Yerçekimli İstanbul

İz bırakan Zencefil’e ve iz bıraktığımız Kumbaracı50’ye kucak dolusu sevgiler
Yerçekimli İstanbul

Landrover #n
Landrover ile birlikte

Akıllı şehirlerde ulaşımın geleceği

Land Rover x Disruptive Tech Yapılan araştırmalar; 2030 yılında dünya nüfusunun %60'ının, 2050 yılında ise %70'inin şehirlerde yaşayacağını öngörüyor. Şehirlerdeki bu hızlı nüfus artışının, kaynakların tükenmesine, altyapı…

Daha fazlasını öğren →

Aposto İstanbul

Aposto İstanbul

İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.

Postmodern bir roman ya da kübist bir sanat eseri gibi, görünenin ardındakini arayan İkinci Yeni şiirleri yapı itibarıyla dili gerçek anlamdan uzaklaştırır. Bu akımın önemli isimlerinden biri olan Edip Cansever’in Yerçekimli Karanfil şiiri buna güzel bir örnektir ve şu dizelerle başlar:

Biliyor musun az az yaşıyorsun içimde
Oysaki seninle güzel olmak var
Örneğin rakı içiyoruz, içimize bir karanfil düşüyor gibi
Bir ağaç işliyor tıkır tıkır yanımızda
Midemdi aklımdı şu kadarcık kalıyor.

Bir görüşe göre buradaki karanfil; azalan, çoğalan, seyrüsefer eden bir metafordur. Varlığın ve varoluşun metaforudur. Bu bağlamda karanfil, devam eden “her şey”dir.

Bir başka görüşe göre ise; karanfil imgesiyle ölüm anlatılır. Zamanın işlemesi, bütün canlılar için ölüme doğru bir yerçekimi oluşturmaktadır. 

Dünyanın çekim kuvveti, üzerindeki her nesneyi kendine çeker. Bu anlamda yer çekimi imgesi, bana İstanbul’u anımsatıyor. İstanbul’da hepimizi çeken bir şeyler hep var. 

Aklımda sevinciyle ve hüznüyle geride bıraktığımız hayat gibi bir yıl, evin en sevdiğim köşesinde, sırtımı soğuk cama yaslayıp Beyoğlu’nda bir gezintiye çıkıyorum. Edip Cansever’in gönül koymayacağına kendimi inandırıp, Yerçekimli İstanbul’daki İstanbul’u çözümlemeye çalışıyorum. Kimi zaman- karanfili kıskanmış olacak- ölümü çağrıştırıyor bana ve 2020’de artık aramızda olmayanları getiriyor aklıma, kimi zamansa verdiğimiz içsel savaşlarımızı, seyrüsefer eden özlemlerimizi çağrıştırıyor.

Artık aramızda olmayanlar - Zencefil: 2020’de veda ettiklerimizin ve artık aramızda olmayanların başında, Beyoğlu'nda 1993 yılından beri hizmet veren ve kendisini Türkiye'nin ilk vegan/vejeteryan restoranı olarak tanımlayan Zencefil geliyor. 27 yıl önce şehirde vejetaryen ya da vegan gibi kelimelere kimseler aşina değilken açılan Zencefil; pırasalı nohutu, enfes kişleri ve sebzeli lazanyaları bir yana, en az iki nesli birleştiren, kucaklayan bir mekân olarak gönüllerimize taht kurmuştu. 17 Temmuz 2020 tarihi itibarıyla kapanan Zencefil’in besleyen, büyüten ve öğreten havası her zaman bir restorandan öteydi, İstanbul’un bir parçasıydı. Zencefil’in kapanmasıyla ilgili, “Macerasının en sonunda ölüm döşeğinde birden Don Kişot kimliğinden sıyrılır ve gerçek hayattaki sıradan kimliğindeki ismiyle ölür. Benimki de belki biraz böyle bir şeydir. Göreceğiz… Ben Zencefil’in yolunun bitmediğine nerdeyse eminim. Benim Don Kişot’luğum bitmiştir sadece. Belki bu iyi bir şey; Zencefil’in azat edilmesidir belki bu yaşanan…” diyor bir röportajında mekânın kurucusu Ferda Erdinç. 

Soğuk camdan gelen sırtımdaki üşüme hissi keskin bir hâl alıyor ve yer değiştirmeye karar veriyorum. Hem sırtımı hem de duygularımı ısıtmam gerek.

Sükut-u vaveyla - Kumbaracı50: 2020’de en çok savaş verenlerden biri de tiyatrolar ve sahneler oldu hiç şüphesiz. Artık aramızda olmayanlar listesinde görmekten en korktuğum sahnelerden biri de Kumbaracı50. Beyoğlu'nun en eski sahnelerinden biri olan Kumbaracı50, ayakta kalabilmek için 7 Ekim-1 Aralık 2020 tarihleri arasında "Duvarda izin olsun” diyerek fonlama kampanyası başlattı. Destekçilerinin duvara bırakılan parmak izleri sayesinde Kumbaracı50’nin bu krizi atlatması için hedef miktara ulaşıldı.

