günde geleneksel para politikaları uygulanarak politika faizi toplam 875 baz puan artırıldı. Ağbal, görev değişikliğinden iki gün önceki para politikası kurulu toplantısında politika faizini 200 baz puan artırarak %19'a çıkarmıştı. 7 Kasım'da Ağbal'ın göreve başladığı günlerde dolar/lira kuru 8 liranın üzerindeydi, 19 Mart'ta görev değişikliğinden önce ise haftayı 7,21 seviyelerinde kapatmıştı. Ağbal'ın ayrılmasının ardından pazar gecesi Asya piyasalarının açılmasıyla kur 8,40 seviyesini aştı, haftanın ilk işlem gününde ise 8,05 seviyelerine geriledi. TCMB'deki görev değişimi sonrasında Türkiye'nin 5 yıllık kredi temerrüt takası (CDS) primi de bir haftada %50'ye yakın artışla 450 baz puanı aştı ve 10 Kasım 2020 sonrasındaki en yüksek seviyeyi gördü. CDS primleri, şubat ayında 284 baz puan seviyesine kadar gerilemişti. Mevcut makro veriler değerlendirildiğinde, enflasyona karşı bir araç olarak kullanılması gereken faiz artırımlarının yönetimsel kararlar sebebiyle bir etkisi olmadığı görülüyor. Türkiye’nin şu anda enflasyona karşı yüksek faiz oranları ve değeri daha da azalmış bir para birimi var. Enflasyon üzerinde etkisi kalmayan mevcut faiz oranlarının da ülke ekonomisine maliyetlerinin olacağı aşikar. İç piyasada yatırımların azalmasına sebep olacak bu durum, ülkenin yıllardır sahip olduğu işsizlik sorununun da büyümesine etki edebilir.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
29 Mart Pazartesi sabahından günaydın. Bu hafta gündemimizde TCMB’nin bağımsızlığı tartışmaları, Türkiye’nin makroekonomik durumu ve piyasalardaki son durum var.
29 Mar 2021

YAZARLAR

Pareto
İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR
Gün bittiğinde o yapılacaklar listesindeki bütün tikleri atmış olmak profesyonel hayatın gereği olabilir. Müşterinizin, yöneticinizin memnuniyeti elbette önemli… Ancak bir şekilde kendi düşüncelerinizle baş başa kalma lüksünü bulabildiğiniz bir an olursa kendinize şu soruyu sorabilirsiniz: "Bugün sadece önüme yığılan işleri mi erittim, yoksa ortaya gerçekten bana ait bir şeyler koyabildim mi?"

Polaroid, üst üste ikinci yaz kampanyasını da yapay zeka karşıtı hissiyata ayırdı. Markanın sahillerdeki billboardlara yerleştirdiği reklamları "Veri merkezleri hepsini içip bitirmeden gidip denize atla" diyor; "yapay zekanın parmaklarımızın arasındaki kumu üretip üretemeyeceğini" sorguluyordu. Peki teknoloji liderlerinin kendilerini "tastewashing" ile yeniden paketlemeye çalıştığı bir dönemde markaların yapay zekayla mesafesi nasıl inandırıcı olur?

Ticaret Bakanlığı, yerli üretimi desteklemek ve cari açığı azaltmak amacıyla pek çok ithal üründe ek gümrük vergisi oranlarını artırdı. Her ne kadar bu düzenlemeler iç pazarda Çin ürünlerinin oluşturduğu haksız rekabetten kaynaklanan dezavantajları gidermeye yönelik olsa da, tüketiciye etkisinin zam olarak yansıyacağı beklentisi hâkim. Kur baskısıyla ithalatın üretmeye göre daha avantajlı olduğu Türkiye’de alınan bu kararların enflasyonla mücadeleye, cari açığın düşürülmesine ve yerli üretime etkileri ne olacak?

Türkiye’de kurumsal dönüşüm yönetimi denince akla ilk gelen isimlerden biri olan Burhan Karaçam’ın "Değişim, İnsan, CEO" kitabı, yakın zamanda okuruyla buluştu. Yeni kitabı vesilesiyle Aposto editörleriyle biraraya gelen Karaçam, yöneticilik serüveninden çıkardığı en önemli dersleri ve geleceğin yöneticilerine tavsiyelerini paylaştı.

Yıllarca bir girişimin ciddiyetini ölçmenin en kestirme yolu ekip büyüklüğüydü. "Kaç kişisiniz?" sorusu aslında "Ne kadar gerçeksiniz?" demekti. Yapay zeka, bu denklemi sessizce bozdu. Bugün en hızlı büyüyen şirketlerin bazıları, bir toplantı odasına sığacak ekiplerle yönetiliyor. Peki küçük bir ekip nasıl büyük iş çıkarıyor ve bu modelin görünmeyen bedeli ne?



