ABD – AB ticaret anlaşması ile belirsizlik ortamı arttı mı, azaldı mı?

Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) Dünya Ekonomik Görünüm - Temmuz 2025 Raporu bu hafta yayımlandı.Raporun başlığı çok çarpıcı: Kalıcı Belirsizliğin Ortasında Zayıf Dayanıklılık. Bu raporu hazırlayanlar muhtemelen ABD ve AB arasındaki anlaşmanın sonucunu görüp raporun son şeklini vermişlerdir. Peki bu anlaşma belirsizliği azalttı mı, yoksa artırdı mı?
ABD – AB ticaret anlaşması ile belirsizlik ortamı arttı mı, azaldı mı?

EXANTE

EXANTE

Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.

Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) Dünya Ekonomik Görünüm - Temmuz 2025 Raporu bu hafta yayımlandı.

Raporun başlığı çok çarpıcı: Kalıcı Belirsizliğin Ortasında Zayıf Dayanıklılık.

Hem Dünya Ticaret Örgütü’nün (WTO) hem de IMF’nin raporlarında Türkiye’ye yönelik büyüme tahminleri pek tutmaz. Binlerce kilometre ötede raporu hazırlayan araştırmacılar Türkiye’nin iç dinamiklerini bilmez. Kayıt dışı ekonominin varlığından, ekonominin vadeli yapısından habersizdirler. Kayıt dışı ekonominin büyüklüğünü rakamsal olarak bilirler ama bunun Türkiye ekonomisini nasıl dinamik tuttuğunu hayal bile edemezler. Şirketlerin cari hesap usulü çalışıp birbirinin finansörü olduğu bir yapı, raporu hazırladıkları ülkelerde yoktur mesela.

Ancak bu raporlar, küresel ticaretin, ekonomik faaliyetlerin yönünü görebilmek ve riskleri algılayabilmek açısından yine de çok önemlidir.

Önce sizlere IMF’nin Türkiye ekonomisine ilişkin büyüme öngörüsünü paylaşayım.

IMF, Türkiye ekonomisi için 2025 ve 2026 büyüme tahminlerini bu rapor döneminde yukarı yönlü revize etti. Böylece, 2025 tahmini %2,7’den %3’e, 2026 tahmini ise %3,2’den %3,3’e yükseltilmiş oldu. Bir önceki tahmine göre daha tutarlı bir tahmin.

IMF, küresel büyümenin 2025 yılında %3,0, 2026 yılında ise %3,1 olacağını tahmin ediyor. 2025 yılı tahmini, Nisan 2025 Dünya Ekonomik Görünümü (WEO) referans tahmininden 0,2 puan, 2026 yılı tahmini ise 0,1 puan daha yukarıda. IMF ayrıca, küresel manşet enflasyonun 2025 yılında %4,2’ye, 2026 yılında %3,6’ya düşmesini bekliyor.

Ekonomik görünümün geleceğine ilişkin olarak ise raporu hazırlayanlar muhtemelen Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve Avrupa Birliği (AB) arasındaki anlaşmanın sonucunu görüp raporun son şeklini vermişlerdir.

Çünkü rapor, Nisan ayında açıklananlardan daha düşük ortalama efektif ABD gümrük tarifelerini ve zayıf ABD doları da dahil olmak üzere finansal koşullardaki iyileşmeyi dikkate almış gözüküyor.

IMF, küresel görünümdeki risklerin Nisan 2025 ekonomik raporunda olduğu gibi aşağı yönlü olduğunu belirtiyor. Gümrük vergisi oranlarındaki bir artışın büyümenin zayıflamasına yol açabileceğini, belirsizliğin artmasının ekonomik faaliyetler üzerinde daha ağır bir yük oluşturmaya başlayabileceğini; ayrıca ek gümrük vergileri için son tarihler yaklaşırken önemli ve kalıcı anlaşmalar konusunda ilerleme kaydedilememesinin de bu durumu pekiştirebileceğini söylüyor. Jeopolitik gerilimlerin küresel tedarik zincirlerini bozabileceğini ve emtia fiyatlarını yukarı çekebileceğini belirtiyor.

Daha büyük mali açıkların ya da artan riskten kaçınma eğiliminin, uzun vadeli faiz oranlarını yükseltebileceği ve küresel finansal koşulları sıkılaştırabileceği konusunda da bizi uyarıyor IMF.

IMF, olumlu senaryoda ise ticaret müzakereleri öngörülebilir bir çerçeveye kavuşursa ve gümrük vergilerinde düşüş yaşanırsa, küresel büyümenin hızlanabileceğini öngörüyor.

Politikaların, gerilimleri yatıştırarak fiyat ve finansal istikrarı koruyacak, mali tamponları yeniden oluşturarak ve çok ihtiyaç duyulan yapısal reformları uygulayarak güven, öngörülebilirlik ve sürdürülebilirlik sağlayacak bir yapıda olması gerektiğini de belirtiyor IMF.

Ben, tarifeler konusunda en kötünün geride kaldığını düşünüyorum.

Aşağıdaki tabloda (Tablo-1), ABD’nin en çok ihracat yaptığı ülkeler sıralamasına göre 2024 yılı ithalat ve ihracat rakamlarını verdim:

Amerika bu ülkelerden, Çin ve Hindistan hariç hepsiyle anlaşmaya vardı. Çin konusu daha uzun süre devam edecek gibi duruyor ve hemen çözülebilecek bir konu değil. Çin’in askeri gücü, savaş tehdidi içinde olmaması, Rusya ile devam eden ilişkileri nedeniyle enerji güvenliği konusunda bir sıkıntı yaşamaması, Afrika ülkeleriyle olan stratejik ilişkisi ve hepsinden önemlisi pek çok Amerikalı şirketin üretim üssü olması, elini çok ama çok güçlü kılıyor. Tarife konusunda ABD’nin restini gördüm diyebilen tek ülke oldu, o da Çin. Çin ile görüşmelerin karşılıklı olarak uzatıldığını açıkladı ABD tarafı.