Kumbaracı50 kimdi? 1993-1999 yılları arasında İstanbul Teknik Üniversitesi’nde temelleri atılan Altıdan Sonra Tiyatro ekibi, 10. yıllarında Beyoğlu’nda, Kumbaracı Yokuşu’nda yenilikçi bir performans mekânı açtı: Kumbaracı50. Kısa sürede ulusal ve uluslararası pek çok performans sanatçısının İstanbul seyircisiyle buluştuğu önemli mekânlardan biri hâline geldi ve “her yer sahne” fikriyle yenilikçi sahneleme opsiyonları sunacak şekilde tasarladı. Kumbaracı50, Altıdan Sonra Tiyatro ve grubun ürettiği 40 oyun hem akademisyenler ve eleştirmenler hem de seyirciler tarafından çok beğenilerek toplamda 51 ödülün sahibi oldu.

Bir yılın ardından: Derin bir iç çekip Beyoğlu gezintimi sonlandırırken, sevinciyle ve hüznüyle geride bıraktığımız, “hayat gibi” bir yıl olan 2020’yi bir kez daha uğurluyorum. Bu sefer, iz bırakan Zencefil’e ve iz bıraktığımız Kumbaracı50’ye kucak dolusu sevgiler yollayarak.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Aposto İstanbul

Aposto İstanbul

İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

Aposto İstanbulAposto İstanbul
∙

BÜLTEN SAYISI

💭 2020 Haritaları

Yılın ilk pazarı: Şehirde iz bırakanlar, zihnimizde kalanlar ve kalbimizden geçenler.

03 Oca 2021

Landrover ile birlikte
💭 2020 Haritaları

YAZARLAR

Aposto İstanbul

İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

‘İstanbul’un Gözü’ Ara Güler'den geriye kalan kent manzaraları

Ara Güler’in objektifinden kalan İstanbul’u bütünüyle geri getirmek mümkün değil. Sokaklar değişti, bazı yapılar ortadan kalktı, kıyılar başka işlevler kazandı. Ara Güler’in ölümünün 8. yılında fotoğraflarına yeniden bakmak, yalnızca eski günleri anmak için değil, yaşadığımız kenti sorgulamak için de bir fırsat.

Vartan Estukyan

·

16 Eki 2026

‘İstanbul’un Gözü’ Ara Güler'den geriye kalan kent manzaraları
Bizi bu şehir sinirlendiriyor olabilir mi?

Bir zamanlar iyi geldiği için adı "terapi" konan bölgelere sahip bu şehir, bugünlerde çoğumuzun psikolojisinin bozulmasının sebeplerinden biri hâline gelmiş gibi. Belki de sorun İstanbul’un yalnızca çok kalabalık olması değildir. Belki sorun, İstanbul’un bize kendimiz için giderek daha az yer bırakması. Belki mesele yalnızca trafik değil, gürültü değil, nüfus değil, beton değil. Bütün bunların arasında kendimize ait küçücük bir alan bulamamak.

Vartan Estukyan

·

04 Eki 2026

Bizi bu şehir sinirlendiriyor olabilir mi?
Eski Şark Eserleri Müzesi yeniden açıldı: İstanbul Arkeoloji Müzeleri'nin gözden kaçan hikayeleri

Dört yıllık tadilatın ardından yeniden açılan Eski Şark Eserleri Müzesi, İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nin geniş koleksiyonundaki hikayelerin peşine düşmek için İstanbullulara bahane oldu. Dört bin yıllık bir aşk şiirinden Assur’un süslü cinlerine, Midillili bir köpeğin mezartaşından müze bahçesindeki altı Bizans, üstü Osmanlı çeşmesine, bu kez hemen akla gelen başyapıtlarla değil, ilk bakışta gözden kaçabilecek ilginç hikayeler eşliğinde geziyoruz müzeyi.

Deniz Kaynak

·

09 Ağu 2026

Eski Şark Eserleri Müzesi yeniden açıldı: İstanbul Arkeoloji Müzeleri'nin gözden kaçan hikayeleri
İstanbul’da neden bir Doğu Roma müzesi yok?

İstanbul’da gezerken bazen bir sarnıcın önünden geçeriz, bazen bir sur parçasının yanından. Bazen eski bir kilisenin, bazen bir saray kalıntısının, bazen de adını bilmediğimiz bir sütunun önünde dururuz. Çoğu zaman fark etmeyiz; fark ettiğimizde de bu kalıntıları ayrı ayrı görürüz. Ayasofya bir yerde durur, Kariye başka bir yerde. Oysa bütün bunlar aynı büyük hikayenin parçalarıdır: İstanbul’un bin yılı aşan Roma / Doğu Roma başkentliği.

Şerif Yenen

·

04 Ağu 2026

İstanbul’da neden bir Doğu Roma müzesi yok?
Kent hakkı ve bellek: Kadıköy değişiyor, peki kimin için?

Kadıköy değişiyor ama bu sadece yapısal bir dönüşüm değil. Bu, bir mahallenin değişen yaşam kültürünün, aşınan kent belleğinin ve yaşadığı çevre üzerinde söz sahibi olmak isteyen sakinlerinin hikayesi aynı zamanda. Caferağa Mahallesi Muhtarı Hanife Dağıstanlı, son 15 yılda semtin geçirdiği dönüşümü kent belleği, kamusal alan ve aidiyet üzerinden değerlendiriyor.

Zeynep Sipahi

·

22 Tem 2026

Kent hakkı ve bellek: Kadıköy değişiyor, peki kimin için?