Markaların Çin ikilemi: Gitmek veya kalmak

Sincan Uygur Özerk Bölgesi'nden pamuk alımını durduran giyim markaları için iki seçenek var: Geri adım atmak veya boykot edilmek.
Markaların Çin ikilemi: Gitmek veya kalmak

Kolay İK 5 Nisan Pareto
Kolay İK ile birlikte

Uzaktan çalışmaya geçişte İK süreçlerini dijitalleştirin: Kolay İK İlk adımı teknoloji şirketleri attı; Twitter, Facebook, Microsoft, Salesforce, Spotify ve daha niceleri pandemiden sonrası için de uzaktan çalışmayı opsiyonlarından biri haline getirdi. Sonraki adım diğer endüstrideki kurumsal şirketlerden geldi. Uzaktan çalışmanın yaygınlaşması, maliyet paylaşımlarının, masraf bölüşümlerinin ya da çalışan verimliliğinin birer tartışma başlığı haline dönüşmesini beraberinde getirdi. Çalışanların ve işverenlerin haklarını ve yükümlülüklerini belirlemek için Türkiye’de de yeni bir yönetmelik yayımlandı. Uzaktan çalışmaya geçen iş yerleri için yayımlanan yeni yönetmelikle belirlenen yükümlülükleri blogunda özetleyen Kolay İK, insan kaynakları süreçlerinin dijitalleşmesini ve uzaktan çalışmaya geçişi kolaylaştıracak çözümler sunuyor. İK süreçlerini uzaktan yönetmek: Kolay İK'nın aktardığına göre uzaktan çalışmaya geçiş sürecinde iş sözleşmelerinin işçi ve işveren arasında yazılı olarak yapılması gerekiyor. İşin tanımının, yapılma şeklinin, süresi ve yerinin, ücret ve ödeme süreçlerine dair hususların, işveren tarafından sağlanan iş araçlarının ve bunların korunmasına ilişkin yükümlülüklerin yer alması gereken sözleşmelerde çalışma saatlerinin ve süresinin de kesin olarak belirtilmesi gerekiyor. İletişim yöntemi ve çalışma mekânının da belirtilmesi gereken sözleşmeye göre masa, sandalye gibi iş araçlarının işveren tarafından karşılanması gerekiyor. Çalışma mekânının belirlenmesiyle ortaya çıkan internet, yemek, elektrik, ısınma gibi maliyetlerin karşılanması da uzaktan çalışan ve işveren arasında yazılı olarak belirleniyor. Şirket verilerinin korunması konusundaki tedbirlerin de uzaktan çalışana aktarılması gerektiğini öngören sözleşmede yapılan işin niteliği dikkate alınarak çalışanın iş sağlığı ve güvenliği önlemleri doğrultusunda bilgilendirilmesi öneriliyor. Peki tüm bu süreçleri kolaylaştırmanın bir yolu var mı? Kolay İK: Personel, performans, vardiya ve bordro gibi İK süreçlerini dijitalleştirerek, personel çözümleriyle uzaktan çalışmaya geçiş yapmayı düşünen şirketlerin işlerini kolaylaştırıyor. Çalışanlara ait zimmetleri, özlük dosyalarını, izin ve mesaileri, harcamaları ve eğitimleri tek bir yazılımla kolayca yönetmenizi sağlayan Kolay İK, uzaktan çalışmaya geçişi çevrimiçi, erişilebilir ve güvenli kılıyor. Çalışanlara ait özlük belgelerine ise bilgisayar, tablet ya da telefon uygulamalarıyla her yerden erişmek mümkün. İzin ve mesai yönetimini ise çevrimiçi hale getiriyor ve tüm izin ve mesaileri dinamik olarak raporlamaya olanak tanıyor. Kolay İK’nın insan kaynağı yönetim süreçlerinde akla gelebilecek her başlık için sunduğu çözümleri yakından incelemek ve Kolay İK’yı kurulum gerektirmeden, demo hesabınızı oluşturarak ücretsiz denemek için bu bağlantıyı ziyaret edebilirsiniz.

Daha fazlasını öğren

Pareto

Pareto

İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.

İllüstrasyon: Ayşe Ezgi Yıldız

Yabancı bir marka olarak Çin’de iş yapmanın belli başlı kuralları vardır. Çin hükümetinin buyruklarına uymanız; ülkenin, hükümetin ve halkın kılcal damarları diyebileceğimiz hassas mevzulara girmemeniz, milliyetçi bir öfke dalgasına neden olacak herhangi bir eylem ve söylemden kaçınmanız gerekir. Oyunu kurallarına göre oynarsanız ödülünüz, dünyanın en büyük ikinci ekonomisi olan Çin’in gittikçe büyüyen orta sınıf tüketicilerinin yoğun ilgisidir. Kendi kurallarından taviz vermeyen markaların akıbeti ise bellidir: Tüketici boykotları.