Hindistan ile de yumuşama bir yana, gerginlik hâkim. Ancak unutmamak lazım ki BRICS içerisinde ABD yanlısı tek ülke Hindistan. İngiltere ile olan geçmişi Hindistan’ı iyi bir müzakereci konumuna getirdi fakat konunun çok uzaması hâlinde İngiltere’nin arabulucu olacağını düşünüyorum.

Çin ile yürütülen müzakerelerdeki belirsizliği saymazsak, ortalık biraz durulmuş gibi. 2 Nisan 2025 tarihine göre (tarifelerin ilk açıklandığı tarih) daha iyi bir noktada olduğumuz konusunda sanırım kimsenin şüphesi yoktur.

Avrupa Birliği ile anlaşmaya varıldıktan sonra CNBC internet sitesinde Lori Ann LaRocco’nun “ABD-AB ticaret anlaşmasının Amerika'nın toplam ithalatına etkisi: Gümrük vergisi simülatörü” başlıklı yazısı çok ilgi çekiciydi.

Yazar yazısında OEC Tarife Simülatörü’nden bahsediyor. OEC Tarife Simülatörü; gelişmiş bir gümrük tarifesi modeliyle etkileşime girerek gümrük tarifelerinin potansiyel etkisini keşfetmeye yarayan bir araç. Toulouse Üniversitesi Ekonomi Profesörü Cesar Hidalgo tarafından geliştirilmiş. Hidalgo aynı zamanda Kolektif Öğrenim Merkezi Direktörü ve OEC Tarife Simülatörü’nü geliştiren Datawheel’in kurucusu.

Yazıda belirtildiği şekliyle; OEC Tarife Simülatörü, ABD-AB ticaret anlaşması sonucunda 2027 yılında ABD’ye yapılan küresel ihracatta %46’lık, yani 2,68 trilyon dolarlık bir düşüş olacağını öngörüyor.

OEC Tarife Simülatörü, 2027 yılında ABD’nin dünyaya yaptığı ihracatta %12’lik bir artış olacağını; bu artışın tutarının 1,59 trilyon dolar olacağını tahmin ediyor.

Hemen belirtmek lazım ki, OEC Tarife Simülatörü’nün tahmini, yalnızca ABD ve AB arasında açıklanan ticaret anlaşmasına yanıt olarak ticaretin nasıl yeniden yapılandırılabileceğini öngörmek üzere tasarlanmış bir modele dayanıyor. Bu tahmin, 1 Ağustos’ta uygulanacak tüm kapsamlı gümrük vergilerinin etkisini içermiyor.

Yazıda belirtildiğine göre Hidalgo; "Buradaki asıl mesele, ülkelerin bu senaryoların çoğunda ticari ilişkilerini ABD’den uzaklaştırma eğiliminde olmalarıdır" demiş ve "Bu durum, ABD ile aşırı entegre olan ve daha az entegre ülkeler kadar hızlı bir şekilde yeniden yapılandıramayan Meksika ve Kanada hariç, çoğu ülke için geçerli" diye belirtmiş.

Onun bu düşüncesine tamamen katıldığımı söylemek isterim.

AB ile varılan %15’lik tarife anlaşması şu açıdan da çok önemli: Yeni tarifelerin olmadığı 2025 başı senaryosunda, Almanya’dan ABD’ye ihracatın 2023’te 133 milyar dolardan 2027’de 155 milyar dolara çıkacağı tahmin edilirken, %15 tarife anlaşması ile Almanya’dan ABD’ye ihracatın 2023’te 133 milyar dolardan 2027’de 149 milyar dolara çıkacağı öngörülmüş. Sadece Almanya’dan ABD’nin tasarrufu 6 milyar dolar olacak. Her şeyin aynı kalmamasının yarattığı olumlu etki mi dersiniz, yoksa Başkan Trump’ın başarısı mı, o artık size kalmış.

Yine ABD ile AB arasındaki %15’lik gümrük vergisi anlaşmasını esas aldığımızda, Tarife Simülatörü; öngörülen senaryoya göre, ABD’nin İngiltere’den (22,5 milyar dolar), Fransa’dan (10,2 milyar dolar) ve İspanya’dan (5,65 milyar dolar) daha fazla; Kanada’dan (-300 milyar dolar) ve Meksika’dan (-238 milyar dolar) daha az ithalat yapacağını öngörmüş. Bu rakamlar bana fazla iddialı geldi.

Bu senaryoda, Çin’in ABD’ye ihracatındaki düşüşün bir sonucu olarak, Çin’in ABD’den daha fazla; Rusya’dan (70 milyar dolar), Vietnam’dan (34,4 milyar dolar) ve Suudi Arabistan’dan (28 milyar dolar) ithalat yapması bekleniyor.

Çin’in ABD’den ithalatının ise 101 milyar dolar düşmesi yine beklentiler dâhilinde.

Tek gerçek var, o da sürecin ilerledikçe yaşanıp tecrübe edileceği gerçeği.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

EXANTE

EXANTE

Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.

YAZARLAR

Prof. Dr. Burak Arzova

Akademisyen. 1994 yılında Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nden mezun olmasının ardından araştırma görevlisi olarak göreve başladı. 1996 yılında yüksek lisans, 2000 yılında doktorasını tamamlayan Arzova, 2004 yılında doçent, 2009 yılında da profesör oldu. Marmara Üniversitesi İşletme Fakültesi, Muhasebe-Finansman Ana Bilim Dalı’nda öğretim görevlisi.

EXANTE

Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR