İklim krizi: Riskler ve politikalar


Bankacılık hizmetlerinin ve yatırımın kolay yolu: N Kolay
Ekonomik teşvik paketleri, para politikalarındaki gevşeme hamleleri ve pandemi döneminde yaşanan sıra dışı piyasa olayları, birçok insanın yatırım süreçlerine ilgi duymasını da beraberinde getirdi. Bu süreçte Merkez Bankası’nın para…
Daha fazlasını öğren →
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
22 Nisan Dünya Günü’nü geride bıraktığımız bu hafta gelin hep birlikte iklim krizinden konuşalım. Dünyada yaşanan teknolojik gelişmelere hızla ayak uydururken siz de arada dünyanın bizim hızımıza ayak uyduramadığını düşünüyor musunuz? Artık kaçınılmaz olan bir gerçek var: İnsanlığın kendi iradesiyle küresel ısınma ve küresel soğuma neticesinde yarattığı iklim krizi ile daha gerçekçi bir sahnede karşı karşıyayız. Bir başka deyişle; 22 Nisan’da gerçekleşen İklim Zirvesi’nde son 10 yılın tarihin en sıcak yılları olduğuna ve sera gazı emisyonlarının 3 milyon yılda görülmeyen seviyelere ulaştığına dikkat çeken Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres’ın sözleriyle “Uçurumun kenarındayız.”
Ekonomik riskler
Birleşmiş Milletler'e göre, iklim değişikliği gibi zorluklarla mücadele etmeye yönelik Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’na ulaşmak için küresel çapta yılda 5 ila 7 trilyon dolar yatırım yapılması gerekiyor.
İklim değişikliği, her ne kadar çevreye yönelik bir risk olarak algılansa da ekonomik düzende birçok sıkıntıya yol açıyor. İklim değişikliğinin yol açtığı ve her yıl artan doğal felaketler küresel çapta milyarlarca dolar zarara sebep oluyor. Bu durum, gelişmekte olan birçok ülkede temel ihtiyaçlara ulaşımı engellerken bazılarında gündelik hizmetleri kesintiye uğratıyor.
İklim krizi neleri etkiliyor?
- İklim değişikliği biyosferdeki canlı çeşitliliğini ve ekosistemlerini etkilerken bu durum tarım ve hayvancılığı; dolayısıyla da gıda fiyatlarındaki artışı ve tedarik zincirlerindeki sıkıntıları tetikliyor.
- Deloitte’un ocak ayında yayımladığı bir rapora göre; küresel ölçekte sıcaklık artışının 1,5 derece ile sınırlandırılmaması durumunda 2100 yılına kadar dünyada kişi başına düşen GSYH'nin %7 azalmasına neden olabilir.
- 2018’de yayımlanan Dünyada İstihdam ve Sosyal Görünüm Raporu’na göre, dünya çapında 1,2 milyar iş, doğrudan çevrenin sağlıklı ve sürdürülebilir yönetimine bağlı.
- 2050 yılına kadar yaklaşık 1 milyar kişinin iklim nedeniyle göç edeceği tahmin ediliyor.
- Economist Intelligence Unit, iklim değişikliği risklerine maruz kalan varlıkların toplam değerinin 2100’e kadar 43 trilyon dolara ulaşacağını tahmin ediyor.
Ülkeler nasıl adımlar atıyor?
Son otuz yılda dünya çapında kabul edilen iklim kriziyle ilgili yasa ve politikaların sayısında neredeyse 10 kat artış oldu.
- Birleşik Krallık: 2008’den beri İklim Değişikliği Komitesi’nin tavsiyesine dayanarak beş yıllık sera gazı hedefleri belirliyor. Bugüne kadar belirlenen ilk üç “beş yıllık hedefe” bütçe aşılmadan ulaşıldı.
- Fas: Ulusal Enerji Stratejisi ile ulusal emisyonlarını azaltmak için 2030 yılına kadar elektrik üretiminin %52'sinin yenilenebilir kaynaklardan elde etmeye yönelik planlarıyla öne çıkıyor.
- İsveç: karbon yakalama yöntemini kullanarak 2045 yılına kadar net sıfır sera gazı emisyonuna ulaşmayı hedefliyor.
- Danimarka: 2030 yılına kadar emisyonları %70 oranında azaltma hedefiyle bu alandaki en iddialı ülke konumunda bulunuyor.
Çin: Dünyanın en büyük karbondioksit üreticisi ve küresel karbon salımının %28'inden sorumlu olan Çin, 2060'a kadar karbon salımını sıfıra indirmeyi hedefliyor. Öyle ki; geçen hafta ABD ile masaya oturan ülke, iklim değişikliği mücadelesinde karbon nötr ekonomi oluşturmak amacıyla birlikte çalışmayı taahhüt etti.
ABD: Çin'den sonra dünyadaki sera gazı salımından sorumlu ikinci ülke olan ABD'de Joe Biden’ın göreve gelmesiyle birlikte işler biraz değişecek gibi duruyor. 2016’da imzalanan Paris İklim Anlaşması’ndan çekilen eski ABD Başkanı Donald Trump’ın aksine Biden, göreve başladığı ilk gün anlaşmaya yeniden katılma kararı aldı. İklim kriziyle mücadeleyi döneminin önemli bir simgesi haline getirmeye çalışan Biden, geçen hafta gerçekleşen sanal İklim Zirvesi'ne de ev sahipliği yaptı. Biden’ın hedefleri arasında, 2030 yılına kadar sera gazı salınımını 2005'e kıyasla yarı yarıya indirerek bu konuda küresel lider olmak var.
- Kritik nokta: Greta Thunberg başta olmak üzere birçok iklim aktivisti, Biden’ın zirvede açıkladığı hedefleri “çok yetersiz” buldu.
Avrupa: Avrupa Yeşil Mutabakatı ile AB, 2030 yılına kadar karbon salımını %50 oranında azaltmayı, 2050 yılında ise sıfır karbon salımı hedefine ulaşmayı planlıyor. Ayrıca Avrupa Komisyonu, yeşil yatırımları sınıflandırmak için bir kurallar kitabı yayımladı.
Türkiye: Şubat 2021’de “İklim Değişikliğiyle Mücadele Sonuç Bildirgesi”ni açıklayan Türkiye, 2015 yılında sunduğu ulusal katkı beyanı çerçevesinde 2030’a kadar sera gazı emisyonlarında %21'e varan azalma hedefliyor.
Merkez bankalarının politikaları
İklim kaygıları, merkez bankalarının politikalarını da yeniden şekillendiriyor. Birleşik Krallık merkez bankası, Mart 2021’de net sıfır ekonomiye geçiş konusunda hükümetin çabalarını desteklemeyi resmî sorumlulukları arasına ekledi. Avrupa Merkez Bankası ise iklim kaygılarının para politikasına ne şekilde entegre edilmesi gerektiğine dair çalışmalar yürütüyor. Öte yandan, dünyanın birçok ülkesindeki merkez bankaları ve finansal denetçileri bünyesinde barındıran Finansal Sistemi Yeşillendirme Ağı’nın (NGFS) üye sayısı son iki senede iki katına çıktı.
Sonuç olarak: Sürdürülebilir kalkınma için devlet ve özel sektör iş birliği ile karbon temelli ekonomiden yenilenebilir enerji temelli bir ekonomiye geçişin başladığı muhakkak. Şirketlerin karbon ayak izini azaltmaya yönelik çalışmalara ağırlık verdiği, elektrikli araç üretiminin arttığı, iklim krizinin uluslararası platformlarda daha çok konuşulduğu ve iklim politikaların geliştirildiği bir dönemden geçiyoruz; ancak bu politikaların sürdürülebilir olup olmayacağı konusunda hâlâ daha şüpheler var.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
26 Nisan Pazartesi sabahından herkese merhaba. Bu hafta gündemimizde iklim krizinin oluşturduğu ekonomik riskler, Biden'ın küresel kurumlar vergisini yükseltme hamlesi ve Thodex'e yönelik dolandırıcılık iddiaları var.
26 Nis 2021

