“Mülkiyet hakkı ve Anayasa eşiği”

Yargıtay 3. Ceza Dairesi tarafından Anayasa Mahkemesi'ne ilişkin verilen karar, ekonomi çevrelerinde "hukukun yabancı yatırımcıya etkisi" üzerinde tartışmalara neden oldu.
“Mülkiyet hakkı ve Anayasa eşiği”

13 Kasım - Alternatif Bank - Pareto
Alternatif Bank ile birlikte

Yepyeni dünyaları keşfetme zamanı: Alternatif Banklılara yıllık Boodio üyeliği 1 TL

Hayatı kolaylaştıran yenilikçi çözümler ve sunduğu avantajlarla fark yaratan Alternatif Bank , müşterilerine kitapların keşfedilmeyi bekleyen diyarlarında istedikleri zaman istedikleri yerde yolculuğa çıkabilmeleri için Boodio ’yla çok…

Daha fazlasını öğren →

Pareto

Pareto

İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.

Yargıtay 3. Ceza Dairesi, 8 Kasım 2022 tarihinde bir ilke imza atarak, Türkiye İşçi Partisi’nden (TİP) Hatay Milletvekili seçilen Gezi Parkı davası tutuklusu Can Atalay hakkında ihlal kararı veren Anayasa Mahkemesi (AYM) üyeleri hakkında suç duyurusunda bulundu. Yargıtay, Anayasa Mahkemesi tarafından verilen hükmün uygulanmamasına hükmederken, Atalay’ın milletvekilliğinin düşürülmesi işlemlerinin başlaması için TBMM’ye yazı gönderilmesine de karar verdi. 

Ekonomi camiasından tepkiler

Yargıtay tarafından tarihinde bir ilk olarak verilen hüküm ekonomistler, yatırımcılar ve sermaye piyasası mensupları arasında tartışma konusu oldu. Bazı ekonomistler, özellikle Türkiye’nin dışarıdan kaynak girişlerine ihtiyaç duyduğu böylesine bir dönemde üst yargı mercîleri arasında çıkan bir ikilik durumunun yabancı yatırımcılar arasında bir paniğe sebep olacağını söylerken, bazı ekonomistler ise “Çin” örneği vererek yabancı sermayenin hukuktan ziyade kârlılığa önem verdiğini ifade etti.

Konuyla ilgili açıklama yapan InvestAZ CSO’su İris Cibre, "Bugün başka bir eşik aşıldı. Mülkiyet hakkı ve Anayasa eşiği. İşte yabancı yatırımcı buna bakar. (...) Vur kaça gelir yabancı. Siz vur kaç parası gelir diyorsanız haklısınız tabii. Tartmanız gereken biz vurkaç mı yoksa uzun vadeli yatırımcı mı istiyoruz. Hakkını hukukunu arayabileceğinden şüphe duyan bir yatırımcı, belirsiz bir ortamda ne fabrika kurar ne de 10 yıl vadeli tahvili HTM, 100 endeks hisseyi 10 yıl tutar" ifadelerini kullandı.

Yargıtay kararına ilişkin yorum yapan Ekonomist Uğur Gürses, "En basit alacak-verecek ya da kamu idaresiyle olan ihtilafında karar verecek yargı merciinin 'kitaba' göre mi yoksa yargı dışı bir merkeze bakarak mı karar vereceği hem yabancı sermaye için, hem de biz yurttaşlar için çok önemlidir. Düzenleyici hukuka uymayan yargı en ürkütücü olanıdır... Anayasayı tanımayan bir mahkemenin olduğu yerde mülkiyet haklarının güvencesi yoktur" dedi.

