34 yıl - 2 saat - 9 soru

Bakmak ve görmek meselesi
34 yıl - 2 saat - 9 soru

Samsung #n
Samsung ile birlikte

SPONSORLU Herkes Hazırsa Fırsat Modu Açıldı! Yeni bir akıllı cihaz alırken, onu tamamlayacak parçaları edinmek de ayrı bir motivasyon. Telefonunuzu yenilerken “ah bir de kablosuz kulaklığım da olsaydı”, ya da “telefonumu akıllı saatimle tamamlasam ne iyi olurdu” dediğinizi duyar gibiyiz. Samsung Galaxy ailesinde yer alan akıllı cihazlarda geçerli kaçırılmayacak indirim fırsatlarıyla, uzun zamandır almak istediğiniz telefon ya da tablet ile beraber gelen hediyeler şimdi sizi bekliyor! Peki Fırsat Modu’nda hangi ürünler var? Galaxy S21 Serisi 5G: Galaxy S21 Serisi 5G’yi rakiplerinden ayıran en güçlü özelliklerden biri şüphesiz kamerası. Galaxy S21 Ultra 5G, 108MP ana kamera, 10MP telefoto kamera ve 12MP ultra geniş açılı kamerasıyla aynı sahneyi 4 farklı açıdan film niteliğinde 8K çözünürlükte videolar çekmeyi mümkün kılıyor. Peki Fırsat Modu ’nda Galaxy S21 Serisi 5G telefon alanlara muhteşem özellikleri ve tasarımıyla dikkat çeken akıllı saat Galaxy Watch3 Titanium , %50 indirimli desek? Galaxy Tab S6 Lite / Galaxy Tab S7: Uzun zamandır tablet almayı düşünenlere harika bir haberimiz var. Galaxy Tab S6 Lite ve Galaxy Tab S7 alanlara özel, klavyeli kılıf hediye ! Yaratıcılığınızı güçlendirecek yeni çalışma ve oyun arkadaşınıza şimdi merhaba deyin. Galaxy Z Fold2 / Z Flip: Katlanabilir akıllı telefonla bir akıllı telefondan çok daha fazlası olan Galaxy Z Fold2 ve Z Flip akıllı telefon alanlara özel Galaxy Buds Pro kablosuz kulaklık hediye ! Galaxy M Serisi: 64 MP Dörtlü Arka Kamerasıyla dikkat çeken, video izlemek ve oyun oynamaktan keyif alanlara daha geniş Sonsuz-O Ekran vadeden Galaxy M Serisi akıllı telefonlar ise Fırsat Modu’na özel Level U2 Bluetooth Kulaklık hediyeli! Galaxy ailesine özel fırsatlar Samsung Online Mağaza’da sizi bekliyor. Samsung: 1938 yılında Güney Kore'de kurulan ve bugünün tüketici elektroniği devleri arasında yer alan Samsung, Statcounter'ın 2020 Aralık istatistiklerine göre Türkiye'deki akıllı telefon pazarının %44,58'i ile hakimiyeti elinde bulunduruyor. Mobil kategoride, Galaxy ürün grubunda sunduğu akıllı telefon, tablet, kulaklık, saat ürünleriyle en son teknolojiyi son kullanıcıya ulaştıran Samsung; akıllı teknolojilerini televizyon, ses sistemi, beyaz eşya ve küçük ev aletleri kategorilerinde de tüketicilerin hayatlarına taşıyor.

Daha fazlasını öğren

Aposto İstanbul

Aposto İstanbul

İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.

Sırtında sarı bez çantası, elinde yanından 34 yıldır ayırmadığı Leica makinesiyle İstanbul’un sokaklarına bırakıyor kendini Tunç Uğurdağ. Hava oldukça açık, gökyüzü küçüklük anılarımızda hatırladığımız mutlu günlerin maviliğini taşıyor. Onu hem bakmaya doyamadığımız fotoğraflarını çekerken gözlemleyebilme fırsatım olduğu için hem de ona merak ettiğim soruları sorabildiğim için kendimi çok şanslı hissediyorum. İstanbul’a bir de Tunç Abi’nin gözünden bakmak bana çok iyi geliyor. 

“Fotoğraf benim bir vakit geçirme aracım değil, yaşam sevincim.” 

Arkadaşlarınızla çıktığınız o tatilde fotoğrafçılıkla tanışmasaydınız, şimdi Tunç Abi ne yapıyor olurdu?  

