Görülecek 123 Yer ve Bir Yoldaş


Yapımlab’ın sinema topluluğu: House of Yapımlab Her sanat dalında olduğu gibi sinemada da sanatçıların yaşadıkları dönemin koşulları, birlikte deneyimledikleri olaylar ve sinemanın geleceğine ilişkin düşünceleri üretimlerine yansıyor. Öyle ki bu yansımalar bazen bir manifestoyla bizzat sanatçılar tarafından, bazen de sonrasında eleştirmenlerin yorumlarıyla çeşitli akımlar olarak tarihe not düşülüyor. Şüphesiz, bu birliktelikler sinemanın gelişiminde önemli rol oynuyor. Türkiye’de sinema yapımcılığı denince akla gelen ilk isimlerden biri olan Zeynep Atakan da bu noktadan hareket ederek; House of Yapımlab adını verdiği eğitim, network ve iş birliği ağıyla sinemayı geliştiren bir topluluk yaratmayı amaçlıyor. Yapımlab: 1987 yılından bu yana sinema sektöründeki profesyonel çalışmalarını sürdüren ve bu süreçte Tayfun Pirselimoğlu, Kutluğ Ataman, Nuri Bilge Ceylan gibi yönetmenlerle çalışan Zeynep Atakan'ın uluslararası alandaki film yapımı deneyimlerini genç yapımcı adaylarıyla paylaşma amacıyla 2010'da kurduğu Yapımlab; film endüstrisinde çağdaş bilgi ve deneyimleri Türkiye sinema sektöründe profesyonelleşmek isteyenlerle paylaşmak ve sinemada somut etkisi ölçülebilir gelişim ve değişimlere öncülük etmek amaçlarıyla faaliyet gösteriyor. Şimdiye dek binden fazla genç sinemacı ve sinema profesyoneli adayı mezun veren Yapımlab’ın sinema alanında proje geliştirme, ortak yapım, görsel işitsel alanda hukuk, bütçe-maliyet, finans planı gibi konuları kapsayan Klasik Yapımlab Eğitimi Online, film müziğinin temel esaslarının konu edildiği Selim Atakan'la Film Müziği ve hikâyeleri, senaryoları yetkin gözlerle değerlendirme becerisi kazandırmayı hedefleyen Akın Tek ile Sinemada Hikâye gibi klasikleşmiş eğitimleri; WhatsApp, Vimeo ve Zoom üzerinden ilerleyen Zeynep Atakan'ın hazırladığı 21x21 Online Egzersiz Modülleri ile destekleniyor. !f İstanbul, Uçan Süpürge, Saraybosna, Kudüs, Sofya, Sırbistan gibi önemli film festivallerinde Yapımlab Ödülü adı altında bir ödül veren Yapımlab, bir yandan da Yapımlab Network ile Türkiye'de sinema profesyonellerini bir araya getiren bir iş ağı olma özelliği taşıyor. Yapımlab, bu bağın daha uzun soluklu iş birliklerine dönüşmesini teşvik etmek ve her gün güncellenen sinema sanatını yakından takip ederek sürekli gelişimi mümkün kılmak için House of Yapımlab’ı hayata geçiriyor. House of Yapımlab: Daha önce yolu Yapımlab'la kesişmiş olanların bağını güçlendirecek, Yapımlab'la yeni tanışanların profesyonel bir iş ağına dâhil olmasını sağlayacak olan House of Yapımlab; üç farklı üyelik modeliyle katılımcıların Yapımlab'ın eğitimlerinden, atölyelerinden, modüllerden, network'ünden ve iş birliği yaptığı organizasyonlardan faydalanmasını mümkün kılıyor. Turuncu, Gri ve Mor olmak üzere her biri 1 yıl süreyle geçerli üç tip üyelik sunan House of Yapımlab’da her üyelik farklı avantajlar vadediyor. Örneğin Gri üyelik sahipleri 4'ü Zeynep Atakan tarafından, kalan 8'i önemli film yapımcıları tarafından gerçekleştirilecek 12 vaka analizi çalışmasına katılarak filmleri derinlemesine inceleme network yaratma imkânı yakalarken Mor üyelik sahipleri Yapımlab'ın tüm eğitimlerinde %10 indirim ve modüllerden birine ücretsiz katılma hakkına sahip oluyor. Ayrıca tüm üyelik sahipleri House of Yapımlab ile Türkiye'nin önemli sinemacılarıyla tanışma ve Yapımlab Network avantajlarından yararlanma olanağı buluyor. Yapımlab'ı daha yakından tanımak ve House of Yapımlab'ın bir parçası olmak için bu bağlantıyı ziyaret edebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Pek çoğumuz için aylardır süren kısıtlamalar hafta başında bir nebze de olsa hafifletildi. Salgının bundan sonraki seyrine göre güncellenecek riskli bölgeler haritasında evlere kapanıp kapanmama durumu da