Yatırımın jeopolitiği: Riskler ekonomiyi sallar mı, yıkar mı?

EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
“Jeopolitik, coğrafi düzlemde oynanan bir alan ve güç kazanma mücadelesidir.”
George Friedman
Coğrafi konum, ekonomik çıkarlar ve siyasi gücün ülkeler arasındaki ilişkileri nasıl şekillendirdiğini inceleyen jeopolitik terimi, finans piyasalarında en çok aşina olunan ve kullanılan kavramlardan biri kuşkusuz. Her gün ekranlara düşen yüzlerce başlıktan en az birkaçında muhakkak izine rastlanan, bazen kendisi bazense telmihi ile akıllara kazınan bir fenomen.
“Artan jeopolitik riskler…”
“…arasında tırmanan gerilimin etkisiyle Türk lirası değer kaybetti.”
“…sonrası petrol fiyatı çakıldı.”
“Dünya Ekonomik Forumu’nda konuşan uzmanlar, jeopolitik istikrarsızlığın ekonomik istikrar açısından enflasyondan daha büyük bir risk olarak algılandığını belirterek, ekonomik risk değerlendirmesinde bir değişikliğe işaret ediyorlar.”
Durum böyle olunca yatırımcılar için jeopolitiğin etkisini anlamak -anlamak ne önlemeye ne de çözmeye yetmese de- önemli zira uluslararası ilişkilerdeki değişimler, çatışmalar, ticaret anlaşmaları ve siyasi istikrarsızlık söz konusu finansal ortamı, dolayısıyla yatırımcı psikolojisini ve beklentilerini büyük ölçüde etkilemekte.
Bu yazıda jeopolitiğin yatırımın hâlleri içindeki hâlini piyasa oynaklığı, emtia fiyatları, döviz dalgalanmaları ve yatırım fırsatları gibi alt başlıklar üzerinden incelemeye çalışacağız.
Başarabilirsek ne âlâ…
Jeopolitik olayların en hızlı etkilerinden biri artan piyasa volatilitesidir. Siyasi istikrarsızlık, askeri çatışmalar veya diplomatik gerginlikler geleceğe dair belirsizlik yaratarak yatırımcıların temkinli olmasına yol açar. Hisse senedi piyasaları ise belirsizliğe olumsuz tepki verme eğilimindedir zira yatırımcılar genellikle riskten kaçınırlar yahut diğerlerinin riskten kaçınacağını düşünüp önce davranmak isterler.
Jeopolitik gerginlikler bilhassa petrol, gaz ve kıymetli metaller olmak üzere emtialar üzerinde de keskin bir etkiye sahiptir. Enerji piyasaları, dünyanın en büyük petrol ve gaz rezervlerinin çoğunun Ortadoğu gibi politik olarak istikrarsız bölgelerde -ki bu bölgelerin istikrarsız olması tevekkeli değildir- yer alması nedeniyle jeopolitik gelişmelere karşı özellikle hassastır. Çatışmalar nedeniyle petrol tedarik yollarında veya üretim tesislerinde meydana gelebilecek herhangi bir kesinti, önemli fiyat artışlarına yol açabilir.
Para birimlerinin değerleri de jeopolitik süreçlerden nasibini alır. Siyasi istikrarsızlık veya büyük diplomatik değişimler, sermayenin istikrar arayışıyla etkilenen bölgelerden dışarı çıkmasıyla yerel para birimlerinin zayıflamasına yol açar ve güvenli liman olarak algılanan ülkelerin para birimleri güçlenir.
Örneğin, ABD doları ve uzunca bir süre İsviçre frangı, yatırımcıların daha istikrarlı ekonomiler olarak algıladıkları yerlere akın etmesiyle kriz zamanlarında değer kazanma eğilimindedir. Bu para birimi dalgalanmaları, özellikle yabancı varlıkları elinde tutan yatırımcılar için hem fırsatlar hem de riskler sunar.
Jeopolitik risk, uluslararası yatırımlarda önemli bir rol oynar. Örneğin, gelişmekte olan piyasalarda pozisyon alan bir yatırımcı, gelişmiş piyasalara kıyasla genellikle daha yüksek jeopolitik riske maruz kalır. Gelişmekte olan ekonomilerdeki siyasi çalkantılar, hükümet değişiklikleri veya politika değişiklikleri, piyasalarda ani düşüşlere veya varlık değerlemelerinde değişikliklere yol açarak portföy performansını etkileyebilir.
Kulağa pek hoş gelmeyen tüm bu jeopolitik olaylar sıklıkla aşağı yönlü riskler yaratırken, aynı zamanda yeni yatırım fırsatları yaratarak ciddi yukarı yönlü riskler için de olanak sağlarlar.
Örneğin, hükümetlerin jeopolitik gerginliklere verdiği yanıtlar -artan askeri harcamalar, altyapı yatırımları veya ticaret ittifaklarındaki değişimler- belirli sektörlerde beklenmedik ölçekte büyümeye yol açabilir. Savunma şirketleri, askeri çatışma zamanlarında veya hükümetler savunma bütçelerini artırdığında bundan azami oranda istifade eder örneğin.
Dahası, jeopolitik gerginlikler, ülkeler yabancı tedarikçilere olan bağımlılıklarını azaltmaya çalıştıkça inovasyonu, teknolojik gelişmeleri ve yerlileşmeyi teşvik eder.
Misal, ABD ve Çin arasındaki büyüyen teknoloji rekabeti, her iki ülkeyi de yerli teknoloji ve yarı iletken endüstrilerine daha büyük yatırımlar yapmaya yöneltmiştir. Keza, Türkiye’nin son yıllarda savunma sanayiinde yakaladığı muazzam ivmede hem bölgedeki risklerin hem de müttefiklerinin ikircikli tavırlarının izlerini bulmak mümkündür.
