"Yeniden doğuş"un bonkör destekçileri

DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Rotterdamlı Erasmus muhtemeldir ki yaşanan mezhep savaşları ve kargaşadan ötürü yaşadığı dönemi “Bu çağ, tarihin en kötü çağı” olarak adlandırmıştı. Kendisini içinde bulduğu şartları düşündüğümüzde Erasmus haksız olmasa da bugün, 21. yüzyılda yaşayan bizlerin “Rönesans” olarak adlandırdığımız o devre dair duygu ve düşünceleri bambaşka. Rönesans, adı üstünde bir "yeniden doğuş"…
Bu yeniden doğuşu kimi tarihçiler 12. ve 13. yüzyıllara kadar tarihlendirip Dante, Petrarca ve Boccaccio gibi isimleri onurlandırsa biz bu yazıda Rönesans’ın nasıl doğduğunu değil, Rönesans’ı Rönesans yapan, tabiri caizse işin mutfağındaki isimlere odaklanacağız. Karşımızda Medici Hanedanlığı…
Yer Floransa: 15. yüzyılda, yeni bir çağın şafağında İtalya’nın verimli Toskana bölgesinde bulunan ama hak ettiği zenginliğin ve siyasi gücün uzağında bir şehir olan Floransa’da 23 Eylül 1389’da dünyaya gelen Cosimo de' Medici, sadece şehrin değil insanlığın da geleceğini değiştirecek işlere imza atacaktı.
Yeni bir dönem başlıyor: Yavaş yavaş büyüyen, kimi zaman sürgün cezasına çarptırılıp talihini Venedik ya da Roma’da arayan kimi zaman da suikastın ucundan dönen Cosimo de' Medici, gençliğinden itibaren zekâsı ve ticaretteki yeteneğiyle iyi bir banker olmayı başardı. Meşakkatli bir politik savaşın ardından en büyük rakibi Albizzi Ailesi’ni saf dışı bırakan Cosimo de' Medici, Floransa’nın yöneticisi oldu. Böylece yakın bir gelecekte Rönesans’ın başkenti olarak anılacak Floransa’da yeni bir dönem başladı.
Sanata ve bilime yatırım: Cosimo de' Medici ve ailesi, şehir halkına uygun fiyata kredi verip aynı zamanda o dönem için işlevsel sayılabilecek bir anayasa hazırlayarak zenginliğin, huzurun ve elbette tüm bunların devamında da yetenekli sanatçı ve güzel sanatların ortaya çıkmasına zemin hazırladı. Floransa’nın ve hatta İtalya’nın simgelerinden biri olan ve yapımı bir dönem yılan hikâyesine dönen Santa Maria del Fiore Katedrali'nin 140 yıl süren inşaatı Cosimo de' Medici döneminde tamamladı. Bunda kuşkusuz Medici’nin Filippo Brunelleschi’ye, onun bilim ve sanatına duyduğu güvenin payı büyüktü.

Donatello, Michelangelo, Raffaello ve elbette Leonardo da Vinci gibi devrin büyük sanatçı, bilim insanı ve mimarları hayatlarının önemli bir bölümünü Medicilerin himayesinde ve ekonomik desteğiyle geçirdi. Mimari, heykel, resim gibi alanlarda bu isimlere kol kanat geren Mediciler o dönem için oldukça riskli sayılabilecek bir şey yapıp Galileo’yu ve daha pek çok bilim insanını da maddi olarak destekledi. Düşünceleri nedeniyle insanların yakılabildiği bir çağda bunu yapabilmek sadece gücün getirdiği bir durum olmasa gerek.
Altın çağ: Medici Hanedanlığı, daha sonraki yüzyıllarda artık olağan ve çok prestijli bir şeye dönüşen aristokrasinin sanat ve sanatçıyı destekleme faaliyetine süreklilik sağlaması ve bir kurumsallık kazandırması açısından büyük bir öneme sahip. Bu banker aileden de önce farklı sanatçılara destek olan zenginler mevcuttu. Ancak bu isimler her şeyden önce sanata, Medicilerin gözüyle bakmaktan uzaktı. Medicilerin hüküm sürdüğü bu devirde, özellikle Leonardo da Vinci ile birlikte sanatın, diğer zanaat dallarından ayrışarak bir okul hâline geldiği ve bir sanatçı kimliğinin de ortaya çıktığını görüyoruz. Leonardo da Vinci’nin çağdaşı ve o dönem Floransa’nın yöneticisi olan Lorenzo de Medici hem şehrin hem de Rönesans'ın bu büyük isimlerinin bir altın çağ yaşamalarında büyük katkı sahibiydi.

