Vebaya karşı şifa


Odeabank’ın Eşit Masallar ’ı Türkiye turnesinde İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından düzenlenen 25. İstanbul Tiyatro Festivali kapsamında, " Bu İşte Bir Kadın Var " teması altında ilk kez tiyatro sahnesinde sergilenen Eşit Masallar projesi Türkiye turnesine çıkıyor. Nedir? Toplumsal cinsiyet eşitliği kavramının küçük yaşta geliştiğine inanarak çocuklar eşit bir yarına uyansın diye Dünya klasiği masalları eşitlikçi bir bakış açısıyla yeniden yorumlayan Odeabank ve Can Yayınları, Eşit Masallar ’ı ortaya koyuyor. Turne yolculuğuna 14 Mayıs’ta Kayseri’de başlayan ve sonrasında Konya, Gaziantep, Hatay şehirlerinde sahne alan oyun 11 Haziran’da İzmir’de, 12 Haziran’da Muğla ve Bodrum’da, 18 Haziran’da Adana’da ve 19 Haziran’da Mersin’de sahnede olacak. Bugün: Masallardaki toplumsal cinsiyet kalıplarına alışılmışın dışında yorumlar getirerek hem çocukların hem büyüklerin ufkunu açan Eşit Masallar, 2-5 Haziran tarihleri arasında Odeabank sponsorluğunda düzenlenen Bergama Tiyatro Festivali kapsamında bugün saat 18:00’de Bergama Sokakları’nda sahne alacak. Gelecek program: Turnenin devamında Bergama’dan İstanbul’a gelecek olan oyun, 4 Haziran Cumartesi günü saat 11.30’da, 5 Haziran Pazar günü ise 11.00’de KüçükÇiftlik Park’ta gerçekleşecek Yaratıcı Çocuk Festivali ’ nde izleyicilerle buluşacak.
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Albüm: Florence + The Machine, Dance Fever
Süre: 47 dakika
Plak şirketi: Polydor Records
Kartonet: Dance Fever, Mart 2020’de kayıtlarına başlanması planlanırken hepimizin unutmak istediği günler yüzünden ertelenen bir albüm olarak müzik dünyasında yerini aldı. Kayıt sürecinin en zorlu süreci lojistik aşamaydı. Hayatını Londra’da sürdüren Florence Welch, bu kayıt için New York’a ekipmanlarından daha fazlasını taşıdı.
Hayatta kalma endişesini ve lojistik sorunlarını geride bıraktıktan sonra kayıt sürecine zihnen geri dönen Welch, albümü 14. ve 17. yüzyıl arasında Avrupa’da etkili olan dans vebasından esinlenip isimlendirerek tamamladı. Tabii, albümün esin kaynağı sadece dans vebası değildi. Gotik romanlardan ve başta The Wicker Man olmak üzere Midsommar ve The VVitch gibi filmler de Dance Fever’ın ilham kaynakları arasında.
Florence Welch, müzik eleştirmenlerinden yüksek puanları toplarken albüm de listelerde yukarı tırmandı. Birleşik Krallık listesine zirveden girdi. Bu noktada albümün yazım aşamasında Welch’in en büyük yardımcısı ve müzik insanı Jack Antonoff’a da değinmek gerekir. Lorde ve Lana Del Rey gibi isimlerle yaptığı çalışmalarla tanınan Antonoff, albümün ilk yarısına silinmeyecek bir imza bıraktı. Girls Against God, bu katkıyı en net duyabileceğimiz şarkı. Search and Destroy yorumlamasına "Welch’in Iggy Pop ve The Stooges hayranlığını resmiyete dökmesi," diyebiliriz. Welch, bu şarkıya kattığı yorumla köküne duyduğu saygının yanında ne kadar özgün ve yetkin bir müzisyen olduğunu da gösterdi.

