Zengezur'dan TRIPP'e: Yeni anlaşma ne anlama geliyor?

EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
Geride bıraktığımız hafta dünya, Washington'da pek de beklenmedik bir sahneye tanıklık etti. Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, ABD Başkanı Trump'ın ev sahipliğinde düzenlenen zirvede iki ülke arasında barışın sağlanması için ortak bir deklarasyona imza attı. İki ülkenin dışişleri bakanları da barış anlaşmasını parafladı.
Zirvenin ardından iki ülke ile ABD arasında enerji, ticaret ve teknoloji alanlarında işbirliğine dair mutabakat zaptları imzalanırken ABD’nin Azerbaycan’a uyguladığı savunma kısıtlamaları da kaldırıldı. Zirvenin barış deklarasyonundan sonra en dikkat çekici yanı ise üç ülke arasında Zengezur Koridoru olarak da bilinen ulaştırma projesine dair varılan anlaşmaydı.
Çok uzun süredir Rusya’nın etkin olduğu Kafkasya’da ABD’nin böylesine büyük bir anlaşma yapmış olması, hem siyaset hem de ekonomi çevrelerinde çok boyutlu tartışmalara yol açtı. Peki varılan anlaşmanın ayrıntılar neler ve bölgesel aktörlerin buna tepkileri ne oldu?
Zengezur Koridoru nedir?
2020 yılında İkinci Karabağ Savaşı’nın ardından Azerbaycan ve Ermenistan’ın Rusya’nın arabuluculuğunda vardığı anlaşmanın 9. maddesi, bölgede tüm ulaştırma bağlantılarının açılmasını ve Azerbaycan ana karası ile Nahçıvan arasındaki ulaşımın güvence altına alınmasını öngörüyordu. Bunun sağlanması için Azerbaycan-Nahçıvan arasında Ermenistan’ın Zengezur bölgesinden geçecek yaklaşık 32-43 kilometre uzunluğunda bir ulaşım koridorunun açılması öngörüldü. Koridorun güvenliği Rusya Federal Güvenlik Servisi’ne (FSB) bağlı sınır birliklerince sağlanacak, ayrıca hattın açılması ile bölgede 1993’ten beri atıl duran eski Sovyet demiryolu hatları da yeniden canlandırılacaktı.
Zengezur Koridoru Projesi
Ancak koridor, tarafların endişeleri nedeniyle bugüne kadar hayata geçirilemedi. Ermenistan tarafı bir koridor söyleminin özel statülü bir hattı çağrıştırması nedeniyle Ermenistan’ın ulusal egemenliğine aykırı olduğunu iddia ederek hattın Ermenistan hukukuna ve mevzuatına göre işlemesi gerektiği konusunda ısrarda bulundu. Azerbaycan ise iki bölge arasında seyahat eden vatandaşların ve yüklerin Ermeni sınır muhafızlarının yüzünü dahi görmemesi gerektiğini ve Ermenistan’ın engelsiz ve gümrüksüz geçişi sağlaması gerektiğini savunurken Ermenistan tarafı bu talebi de kabul etmedi. Anlaşmazlıklar nedeniyle koridor için gereken finansman da bir türlü bulunamadı.
Bütün bunların yanı sıra Rusya da anlaşma uyarınca sahip olduğu gözetim rolünü, Ukrayna Savaşı'yla meşgul olması nedeniyle başarıyla sürdüremedi ve bölgeye konuşlandırdığı barış gücünü 2024 yılında planlanandan erken bir tarihte geri çekti. En az 2025’e kadar bölgede kalması beklenen Rusya’nın bölgeden çekilmesi, 2020’de üzerinde anlaşılan koridor meselesinin işletim ayağının boşlukta kalmasına neden oldu. Bu süre zarfında Ermenistan, Rusya’dan uzaklaşarak ABD ile AB’ye daha da yakınlaştı. Azerbaycan-Rusya ilişkileri ise çeşitli olaylar nedeniyle son birkaç aylık dönemde oldukça gerginleşti.
Varılan anlaşmanın ayrıntıları neler?
İki ülkenin de Rusya’ya karşı mesafeli bir tavır takınmasının ardından koridor fikrini destekleyen üçüncü bir ülke çıktı. Aliyev ve Paşinyan, Washington’da ABD’nin arabuluculuğunda yaptıkları görüşmede Zengezur’dan geçerek Azerbaycan topraklarını birbirine bağlayan koridor üzerine anlaşmaya vardı.
- Açılacak hattan koridor yerine rota olarak bahsedilirken, hattın adı ise Uluslararası Barış ve Refah için Trump Rotası (TRIPP) olarak ilan edildi.
Ermenistan mevzuatına göre işleyeceği ifade edilen hattın münhasır geliştirme hakları da varılan anlaşma uyarınca ABD’ye bırakıldı. ABD Başkanı Trump, geliştirme ve işletme haklarıyla ilgili Ermenistan’la 99 yıllığına anlaşmaya vardıklarını ilan etti. Böylece hem Azerbaycan toprakları arasında istediği ulaştırma koridorunu aldı, hem Ermenistan'ın egemenlik kaygıları giderildi, hem de ABD Kafkasya’da güçlü bir pozisyon edinmiş oldu.
TRIPP’in ayrıca yalnızca bir ulaşım koridoru özelliği taşımayacağı, farklı altyapıları da içinde barındıracağı belirtildi. Konuyla ilgili Beyaz Saray tarafından yapılan açıklamaya göre bölgede demiryollarının yanı sıra petrol/doğalgaz, elektrik iletimi ve fiber optik altyapısının da inşa edilmesi planlanıyor. Varılan anlaşma uyarınca ABD, bu hatları da 99 yıl boyunca bir konsorsiyuma kiraya verebilecek.
ABD böylece Rusya ve İran’ı baypas ederek Orta Koridor’u yeni bir projeyle de güçlendirmiş olacak. Orta Koridor, Bakü-Tiflis-Kars demiryolunun faaliyete geçmesi ve bölgedeki demiryollarının modernize edilmesiyle birlikte Çin’den Avrupa’ya ulaşım süresini 38-53 günden 19-23 güne indirmişti. Analistler, TRIPP’in faaliyete geçmesi ile birlikte bu sürenin yaklaşık bir gün daha kısalabileceğini ve bunun taşımacılık maliyetlerini daha da düşürebileceğini söylüyor.
Rusya ve İran’ın tepkisi ne oldu?
Rusya aslında koridor fikrine başından beri sıcak bakıyordu. Çünkü bu yolla hem bölgedeki nüfuzunu daha da pekiştirecek, hem de transit yolların kontrolünü elinde tutacaktı. Ancak gelinen noktada iki ülkenin Rusya’dan uzaklaşması ve ABD’nin devreye girmesiyle birlikte Rusya kendi nüfuz alanı olarak gördüğü Kafkasya’da masanın biraz daha dışına itilmiş oldu.
Anlaşmayla ilgili açıklama yapan Rusya Dışişleri Bakanlığı, iki ülke arasındaki barış sürecini ilkesel anlamda olumlu karşıladıklarını, ancak bölge ülkelerinin çözümü kendi aralarında ve komşularının desteğiyle sağlaması gerektiğini vurguladı. Bakanlık Batı’nın arabuluculuk girişimlerinin Ortadoğu’da üzücü tecrübelere yol açtığını da hatırlatarak bölgeye ABD’nin dahline karşı olduğunu açıkça ifade etti.
- Ayrıca Azerbaycan-Ermenistan-ABD arasında imzalanan metinde Zengezur’da açılacak hattın işletimi veya güvenliğiyle ilgili Rusya’ya hiçbir pay düşmemiş olması doğal olarak Rus tarafını rahatsız etmiş durumda.