Uffuzi: Medici Hanedanlığı’nın tarih boyunca farklı sanatçıları destekleyerek oluşturduğu görkemli sanat koleksiyonunun sergilendiği Floransa’daki Uffizi Sarayı, dünyada bilinen ilk sanat tarihi kitabının yazarı ve Rönesans'ın önemli mimarlarından biri olan Giorgio Vasari’nin imzasını taşıyor. Uffizi Sarayı, (uffizi, İtalyanca'da ofis anlamına geliyor.) Anna Maria de Medici’nin ölümüyle son bulan hanedanlıktan geriye kalan görkemli mirası hem sanatseverlere de hem de sanatı destekleyecek zenginlere ilham olmaya devam ediyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Ağzınıza ve zihninize takılan o şarkılar, 72. Primetime Emmy Ödülleri öncesi bilmeniz gerekenler, sanatın bonkör destekçileri ve dahası.
18 Eyl 2020

YAZARLAR

İhsan Dindar
Kitap yazarı @ Duende

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Renata Salecl, birçok kitabında neden sonuç bağlamında gündeminde tuttuğu neoliberalizm değişmezini, yeni kitabı "Kabalık Çağı"nda da pergelin sabit ayağı olarak kullanıyor. Bireyselden toplumsala yeni liberal düzenin yarattığı sosyal erozyonu incelerken deyim yerindeyse çuvaldızı hem dayatılmış neoliberal düzene hem de onun heveslisi, faili, sürdürücüsü ve kurbanı durumundaki günümüzün şaşkın bireyine batırıyor.

Virtüöz davulcu Jojo Mayer, “ME/MACHINE” projesi ile geçen Cuma akşamı Terminal Kadıköy’ün içinde bulunan Komünite’de sahne aldı ve akustik davul ile yapay zekayı aynı sahnede gerçek zamanlı bir diyaloğa soktuğu canlı bir performans sundu. Mayer ile insan-makine etkileşimli benzersiz müzik deneyimi konuştuk. Sanatçı, teknolojiden korkmak yerine onu müziğine nasıl adapte ettiğini anlattı.

Dying for Sex’te (2025) yaralı, öfkeli ve arzularıyla var olabilen bir kadın yaratan Elizabeth Meriwether, Furious’ta da kadın öfkesinin başka bir yüzüne bakıyor. Dizinin üç kadın karakterinin öfkeleri aynı yerden doğmuyor, aynı biçimde dışarı vurulmuyor ve onları aynı yola götürmüyor. Fakat üçü de kendilerinden önce başka kadınların taşıdığı öfkeden bir parça devralıyor. İlk sezon sona erdiğinde geriye tek bir kadının intikamından çok daha fazlası kalıyor: Kuşaktan kuşağa, bedenden bedene dolaşan ve kendisine başka başka yollar arayan bir kadın öfkesi.

Sadakatsizliğe uğramak insanın eğitimiyle, yaşıyla, güzelliğiyle, zekasıyla ya da ne kadar “iyi bir partner” olduğuyla açıklanabilecek bir şey değil. Yine de insan böyle bir şey yaşadığında çoğu zaman suçu kendisinde arıyor. Oysa bu soruların çoğunun sebebi kontrolümüz dışında gelişen bir olayı yeniden kontrol edilebilir hâle getirme çalışmamız. "Sadakatsizlikle nasıl başa çıkarım?" diye düşünenler için üç kitap.

"Anatomy of a Fall"un Oscar ödüllü senaristi Arthur Harari, yeni filmi "The Unknown"da beden değiştirme motifini fotoğraf, kent hafızası ve kimlik üzerine tekinsiz bir bilmeceye dönüştürüyor.




