Türkiye ekonomisinin güncel durumu


Hayatı kolaylaştıran özellikler: Papara’dan yenilikler
Son dönemde giderek yükselen finans teknolojisi sektörü, açık bankacılık ve uzaktan kimlik tespiti gibi yeni kavramlar bize geleneksel finansın yeniliğe oldukça açık olduğunu ispatlıyor. Rekabet ortamında kullanıcıyı merkeze almak, her…
Daha fazlasını öğren →
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
Merkez Bankası Başkanı Naci Ağbal'ın 20 Mart Cumartesi gecesi Resmî Gazete'de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile görevden alınmasının ardından Türk lirasında görülen değer kaybıyla birlikte Türkiye ekonomisinin makro düzeydeki durumu bir kez daha gündemdeki yerini aldı. Mevcut tabloda, yıllardır süregelen enflasyonla mücadele yöntemleri kapsamında alınan faiz kararlarının beklenen etkiyi sağlamadığı görülüyor. Makroekonomik veriler dikkate alındığında ülkedeki mevcut enflasyonun bir süreç sonunda ortaya çıktığını ve çözümünün de bu durumu besleyen etkenleri ortadan kaldırmakta olduğunu söylemek mümkün. Son 10 günde, Merkez Bankası'nın döviz rezervlerine yönelik endişeler ve para politikasında oluşan belirsizlik nedeniyle Türk lirası, dolar ve avro karşısında %10'a yakın değer kaybetti. Bunun sonucunda da başta gıda olmak üzere birçok üründe fiyat artışları yaşanması ve tüketicilerin alım gücünün biraz daha düşmesi bekleniyor.
- Mevcut enflasyon: Türkiye'de geçtiğimiz yılın enflasyon oranı %14,6 olarak açıklandı. Fakat vatandaşların hissettiği "gerçek enflasyon", bağımsız araştırmacılar ve tüketici derneklerinin alternatif hesaplamalarına göre açıklanan rakamdan daha fazlası. TÜİK'in hesaplama yönteminin çağ dışı kaldığını ve sağlıklı bir gösterge olmadığını söyleyen Enflasyon Araştırma Grubu (ENAGrup) yöneticisi Prof. Veysel Ulusoy'a göre, Türkiye'de özellikle orta sınıf ve yoksul vatandaşları çok zor durumda bırakan bir gıda enflasyonu yaşanıyor. Aynı zamanda, tarım yazarı Ali Ekber Yıldırım'a göre "uygulanan yanlış tarım politikaları" nedeniyle alım gücünün azalmasıyla çiftçiler, tarım üretiminden uzaklaşmış durumda. Sektörün en önemli maliyet kalemlerinden biri olan gübre fiyatları, son bir yılda %40 ila %60 arasında zam gördü. Dolayısıyla zayıflayan tarım üretiminin ülkenin tüketim ihtiyacına kıyasla yetersiz kalması, yıllardır enflasyonu artıran nedenlerden biri olarak öne çıkıyor.
- Diğer göstergeler: Türkiye, 2020 yılında 36,7 milyar dolar cari açık verdi. Büyüme odaklı ekonomi politikaları nedeniyle daha uzun vadeli yapısal reformlar yerine piyasanın canlanması için kamu bankaları aracılığıyla kredi büyümesinin sağlanması tercih edildi. 2003'ten 2020 sonuna kadar 611,2 milyar dolar cari açık veren Türkiye'nin ekonomik yapısı kırılganlaştı ve enflasyon baskısına açık hâle geldi. Öte yandan geçtiğimiz yıl dolar bazında gayrisafi yurt içi hasıla, %5,65 daralarak 717 milyar dolara kadar geriledi. Bu, Türkiye ekonomisinin on yıl önce dolar bazında %7,36 daha büyük olduğu anlamına geliyor. Aynı zamanda Türkiye'de kişi başına düşen millî gelir de dolar bazında 8 bin 599 dolara gerileyerek 2007'deki seviyesine döndü.
- Politika faizi: Naci Ağbal'ın TCMB Başkanı olarak görev yaptığı 132 günde geleneksel para politikaları uygulanarak politika faizi toplam 875 baz puan artırıldı. Ağbal, görev değişikliğinden iki gün önceki para politikası kurulu toplantısında politika faizini 200 baz puan artırarak %19'a çıkarmıştı. 7 Kasım'da Ağbal'ın göreve başladığı günlerde dolar/lira kuru 8 liranın üzerindeydi, 19 Mart'ta görev değişikliğinden önce ise haftayı 7,21 seviyelerinde kapatmıştı. Ağbal'ın ayrılmasının ardından pazar gecesi Asya piyasalarının açılmasıyla kur 8,40 seviyesini aştı, haftanın ilk işlem gününde ise 8,05 seviyelerine geriledi. TCMB'deki görev değişimi sonrasında Türkiye'nin 5 yıllık kredi temerrüt takası (CDS) primi de bir haftada %50'ye yakın artışla 450 baz puanı aştı ve 10 Kasım 2020 sonrasındaki en yüksek seviyeyi gördü. CDS primleri, şubat ayında 284 baz puan seviyesine kadar gerilemişti. Mevcut makro veriler değerlendirildiğinde, enflasyona karşı bir araç olarak kullanılması gereken faiz artırımlarının yönetimsel kararlar sebebiyle bir etkisi olmadığı görülüyor. Türkiye’nin şu anda enflasyona karşı yüksek faiz oranları ve değeri daha da azalmış bir para birimi var. Enflasyon üzerinde etkisi kalmayan mevcut faiz oranlarının da ülke ekonomisine maliyetlerinin olacağı aşikar. İç piyasada yatırımların azalmasına sebep olacak bu durum, ülkenin yıllardır sahip olduğu işsizlik sorununun da büyümesine etki edebilir.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
29 Mart Pazartesi sabahından günaydın. Bu hafta gündemimizde TCMB’nin bağımsızlığı tartışmaları, Türkiye’nin makroekonomik durumu ve piyasalardaki son durum var.
29 Mar 2021

