HIZLI MODANIN DÜNYAYA MALİYETİ

AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
*Bu metin CO2 ile ısıtılmıştır.*

Antroposen Çağı (veya “İnsan Çağı”), insanlığın yeryüzündeki baskın ve belirleyici aktörlere dönüştüğü öne sürülen şu anki jeolojik döneme verilen isim. Sanayi Devrimi'yle mi başladığı, tarımın keşfiyle mi başladığı, hatta gerçekten başlayıp başlamadığı dahi tartışıladursun; konuya ilişkin kimsenin reddedemediği, insanların dünya üzerindeki ciddi dönüştürücü etkisi. Yani iklimi, makrosundan mikrosuna çeşit çeşit ekosistemleri, jeolojiyi, dünyanın kimyasını ve hâliyle evrimi etkileyen bir güçten söz ediyoruz. Fakat bunca gücüyle insanlık dünyayla ne yapıyor?
Sömürüyoruz. Yalnızca sömürmüyoruz, karbondioksit (CO2) ile kısık ateşte pişiriyor; iliğini kemiğini kurutuyor; havasını, toprağını, suyunu zehirliyor; üzerindeki yaşamı akıl almaz bir ivmeyle ve geri dönülemez şekilde yok ediyoruz. Umarım bana inanmaz, Hükümetler Arası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) değerlendirme raporlarını açıp okur ve durumun vehametinin bu ufacık paragrafla açıklanamayacak denli endişe verici olduğunu bizzat görürsünüz.
Dünya kaynaklarını sömüren, zehirleyen önemli endüstrilerden biri de moda endüstrisi. Tek başına, dünyayı anormal seviyede ısıtarak iklim krizine sebep olan küresel karbondioksit salımlarının yaklaşık %10’undan sorumlu olup her geçen gün büyümeye devam eden bu dev küresel endüstri; giderek artan talebi karşılamak; ama daha çok daha fazla kâr edebilmek için özellikle 90’lardan itibaren çağın modası “hız”dan geri kalmadı ve modayı giderek hızlandırdı: Önceleri yılda dört sezon (ilkbahar, yaz, sonbahar, kış) olan kreasyonlar, insanlar daha çok tüketsin istenciyle altı haftada birlere kadar indi. Zara, H&M, Topshop’ın en bariz örnekleri olduğu hızlı moda markaları ürünlerini ucuza sattıkça daha çok insana “ulaşılabilir” hâle gelmiş gibi görünse de ucuza satılabilmesi için üretim maliyetinin düşmesi gerekti. Bu da aslında ucuz ve doğada çözünmeyen, geri dönüşümü zor hatta mümkün olmayan sentetik -petrol bazlı, naylon ve polyester gibi- materyallerin kullanımı demek. Ayrıca daha çok kıyafet üretimi:
1- Fabrikalardan daha çok karbondioksit (CO2) salımı —> daha çok ısınan bir dünya —> iklimin ve ekosistemlerdeki yaşam dengelerinin geri dönülemeyecek şekilde bozulması da demek (aslında bilim insanları geri dönülemeyecek (kırılım) noktaları(nı) geçmeye başladığımızı epeydir söylüyor).
2- Fabrikalarda kıyafet üretimi için tüketilecek daha çok su ve oluşacak daha çok atık su da demek. Örneğin pamuklu bir tişört için 2.700 litre civarı su harcanıyor, yani ortalama bir insanın 2,5 yıllık su ihtiyacını karşılayabilecek kadar.
Giderek artan dünya nüfusu ve anormal derecede ısınıyor olan dünyamızdaki iklim krizi dolayısıyla beklenen kuraklıkları göz önünde bulundurduğumuzda, suyun neden daha verimli kullanılması gerektiğini söylemeye gerek olmadığını umarım.
3- Fabrikalardan çevreye ve sulara karışan daha fazla kimyasal atık, temiz sulara, toprağa karışan daha çok zehir de demek.
4- Ucuzlayan, kalitesi düşen ve hâliyle hemen bozulan -veya sıkılmak suretiyle- atılan fakat geri dönüştürülmeyen tonlarca atığı, atık gömme alanlarında çürümeye terk ederek dünyayı bir tekstil çöplüğüne çevirmek de demek. Üstelik doğada çözünemeyen kumaşlardan yapılmış ve çöpe atılmış parçalar, bu çöp depolama alanlarında 200 yıla kadar kalabiliyor.
Yani hızlı moda; kârı yaşamın önüne koyan, dünyayı “insan için” ve “harcanabilir” gören bir zihniyeti işaret ediyor. Buraya devcileyin bir alarm sesi eşliğinde ufak bir hatırlatma ekliyorum: Biz insanlar, bu kapalı sistemin efendileri değil, parçasıyız. İnsanlık övündüğü tüm “aklına” ve “teknolojisine” rağmen yok olmasına sebep olduğu hiçbir canlı türünü yerine getirmeye kabil olmamakla beraber, başka türleri zevki için yok etme hakkına da sahip olamaz.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Hızlı moda nedir? Kıyafetlerin hikâyesi olur mu? Giysilerin ömrü uzatılır mı? Sudaki plastik de nereden çıktı?
08 Kas 2020