Konuyla ilgili “Yüksek yargı çatışıyorsa yabancı sermaye gelir mi?” başlıklı bir yazı kaleme alan Ekonomi Gazetesi yazarı Şeref Oğuz, yazısında, “Mehmet Şimşek ve Gaye Erkan ikilisi, yeniden para arama turlarına çıkıyorlar. ‘Ben para aramıyor, yatırım çekmek için dolaşıyorum’ diyen Mehmet Şimşek, gideceği Amerika’da yatırımcılara ne anlatacak? ‘Üst yargınız birbiriyle çatışırken, bize hukuki güvence vermeniz imkansız’ demezler mi?” ifadelerine yer verdi.

Katıldığı bir programda konuyla ilgili konuşan Prof. Dr. Burak Arzova ise, “Ben bir doğrudan yabancı yatırımcı olarak hiç tanımadığım bir ülkeye gitmek istediğimde beni orada koruyacak olan tek şey o ülkenin kanunlarıdır. Eğer o ülkenin kanunları değişiklik gösterirse, o ülkenin kanunları benim fabrikamı koruyabilirse, benim ettiğim kârı koruyabilirse, o zaman ben şunu bilirim ki benim mülkiyet hakkım anayasal çerçeve içerisinde güven altındadır” dedi. Verilen Çin örneğine de değinen Arzova, Çin’in özellikle yabancı yatırımcılar açısından kanunlarda değişiklik yapacak ya da güvenceyi ortadan kaldıracak çalışmalara girmediğini söyledi. 

“Yabancının Yargıtay kararıyla ilgilendiğini sanmıyorum”

Konuyla ilgili Aposto’ya konuşan finans dünyasından bir kaynak, yabancı yatırımcının ülkenin hukuki işlerliğinden ziyade elde edeceği getiriyle ilgilendiğini söyleyerek, “Hiçbir yabancı portföy yatırımcısının Yargıtay kararı gibi herhangi bir şeyle ilgilendiğini sanmıyorum. Çünkü Türkiye’de ve dünyanın geri kalanında yatırımcılar yatırımın dönüşüyle ilgilenir. Bunun dışında hukukun işlemezliği onların gözünde değildir. İlgilendikleri şey TL’nin devalüe olmaması ve sağlayacakları getiridir” ifadelerini kullandı. 

Yabancı yatırımcının yatırım tercihleriyle alakalı da yorum yapan kaynak, yatırımcıların önümüzdeki dönemde borsadan ziyade DİBS ve TL mevduatla daha çok ilgilenebileceğini düşündüğünü söyleyerek şu ifadeleri kullandı:

“2021-2022 yıl sonunda, dünyanın en büyük varlık yönetim şirketlerinden biri olan BlackRock’ın sahip olduğu fonlar içerisinde en yüksek reel getiriyi sağlayan fon Türkiye fonu oldu. Bunu sağlayan unsur, kurun baskılanması ve bununla birlikte enflasyondan yüksek getiri sağlayacak bir yatırım aracının olmaması sebebiyle borsanın yükselmesiydi.

Mevcutta böyle bir ortam yok. Mehmet Şimşek ve Gaye Erkan’ın söylemleri gayet TL mevduatın çekicileştirilmesi ve kurun serbest bırakılması tarafında. Bu da aslında hem yerleşik hem de yurt dışı yerleşik yatırımcılar için borsanın çekiciliğini genel olarak düşüren bir şey. Çünkü faiz arttığı zaman ve kur serbest bırakıldığı zaman borsada yapacağınız yatırım size negatif bir dönüş sağlayabilirken, TL mevduat pozitif reel faiz sağlamasa bile en azından paranızın değerinin negatife değil pozitife gitmesine sebebiyet verir.”

“Siyasi gelişmelerin pek etkili olduğu söylenemez”

Konuyla ilgili Aposto’ya konuşan başka bir kaynak ise, yabancı yatırımcıların Türkiye’ye bakışına ilişkin en önemli göstergelerden biri olan Türkiye’nin 5 yıllık kredi risk priminin (CDS) son gelişmelerden olumsuz etkilenmediğini ifade etti. 