Caz ve klasik müzik dinlemeye devam ederdim. Burada esas olan, fotoğrafın benim bir vakit geçirme aracım değil, yaşam sevincim olması. Eminim ki o tatil olmasa başka bir şey sebep olurdu o başlangıca. 

Bu üç cümle içinde ne tecrübeler, ne yaşanmışlıklar gizli diye düşünmeden alamıyorum kendimi. Özellikle de fotoğrafı “yaşam sevinci” olarak tanımlaması çok etkiliyor beni. İnsanın yaşam sevincini keşfetmesi bile ne büyük şans! 

İstanbul’un arka sokaklarında dikkatlice gezinmeye devam ediyor Tunç Abi. Kimi zaman yaşlı bir amcaya takılıyor gözü kimi zamansa bir manzara önünde bekliyor ihtiyatlı bir şekilde. Sanki hissediyor az sonra önünden geçecek olan yumuşak tüylü, iri gözlü sokak kedisinin ona poz vereceğini. 

Anladığım kadarıyla Tunç Uğurdağ’ın dünyasında zaman çok farklı işliyor. Bir kedi için yarım saat bekleyebilirken bazen bir insan için bir dakika beklemeden geçebiliyorsunuz. Bu zaman akışı tam olarak nasıl gelişiyor?  

O durum, kedinin bir veya 20 dakika sonra ilginç hareket yapacağını hissetme meselesi… Öte yandan herkesin görmeye alıştığı ve hiçbir ilginç davranış ve/veya bakışı olmayacak kişiyi beklemem. Bazı arkadaşlarım bu şekilde takip yormaz mı diye sorarlar. Örneğin şu fotoğraf (Fotoğraf 1) beklemeyle ilgili bir örnek. Naxos Adası’nda, ağustos ayında, gölgede 45 derecede o köşede, tam 50 dakika bekledim. Sonunda bir anne ve ikiz çocukları çıkageldiler. Üstelik ikizlerin elleri, adımları bile asker gibi aynıydı. O köşe başındaki geometri, ışık bana burada beklememi emretti ve iş gelip geçene kaldı aslında. Güzel bir köpek geçişi de olurdu, alçaktan uçan bir martı da. Hiçbir sevdiğim obje olmasaydı, sonunda pes ederken o sahneyi boş çekecektim, yine de iyi bir anı olacaktı.

Fotoğraf 1 Fotoğraf: Tunç Uğurdağ
Fotoğraf 1
Fotoğraf: Tunç Uğurdağ

“Hayatı görmek istediğim gibi çekiyorum.” sözleriniz çok güçlü. Nasıl görmek istiyorsunuz hayatı? Görmek istediğinizden farklı bir hayatı kabul etmek bir seçenek midir direniş midir?  

Hayır, direniş değildir. Hayatın içindeki görmek ve sabitlemek istediklerim benim tercihlerim, daha doğrusu sevdiklerim. Akşamları Mozart, Paganini, Pat Metheny veya Chick Corea ile diğerlerini dinlerken o anlar beni düşündürmeli. O melodi ve harmonilerle paylaşarak benim ruhumu rahatlatmalı… 

Bu cevap âdeta içimi ısıtıyor. Tunç Abi’nin söylediklerini aklımdan geçirirken birlikte Ara Kafe’nin önünden geçiyoruz. Tunç Abi derin bir iç çekiyor.

Ara Güler’in “Fotoğraf ikiye ayrılır. Çok paran varsa kimsenin gitmediği yerlere gidersin. Kimsenin bilmediği kuş, kedi, taş bulursun çekersin. Zaten kimse görmediği için herkes bayılır. Ama esas olan herkesin her gün önünden geçtiği şeyi bir başka  objeyle süsleyip bir başka açıdan çekebilmek.” sözlerini hiç aklınızdan çıkarmadığınızı dile getiriyorsunuz. Nasıl bir yolculuk görünmeyeni görünür kılmak Tunç Abi? 

Aslında her şey ortada, insanlar toplu hâde bakıyor. Görmek isteyen ve çok tutkulu olan bunu görüyor. Kısaca hayatın akışına sevgi meselesi bu. Burada sadece görmek yetmiyor aynı zamanda o sevdiğiniz kareye ulaşmak için görünmez, çoğu zaman hissedilmez olmak zorundasınız. 34 yıldır hiçbir surette değiştirmediğim “Leica M” bu konuda benim gözümün ve üretimimin büyük ortağı. 