YAZARLAR

Angst
Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
Fransa ve İspanya’da etkili olan orman yangınları sadece aşırı sıcaklık ve güçlü rüzgarla değil, alevlerin oluşturduğu sıra dışı bir hava olayıyla da büyüyor. NASA’nın “ateş püskürten ejderha” olarak tanımladığı, bilimsel adı “pyrocumulonimbus” olan ateş bulutları, çok büyük ve yoğun yangınların oluşturduğu aşırı sıcak hava, duman, kül ve nemin atmosferin üst katmanlarına doğru hızla yükselmesiyle oluşuyor. Prof. Dr. Doğanay Tolunay, “Bu bulutlar, büyük yangınlarda 12 kilometreye kadar yükselebilir. Bu kritik bir eşik çünkü uçaklar da o seviyelerden geçiyor” diyor.

Bağımlılık denince ilk akla gelenlerden biri alışveriş değil şüphesiz. Ya da spor. Bazen bir hafta boyunca oyun oynamak. Çoğumuz sosyal medyada geçirdiğimiz saatleri sorun olarak bile görmüyoruz. Oysa bağımlılık artık kendini pek çok farklı alanda gösteriyor ve işsizlik, gelecek kaygısı, anksiyete arttıkça bağımlı olduğumuz şeylerin sayısı ve çeşidi de artıyor.

Travma sadece olayın içinde olanların değil, ona tanık edilenlerin de bedenine yerleşir. Çünkü güven duygusunun yıkılışını görmek de insanın sinir sistemine yazılır. Bu yüzden bazı anksiyeteler kişisel değil; toplumsal ve politiktir. Çünkü sürekli alarmda yaşamak politiktir.

Farklı politikaları aynı şekilde uygulayarak liseyi kendi başına değer taşıyan bir yaşam alanı olmaktan çıkarıp üniversitenin bekleme salonuna dönüştürdük. Şimdi çocuklara hangi liseye gireceklerini soruyoruz; dört yıl sonra da hangi üniversiteyi kazanacaklarını soracağız. Déjà vu! Peki üniversite, bu bekleyişin sonunda başlayan bir başka bekleme odası olmasın?

1 Temmuz’da başlayan "Depozitosu Olan Ambalajlar" uygulamasıyla iade edilen her plastik, cam ve alüminyum içecek ambalajı için vatandaşlara 1 TL ödeniyor. Ancak uygulama ile tekrar kullanılabilen ambalajlar sistem dışına itilirken tek kullanımlık ambalajlar yaygınlaşıyor. "Ambalaj tasarımından bağımsız olarak ambalaj atığı sistemi tasarlanamayacağını" belirten Prof. Dr. Sedat Gündoğdu’ya göre 1 TL iade çok düşük, üretilen ürünün yüzde 20’sine yakın bir ödeme yapılması gerekiyor.