“Hem CDS hem de Eurobond fiyatlamasında yurt dışı piyasası siyasi gelişmeleri pek takmadı açıkçası.” diyen kaynak, “Bu siyasi gelişmelerin pek etkili olduğu söylenemez. Bunu geçtim; biz İsrail savaşında bile negatif etkilenmedik CDS tarafında” diye de ekledi. 

Yabancı para cinsinden tahvil (Eurobond) piyasasının tamamen yurt dışındaki gelişmelere bağlı olduğunu, fakat TL tahvil piyasasının bir miktar daha genişlemesi durumunda siyasi gelişmelerden etkilenebileceğini ifade eden kaynak, “Şunu söyleyebilirim; Eurobond ve CDS tarafında nötr, fakat TL tarafında Dolar/TL yukarı gitti, TL tahvil piyasası bir miktar daha genişledi. Orada artık yabancı bir miktar daha bu siyasi gelişmeleri takip edebilir diye düşünüyorum” dedi.

Sonuç olarak

Sonuç olarak “sıcak para” diye tabir edilen kısa vadeli portföy yatırımları, Yargıtay’ın aldığı karardan çok etkilenmemiş olabilir. Bu durumu kararın ardından Borsa İstanbul’da sert bir düşüş gerçekleşmemesi, yabancı takas oranında bir gerileme yaşanmaması ve kararın ardından Türkiye’nin 5 yıllık kredi risk priminin 370 puanlara kadar gerilemesinden çıkartabiliriz. Zaten bu tarz yatırımlarda yatırımcı, uzun soluklu kalmayı planlamadığı için ülkenin durumuna değil, alacağı getiriye odaklanır. 

Fakat, kısa vadeli portföy yatırımlarından ziyade daha yüksek düzeyde hukukî güvence gerektiren doğrudan sermaye yatırımları, etkileri kısa vadede hissedilmemiş olsa dahi karardan etkilenmiş olabilir. Özellikle henüz geçtiğimiz günlerde bir yerli-yabancı ortaklığı tarafından yapımı iptal edilen milyar dolarlık batarya fabrikası yatırımı, her ne kadar farklı nedenler öne sürülse de bu kararın yarattığı etkiden dolayı iptal edilmiş olabilir.

Burada bu iki yatırım türü arasından Türkiye’nin tercihi mutlak surette uzun vadeli doğrudan sermaye yatırımları olmalıdır. Çünkü tabiri caizse “sıcak para el yakar” ve kârını aldıktan sonra ardına bakmadan çekip gitme riski taşır. Fakat uzun vadeli, istikrarlı bir doğrudan yatırım ülkeye hem teknoloji transferi, hem istihdam hem de üretim alanlarında katkıda bulunacak ve bir gün yatırımdan vazgeçilse dahi ödenilen tazminat ve vergilerle bu ülkeye katkıda bulunmaya devam edecektir.  

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Pareto

Pareto

İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.

NEREDE YAYIMLANDI?

ParetoPareto
∙

BÜLTEN SAYISI

🕰️ Zaman yönetimi, yabancı güveni

Zamanlamayla ilgili belirsizlikler, iş dünyasında koordinasyon sorunlarına yol açabiliyor. Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin AYM'ye ilişkin kararı, hukukun yabancı yatırımcıya etkisi üzerinde tartışmalara neden oldu.

13 Kas 2023

Alternatif Bank ile birlikte
🕰️ Zaman yönetimi, yabancı güveni

YAZARLAR

Emircan Yaman

Piyasalar ve Finans Editörü

Pareto

İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.

İLGİLİ OKUMALAR

ParetoPareto
∙

HİKAYE

Dijital yayıncılıkta yaratıcılık krizi: Netflix neden irtifa kaybediyor?