Tarih, 24 Mart 2021. Çin’de Komünist Gençlik Birliği’nin bir üyesi, İsveç merkezli hazır giyim markası H&M’in internet sitesinde aylar önce yayımladığı bir raporu “sanki yeni bir rapormuş gibi” internete sürdü. Rapor, Sincan Uygur Özerk Bölgesi’ndeki toplama kamplarında tutulan işçilerin pamuk toplama işinde zorla çalıştırılmalarına yönelik endişeleri dile getirerek o bölgeden pamuk alımının durdurulacağını belirtiyordu. Birkaç saat geçmedi. Bir kişi tarafından sosyal medyanın karanlık dehlizine bırakılan bir taş, toplumsal bir krize dönüştü. Sosyal medyada örgütlenen Çin vatandaşları, ülkedeki teknoloji şirketlerinin de desteğiyle H&M başta olmak üzere Nike, Adidas, New Balance ve Burberry gibi birçok yabancı markaya karşı bir boykot kampanyası başlattı. Victoria Song, Zhang Yixing, Wang Yibo gibi geniş nüfuza sahip sanatçılar, sosyal medya hesaplarından yaptıkları açıklamalarla bu markalarla olan iş birliklerini sonlandırdıklarını duyurdu. Hâl böyle olunca, kendi ülkelerinde insan hakları ihlallerine karşı hassasiyetleri nedeniyle alkışlanan Batı markaları büyük bir ikilemle karşı karşıya kaldı: Sincan’daki zorunlu çalıştırma politikalarına göz yumarak bölgeden pamuk almaya devam etmek ya da kararlı duruşunu koruyarak dünyanın ikinci büyük ekonomisi Çin’deki satışları riske atmak…

  • Arka plan: Bilen bilir, Çin’de tüketici boykotları oldukça yaygındır. Hatta, şirketlerin bu durumlarda izledikleri yol haritası da her zaman aynı olur. İlk olarak, Çin kültürüne ve değerlerine duyulan saygının vurgulandığı bir özür metni yayımlanır. Ardından sessizce köşeye çekilerek hararetin sönmesi beklenir. Fakat bu sefer, siyasetin de işin içine girmiş olması nedeniyle durum biraz farklı. Zira şirketlerin aylar önce yaptıkları açıklamaların bir anda yeniden gündem olmasının arkasında, ABD, AB, Kanada ve Birleşik Krallık’ın mart ayının sonunda Uygurlara yönelik insan hakları ihlalleri nedeniyle Çin’e yaptırım uygulama kararı alması yatıyor. ABD’nin birkaç gün önce yayımladığı “2020 İnsan Hakları Uygulamaları” raporunda Çin'i "Uygur Türklerine soykırım uygulamakla" suçlaması, durumu daha da kızıştırıyor. Çin, tüm bu yaptırımlara karşı Birleşik Krallık, Kanada ve Avrupa parlamentolarındaki belli başlı üyelere, bu konuda makaleler yayımlayan Avrupalı akademisyen ve sivil toplum kuruluşlarına yaptırım kararı almış durumda; ancak yaptırımların hiçbiri boykot kampanyası kadar ses getirmiş değil.

  • Boykotun boyutları: Boykot, her ne kadar birçok markayı kapsıyor olsa da en büyük kurban, Eylül 2020’de Sincan’dan pamuk satın almayı durdurduğu açıklayan H&M. Şirketin aylar önce yaptığı açıklamanın internete sürülmesiyle birlikte Çin’de tüketiciler ve teknoloji şirketleri el ele vererek H&M’in varlığını ülkeden silmek için hummalı bir çalışma başlattı. Çin merkezli e-ticaret şirketleri Pinduodu, JD.com ve Taobao, H&M ürünlerinin satışını durdururken ülkede kullanılan arama motorlarının hepsinde H&M mağazalarının konum bilgileri silindi. Mülk sahiplerinin mağazaların boşaltılmasına yönelik talepleri sonucunda Çin’de son bir hafta içinde 20’den fazla H&M mağazası kapandı. Öte yandan, Nike ve Adidas’ın mobil uygulamaları, Xiaomi ve Huawei’nin uygulama mağazalarından kaldırıldı. Boykotun ilk gününde H&M’in hisseleri %4,4, Nike’ın hisseleri ise %5,4 değer kaybederken yatırımcıların kızgınlığın söneceğine dair inançları nedeniyle zararın çoğu kısa sürede yeniden kazanıldı.

  • H&M’in duruşu: H&M, gelen tepkilerin ardından yaklaşık bir hafta açıklama yapmaktan kaçındı. Uzun bir sessizliği takiben yapılan ilk açıklamada ise şirketin Çin’e olan bağlılığının devam ettiği ve ülkedeki tüketicilerin güvenini yeniden kazanmak için ellerinden geleni yapacakları belirtildi. Yaklaşık 300 kelimelik kısa açıklama, net bir duruş sergilemekten uzaktı. Dolayısıyla ne Çin'deki ne de Batı'daki tüketicilerin beklentileri karşılandı. Aslında H&M’in kaçak tavrını anlamak için şirketin 2020 gelirlerine bakmakta fayda var. H&M, 2020’de küresel satışlarının %5,2’sini Çin’de gerçekleştirdi. Yani, Çin'deki tüketicileri kızdırmak, H&M’in 1 milyar dolardan fazla bir geliri gözden çıkarması anlamına geliyor. Nitekim bu denli büyük bir pazarı kaybetmeyi göze alamayan birçok şirket, Sincan’daki zorla çalıştırma politikalarını eleştiren açıklamalarını internet sitelerinden kaldırma yolunu seçiyor.

  • Diğer şirketler: Boykot kampanyasının başlamasıyla birlikte Japonya merkezli Muji ve Fila ile Hugo Boss’un Çin operasyonlarından sorumlu birimleri, hızlı bir şekilde eyleme geçerek Sincan pamuğunu desteklediklerine dair açıklamalarda bulundu. Hugo Boss, birkaç gün sonra açıklamanın izinsiz yapıldığını söyleyerek geri adım attı. Dünyanın en büyük markalarını bünyesinde barındıran PVH ve Inditex ise olası bir boykota karşı Sincan’daki politikalara karşı duruşlarını açıklayan bildirileri sitelerinden kaldırdı. Öte yandan, pamuk üretiminin olumsuz çevresel etkilerini azaltmayı ve sektörün geleceğini daha güvenli hâle getirmeyi hedefleyen bir uluslararası girişim olan Better Cotton Initiative (BCI) de Ekim 2020’de üye şirketlerinin Sincan’dan pamuk alımını durduracağına dair yayımladığı duyuruyu internet sitesinden kaldırdı. BCI’dan yapılan resmî açıklamada, sitelerinin sürekli olarak saldırıya uğraması nedeniyle böyle bir durumun oluştuğu belirtilirken Sincan’a karşı duruşlarının değişmediği ve ilerleyen günlerde duyurunun yeniden yayımlanacağı söylendi. Takip eden günlerde açıklamanın yeniden yüklenmemesi ise BCI’ın üye şirketler tarafından baskıya uğradığına dair şüphelerin oluşmasına neden oldu.

  • Gitmek veya kalmak: Dünyadaki pamuk üretiminin %20’sinin Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nde gerçekleştiği düşünüldüğünde markaların bu bölgeden pamuk alımını durdurmaları, tekstil sektörünün tedarik zincirlerinde ciddi bir dönüşümün yaşanacağı anlamına geliyor. Şirketlerin, kendi operasyonlarını ve satışlarını riske atmak pahasına aldıkları bu karar, aslında Batı ülkelerinde yaşanan tüketici dönüşümünün de bir yansıması. Artık birçok ülkede tüketiciler, giysilerinin nerede ve nasıl üretildiğine, üretim sürecinde çalıştırılan işçilerin çalışma koşullarına ve markaların toplumsal konulardaki duruşuna kadar birçok faktörü dikkate alarak seçim yapıyor. Doğal olarak bir marka olmak, işçi haklarından iklim krizine kadar birçok konuda sorumlu bir duruş sergilemeyi gerektiriyor. Normal şartlarda bu tarz adımlar, dünyanın birçok yerinde alkışlarla karşılanıyor; ancak Çin’in kendine has koşulları, Sincan’da insan hakları ihlallerine karşı durmak isteyen şirketler için tabiri caizse “Dimyat’a giderken evdeki bulgurdan olma” riskini doğuruyor. Batılı tüketicileri kızdırmadan geri adım atmak ise oldukça zor görünüyor.
Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Pareto

Pareto

İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.