YAZARLAR

Pareto
İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR
"Ödünç dikkat çağı" bugünlerde yeni bir şey gibi paketleniyor ama neredeyse reklamcılık kadar eski bir tartışma bu. Öte yandan viral akımlar, memler, trend sesler, influencerlar çağında araştırmalar, ödünç dikkatin kapıyı açsa da alışkanlık yaratmadığını da gösteriyor. Peki bu tartışmaların ortasında reklamcılıktan elde kalan ne? Bunun cevabı şeffaf süreçler, doğrulanabilir sonuçlar, kanıtlar ve gerçek insan emeğinde yatıyor.

Eskiden yalnızca satın alınan ürünleri taşımak için kullanılan bez çantalar, bugün tüketiciler için bir statü sembolüne, markalar için ise maliyetsiz bir reklam aracına dönüşüyor. Giderek daha fazla işletme, esas faaliyet alanının dışına çıkarak bez çantalardan tişörtlere, şapkalardan kupalara kadar uzanan “merch” koleksiyonları oluştururken bir dönemler ücretsiz dağıtılan bu promosyon ürünleri, tüketicilerin para ödemeye gönüllü olduğu yeni bir pazar yaratıyor.

Ortadoğu'daki savaşın tetiklediği akaryakıt krizi, elektrikli otomobillere yönelik talebi yeniden artırırken sektördeki dengeleri de değiştiriyor. Son bir yılda elektrifikasyon yatırımlarını küçülten otomobil devleri, yükselen talep ve Çin’deki üreticilerin güçlenen rekabeti karşısında gelecek stratejilerini yeniden değerlendirmek zorunda kalıyor.

Dijital ödeme çözümleri, her geçen gün daha da yaygınlaşırken işletmelerin bu çözümlere yaklaşımında güven, kullanım kolaylığı ve sağlanan somut fayda belirleyici hâle geliyor. Yakın tarihte Garanti BBVA’nın kuruluşu Tami’nin ve Ipsos Türkiye’nin işbirliğinde gerçekleşen çalışma da işletmelerin dijital ödeme çözümlerine açık olduğunu, fakat dönüşümün esas anahtarının güven olduğunu ortaya koyuyor.
12 Eki 2026

Tüketicilerin kredi kullanım tercihleri son yıllarda nasıl değişti, Türk bankacılık sektörü para politikası kararlarına nasıl uyum sağlıyor ve finansal teknolojiler alanında faaliyet gösteren girişimlerin büyümesinin önündeki başlıca sorunlar neler? TeklifimGelsin Kurucu Ortağı ve CEO’su İhsan Cem Zararsız, kredi piyasasındaki gelişmeleri, bankaların dijitalleşme sürecini ve Türkiye’de girişimlerin finansmana erişimde yaşadığı sorunları Aposto okurları için anlattı.