Bir dönem önlenemez yükselişiyle teknoloji girişimleri kadar hızlı değerlenen Netflix, son dönemlerde geleneksel bir medya şirketini andıran performansıyla yatırımcılarını hayal kırıklığına uğratıyor. Platformun hit içerik üretimindeki yavaşlama, henüz belirgin biçimde bilançoya yansımamış olsa da içerik izleme alışkanlıkları ve piyasa değerine ilişkin metrikler, Netflix’in ağır ağır irtifa kaybettiğine işaret ediyor.

Doğa Yurduneri

·

27 Eki 2026

Dijital yayıncılıkta yaratıcılık krizi: Netflix neden irtifa kaybediyor?
ParetoPareto
∙

HİKAYE

Yanlış soru: Reklamcılık bitti mi? Doğru soru: ‘Ödünç alınmış dikkat’le marka iletişimi olur mu?

"Ödünç dikkat çağı" bugünlerde yeni bir şey gibi paketleniyor ama neredeyse reklamcılık kadar eski bir tartışma bu. Öte yandan viral akımlar, memler, trend sesler, influencerlar çağında araştırmalar, ödünç dikkatin kapıyı açsa da alışkanlık yaratmadığını da gösteriyor. Peki bu tartışmaların ortasında reklamcılıktan elde kalan ne? Bunun cevabı şeffaf süreçler, doğrulanabilir sonuçlar, kanıtlar ve gerçek insan emeğinde yatıyor.

Ümit Alan

·

23 Eki 2026

Yanlış soru: Reklamcılık bitti mi? Doğru soru: ‘Ödünç alınmış dikkat’le marka iletişimi olur mu?
ParetoPareto
∙

HİKAYE

Aidiyet ekonomisi: Favori markalarınız neden bez çanta satıyor?

Eskiden yalnızca satın alınan ürünleri taşımak için kullanılan bez çantalar, bugün tüketiciler için bir statü sembolüne, markalar için ise maliyetsiz bir reklam aracına dönüşüyor. Giderek daha fazla işletme, esas faaliyet alanının dışına çıkarak bez çantalardan tişörtlere, şapkalardan kupalara kadar uzanan “merch” koleksiyonları oluştururken bir dönemler ücretsiz dağıtılan bu promosyon ürünleri, tüketicilerin para ödemeye gönüllü olduğu yeni bir pazar yaratıyor.

Doğa Yurduneri

·

21 Eki 2026

Aidiyet ekonomisi: Favori markalarınız neden bez çanta satıyor?
ParetoPareto
∙

HİKAYE

Otomobil sektörünün yeni ikilemi: Yakıt krizi elektriklinin kaderini değiştirir mi?

Ortadoğu'daki savaşın tetiklediği akaryakıt krizi, elektrikli otomobillere yönelik talebi yeniden artırırken sektördeki dengeleri de değiştiriyor. Son bir yılda elektrifikasyon yatırımlarını küçülten otomobil devleri, yükselen talep ve Çin’deki üreticilerin güçlenen rekabeti karşısında gelecek stratejilerini yeniden değerlendirmek zorunda kalıyor.

Doğa Yurduneri

·

14 Eki 2026

Otomobil sektörünün yeni ikilemi: Yakıt krizi elektriklinin kaderini değiştirir mi?
ParetoPareto
∙

HİKAYE

Dijital ödemede güven eşiği: Her 10 işletmeden 7’si yeni çözümlere açık

Dijital ödeme çözümleri, her geçen gün daha da yaygınlaşırken işletmelerin bu çözümlere yaklaşımında güven, kullanım kolaylığı ve sağlanan somut fayda belirleyici hâle geliyor. Yakın tarihte Garanti BBVA’nın kuruluşu Tami’nin ve Ipsos Türkiye’nin işbirliğinde gerçekleşen çalışma da işletmelerin dijital ödeme çözümlerine açık olduğunu, fakat dönüşümün esas anahtarının güven olduğunu ortaya koyuyor.

12 Eki 2026

Dijital ödemede güven eşiği: Her 10 işletmeden 7’si yeni çözümlere açık