NEREDE YAYIMLANDI?

ParetoPareto

BÜLTEN SAYISI

❌ Çin ikilemi: İhlaller ve boykotlar

Bu hafta gündemimizde, ABD-Çin arasındaki ticari ilişkiler, Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nden pamuk alımını durduran giyim firmalarının ikilemi, Şanhay Star Borsası’nda ertelenen halka arzlar ve Xiaomi'nin elektrikli araçlar hamlesi var.

05 Nis 2021

Kolay İK ile birlikte
İllüstrasyon: Ayşe Ezgi Yıldız

YAZARLAR

Nurefşan Kutlu

Business Editor

Pareto

İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.

İLGİLİ OKUMALAR

ParetoPareto

HİKAYE

AI çıktılarının ötesini görebilmek: Muhakeme becerisi neden önemli?

Hiçbir lider, sadece emeği ya da çalışkanlığıyla anılmaz. Liderleri akılda tutan, aldıkları kararlardır. İyi bir lider olmak için muhakeme becerisi gerekir. Bu beceri, yapay zeka çağında hemen hemen her seviyede çalışan için önemli bir kriter hâline geliyor.

Mert Karaibrahimoğlu

·

04 Ağu 2026

AI çıktılarının ötesini görebilmek: Muhakeme becerisi neden önemli?
ParetoPareto

HİKAYE

Halka arz kuyruğunun görünmeyen sorunu: Yönetim kurulları borsaya hazır mı?

2022-2023 yıllarında peş peşe gelen tavan serileriyle popülerleşen halka arz süreçleri, 2024-25 döneminde bir sakinleme dönemine girmiş olsa da içinde bulunduğumuz yılda tekrar hız kazandı. Yılbaşından bu yana toplam 28 şirket halka arz olurken, 120’den fazla şirket ise borsaya kote olabilmek için sıra bekliyor. Peki bu şirketlerin yönetim kurulları borsaya ne kadar hazır? ICCONSULTING Yönetim Kurulu Başkanı ve DataExpert Şirket Ortağı İzzet Çağlayan Aposto okurları için anlattı.

Emircan Yaman

·

04 Ağu 2026

Halka arz kuyruğunun görünmeyen sorunu: Yönetim kurulları borsaya hazır mı?
ParetoPareto

HİKAYE

Kafe ekonomisi: Türkiye, Yunanistan’ın 14 yıl önce yaşadığını mı yaşıyor?

2009’da başlayan kriz sonrası Yunanistan’da kafe sayısının patlama göstermesini inceleyen bir bilimse makale, konaklama ve yiyecek sektöründe istihdam yüzde 87 artarken verimliliğin yüzde 41, reel ücretlerin ise yüzde 59 gerilediğin ortaya koydu. Türkiye’de de sayıları giderek artan kafe ve restoranlardaki doluluk aynı tartışmayı buraya taşıdı.

Pelin Cengiz

·

03 Ağu 2026

Kafe ekonomisi: Türkiye, Yunanistan’ın 14 yıl önce yaşadığını mı yaşıyor?
ParetoPareto

HİKAYE

Teknoloji liderleri AI sonrası dünyaya nasıl hazırlanıyor?

Yapay zeka, dünyayı daha önce eşi benzeri görülmemiş bir hızda değiştiriyor. Teknolojiyle etkileşime geçme biçimimiz kadar iş yapma şeklimiz, paraya ilişkin algımız ve toplumsal düzen de dönüşüyor. Alana yön veren teknoloji liderleri, bu teknolojinin yaratacağı düzenin nasıl görüneceğine dair birbirinden farklı gelecek senaryoları tasvir ediyor.

Doğa Yurduneri

·

30 Tem 2026

Teknoloji liderleri AI sonrası dünyaya nasıl hazırlanıyor?
ParetoPareto

HİKAYE

Uber’in teslimat atılımı: Rota değişiyor mu, genişliyor mu?

Almanya merkezli yemek teslimatı platformu Delivery Hero, yakın zamanda Uber'in satın alma teklifini kabul ettiğini duyurdu. Masaya konulan 14,8 milyar dolarlık teklif, ilk bakışta şirketin son yıllarda büyük bir atılım yaptığı teslimat pazarındaki yeni bir satın alım gibi görünse de aslında Uber’in yıllardır adım adım ördüğü çok daha büyük bir dönüşümün son halkasıydı.

Doğa Yurduneri

·

22 Tem 2026

Uber’in teslimat atılımı: Rota değişiyor mu, genişliyor mu?