

Dünyahali, Yuvam Dünya ve Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Araştırma Merkezi iş birliğinde, BMWi’nin desteğiyle yayınlanmaktadır. BMWi sürdürülebilir mobilite için kapsamlı çözümler sunar .
Daha fazlasını öğren →
DünyahaliDünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!
“Yarından Sonra” filmini çoğumuz seyrettik. Yönetmen Roland Emmerich, daha önce ve daha sonra yaptığı filmlerde olduğu gibi, olası bir olgudan yola çıkarak konuyu abartmış diye düşünüyorum. “Independence Day” filminde uzaylıların bilgisayar sistemine virüs bulaştırmak olasıdır belki ancak, bu virüsün birkaç saat içerisinde hazırlanarak sisteme yüklenmesinin abartı olması gibi, “2012” filminde izlediğimiz, yeryüzündeki kıtaların birkaç saat içerisinde öylesine yer değiştirmesi mümkün değildir. Emmerich, bilimin üzerine kurguladığı macera filmlerinde, macera dozunu yüksekte tutabilmek için, bilimsel dünyada gerekli olan zamanı yüzlerce kat daraltmayı tercih ediyor genelde.
“Yarından Sonra” filmi de burada bir istisna değil. Atlantik Okyanusu’ndaki Gulf Stream akıntısı durabilir mi? Evet. Bu akıntının durması, özellikle Kuzey Avrupa’dan başlayan bir soğumaya neden olabilir mi? Muhtemelen. Kuzey Avrupa’daki bu soğuma, özellikle Kuzey Yarım Küre’nin bir buzul çağına yönelmesinin nedeni olabilir mi? Belki. Ama bunların tümü, altı haftada olabilir mi? Kesinlikle hayır.
Ancak Emmerich, bu düşünceyi popüler kültüre soktuğu andan itibaren, ne yazık ki basın da Kuzey Atlantik Akıntısı’ndaki herhangi bir değişiklik haberini, “Buzul Çağı geliyor” moduna evirdi. Bu nedenle, öncelikle şunu söylemek gerek; “Buzul Çağı” gelmiyor.
Peki, Kuzey Atlantik Akıntısının durmasıyla Buzul Çağı nasıl gelir? Öncelikle, akıntının yavaşlaması yetmez, tamamen durması gerekir. Aslında, bu da tam olarak doğru değil. Akıntı gene de sürer ancak, İzlanda ve Norveç gibi kuzeydeki ülkelere ulaşamadan, hatta İngiltere’ye bile gelmeden geri döner. Böylelikle, Avrupa’nın Batı bölgelerinde sıcaklık, Amerika’nın Doğu bölgelerindeki sıcaklığa benzer bir seviyeye düşer. Yani Norveç, Grönland gibi olur, İngiltere de Kanada gibi. Sonra kışın hemen başında, uzun süreli ve yoğun bir kar fırtınası Batı Avrupa’yı kaplar ve bir aya yakın bir süre kar yağmaya devam eder. Bunun sonunda, Avrupa karla kaplanacağından, gelen Güneş ışınlarını yansıtarak daha da soğur ve yağmış olan kar da erimez. Daha sonra, yağan kar da bunun üzerine eklenince, yavaş yavaş Buzul Çağı’na gireriz.
Bu şimdi neden olamaz?
Kuzey Atlantik Akıntısı durmuyor. Gerisini söylemeye gerek bile yok, ama varsayalım ki durdu, o zaman ne olur? Şu anda Grönland’da, buzlar yavaş yavaş eriyor. Yani kuzey ülkelerin ortalama sıcaklığı, her geçen gün artıyor. Bunun esas nedeni ise, küresel ısınma. Kömür, petrol ve doğal gaz yakarak Dünya’yı daha fazla ısıttığımızda, öncelikle Kuzey bölgeleri bundan nasibini alıyor. Biz, Akdeniz Havzası’nda 1 derece ısınıyorsak, kutba yakın bölgeler 2-3 derece ısınıyor. Bunun doğal sonucu olarak, oralara yağan kar da azalıyor. Bu akıntı bundan 50 yıl önce durmuş olsaydı, belki Buzul Çağı biraz daha rahat gelebilirdi, ama artık fazla ısındık.
Artık haftalar süren kar yağışlarını görmek oldukça zorlaştı. Bunun nedeni de Kuzey Kutbunun yeterince soğuk olmaması. Kuzey bölgeleri yeterince soğuk olduğunda, daha güneyde kalan bölgelere gelen soğuk hava ve yağan kar da, daha uzun süreli ve şiddetli olabiliyor. Şu anda ise, uzun süreliden çok, kısa süreli ama şiddetli fırtınalar görüyoruz. Bu fırtınaların ardından da, hava hızla ısınıyor. Bundan dolayı, yağan kar haftalarca yerde kalmıyor. Kar uzun süre yerde kalmadığında gelen ışınları uzaya geri yansıtmıyor, Güneş ışınlarını fazla geri yansıtmayınca da, bölge uzun süre soğuk kalmıyor. Yani Buzul Çağı’nın gelmesi için sadece Gulf Stream’in durması yetmiyor;aynı zamanda küresel ısınmanın da durmuş olması gerekiyor. Halbuki, Dünya her geçen gün biraz daha ısınmaya devam ediyor. Bu ısınma sırasında Buzul Çağı’na geri dönmemiz için, bir göktaşı düşmesi ya da dev bir yanardağpatlaması gibi olağanüstü bir olayla karşılaşmamız gerekiyor.
Peki, biz bu yazıyı durup dururken neden yazdık? Bilim insanları sürekli, okyanus akıntıları ile ilgili yeni bulgulara ulaşıyorlar. Son olarak, Stefan Rahmstorf ve arkadaşlarının Nature Geoscience’da yayımlanan bir makalesi, özellikle “Yarından Sonra” filmi ile ilgilenen yayın organlarında haber oldu. Bu makaleye göre, Kuzey Atlantik Akıntısı 1950’den bu yana Grönland’daki erimeye bağlı olarak yüzde 15 oranında azaldı. Küresel ısınma ve Grönland’ın erimesi böyle devam edecek olursa da, 21. yüzyılın sonuna değin bu akıntının yüzde 35-40 oranında yavaşlaması bekleniyor. Grönland’ın erimesi, Dünya’daki deniz seviyesini metrelerce artırma etkisine sahip. Ayrıca Atlantik’teki şiddetli fırtınalar da bundan ciddi biçimde etkilenecek. Rahmstorf ve arkadaşları bu konuyla ilgili olarak çalışıyorlar. Buzul Çağı konusu ise, daha çok basını ilgilendiren bir konu çünkü, görüldüğü kadarıyla çok önemli bir değişiklik yaşanmadığı sürece, şimdi yaşayan insanların hiçbiri, gelecekte bir Buzul Çağı göremeyecek. Aslında, küresel ısınmayı durduracak bir “Buzul Çağı” da hiç fena olmazdı.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DünyahaliDünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Formula E, Okyanus Ortasında 8. Kıta, Yarından Sonra
17 Mar 2021

YAZARLAR

Dünyahali
Dünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!
İLGİLİ OKUMALAR
Warner Bros. Discovery Pazarlama Direktörü Beste Toksoy Balcı ile Röportaj
01 Tem 2026