değişiklik gösterecek. Bu kötü günlerin yakın bir gelecekte geride kalacağı umuduyla birçok kişide, şimdilik yurt dışı zor görünse de Türkiye içinde kısa veya uzun soluklu tatiller için alternatif arayışları da başladı. Karavan, çadır, kamp alanı veya otel etrafında dönen bu seçenekler içinde daha keşif odaklı olanlar için bir ay sürecek yeni bir Raftan serisine başlıyoruz. Anadolu coğrafyasının dört bir yanındaki antik kentlere dair rehber kitapları inceleyeceğimiz bu aya seyahat yazarı Francis Russell'ın geçtiğimiz yıl Türkçeye de çevrilen kitabı Türkiye'de Görülecek 123 Yer ile başlıyoruz.
Ege'den Urfa'ya bir yolculuk: Son yıllarda deniz, kum ve güneş üçlüsü dışında da alternatiflerle hem yerli hem yabancı ziyaretçilerin ilgisini çekmeye başlayan Türkiye'de, özellikle gastronomi ve antik kentler nihayet daha fazla ön plana çıkıyor. İnsanlık tarihini değiştiren pek çok tarihi olayın yaşandığı bu antik kentlerin yakınındaki otellerde konaklayıp da nasıl bir coğrafyada bulunduğunun farkında olmayanları bir kenara bırakırsak bu bölgelere ilgi artmış durumda.
Türkiye'de Görülecek 123 Yer: Son olarak Netflix yapımı Atiye dizisi, "insanlığın sıfır noktası" olarak anılan Göbeklitepe'nin daha fazla bilinmesine katkı sağlarken bu alanda dikkat çekici yayınların sayısı da bir hayli artmış durumda. Sanat tarihçisi ve seyahat yazarı Francis Russell da bu literatürün gelişmesine önemli katkı sağlayacak bir çalışmasıyla karşımıza çıkıyor. Türkiye'de Görülecek 123 Yer adını taşıyan ve Yapı Kredi Yayınları tarafından Nurettin Elhüseyni çevirisiyle Türkçeye kazandırılan bu kitap, Anadolu coğrafyasının Ege kıyılarından Urfa'ya kadar çok farklı bölgelerini genel okurun ilgisini cezbedecek biçimde ele alıyor.
Bir eski devir seyyahı Francis Russell: Ağırlıklı olarak Ege, Batı Akdeniz ve Kapadokya bölgesine odaklanan Türkiye’de Görülecek 123 Yer, eski çağlara meraklı gezginlere, bu coğrafyadaki tarihî yerlerin bir nevi toplu envanterini çıkarıyor. Sırt çantalı gezginlerin, o çantalarında yer alması gereken kitaplardan biri olan bu çalışmada Hitit, Helen, Roma, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait tarihi yerleşimler ve anıtlar okuru tabiri caizse boğmadan anlatılıyor. Benzeri kitapları Suriye, Lübnan ve İtalya için de kaleme almış bir seyahat yazarı olan Francis Russell, bu çalışmasında 123 yeri belirlerken tarihsel önemini öncelikli kriter olarak kabul ederken okura da bu yerlere dair ufuk açıcı bilgiler sunuyor.
Francis Russell’ın bir eski devir seyyahı edasıyla kaleme aldığı kitapta Assos, Knidos, Nysa, Pınara, Aspendos, Sagalassos, Efes, Afrodisias, Kapadokya Laodikeia, Hierapolis, Teos, Pisidias, Termesos gibi antik yerleşimlerin yanı sıra Edirne, Bursa, Konya ve Adana gibi günümüz şehirleri de özellikle bu bölgelere ilk defa gidecek olan “amatör seyyahlar” göz önünde bulundurularak anlatılmış.
Yıllar önce Yapı Kredi Yayınları’nın üç aylık Cogito dergisinde sorulan “Turist modern seyyah mıdır?” sorusuna “evet” cevabı verdirmek istercesine hazırlanan bu kitaba ek olarak bu alanda çalışmalar yapmış bir diğer önemli isim olan John Freely’yi de anmadan geçmek olmaz. Yazarın Türkiye’nin Batı Kıyıları adını taşıyan çalışması geçtiğimiz aylarda Türkçeye kazandırılmıştı. Bu kitap Francis Russell’ın Türkiye’de Görülecek 123 Yer isimli çalışmasından sonra ileri bir okuma yapmak isteyenler için önemli bir kaynak. Şimdiden haberini vermiş olalım; önümüzdeki hafta da bu mecrada Ekrem Akurgal ve Anadolu coğrafyasının antik tarihi için büyük öneme sahip çalışmaları yer alacak. Merak ettiği için gezenlere ve gezerken okuyanlara selam olsun.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
İçindekiler: Leifur James'in gürültülü sessizliği, 30 yıllık kapak Goo, Altın Küre Ödülleri, 123 yer ve dahası.
05 Mar 2021