"Bugüne kadar bende iz bırakan en büyük hadise, Leica İtalya’nın davetiyle orda bir sergi açmış olmam.” diyorsunuz. Bu süreçten biraz bahsedebilir misiniz? Nasıl hissettiniz?  

Çok gençtim. Keyfini pek çıkaramamış olduğumu bu yaşta anlıyorum. Ancak batıda bu işlere olan saygı sevginin farklı olduğunu erken öğrenmiş oldum. Orada o kadar olağan ki bu fırsatlar! 

Beyoğlu sokaklarındaki keyifli yürüyüşümüz ve sohbetimiz devam ederken Tunç Abi’nin gözleri pür dikkat sokağın detaylarında. Bazen bir simitçiyle şakalaşıyor ve bir fotoğraf karesi rica ediyor bazense durup sadece izliyor, deneyimliyor. Onunla yaptığım bu keyifli yürüyüş sonrasında artık İstanbul’a farklı gözlerle bakacağıma eminim. 

fotoğraf 2
Fotoğraf 2
Fotoğraf: Tunç Uğurdağ

Sizin gözünüzden bakmak ile görmek arasındaki fark nedir?  

Bunu anlatmak için sana iki fotoğraf göstereyim. Birinde (Fotoğraf 2) azarlanan çocuğun bir an için gözleriyle korku dolu diklenişi, diğerinde ise (Fotoğraf 3) dünyanın en estetik kumdan arınma sahnesi. Bunlar için saniyenin altında süreniz var. Görmeniz yetmiyor, makineyi de gördüğünüz anda çok süratli bir şekilde ışığa ayar etmeniz gerekiyor. İnsanların bu doğal davranışları birileri fotoğraflasın diye değil. Onlar normal yaşamlarına devam ediyorlar, ben sevdiğim bu anları sabitliyorum. 

“Türk insanı, çocuklarımız, kedilerimiz ve köpeklerimiz benim için dört esas konu aslında.” diyorsunuz. “Bir nesnenin önemli ve ilginç olması sizin nesneyle olan bağlantınızla ilgilidir.“ inancına göre bu dört esas konuyu belirlemenizdeki sebep nedir?  

Ortak özellikleri canlı olmaları ve her birinin kendi benzerlerinden ayrı davranışlara sahip olmaları. Aynı ailenin iki çocuğu bile farklı davranıyor, farklı bakıyor…

Bu keyifli sohbetimizi ve iki saatlik yürüyüşümüzü ikimizin de çok sevdiği meşhur Mandabatmaz’da sonlandırmaya karar veriyoruz. Dolu dolu, keyifle geçirdiğimiz günün ardından aklımdaki son birkaç soruyu daha lezzetli ve nefis kokulu Türk kahvesi eşliğinde sormak istiyorum Tunç Abi’ye. 

foto 3
Fotoğraf 3
Fotoğraf: Tunç Uğurdağ

Jazz ve klasik müziklerle yakaladığınız kareleri birleştirmek için fotoğraf çektiğinizi söylüyorsunuz. O birleştirme süreci nasıl oluyor? Fotoğraflara göre mi şarkılar belirleniyor kafanızda yoksa o kareyi yakaladığınızda ritmi çoktan duymaya başlıyor musunuz?  

Özellikle bu çok özel müzikler beni hep düşünmeye sevk etmiştir. Caz dinlemeye 12-13 yaşında klasik dinlemeye ise 20’lerimde başladım. -Bunları söylerken yine gözleri uzaklara dalıyor. Boynunda asılı duran Leica’sını büyük bir özenle kaldırıyor. Türk kahvesi yerine çay tercih ettiğini görünce ister istemez şaşırıyorum…- Bu müthiş bestecilerin aslında işi kendilerine yaptıklarını, kimseye beğendirme gibi endişeleri olmadığını bilerek ben de bu müziklerle benim hayran olduğum anları birleştirmem gerektiğine inandım ve kendi sevdiğim anların peşine düştüm. Onları dinlerken sevdiğim anları tekrar tekrar izlemek olağanüstü bir zevk benim için. 

Geçenlerde okuduğum bir yazıda şöyle bir soru soruluyordu: “Hayatınızın bundan sonraki bölümünde sadece üç fotoğraf çekme hakkınız kalsaydı, bu fotoğraflarda ne görünürdü?” Siz bu soruya nasıl cevap verirdiniz? 

Biri oğlumun, biri kızımın portresi olacağı kesin. Son hakkım bir labrador olurdu! 

