

Duyduklarınla ve duymadıklarınla Minik Serçe: SEZEN AKSU DİJİTAL SANAT SERGİ DENEYİMİ X Media Art Museum by DasDas’ta Nedir? Kreatif direktörlüğünü Fuat Genç, sanat yönetmenliğini Mustafa Göçmezler, küratörlüğünü Esra Özkan’ın üstlendiği ve Sezen Aksu’nun bambaşka bir deneyimi birlikte yaşamamıza imkân tanıdığı sergi, X Media Art Museum’da sanatseverleri bekliyor. Müzedeki yüksek teknolojinin ışığında değer kazanan görseller, videolar, 3D ve 2D animasyonlar, katılımcıları 25 dakikalık bir gösterimin ardından sürpriz bir deneyim alanına sürüklüyor. Ne zaman? Mart ayına kadar. Neden gitmeli? Türkiye’de ilk defa bir müzisyenin çalışmalarını odağına alan dijital sanat sergisinde; değerli sanatçı Sezen Aksu’nun 70’lerde İstanbul’a gelmesiyle başlayan, 80’lerde renkli bir müzikal döneme, 90’larda pop çağına ve 2000’lerde daha cesur bir duruşa dönüşen, sonrasında ise ustalık dönemine uzanan ilham verici öyküsüne tanıklık edebilirsin. Not almalı: X Media Art Museum by DasDas ’ın üçüncü projesi olan serginin içinde yer alan farklı deneyim alanları, katılımcıların Sezen Aksu’ya not bırakabileceği alanlara ve projeyle bağlantılı NFT eserlere de yer veriyor. Fuga Mobilya ana sponsorluğunda gerçekleşen SEZEN AKSU DİJİTAL SANAT SERGİ DENEYİMİ ’yle geçmişten bugüne dijital bir yolculuğa çıkmak için detaylı bilgi ve biletleri burada bulabilirsin. Dikkat dikkat: Serginin mart ayına kadar ziyaret edilebildiğini hatırlatmak isteriz.
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Film: Whiplash
Yönetmen: Damien Chazelle
Süre: 106 dakika
Yapım yılı: 2014
Jenerik: 2014’teki Sundance Film Festivali’nde hem Büyük Jüri Ödülü hem de İzleyici Ödülü kazanarak herkesin onayını alan Damien Chazelle imzalı Whiplash, yönetmenin adını dünyaya duyuran film olmuştu. En İyi Film dâhil 5 dalda Oscar adaylığı elde eden film; kurgu, ses miksajı ve yardımcı erkek oyuncu (J.K. Simmons) kategorilerinde de ödüle uzanmıştı. Film, acımasız bir caz ustasıyla genç davulcu öğrencisi arasındaki gerilimli ilişkiyi ele alıyor.
Neden izleyelim? Oldukça öznel bir pratik olduğundan sanatta iyinin ve güzelin formülünü kimse bilmiyor. Müzik ve sinema hakkında yazan bizler de çoğu zaman evrensel doğrulardan söz edemiyoruz. Sanatı farklı açılardan ele alıyor, kişisel ve duygusal yorumlar yapıyoruz. Bu sanatı icra edenler için de geçerli. Üstelik yetenek ve tutkunun üzerine biraz hırs ve mükemmeliyetçilik eklendiğinde mutlak iyiye, doğruya ve güzele ulaşmak imkânsızlaşıyor. İşte Whiplash, iyi bir davulcu olmak isteyen konservatuvar öğrencisi davulcu Andrew’u bu mutlak iyi, doğru ve güzeli arayışında kendisinden çok daha hırslı ve mükemmeliyetçi bir hocayla karşı karşıya getiriyor. İkisinin “doğru tempoyu bulma” savaşında Andrew başarılı bir müzisyen olma uğruna insanlığını dahi kaybetmeyi göze alıyor. Damien Chazelle’in La La Land ile müziğin dozunu iyice arttırmadan önce imza attığı bu adrenalin dolu film; müziğin başrolde olduğu, bagetlerin kana bulandığı bir psikolojik gerilime dönüşüyor.
Nereden izleyebilirsin: Bu başlığın yanını doldurmak hiç bu kadar heyecan verici olmamıştı. Whiplash'i 2 Şubat Perşembe saat 21.30'da, Kadıköy Sineması'nda izleyebilirsin. Sinema ve müzik evrenlerini kesiştiren Duende'nin başrolde müziğin olduğu filmlerle Kadıköy Sineması’nın konuğu olacağı gösterim programı Başrol Müzik, her ay bir gösterimle devam edecek. Orada görüşmek üzere!
Benzer işler:
- Black Swan (2010, Darren Aronofsky)
- Nightcrawler (2014, Dan Gilroy)
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
95. Akademi Ödülleri adaylıkları, Maneskin'in popüler rock ‘n roll'un vasat standartlarıyla dolu albümü RUSH!; kan, ter, gözyaşı ve Whiplash.
27 Oca 2023