YAZARLAR

İhsan Dindar
Kitap yazarı @ Duende

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Beyazperdede yılın ilk yarısına Phil Lord ve Christopher Miller imzalı "Project Hail Mary" ve korku sinemasının yükselişi damga vurdu. 2026'nın ilk altı ayını geride bırakırken gişede ve festivallerde öne çıkan filmleri ve bazı keşifleri yeniden hatırlıyoruz.

"Bir şey olmak zorunda mıyız? Hayır, ama amaçsızca nehirde akarken karşımıza çıkacak her şeye hazırlıklı olacak kadar da olgun muyuz?" Bibliyoterapi'de hayat amacı peşine düşmeden yalnızca var olarak hayatta kalan karakterlere odaklanan üç kitaplık bir reçete var bu hafta.

Kitapların mevsimleri vardır. Ya da mevsimlerin kitapları. Yağmurlu bir sonbahar günü elimiz istemsizce hüzünlü kitaplara gider. Selim İleri’nin "Her Gece Bodrum"uyla yazlıktan döneriz, günlerimiz yavaş yavaş "Aylak Adam"ın gri gökyüzüyle boyanır. Peki yazın sıcak günlerinde ne okuruz? Bir kitabı yaz kitabı yapan nedir? Hangi kitaplar denizden gelen esintiyle yaprakları çevrilsin ister?

Pink Martini, 22 Temmuz’da bir kez daha Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu’nda sahne alacak. “Üsküdar’a Gider İken” ve “Aşkım Bahardı” şarkılarına albümlerinde yer veren ve Türkiye ile güçlü bağları olan gruptan Storm Large ile biraraya geldik.

Sanat tarihçi İnci Aydın’ın hazırladığı uzun soluklu bir araştırmaya dayanan, "Renklerin Diyojen’i: Ressam Agop Arad" isimli kitap, Aras Yayıncılık tarafından Mayıs ayında yayımlandı. Kitabın editörlerinden Betül Bakırcı ile 1940’lı yılların kültürel ve politik ikliminde Agop Arad’ın hayat yolculuğu; ressam, grafiker ve gazeteci kimlikleri ve bugün onun arşiviyle karşılaşmanın anlamı üzerine konuştuk.
13 Tem 2026