Bakanlık tarafından yapılan açıklamada bu konuyla ilgili 2020’de varılan üçlü anlaşmaların halen geçerli olduğu ve nihai düzenlemelerin bu çerçeve hesaba katılarak yazılması gerektiği vurgulandı. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Maria Zaharova, ayrıca Ermenistan’ın Avrasya Ekonomik Birliği'nin bir üyesi olduğunu, bu nedenle topraklarından geçen transit işlemlerin düzenlenmesiyle ilgili verdiği çeşitli taahhütlerinin bulunduğunu; bunların yanı sıra 1992 tarihli devletlerarası anlaşma uyarınca Ermenistan-İran sınırının da Rus sınır birlikleri tarafından korunmaya devam ettiğini belirterek Rusya’nın kolayca masanın dışına itilemeyeceğini de ifade etmiş oldu.
- Ancak şunu da not etmekte fayda var: Ermenistan, İran sınırındaki Rus birliklerini kademeli olarak geri çekmeyi planlıyor. Nitekim bunun ilk adımı olarak İran sınırındaki Agarak-Nurduz sınır kontrol noktasındaki Rus birlikleri Aralık 2024’te geri çekilerek kontrolü Ermeni birliklerine bırakmıştı.
İran tarafı ise Zengezur Koridoru fikrine başından bu yana karşı çıkıyordu. Çünkü İran açısından Ermenistan topraklarından geçecek bir koridor, ülkenin Ermenistan’la kara bağlantısının kesilmesi ve Türkiye-Azerbaycan hattının doğrudan birleşmesi anlamına geliyor. Bunun üzerine bir de koridorun ABD tarafından geliştirilecek ve işletilecek olması, İran’ın ulusal güvenliği açısından kabul edilemez bir tehdit olarak algılanıyor.
Nitekim bu konuyla ilgili İranlı isimlerden sert eleştiriler yükseldi bile. Örneğin İran'ın dinî lideri Ali Hamaney’in kıdemli danışmanı Ali Ekber Velayati, bu anlaşmayla NATO’nun İran ile Rusya arasında konuşlanmak istediğini ve İran’ın Zengezur Koridoru’nun kurulmasına asla izin vermeyeceğini vurgulayarak, “Bay Trump Kafkasya’nın 99 yıllığına kiralayabileceği bir emlak parçası olduğunu sanıyor” ifadelerini kullandı.
Hamaney’in diğer bir danışmanı ve İran'ın eski Dışişleri Bakanı Ali Bakıri ise İran’ın bu hamleyi gözardı edemeyeceğini, Rusya Dışişleri Bakanlığı’nın da bu konuda İran’la benzer görüşte olduğunu ve diğer ülkelerin de buna sessiz kalmayacağını vurguladı. İran rejimine yakın basın da ayrıca anlaşmanın büyük bir ihanet olduğunu ve bu hamlenin cezasız kalmaması gerektiğini yazdı.
İran Dışişleri Bakanlığı ise daha diplomatik tonda bir açıklamada bulunarak bölgede istikrara katkı sağlayacak her adımı desteklediklerini, ancak bu adımların egemenlik ve toprak bütünlüğüne saygı esasına uygun ve yabancı müdahaleden uzak şekilde ilerlemesi gerektiğini ifade etti. Konuyla ilgili açıklama yapan İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ise daha ılımlı bir yaklaşım benimseyip, bu konuyla ilgili yapılan haberleri abartılı bulduğunu söyleyerek, “Bu koridorla ilgili olarak, haberlerde abartılı bir şekilde aktarılanların doğru olmadığını söylemeliyim. Dışişleri bakanının açıkladığına göre, İslam Cumhuriyeti'nin talepleri karşılanmıştır” açıklamasında bulundu.
Türkiye ne tepki verdi?
Koridor fikrini başından bu yana destekleyen Türkiye, elbette bu anlaşmaya olumlu tepki verdi. Konuyla ilgili Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada ABD’nin sürece sağladığı katkılar takdir edilirken şu ifadeler kullanıldı:
“Güney Kafkasya’nın huzur ve refaha kavuşması yönünde tarihî bir fırsat yakalanmıştır. Türkiye olarak bu fırsatın hayata geçirilmesi için ortaya koyulan çabalara katkı sunmaya devam edecek ve can Azerbaycan’ın özveriyle sürdürdüğü gayretleri destekleyeceğiz.”
