Vebaya karşı şifa


Odeabank’ın Eşit Masallar ’ı Türkiye turnesinde
İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından düzenlenen 25. İstanbul Tiyatro Festivali kapsamında, " Bu İşte Bir Kadın Var " teması altında ilk kez tiyatro sahnesinde sergilenen Eşit Masallar projesi Türkiye turnesine çıkıyor.
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Albüm: Florence + The Machine, Dance Fever
Süre: 47 dakika
Plak şirketi: Polydor Records
Kartonet: Dance Fever, Mart 2020’de kayıtlarına başlanması planlanırken hepimizin unutmak istediği günler yüzünden ertelenen bir albüm olarak müzik dünyasında yerini aldı. Kayıt sürecinin en zorlu süreci lojistik aşamaydı. Hayatını Londra’da sürdüren Florence Welch, bu kayıt için New York’a ekipmanlarından daha fazlasını taşıdı.
Hayatta kalma endişesini ve lojistik sorunlarını geride bıraktıktan sonra kayıt sürecine zihnen geri dönen Welch, albümü 14. ve 17. yüzyıl arasında Avrupa’da etkili olan dans vebasından esinlenip isimlendirerek tamamladı. Tabii, albümün esin kaynağı sadece dans vebası değildi. Gotik romanlardan ve başta The Wicker Man olmak üzere Midsommar ve The VVitch gibi filmler de Dance Fever’ın ilham kaynakları arasında.
Florence Welch, müzik eleştirmenlerinden yüksek puanları toplarken albüm de listelerde yukarı tırmandı. Birleşik Krallık listesine zirveden girdi. Bu noktada albümün yazım aşamasında Welch’in en büyük yardımcısı ve müzik insanı Jack Antonoff’a da değinmek gerekir. Lorde ve Lana Del Rey gibi isimlerle yaptığı çalışmalarla tanınan Antonoff, albümün ilk yarısına silinmeyecek bir imza bıraktı. Girls Against God, bu katkıyı en net duyabileceğimiz şarkı. Search and Destroy yorumlamasına "Welch’in Iggy Pop ve The Stooges hayranlığını resmiyete dökmesi," diyebiliriz. Welch, bu şarkıya kattığı yorumla köküne duyduğu saygının yanında ne kadar özgün ve yetkin bir müzisyen olduğunu da gösterdi.

Florence + The Machine, Dance Fever
Neden dinleyelim?: Albümün duruşunu bir şarkıyla özetlemek gerekse buna en büyük aday King olurdu. Şarkının albümden ilk tekli olarak şubat sonunda dinleyiciyle buluşması tesadüf değil. Florence Welch, bu şarkıda önce bir insan ve ardından bir kadın olarak karşılaştığı adaletsiz tutumları kararlı bir nezaketle anlatmaktan geri durmadı. Bu sayede de döneminin en güçlü seslerinden ve anlatıcılarından biri olduğunu tekrar gösterdi. Free’de kendi zihni tarafından parmaklıklara hapsedilse de özgürlüğünün engellenmeyeceğini, Dream Girl Evil’da "hayal edilen kadın" olmak gibi bir sorumluluğa kimsenin maruz kalmaması gerektiğini paylaştı.
Aşkına yenik düşmektense onunla nasıl yaşaması gerektiğine çare aradığı ve kadın olmanın perspektifini dolambaçsız yollardan aktardığı My Love, mesaj yoğunluğunun yanında müzikal olarak da albümün en dikkat çeken şarkılarından biri. Yüksek tempolu pop ritimlerinin arkasına eklenen koro kısmında tüyleri diken diken eden bir atmosfer var. Albümün prodüktörlerinden biri olan Glass Animals’tan Dave Bayley’nin gitarıyla yaptıkları da Florence Welch’in performansının güçlendirdiğini söyleyebiliriz.
Sanatçı, Dance Fever boyunca şifayı cevaplarda değil, sorularda aramayı tercih etti. Bu sayede de ortaya çıkan sonuç hem subjektif hem de objektif bir farkındalığın ürünü.
What strangе claws are these scratching at my skin?
I nеver knew my killer would be coming from within
— Florence + The Machine, King
Benzer işler: Emmylou Harris, Wrecking Ball & Angel Olsen, Burn Your Fire For No Witness.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
75. Cannes Film Festivali çıktıları; Yola Devam incelemesi; Florence + The Machine'in yeni albümü Dance Fever; Türkiye'de konser iptalleri.
03 Haz 2022

YAZARLAR

Ant Arın Şermet
1998'de İstanbul'da doğdu. 2017'den beri spor, müzik ve sinema alanında yazıp konuşuyor.

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Yaşlanmakla yaşlı rolünü oynamak birbirinden farklı şeyler. Yaşlanacağız. Bedenimiz değişecek. Fakat bedenimizin değişmesiyle kişiliğimizin, arzularımızın ve dünyayla kurduğumuz ilişkinin belirli bir kalıba sokulması arasında da zorunlu bir bağ yok. Yaşlanmaktan korkanlar için üç kitaplık bir reçete.

Charlotte Wells’in "Aftersun", Joachim Trier’in "Sentimental Value" ve Rodrigo Sorogoyen’in "El ser querido" filmleri, baba-kız ilişkisinin üç farklı dönemine ve üç ayrı duygusal biçimine bakıyor. Birinde geçmişe dönerek babasını anlamaya çalışan bir kız, diğerinde geçmişin yükünü bugünkü ilişkilerine taşımış iki kız kardeş, bir diğerindeyse yıllar sonra yeniden karşılaşıp eski hesapları açan bir baba-kız.

Lance Oppenheim’ın yeni filmi "Primetime" Chris Hansen’ın televizyon dünyasını güçlü oyunculuklarla yeniden kurarken reyting hırsının insani bedellerini ve gösterinin etik sınırlarını incelemekte yüzeysel kalıyor.

Kültürel mirası turizmin hizmetine sokmak başka şey; turizmi kültürel mirasın daha derin ve daha sürdürülebilir biçimde deneyimlenmesine aracılık edecek şekilde tasarlamak başka. İkisini birbirine karıştırdığımızda eser kolayca bir logoya, bir hediyelik eşyaya veya sosyal medyada tüketilen bir görsele dönüşebilir.

Ölenlerin eşyalarını dağıtıyoruz ama telefonlarımızda sesleri, mesajları, görüntüleri kalıyor. Sandra Wollner’ın "Her Defa" filminden hareketle, kapıya konan ayakkabılardan cevap beklediğimiz mesajlara uzanan yas hâlleri üzerine düşünceler.