Florence + The Machine, Dance Fever
Neden dinleyelim?: Albümün duruşunu bir şarkıyla özetlemek gerekse buna en büyük aday King olurdu. Şarkının albümden ilk tekli olarak şubat sonunda dinleyiciyle buluşması tesadüf değil. Florence Welch, bu şarkıda önce bir insan ve ardından bir kadın olarak karşılaştığı adaletsiz tutumları kararlı bir nezaketle anlatmaktan geri durmadı. Bu sayede de döneminin en güçlü seslerinden ve anlatıcılarından biri olduğunu tekrar gösterdi. Free’de kendi zihni tarafından parmaklıklara hapsedilse de özgürlüğünün engellenmeyeceğini, Dream Girl Evil’da "hayal edilen kadın" olmak gibi bir sorumluluğa kimsenin maruz kalmaması gerektiğini paylaştı.
Aşkına yenik düşmektense onunla nasıl yaşaması gerektiğine çare aradığı ve kadın olmanın perspektifini dolambaçsız yollardan aktardığı My Love, mesaj yoğunluğunun yanında müzikal olarak da albümün en dikkat çeken şarkılarından biri. Yüksek tempolu pop ritimlerinin arkasına eklenen koro kısmında tüyleri diken diken eden bir atmosfer var. Albümün prodüktörlerinden biri olan Glass Animals’tan Dave Bayley’nin gitarıyla yaptıkları da Florence Welch’in performansının güçlendirdiğini söyleyebiliriz.
Sanatçı, Dance Fever boyunca şifayı cevaplarda değil, sorularda aramayı tercih etti. Bu sayede de ortaya çıkan sonuç hem subjektif hem de objektif bir farkındalığın ürünü.
What strangе claws are these scratching at my skin?
I nеver knew my killer would be coming from within
— Florence + The Machine, King
Benzer işler: Emmylou Harris, Wrecking Ball & Angel Olsen, Burn Your Fire For No Witness.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
75. Cannes Film Festivali çıktıları; Yola Devam incelemesi; Florence + The Machine'in yeni albümü Dance Fever; Türkiye'de konser iptalleri.
03 Haz 2022

YAZARLAR

Ant Arın Şermet
1998'de İstanbul'da doğdu. 2017'den beri spor, müzik ve sinema alanında yazıp konuşuyor.

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Sadakatsizliğe uğramak insanın eğitimiyle, yaşıyla, güzelliğiyle, zekasıyla ya da ne kadar “iyi bir partner” olduğuyla açıklanabilecek bir şey değil. Yine de insan böyle bir şey yaşadığında çoğu zaman suçu kendisinde arıyor. Oysa bu soruların çoğunun sebebi kontrolümüz dışında gelişen bir olayı yeniden kontrol edilebilir hâle getirme çalışmamız. "Sadakatsizlikle nasıl başa çıkarım?" diye düşünenler için üç kitap.

"Anatomy of a Fall"un Oscar ödüllü senaristi Arthur Harari, yeni filmi "The Unknown"da beden değiştirme motifini fotoğraf, kent hafızası ve kimlik üzerine tekinsiz bir bilmeceye dönüştürüyor.

Yıldız Tozu'nda bu haftaki konuğumuz tutkunun, hüznün, kırılganlığın cesur ve sıcak dili; İspanyol yönetmen Pedro Almodóvar. Yeni bir Almodóvar filmine giderken sizi neyin beklediğini hiçbir zaman tam olarak bilemezsiniz. Büyük bir filmle de karşılaşabilirsiniz, küçük bir hayal kırıklığıyla da…

Cannes’da prömiyerini yapan "Fatherland" ile ikinci En İyi Yönetmen Ödülü’nü kazanan Paweł Pawlikowski'yle Thomas Mann’dan savaş sonrası Avrupa’ya, minimalizmden müziğe, entelektüellerin toplumdaki rolünden kendisinin bugünkü dünyada hissettiği yabancılığa uzanan bir sohbete daldık.

İki yıllık aranın ardından geçen hafta sonu İstanbul’a dönen MUBI Fest'in atmosferine ve Cannes’dan taşıdığı dört filme yakından bakıyoruz.




