Derinlik sarhoşluğu


Yerebatan Sarnıcı yarın ziyarete açılıyor İstanbul’un tarihî yarımadasında yer alan ve dünyanın önemli kültür miraslarından biri olarak kabul edilen Yerebatan Sarnıcı uzun bir aradan sonra kapılarını açmaya hazırlanıyor. Nedir? 2016 yılında İBB Kültür Varlıkları Daire Başkanlığı tarafından başlatılan ve 5 yılı aşkın süredir devam eden çalışmalar neticesinde, tarihî Yerebatan Sarnıcı aslına uygun olarak yenilenen yüzüyle yarın itibarıyla haftanın her günü 9:00-18:00 arası ziyarete açık olacak. Neden önemli? Bizans İmparatoru I. Justinianus tarafından yaptırılan sarnıç, suyun içinden yükselen ve sayısız gibi görülen mermer sütunlarıyla günümüze ulaşabilen erken dönem mimarlık örneklerinden sayılıyor. Sarnıcın bulunduğu yerde daha önce bir bazilika bulunduğundan Bazilika Sarnıcı olarak da anılan Yerebatan Sarnıcı , halk arasında “ağlayan sütun” ve “gözyaşı sütunu” olarak bilinen gözyaşına benzer işlemelerin bulunduğu sütuna ve Roma dönemi heykel sanatının şaheserlerinden sayılan iki Medusa başına ev sahipliği yapıyor. Tarihî yarımadanın en değerli lokasyonlarından biri olan, 15 asırlık Yerebatan Sarnıcı , tüm Duende okurlarını ve tarih aşıklarını yenilenmiş yüzüyle tanışmaya davet ediyor.
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Albüm: Interpol, The Other Side Of Make-Believe
Süre: 45 dakika
Plak şirketi: Matador Records
Yayın tarihi: 15 Temmuz 2022
Kartonet: Cool kelimesinin müzik dünyasında karşılığını arıyorsak gideceğimiz en güvenli limanlardan biri Interpol olabilir. Tamamı pandemi sürecinde yazılan ve kaydedilen yedinci stüdyo albümleri The Other Side Of Make-Believe de bu duruşlarının bir devamı olarak gün yüzüne çıktı.
The Other Side Of Make-Believe, Interpol’ün 20 yılı aşkın kariyerlerinde bir arada vakit geçirerek yazmadıkları ilk albüm olma özelliğine sahip. Yazım sürecine Paul Banks Edinburgh’tan, Daniel Kessler İspanya’dan ve Sam Fogarino da Georgia eyaletindeki Athens şehrinden katıldı. Bu mesafeli birliktelik, albüme olumsuz etki vermekten ziyade üç müzisyenin de daha özgür olmasına olanak sağladı. Bir yıllık uzaktan çalışmanın ardından önce Catskills’te bir araya gelen üçlü, şarkılara son hâlini verdi. Ardından Interpol ve El Pintor albümlerinde prodüksiyon masasında yer alan Alan Moulder ve Flood’la bir kez daha çalışmak için Kuzey Londra’nın yolunu tuttu. Prodüktör ikili, grup elemanlarından gelen farklı materyalleri bir potada hem eritmeyi hem de ortaya çıkan müziğin Interpol gibi tınlamasını sağladı.

