“Uygun teknoloji” akımı: Ekolojik olarak sürdürülebilir yaşama stratejileri

İhtiyaçlarımızı biyosfere kaldırılamayacak yükler binmeden karşılaştırabilir miyiz? Yeşil Büyücülük, olabileceğini söylüyor.
“Uygun teknoloji” akımı: Ekolojik olarak sürdürülebilir yaşama stratejileri

26 Mayıs - Philips - Angst
Philips ile birlikte

Her gün tertemiz bir ev: Philips HomeRun 7000 Serisi Aqua Islak ve Kuru Robot Süpürge

Philips Robot Süpürge 7000 Geç gelen bahar temizlikleri yapıldıysa şimdi sıra her gün tertemiz bir evle karşılaşmakta. Philips Robot Süpürge 7000 siz gelmeden evinizi tertemiz yapmak için hazır.

Daha fazlasını öğren →

Angst

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

E.F. Schumacher, 1950’lerde, endüstriyelleşmemiş dünyanın ihtiyaçları ve potansiyellerine cevaben uygun teknoloji hareketini başlatmıştı. Buna “ara teknoloji” ismini vermişti; arada, yani dünyanın Güney’inin geleneksel yerel teknolojileriyle endüstriyel devletlerin enerji ve sermaye yoğun teknolojilerinin arasında.

— John Michael Greer

Ekonomist Ernst Friedrich Schumacher’ın büyük ölçekli, enerji-yoğun ve kompleks teknolojilerin çevreye yıkıcı etkileri üzerine bir cevap olarak “uygun teknoloji” kavramını sunmasının üzerinden 61 yıl geçti. Orijinal dilinde 1973 yılında yayımladığı Küçük Güzeldir: Önceliği İnsana Veren Bir Ekonomi Anlayışı başlıklı çalışmasının içindeki makaleler üzerinden sunduğu fikirler, modern sürdürülebilir kalkınma ve yeşil teknoloji hareketlerinin iskeletini oluşturdu.

Araştırmacıya göre “uygun teknoloji,” öncelikle insanlara ve çevreye zarar vermeyen, yerel kaynakları ve yetenekleri etkin bir şekilde kullanabilen ve hem bireylerin hem de toplulukların kontrolü altında olma özelliği taşıyan bir alan. Amacı, teknolojiyi yalnızca daha verimli kılmak değil, aynı zamanda toplumun genel refahını ve çevre sağlığını da iyileştirmek.

Uygun teknolojinin önde gelen isimleri, yirminci yüzyılın endüstriyel ülkelerinin savurgan makinelerini işler kılan ucuz ve bol enerji ve kaynaklarının yirmi birinci yüzyıl dünyasında kaçınılmaz şekilde tükeneceğini ileri sürdü. Bu durum gerçekleşmeden önce yeni bir teknoloji türünün icat edilmesi ve üretime sokulması gerekiyordu.

İnsan ve çevre merkezli bir konsept: “Uygun teknoloji”ye giriş

Kavram, aynı zamanda ölçeklenebilir, ekonomik açıdan sürdürülebilir ve sosyo-ekonomik adaleti destekleyen bir yapıyla çağdaşlarının yaklaşımlarından farklılaşıyor. Bu teknolojiler genellikle yerel malzemeleri kullanıyor; yerel insanlar tarafından tamir edilebilir ve bakımı yapılabilir hâlde karşımıza çıkıyor—bu da uygun teknolojiyi yerel ekonomiler için daha uygun kılıyor.

Yani bu, toplumların ve çevrenin ihtiyaçlarını karşılayabilecek bir teknoloji yaklaşımının geliştirilmesi çağrısı. Bu, insan merkezli ve çevre dostu bir teknoloji anlayışı sunarak dünyanın karşı karşıya olduğu çevresel ve sosyal zorlukları aşma çabalarına katkıda bulunma hedefi.

Ernst Friedrich Schumacher, 1977
Fotoğraf: David Montgomery


Kavramı pratiğe dökenler: Yeşil Büyücülük

Modern teknolojinin getirdiği zorlukları ve bunlara karşı çıkmanın ve uyum sağlamanın yollarını tartışmak, “uygun teknoloji” alanında çalışma arzusu olanların ortak noktası sayılabilir. Yazar John Michael Greer da onlardan biri. Yeşil Büyücülük isimli kitabında insan ve çevre odaklı düşünce sistemi ve yaklaşımını nasıl şekillendirdiğinden, “ekolojik bir medeniyet”in nasıl varolabileceğini anlatıyor.

Eko-düşünür, Batı ezoterik geleneklerinden ilham aldığını, J.R.R. Tolkien kitaplarından esinlenerek çözüm yolları üzerine düşündüğünü açıkça ifade ediyor. Böylelikle Greer’ın modern toplumun karşılaştığı ekolojik ve sosyal sorunlar özelinde hangi gelenekleri içselleştirerek bir çerçeve sunduğunu anlamak mümkün oluyor.

İnsan ihtiyaçlarının biyosfere kaldırılamayacak yükler bindirmeden karşılama yaklaşımını “karanlığa ışık tutmak” olarak gösteren yazar,  “büyücü” kelimesinin tercihini de tarihsel bir bağlamdan ediniyor: “Orta Çağ’ın başlarında büyücü, ticaretteki esas sermayesi iyi tavsiye vermek olan serbest çalışan bir entelektüeldi.”

Yeşil bir büyücü olmak, Orta Çağ’daki bağlamıyla bir olarak alındığında, bugünün pratiğinde doğaya saygı duyarak sürdürülebilir bir yaşamı içselleştirmeye denk düşüyor. Yani “esas sermaye”yi doğayla daha derin bir bağlantı kurmak, sürdürülebilir yaşam pratiği içinde olmak ve genellikle daha bilinçli ve çevre dostu bir yaşam tarzını benimsemek, “büyücü”lüğün ta kendisi. 

Bir uygun teknoloji örneği olarak bisiklet
19. yüzyıl, Bibliotheque des Arts Decoratifs


Sınırlar Çağı’nın dayatmalarına karşı 1970’lerden bugüne

1970’lerin enerji krizleri, yenilikçi yaklaşımlara sahip bir kuşakla birleştiği için, bugün Sınırlar Çağı’nın dayatmalarını reddedebiliyoruz diyebiliriz. “Mümküniyet”in yolunu açan onlardı. 

Unutmamak gerek: 50 yıl önce uygun teknoloji kullanımları konusunda hayallere sahip oldukça düşük bütçeli, kâr amacı gütmeyen oluşumlar ve yine oldukça kısıtlı bir ekonomik destekle yola çıkan girişimcilerin ufak işletmelerine rastlamak mümkündü.

Greer, bu gerçekten bahsederken bu girişimlerin “kayda değer derecede” başarılı olduklarından bahsediyor ve ekliyor: “Uygun teknoloji projesinin yâd edildiği o nadir durumlarda hikâyenin bu kısmı neredeyse hep unutuluyor. [Ben] 1980’de üniversiteye başladığımda, temel teknolojiler icat edilmiş, en zorlu sorunlar çözüme kavuşturulmuştu.”

50 yıl öncesinin önemi: Bu basit teknolojiler ve “küçük adımlarla büyük değişiklikler” vadeden çalışmaların çağdaş sürdürülebilirlik girişimlerinden farkı, sürdürülebilirlik girişimleri günümüzde medyanın gündemini epey belirlemesinden geçiyor.

Temsil sahibi projeler, büyük ölçekli, gösterişli ve maliyetli projeler oluyor; bu durum, 50 yıl öncesindeki inovasyonlara karşı var olan "radikallik" algısından oldukça farklı. 1970'lerdeki umut verici girişimlerin odak noktası, genellikle daha basit ve erişilebilir teknolojileri odağına almasıyla birlikte “sıradan insan”ların hayata geçirebileceği çözümleri içermesiydi. Bulunan çözümler, saha testlerine tabi tutuluyor ve sonuçlar, bu teknolojilerin örneklerini kendi arka bahçelerinde inşa eden ve deneyimlerini Mother Earth News dergisine mektup olarak gönderen binlerce insan tarafından paylaşılıyordu.

Mother Earth News, Haziran/Temmuz 1970 sayısı


Yani yöntemler, insanlar için, insanlar tarafından gerçekleştirilmişti. Bir sektöre yatırım yapılmıyordu. Bu algıya dönüş, sürdürülebilirliğin yalnızca büyük şirketler veya zengin bireyler tarafından uygulanabilecek bir kavram olmadığını, aksine herkesin katılımını gerektiren bir süreç olabileceğini gösterebilir. Sınırlar Çağı için sunulan mantık, tam olarak bu.

Sonuç olarak: Eko-düşünürün ilhamını ve temellendirdiği inancını nereden aldığı, Yeşil Büyücülük boyunca detaylandırılıyor. “[O zamanda uygun teknolojiyle ilgilenenler] henüz üretime hiç sokulmamış, fikir aşamasındaki mükemmel yeni inovasyonları anlatıyor ya da sadece malum aktivistleri cezbeden son derece radikal öneriler sunuyorlar.” Bir “yeşil” devrimci, ilhamını onlardan alıyor. 

Elbette, Dünya’nın merkezinin sınırsız petrol okyanuslarıyla dolu olduğunu ya da hepimizin cankurtaran misali ekoköylere taşınıp bolluk bereket dolu hayatlar süreceğimizi veya Göğe Yükselme (Rapture), Teknolojik Tekellik (Singularity) ya da bir başka deus ex machina’nın onları gelecekten kurtaracağını iddia edenlerin varlığı yok sayılmıyor. Ancak bu, Greer’ın uygun teknolojiye giriş bilgilerini ve ev ölçeğinde insan- ve çevre odaklı bir yaşam için ders alıştırmalarını herkesle paylaşmasına engel olmuyor.

