Volkswagen'in yatırım değişikliği

Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
Almanya merkezli otomotiv grubu Volkswagen, 2015 yılında Dieselgate Skandalı olarak da geçen skandalla karbon emisyon ve yeşil teknoloji konularında otomotiv şirketleri arasında en çok tartışılan şirketlerden biri olmuştu. Şirket, geçtiğimiz cuma günü yaptığı açıklamalarla bir yandan yeşil teknolojiler bir yandan da araç teknolojileri alanlarındaki odağını artırıyor gibi gözüküyor.
- ID.3: Volkswagen’in yeni stratejilerine geçmeden önce ID.3 modelini hatırlatmakta fayda var. Şirket, bu yılın başlarında ID.3 modelini piyasaya sürmüş ve elektrikli aracı olan şirketlerden biri haline gelmişti. Ancak aracın yazılımında çıkan bazı hatalar, aracın müşteriye teslim sürecinin ertelenmesine neden olmuştu.
- Gelecek 5 yıl: Hâlihazırda dünyanın en büyük otomobil üreticisi konumunda bulunan şirket, yeşil teknolojiler geleceğinde de bu sıfatını korumak istiyor gibi gözüküyor; zira önümüzdeki 5 yıllık yatırım bütçesi olan 177 milyar doların neredeyse yarısına denk gelen 86 milyar dolarlık kısmını tamamen elektrikli araç, araç içi yazılım ve otonom sürüş altyapılarına harcayacağını açıkladı. Yatırım bankası Jefferies analisti Philippe Houchois’e göre şirketin bütçesi içinde gerçekleştirdiği bu yeniden dağıtım, otomotiv sektörünün yeni teknolojiler geliştirmesi ve elektrikli altyapının gelişmesi için de büyük anlamlar taşıyor.
- Avrupa Birliği’nin baskısı: Volkswagen’in ilgili hamlesinin arkasında, Avrupa Birliği’nin karbon emisyonu ve yeşil teknolojiler hedefleri yatıyor. Birliğin önceden 2030 yılı için öngördüğü satılan tüm araçların %40’ının elektrikli olması hedefindeki oranı %60’a çıkarması, şirketin motivasyonlarından biri olarak gözüküyor.
- Yazılımlar: 86 milyar dolarlık yatırımın yaklaşık 32 milyar dolarını araç ve fabrika yazılımları oluşturuyor. Bu kapsamda Volkswagen; bir yandan araçlarına çok daha gelişmiş ve diğer cihazlarla entegre bir işletim sistemi geliştirmeyi, bir yandan da araçlarının otonom sürüş kabiliyetlerini önemli ölçüde artırmayı hedefliyor. Üçüncü yatırım kolu ise fabrikalar. Şirket, dünya çapındaki yaklaşık 120 fabrikasını daha verimli bir üretim hedefiyle bulut sistemleri üzerinden birbirine bağlamayı amaçlıyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
16 Kasım Pazartesi sabahından herkese günaydın. Bu hafta gündemimizde Asya-Pasifik bölgesindeki 15 ülke arasında imzalanan dünyanın en büyük serbest ticaret anlaşması var.
16 Kas 2020

YAZARLAR

Pareto
İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR
Shein, Londra ve New York’taki halka arz girişimlerinin başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından bu hafta nihayet Hong Kong borsasında halka açıldı. Birkaç yıl önce hızlı modanın yükselen yıldızı olarak görülen şirket, yatırımcıların karşısına zirve döneminden çok daha farklı bir tabloyla çıktı. Analistlere göre bu tablo, şirketi 100 milyar dolar değerlemeye taşıyan ekonomik koşulların artık ortadan kalktığını da kanıtladı.

Bir çalışanı değerli kılan yalnızca görev tanımında yazanları yerine getirmesi değil; aksaklıkları fark etmesi, sahiplenmesi ve çözümün parçası olmak istemesi de aynı zamanda. Çalışma arkadaşını, müşterisini, itibarını ve geleceğini dert edinen çalışanlar kurumları ileri taşıyor. Ancak dert edinmek yalnızca kişinin tercihi değil; bu çalışanlar sorgulama, fikir belirtme ve sorumluluk alma alanı buldukları ölçüde kurumun gelişimine gerçek bir katkı sunabiliyorlar.

Yapay zeka, artık yazılımı ucuzlatmanın ötesinde, hizmet sektörünün ekonomisini de değiştiriyor. Yeni nesil “AI-native” ajanslar, müşteriye bir araç verip işi ona bırakmak yerine operasyonun tamamını üstleniyor ve ajans hizmetini platform fiyatına sunuyor.

Yıllarca raporlar, hedefler ve uyum kriterleri üzerinden ele alınan sürdürülebilirlik, 2026’nın çoklu kriz ortamında kabuk değiştiriyor. Çevresel ve sosyal riskler büyürken, şirketlerin sürdürülebilirliği ana iş kollarından ayrı, ikincil bir alan olarak görmesi giderek daha işlevsiz hâle geliyor. Yeni dönemin sorusu artık ne kadar sürdürülebilir göründüğümüz değil, sürdürülebilirliği finansal performansa, büyümeye ve organizasyonel dayanıklılığa ne kadar entegre edebildiğimiz.

Güvenin ve itibarın göstergelerini, güven ve itibarın kendisiyle karıştırdığımızda her şeyi “parasını bastırarak” çözebileceğimizi düşünüyoruz. Oysa göstergeleri satın almak kolay, güvenin kendisini satın almak ise mümkün değil. Çünkü sahici güven; strateji, sabır, emek ve zamana yayılan bir tutarlılık gerektiriyor. Kestirmeler ise yalnızca sahnedeki kağıttan kaplanı parlatıyor; işler ters gittiğinde o kaplan kimseyi korumuyor.