YAZARLAR

Emre Eminoğlu
Sinema, kültür, sanat yazarı. 2021’den beri sinema editörlüğünü üstlendiği Aposto başta olmak üzere çeşitli dijital ve basılı yayınlarda sinema yazıları yazmaya, röportajlar yapmaya ve podcast'ler üretmeye devam ediyor. SİYAD ve FIPRESCI üyesi, Golden Globes seçmeni.

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Kazdağları’nın ekolojik kırılganlığı ile Mehmetalan Köyü’nün Tahtacı kültürü, sözlü hafızası, mitoloji ve tarih anlatılarıyla ilişki kuran Doğaya Sanat programı ekoloji, yerel kültür ve sanat arasındaki bağı; araştırma, karşılaşma, birlikte düşünme ve üretme pratiği üzerinden ele alıyor. Programın kurucuları Barış Atağ, Oğuzhan Taflı ve program direktörü Derya Yücel ile bu uzun soluklu ilişkinin nasıl kurulduğunu konuştuk.

“Brat summer”ın dans pistindeki isyanının üzerinden iki yıl geçti. 2026 yazında Z kuşağının pop yıldızları bu kez ayrılıkları, ölümü, kaygıyı ve dünyanın sonunu anlatıyor. Olivia Rodrigo’dan Phoebe Bridgers’a, Gracie Abrams’tan Charli xcx’e uzanan “sad girl summer”, yalnızca pop müziğin yeni trendi değil, savaşlar, iklim krizi ve gelecek kaygısıyla büyüyen bir kuşağın da ruh hâli.

Sema Kaygusuz’un "Saf Canavar"ı uzak bir geleceğin distopyasını değil, bugünün büyütülmüş ve ürkütücü ölçüde tanıdık bir suretini anlatıyor. İnsan olmanın sınırlarından hafızaya, rüyalardan yapay zekaya, insanmerkezciliğin kibrinden edebiyatın iyileştirici gücüne uzanan sohbetimizde Kaygusuz’la, kendi ifadesiyle “şimdinin kabusu, geleceğin enkazı” üzerine konuştuk.

Aşırı zenginlikten aşırı yoksulluğa, açgözlülükten fanatizme, mükemmeliyetçilikten bitmek bilmeyen arzularımıza... Psikanalist ve yazar Adam Phillips, "Aşırılık Üzerine Beş Kısa Sohbet"te çağımızı kuşatan aşırılıkların izini sürüyor. Belki de mesele çok fazla istememiz değil: “Kendimiz için çok fazlayız; açlıklarımızda ve arzularımızda, kederlerimizde ve bağlılıklarımızda, sevgilerimizde ve nefretlerimizde fazlayız.”

Şiddet, yok sayılma, erken yaşta evlilikler, engellenen kariyerler ve erken ölümler... Arabeskin kadınları, onları sürekli geride bırakmaya çalışan bir sistem içinde kendi kulvarlarını açtı, popüler kültürün damarlarına sızdı. Cansever’den Bergen’e, Dilber Ay’dan Esengül’e uzanan bu hikayeler, arabeskin acısını yalnızca şarkılarıyla değil, hayatlarıyla da sırtlanan; ölümleriyle dahi bu dünyanın onlara reva gördüğü vedanın tatsızlığını görünür kılan kadınları anlatıyor.