Zengezur Koridoru, Türkiye için büyük stratejik fırsatlar sunuyor. Bunlardan ilki Türkiye ile Türk dünyası arasındaki fizikî bağlantının sağlanacak olması. Zira koridor sayesinde Türkiye’den yola çıkan bir konteyner Nahçıvan ve koridor üzerinden Azerbaycan’a geçerek Hazar Denizi’ne ve oradan Orta Asya’ya kadar kesintisiz ilerleyebilecek. Ayrıca şu anda Türkiye ile Azerbaycan arasında karayolu taşımacılığı, Ermenistan sınırı kapalı olduğu için İran veya Gürcistan üzerinden dolambaçlı şekilde yapılıyor. Koridor açıldığında ise İran ve Gürcistan’a bağımlılığın azalacağı ve mesafe kısalacağı için taşıma maliyetlerinin de düşeceği belirtiliyor.
Bunların yanı sıra koridorun faaliyete geçmesi ile birlikte son yıllarda giderek önem kazanan Orta Koridor’un kapasitesinin daha da artması ve Türkiye’nin Avrupa-Asya taşımacılığındaki kilit rolünün daha da pekişmesi hedefleniyor. Nitekim Dışişleri Bakanı Hakan Fidan bu konuyla ilgili açıklamasında hattın önemine dikkat çekmişti:
“Bu, Türkiye’yi Kafkaslar üzerinden, Hazar üzerinden sadece Orta Asya’ya değil, direkt olarak Türk dünyasına bağlayacak. Türk dünyasını Türkiye üzerinden Avrupa’ya bağlayacak. Avrupa’yı Türkiye üzerinde daha Asya’nın derinliklerine bağlayacak. Çok maksatlı bir yol olacak. Ben çok hayırlı bir gelişme olacağını düşünüyorum.”
Orta Koridor
En sonunda rotayla ilgili her şey, tarafların karşılıklı atacağı adımlara ve global konjonktüre göre belli olacak.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Emircan Yaman
Piyasalar ve Finans Editörü

EXANTE
Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Türkiye'nin en büyük dış ticaret fazlası veren sanayi kollarından tekstil ve hazır giyim sektörü, 2025 yılını 26,2 milyar dolarlık ihracatla kapattı. Doğrudan 845 bin, dolaylı etkileriyle birlikte yaklaşık 2 milyon kişiye istihdam sağlayan sektör, 2022'de ulaştığı zirveden bu yana tarihinin en sert daralmalarından birini yaşıyor. Konuyla ilgili sunum yapan TGSD yönetimi, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'na sunulan üç aşamalı strateji haritasının ayrıntılarını paylaştı.

Bu hafta hem yurt içi hem de yurt dışı piyasalarda veri akışı güçlü. Yurt içinde Fitch değerlendirmesi ve cari denge, yurt dışında ise ABD TÜFE ön planda olacak.
13 Tem 2026

Küresel ekonomide bir taraftan savaşın yarattığı belirsizliği ve bunun başta petrol ve altın fiyatları olmak üzere finansal piyasalardaki yansımalarını izlerken, diğer taraftan özellikle yapay zeka alanında yaşanan olağanüstü teknolojik gelişmelerin önümüzdeki dönemde ekonomik hayata nasıl yansıyacağını anlamaya çalışan bir piyasa dinamiğiyle karşı karşıyayız.

20.yy çeliğin yüzyılıydı; 21.yy ise elektriğin yüzyılı olacaktır. Elektrodevlet, gücünü fosil yakıtlardan değil, elektriğin kendisinden alarak bunu bir kalkınma, nüfuz ve düzen kurma aracına dönüştüren devlet tipidir.

Birleşmiş Milletler Kalkınma ve Ticaret Konferansı (UNCTAD), 'Çalkantılı Bir Dönemde Uluslararası Yatırım' temalı 2026 Dünya Yatırım Raporu'nu yayımladı. Raporda hem Türkiye'yi, hem de bütün gelişmekte olan ülkeleri ilgilendiren ilginç veriler mevcut.