YAZARLAR

Pareto
İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR
Ray-Ban ve Oakley gibi popüler markaların çatı şirketi EssilorLuxottica, son dönemlerde ticari performansından çok kurucu ailenin içinde yaşanan iktidar mücadelesiyle gündeme geliyor. Şirket, yönetime duyulan güvensizlik nedeniyle son bir yılda %40’ın üzerinde değer kaybederken yatırımcılar, aile içindeki anlaşmazlıkların akıllı gözlük pazarının da büyüdüğü bir dönemde EssilorLuxottica'nın geleceğini nasıl etkileyeceğini sorguluyor.

Ekim ayında düzenlenen SAP Executive Summit Türkiye’de, “Kazanmanın Anatomisi” başlıklı oturumda Formula 1’in iki efsane pilotu David Coulthard ve Mika Häkkinen konuşmacıydı. Coulthard ve Häkkinen’i dinlemek, yarışları takip ederken düşündürdükleri bazı konuları iş dünyası açısından yeniden değerlendirmemize vesile oldu. Özellikle de teknolojiye yapılan yatırımlarla insanın gelişimine ayrılan emek arasındaki ilişkiyi…

Verileri anlık hava tahmini gibi düşünebiliriz, stratejiyi ise iklim bilgisi gibi... Yağan her yaz yağmurunda mont giymeye kalkan, kış güneşine aldanıp hemen tişörte dönen bir marka ancak hasta olur. Pazarlama ve iletişim dünyasının ihtiyacı olan, anlık sağanaklara göre her çeyrekte gardırop değiştirmek değil, mevsimin genel yönünü okuyup rotasında sağlam durabilmek.

Bir dönem önlenemez yükselişiyle teknoloji girişimleri kadar hızlı değerlenen Netflix, son dönemlerde geleneksel bir medya şirketini andıran performansıyla yatırımcılarını hayal kırıklığına uğratıyor. Platformun hit içerik üretimindeki yavaşlama, henüz belirgin biçimde bilançoya yansımamış olsa da içerik izleme alışkanlıkları ve piyasa değerine ilişkin metrikler, Netflix’in ağır ağır irtifa kaybettiğine işaret ediyor.

"Ödünç dikkat çağı" bugünlerde yeni bir şey gibi paketleniyor ama neredeyse reklamcılık kadar eski bir tartışma bu. Öte yandan viral akımlar, memler, trend sesler, influencerlar çağında araştırmalar, ödünç dikkatin kapıyı açsa da alışkanlık yaratmadığını da gösteriyor. Peki bu tartışmaların ortasında reklamcılıktan elde kalan ne? Bunun cevabı şeffaf süreçler, doğrulanabilir sonuçlar, kanıtlar ve gerçek insan emeğinde yatıyor.