Interpol, The Other Side Of Make-Believe
Neden dinleyelim? Interpol’ün yaptığı bir albüme pozitif ve/veya hayata karşı umut tazeleyen bir iş diyeceğimi tahmin dahi edemezdim ancak The Other Side Of Make-Believe böyle bir albüm. Yine de Interpol diskografisinin en güçlü albümlerinden biri değil. Hit potansiyeli olan şarkılar da olmadığından albümün dinleyiciyi direkt yakalaması zor. Fakat birkaç dinlemenin ötesine geçildiğinde suyun derinleştiğini, albümün müzikal katmanlarının belirginleştiğini fark etmek mümkün. İlk iki tekli olan Toni ve Something Changed için çekilen kısa film tadındaki kliplerde Interpol’un derin sulardaki dünyası var.
Grubun diskografisi ele alındığında 2014 tarihli El Pintor sonrasındaki sadeleşme aşikâr. Bu sadeliğin The Other Side Of Make-Believe’deki temel direkleri gitarist Daniel Kessler ile davulcu Sam Fogarino. Paul Banks, bir önceki albümle birlikte çoktan hem söz yazımında hem de vokalinde ulaşabileceği noktaları keşfedip onları sadeleştirmeye başlamıştı.
Albümün adını sözlerinde ağırlayan Passenger, bir davulcunun dikkat çekmeye ihtiyaç duymadan şarkıyı nasıl öne taşıdığının en etkileyici örneklerinden. Kişisel yorumlar yerine odağımı objektif noktalara çekmeye çalışsam da bazı şarkılarda bunu başaramadığımı söylemem lazım. Bu albümün ve grubun El Pintor’la başlayan süreçte yaptığı en etkileyici parçanın Gran Hotel olduğu fikrindeyim. Paul Banks’in tekrara dayalı ama etkileyici sözlerini zirveye taşıyan kişi Daniel Kessler’dan başkası değil. Tıpkı Fogarino’nun Passenger’da yaptığı gibi öne çıkma hırsı yok. Şarkıda sade ama zekice dokunuşları var. Özellikle 03:45 sonrasını kulaklıkla ve mümkünse yüksek sesle dinlemenizi öneririm.
“So close on taking notes on my brain
Will you be faithful, will you be my origin?
All this is obsolete gardens are burning
'Cause I'll do anything to know you're here again”
Interpol, Gran Hotel
Benzer işler:
- The National, Boxer
- The Sound, Jeopardy
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
The Bear dizisiyle Şikago müziğinin dününe ve bugününe seyahat ediyoruz, Can Kılcıoğlu’nun ilk uzun metrajı Karnaval'ı ve Interpol'ün yeni albümünü ziyaret ediyoruz.
22 Tem 2022

YAZARLAR

Ant Arın Şermet
1998'de İstanbul'da doğdu. 2017'den beri spor, müzik ve sinema alanında yazıp konuşuyor.

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Saraybosna Film Festivali’nin 32. yılında yarışmanın öne çıkanlarına, Balkan sinemasının yakın geçmişle ilişkisine ve festivalin en iyi filmlerine yakından bakıyoruz.

Olivia Wilde’ın "The Invite"ı, boşanmanın eşiğindeki bir çiftin evlerine misafir olan başka bir çift üzerinden arzuyu, evliliği, kadınlık deneyimlerini ve birlikte yaşamanın performatif hâllerini didikliyor. Tek mekana sıkışan film, seksin bir ilişkinin nedeni değil semptomu olduğunu söylerken asıl soruyu sonu bırakıyor: Bir ilişkiyi ayakta tutan şey arzu mu, alışkanlık mı, yoksa ilişkinin içinde kendin olabilmek midir?

Datça’nın doğası ve Akdeniz ruhunu cazla buluşturan DatJazz’ın ilk yılında festivaldeydik. Yunan ve Fransız kültürü arasında büyüyen genç sanatçı Melina ile buluştuk ve geleneksel ile moderni buluşturan Doğu Akdeniz müziği üzerine konuştuk.

Otobiyografik kurgu, memoir ve “dolaysızlık” estetiği çağdaş edebiyatın merkezine yerleşirken kurgu, hayal gücü ve başka dünyalar kurma iddiası giderek geri çekiliyor. Édouard Louis’den Karl Ove Knausgård’a uzanan bu yeni gerçekçilik, edebiyatı bir “otantiklik piyasası”na dönüştürürken okuru başka dünyaları tahayyül etmeye değil ona yalnızca empatiyle yaklaşmaya çağırıyor. Politik ve kültürel olarak alternatifsiz bırakılmış dünyanın edebiyattaki semptomları.

“Brat summer”ın dans pistindeki isyanının üzerinden iki yıl geçti. 2026 yazında Z kuşağının pop yıldızları bu kez ayrılıkları, ölümü, kaygıyı ve dünyanın sonunu anlatıyor. Olivia Rodrigo’dan Phoebe Bridgers’a, Gracie Abrams’tan Charli xcx’e uzanan “sad girl summer”, yalnızca pop müziğin yeni trendi değil, savaşlar, iklim krizi ve gelecek kaygısıyla büyüyen bir kuşağın da ruh hâli.




