10 yılda 13 ülkede rekor iflas başvurusu

Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
Türkiye'de CRIF Grubu bünyesinde faaliyet gösteren Dun & Bradstreet, 2020-2022 yılları arasındaki iflas istatistiklerini içeren Küresel İflas Raporu'nu duyurdu. Rapora göre, 2022'de küresel olarak, önceki yıla göre şirket iflaslarında bir artış meydana geldi. İncelenen ülkelerin yaklaşık %60'ında şirket iflaslarında bir artış yaşandığı görülmüştür.
Nedir? Rapor, Dun & Bradstreet Worldwide Network (WWN) üyeleri tarafından toplanan 48 ülkenin iflas verilerini içeriyor ve ekonomistler tarafından analiz edilerek hazırlanıyor.
Detaylar: Raporda, COVID-19 döneminde hükümetler ve merkez bankalarının işletmelerin ayakta kalması için sağladığı mali ve parasal desteklerin vurgulandığı belirtiliyor. Ancak bu desteklerin azalması, sıkı para politikalarının uygulanması ve uluslararası olayların küresel ekonomik büyümeyi negatif etkileyerek iflasların artmasına sebep olduğu belirtiliyor.
Ayrıca: Son 10 yılda 13 ülkede en yüksek iflas başvurularının yaşandığına dikkat çekiliyor.
- 2022 yılında Avrupa'da şirket iflaslarının 2015 yılından beri en yüksek seviyeye ulaştığını vurgulayan araştırma; Avusturya, Fransa ve İngiltere gibi ülkelerde, 2022 yılında bir önceki yıla göre şirket iflaslarının %50 arttığına işaret ediliyor.
- Benzer şekilde Belçika, Polonya, Ukrayna ve Avustralya gibi ülkelerde de aynı dönemde şirket iflaslarında %30'un üzerinde bir artış yaşandığı belirtiliyor.
- Rapora göre, 2022 yılında şirket iflaslarının en fazla arttığı ülke %104 ile Endonezya odu. Ayrıca İsviçre, Çin, İspanya, Vietnam, Kanada ve Yunanistan gibi ülkelerde de iflaslarda artışlar görüldü.
Yorumlar: Dun & Bradstreet COO'su Julian Prower, 2023 yılında küresel ekonomik büyümenin asimetrik olacağını öngörüyor ve işletmelere, ekonomik döngüyü sürdürebilmek için kurumsal yapılarını güçlendirmelerini ve daha proaktif bir yaklaşım benimsemelerini öneriyor.
Ek olarak: Kredi yönetiminin önemini vurgulayarak, yüksek faiz oranlarının ve jeopolitik risklerin iflaslarda artışa neden olabileceğini belirtiyor.
Türkiye: CRIF Türkiye'nin Ticaret Sicil kayıtları analizine göre de, 2022 yılında şirket iflaslarının bir önceki yıla göre yaklaşık %20 azaldığı görülüyor.
- 2021 yılında 584 şirket iflas ederken, 2022 yılında bu sayının 467'ye düştüğü belirtiliyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Küresel iflaslarda gözle görülür artış; bir finansal risk faktörü olarak yapay zeka ve kara kutusu.
16 Ağu 2023

YAZARLAR

Pareto
İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR
Savunma ihracatı 2002’den bu yana katlandı, yerlilik oranı %80’e ulaştı, Türk şirketleri küresel sıralamalarda yükseldi. Ancak motorlardan kritik elektronik ve optik teknolojilere uzanan kalan %20, Türkiye’nin savunma sanayiindeki asıl sınırını gösteriyor. Bu sınırı aşmak ise daha fazla silah üretmekten değil, bilim ve teknoloji üretebilmekten geçiyor.

Bir insanın “Ne iş yapıyorsun?” sorusuna iki cümleyle cevap verip daha fazlasını anlatma ihtiyacı duymamasıyla bir markanın neyi söyleyip neyi geride bırakacağını bilmesi, aynı olgunluk eşiğine işaret ediyor. Sadelik; hiçbir şey bilmemenin getirdiği bir sığlıktan değil, aksine çok şey bilip hepsinin ağırlığını tarttıktan sonra lüzumsuz olanları arkada bırakabilme cesaretinden geçiyor.

Nike’ın marka adı, onlarca yıldır “spor” kelimesiyle neredeyse eş anlamlıydı. Bu başarı, şirketi uzun yıllar borsanın favorileri arasında tuttu. Fakat son birkaç yılda ivme şaşırtıcı bir hızla tersine döndü ve şirket, yaklaşık 18 yılın ardından S&P 100 endeksine veda etmek zorunda kaldı. Peki ne oldu da dünyanın en güçlü spor markalarından biri, bu denli hızlı bir düşüşe sürüklendi?

Reklamcılık artık dikkat ekonomisinden niyet ekonomisine geçiş yapıyor. ChatGPT’nin test ettiği Sponsorlu Ajanlar, markaların tüketicinin karar verme konuşmasına doğrudan katılmasını sağlayan yeni bir katman açıyor. Kişiselleştirilmiş iknanın birim maliyeti neredeyse sıfıra inerken mesele, anlatının nerede durduğu ve kimin adına konuştuğunun her aşamada görünür olup olmamasında düğümleniyor.

Arama deneyimimizin yapısal olarak değişmeye başladığı aşikar. Artık sadece bilgi aramıyoruz, aynı zamanda alım kararlarımızı da yapay zekaya danışıyoruz. Ancak yeni denklem yalnızca GEO’dan ibaret değil: Araştırmalar, tüketicilerin yapay zeka önerilerinde hâlâ bağımsız insan deneyimine ve güvenilir üçüncü taraflara ihtiyaç duyduğunu gösteriyor. Markalar için de esas mesele, algoritmada görünmek kadar, algoritmanın güvendiği üçüncü taraf dünyasında sahici, tutarlı ve organik bir yer edinebilmekte yatıyor.