Karşılıklı gülüşüyoruz bir süre. Mandabatmaz’ın kahvesi hiç bu kadar lezzetli, tabureleri hiç bu kadar rahat gelmemişti…

Tunç Abi’yle yaptığımız bu keyifli sohbet için ona bir kez daha teşekkür ediyorum. 

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Aposto İstanbul

Aposto İstanbul

İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.

İLGİLİ BAŞLIKLAR

NEREDE YAYIMLANDI?

Aposto İstanbulAposto İstanbul

BÜLTEN SAYISI

İsim, şehir, fotoğraf

İçindekiler: Bakkalların akıbeti, Kirazlı'da dönüşüm, fotoğrafların izinde 34 yıl

28 Şub 2021

Samsung ile birlikte
İsim, şehir, fotoğraf

YAZARLAR

Aposto İstanbul

İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

Kent hakkı ve bellek: Kadıköy değişiyor, peki kimin için?

Kadıköy değişiyor ama bu sadece yapısal bir dönüşüm değil. Bu, bir mahallenin değişen yaşam kültürünün, aşınan kent belleğinin ve yaşadığı çevre üzerinde söz sahibi olmak isteyen sakinlerinin hikayesi aynı zamanda. Caferağa Mahallesi Muhtarı Hanife Dağıstanlı, son 15 yılda semtin geçirdiği dönüşümü kent belleği, kamusal alan ve aidiyet üzerinden değerlendiriyor.

Zeynep Sipahi

·

22 Tem 2026

Kent hakkı ve bellek: Kadıköy değişiyor, peki kimin için?
Sanasaryan Han: Vakıftan lüks otele uzanan yüz yıllık mülkiyet düğümü

Sirkeci’de, İstanbul’un en yoğun geçiş noktalarından birinde yükselen Sanasaryan Han, bugün "lüks otel" olarak işletiliyor. Ancak binanın hikayesi bir otelden çok daha fazlası: Bir Ermeni vakfı, devletleşen bir mülkiyet, siyasi tutukluluk hafızası ve yarım asrı aşan bir hukuk mücadelesi...

Vartan Estukyan

·

17 Tem 2026

Sanasaryan Han: Vakıftan lüks otele uzanan yüz yıllık mülkiyet düğümü
Şehri yaşamanın bedeli: Bayramın ücretsiz otobüslerinde bir İstanbul turu

Bayramda arabasız gezmek, çoğu insana külfet geliyor. Azalan otobüs seferleri, artan yolcu sayısı, belli semtlere gitmenin işkenceye dönüşmesi bayram gezmesinin olmazsa olmazları. Öte yandan ücretsiz bayram otobüsleri, sabahın nurunda kalkıp işe gidenler, bu yüzden şehri ancak bayramdan bayrama keşfedenler, iki kuruş harçlıkla hayatını idame ettirmeye çalışan kadınlar, denizi görmeden büyüyen çocuklar, çocuklarına denizi göstermek için bayramı bekleyen aileler için biraz da.

Ayça Örer

·

29 May 2026

Şehri yaşamanın bedeli: Bayramın ücretsiz otobüslerinde bir İstanbul turu
Hafıza bahçesinde bir kent turu: İstanbul'un kokusu nasıl hatırlanır?

İstanbul, bitkileri ve kokularıyla geçmişin ve bugünün birlikte yaşadığı bir hafıza bahçesidir. Kimileri meşhur bir lavanta kolonyasının ferah kokusuyla büyümüştür; kimileri Tokatlıyan Han’ın önünden geçerken tanıdık bir lavanta esintisini bugün hâlâ duyar. Ve bazen, İstanbul sadece kokusuyla hatırlanır.

Gözde Keskin

·

28 Nis 2026

Hafıza bahçesinde bir kent turu: İstanbul'un kokusu nasıl hatırlanır?
Kır çiçeğinden kültür çiçeğine: İstanbul kent yaşamında lalenin serüveni

İstanbul'da lale sevgisinin kökenleri çok eski zamanlara kadar uzanıyor. Türklerle birlikte Orta Asya'dan çıkıp Anadolu'ya ve İstanbul'a ulaşan lale, bahçelerimizden evlerdeki vazolara, geleneksel el sanatlarından edebiyata hep baştacı ediliyor. Hazır mevsimi gelmişken lalenin tarihinden bugüne uzanan renkli bir yolculuğa çıkıyoruz.

Gözde Akyüz

·

19 Nis 2026

Kır çiçeğinden kültür çiçeğine: İstanbul kent yaşamında lalenin serüveni