Editörün notu: İleri okuma için topluluk destekli yayıncılık ilkesini benimseyen Ekofil Yayıncılık’tan yayımlanan Yeşil Büyücülük ziyaret edilebilir.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Angst

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

NEREDE YAYIMLANDI?

AngstAngst
∙

BÜLTEN SAYISI

🛖 “Uygun teknoloji”: Ekolojik olarak sürdürülebilir yaşama stratejileri

İhtiyaçlarımızı biyosfere kaldırılamayacak yükler binmeden karşılaştırabilir miyiz?

26 May 2023

Philips ile birlikte
🛖 “Uygun teknoloji”: Ekolojik olarak sürdürülebilir yaşama stratejileri

YAZARLAR

Alara Demirel

ANGST editörü

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

İLGİLİ OKUMALAR

AngstAngst
∙

HİKAYE

Antalya’da iklim sınavı: COP31’in başarısını nasıl ölçeceğiz?

Antalya’da düzenlenecek COP31 İklim Zirvesi, Türkiye için sadece uluslararası bir zirveye ev sahipliği yapma meselesi değil. İklim finansmanı, adil geçiş, emisyon azaltımı ve çoktaraflı işbirliği başlıklarında somut ilerleme sağlanması, Türkiye'nin küresel iklim diplomasisindeki rolünün de önemli bir göstergesi olacak. COP31’in başarısını, açıklanan taahhütlerin sayısı değil, ülkelerin somut kararlar alıp bunları uygulamaya dönüştürme kapasitesi belirleyecek.

Pelin Cengiz

·

06 Kas 2026

Antalya’da iklim sınavı: COP31’in başarısını nasıl ölçeceğiz?
AngstAngst
∙

HİKAYE

DOSYA: İklim finansmanında özel sektörün rolü #1

COP31’e günler kala, iklim diplomasisinin en önemli gündem maddelerinden biri yine finansman. Yeni düzenlemelerle birlikte Türkiye’de özel sektörün iklim finansmanında daha fazla sorumluluk üstlenmesi gerekecek gibi görünüyor.

Alev Karakartal

·

06 Kas 2026

DOSYA: İklim finansmanında özel sektörün rolü #1
AngstAngst
∙

HİKAYE

COP31’e doğru iklim finansmanı: 1,3 trilyon dolar nereden gelecek, nereye gidecek?

COP31'e doğru 2035 için belirlenen yıllık 1,3 trilyon dolarlık iklim finansmanı hedefi tartışılırken kaynakların hangi kanallardan sağlanacağı, ülkelerin katkısının nasıl paylaşılacağı ve finansmanın ne kadarının hibe olarak aktarılacağı belirsizliğini koruyor. Bakü–Belém Yol Haritası bu hedefe ulaşmak için bir çerçeve sunarken asıl sınav, finansmanın ihtiyaç sahiplerine hangi koşullarda ulaşacağı olacak.

Pelin Cengiz

·

02 Kas 2026

COP31’e doğru iklim finansmanı: 1,3 trilyon dolar nereden gelecek, nereye gidecek?
AngstAngst
∙

HİKAYE

Pandemi günlerini özlemek bizi kötü biri mi yapar?

Pandemi günlerinde bir adım geri atıp, yaşadığımız keşmekeşi çıplak gözlerle görünce, en çok da bizden nelerin esirgendiğini fark ettik. Ertelenen kitaplar okundu, filmler, diziler izlendi. Kimimiz sahiden de mutfakta becerikli olduğunu keşfetti, hemen herkes evde kendi ekmeğini pişirmeye başladı, bir kısmımız hızını alamayıp karnabaharı bile deterjanla yıkamaya soyundu. Ama ortak duygu şuydu: Çalışırken de kendimize vakit ayırabilirmişiz. Peki böyle bir hayat için illa küresel bir felaket mi yaşamamız gerekiyordu?

Vartan Estukyan

·

29 Eki 2026

Pandemi günlerini özlemek bizi kötü biri mi yapar?
AngstAngst
∙

HİKAYE

Jennifer Morgan: COP31, Türkiye için kömürden uzaklaşmak açısından büyük fırsat

Türkiye’nin ev sahipliğinde düzenleneceği için bu yıl özel bir önem atfedilen COP31’in ana gündem maddelerini, işleyiş ve iklim finansmanına ilişkin kritik konuları uluslararası iklim politikası, çevre hareketi ve iklim diplomasisi alanlarında 30 yılı aşkın deneyime sahip bir isim olan Jennifer Morgan ile birlikte değerlendirdik.

Pelin Cengiz

·

28 Eki 2026

Jennifer Morgan: COP31, Türkiye için kömürden uzaklaşmak açısından büyük fırsat