Bu eğilimleri fark eden yatırımcılar, orta ve uzun vadede yeni büyüme alanlarından ve risklerin getirdiği fırsatlardan yararlanabilirler. Kısa vadede ise ter ve gözyaşı kaçınılmazdır.
Türkiye'nin Orta Doğu, Doğu Akdeniz ve Kafkaslar gibi politik olarak istikrarsız bölgelere yakınlığı, Türk borsasını jeopolitik gerginliklere karşı bilhassa hassas kılmaktadır. Bu noktada genellikle akla gelen ve bazen de dillendirilen soru şudur?
“Türk ekonomisi güçlü olsa yani ekonomi sağlam sac ayakları üzerinde duruyor olsa, jeopolitik gerilimler yine de Türk borsasını etkiler mi?
Bu soruya verilecek kesin bir cevap yok muhakkak. Zira gerginliğin ne olduğundan nerede olduğuna, doğan sonuçtan doğuracağı sonuca pek çok farklı değişken ve parametreye bağlı bir denklem.
Fakat belki şöyle bir cevap verilebilir bu soruya:
“Evet, muhakkak sallar fakat yıkmaz.”
Evet, jeopolitik gerginlikler ekonominiz güçlü olsa bile hisse senedi piyasalarını etkileyebilir. Sağlam bir ekonomi olumsuz şoklara karşı bir tampon görevi görebilirken, jeopolitik riskler genellikle altta yatan ekonomik koşullar ne olursa olsun piyasa oynaklığına yol açabilen belirsizlikler yaratır. Bunun birkaç sebebi vardır.
Yatırımcı algısı, borsa performansında önemli bir rol oynar. Ekonomi güçlü olsa bile, askeri çatışmalar, ticaret anlaşmazlıkları veya diplomatik çatışmalar gibi jeopolitik gerginlikler piyasada belirsizlik ve korku yaratır. Yatırımcılar, özellikle kurumsal yatırımcılar, genellikle potansiyel kayıplara karşı korunmak için varlık satarak jeopolitik risklere tepki verirler ve bu da kısa vadeli piyasa oynaklığına yol açar.
Belirli endüstriler jeopolitik risklere diğerlerinden daha fazla maruz kalmaktadır ve ekonominin genel gücünden bağımsız olarak performansları olumsuz etkilenebilir. Enerji, savunma, teknoloji ve ulaşım gibi sektörler genellikle jeopolitik gelişmelerden en çok etkilenenlerdir. Örneğin, petrol tedarik yollarını veya üretim tesislerini tehdit eden jeopolitik gerginlikler petrol fiyatlarının artmasına neden olabilir. Bu, işletmeler ve tüketiciler için daha yüksek maliyetlere yol açabilir ve geniş ekonomi iyi performans gösterse bile imalat ve ulaşım gibi enerjiye bağımlı sektörleri olumsuz etkileyebilir. Benzer şekilde, ticaret çatışmaları küresel tedarik zincirlerini bozabilir ve teknoloji ve otomotiv endüstrileri gibi uluslararası ticarete bağımlı şirketleri etkileyebilir.
Jeopolitik gerginlikler, hisse senedi piyasalarını etkileyen hükümet politikalarında değişikliklere de yol açabilir. Ekonomik olarak güçlü zamanlarda bile, hükümetler jeopolitik risklere finansal piyasaları bozabilecek eylemlerle yanıt verebilir. Bu yanıtlar arasında artan savunma harcamaları, ilave vergiler, ticaret kısıtlamaları veya yaptırımların uygulanması yer alabilir. Bu politika değişiklikleri piyasaya belirsizlik getirebilir, iş operasyonlarını etkileyebilir ve yatırımcı güvenini zedeleyebilir.
Günümüzün birbirine bağlı küresel ekonomisinde, güçlü yerel ekonomilere sahip ülkeler bile uluslararası piyasalardan etkilenmektedir. Dünyanın bir bölgesindeki jeopolitik gerginlikler küresel borsa piyasalarında dalgalanma etkilerine yol açabilir. Yatırımcılar, yurtdışındaki jeopolitik şoklara yurtiçindeki portföylerini ayarlayarak tepki verebilir ve bu da en sağlam ekonomilerde bile satışlara yol açabilir.
Fakat tüm bu gerginliklerin yahut çatışmaların çekirdeğinde -bazen devletler, bazen vekâlet güçler üzerinden olsun- sermayenin güç ve alan kazanma mücadelesi olduğunu bilmek, bize esasında bir gerçeği fısıldar.
Tıpkı Sun Tzu’nun Savaş Sanatı’nda fısıldadığı gibi:
“Kaosun ortasında fırsat da vardır!”
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
NEREDE YAYIMLANDI?
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, yüksek elektrik tüketimi yapan abonelerin sübvansiyonlardan faydalanamayarak elektriğin "gerçek fiyatını" ödeyeceklerini ilan etti.
31 Eki 2024

YAZARLAR

Burak İhsan Çetinçeker
Strateji Portföy Yönetimi A.Ş. genel müdürü ve fon yöneticisi. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Ekonometri bölümünde lisans eğitimini tamamlayan Çetinçeker, kariyerine 2009 yılında Strateji Menkul Değerler A.Ş.'de başladı. 2015 yılından beri Strateji Portföy Yönetimi A.Ş. genel müdürü ve fon yöneticisi olarak çalışıyor.

EXANTE
Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR



