ABD’de etlere “insancıl” etiketi

ABD Tarım Bakanlığı, et ve kümes hayvanı ürünlerinin etiketlerinde yer alan "otla beslenen", "serbest gezinen" ve "antibiyotiksiz yetiştirilen" gibi etiketlerin kanıtını güçlendirmek için yeni bir yöntem duyurdu. Bu etiketlere sahip gıdaların satılabilmesi için önce Tarım Bakanlığı’nın Gıda Güvenliği ve Muayene Servisi (FSIS) tarafından onaylanması gerekmektedir. FSIS, etiketlerin doğrulama sistemi için üçüncü taraf sertifikalandırmayı teşvik edeceğini ve ilerleyen günlerde revize edilmiş yönergeler yayınlayacağını bildirdi. Bu karar, Biden yönetiminin et ve kümes hayvanları sektörünü düzenleme isteklerine işaret ediyor.
- Neden? ABD Tarım Bakanlığı basın açıklamasında eylemin tüketicileri yanlış ve yanıltıcı etiketlerden korumayı amaçladığını ve yönetimin pazardaki rekabeti teşvik etmek istediklerini söyledi. Tarım Bakanı Tom Vilsack, girişimin amacının USDA denetim işaretine sahip ürünlerin arkalarındaki iddiayı doğru bir şekilde temsil etmesini sağlamak olduğunu söyledi.
- Karşı görüşler: Et ve hayvansal ürünlerdeki etiketlerde daha fazla doğruluk sağlaması için aktivist gruplardan ve milletvekillerinden ABD Tarım Bakanlığı'na baskı geldi. Hayvan Refahı Enstitüsü'nün savunuculuk grubunun bu yılın başlarında yayımladığı bir rapor ABD Tarım Bakanlığı'nın onayını alan et ürünlerinin %85'inin sahip olduğu etiketlerin aslında yeterli kanıttan yoksun olduğunu tespit etti. Mart ayında Elizabeth Warren (Massachusetts), Cory Booker (New Jersey) ve Richard Blumenthal'ın (Connecticut) dâhil olduğu Demokratik Sens, Tarım Bakanlığı’na bir mektup yazarak yanıltıcı iddiaların ele alınması talebinde bulundu.
- Arka plan: Gıda ürün etiketlerinde sözde faydalar veya etik yetiştirme uygulamaları hakkında belirli iddiaların tüketicilerin satın alma kararlarını etkilediğine dair kanıtlar var. Edelman verilerinden 2022 yılında yapılan bir anket, tüketicilerin “USDA Organik" etiketine göre "antibiyotiksiz yetiştirilmiş" ve "zulümsüz" gibi etiketlere sahip ürünleri satın alma olasılıklarının daha yüksek olduğunu ortaya koydu.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
apéro gazete'de bu hafta: Haftanın tarım ve gastronomi haberleri, 12 Haziran'da Londra'da gerçekleşen Gastronomi ve Yardım Konferansı CRADLE OF FOOD'un değerlendirmesi.
19 Haz 2023

YAZARLAR

apéro
İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.
İLGİLİ OKUMALAR
Batı Karadeniz’in iç kesimlerindeki Daday, deniz etkisinin azaldığı, yüksek rakımlı ve ormanlık bir coğrafyada yer alıyor. Ormanlar, meralar, tarım arazileri ve köyler birbiriyle iç içe. Üretim ise iklimin ve mevsimlerin çizdiği sınırlar içinde ilerliyor. İki gün boyunca ziyaret ettiğimiz çiftlikler, bu koşullarla kurulan farklı ilişkileri anlamak için iyi birer durak.

Bir zamanlar İstanbul’un takvimi deniz üzerinden tutulurdu. Palamutun, lüferin ve uskumrunun gelişi mutfakta neyin pişeceği kadar, kayıkların ne zaman suya ineceğini, balıkçı tezgahlarının görünümünü ve şehrin gündelik akışını da belirliyordu. Bazı şeyler hiç değişmiyor. Ekim geldiğinde İstanbul’da gözler hâlâ yeniden denize çevriliyor.

Londra’yı gastronomi üzerinden tanımak için her zaman şehrin en yeni restoranlarının peşine düşmek gerekmiyor. Bazen birkaç sokaklık bir rota, şehrin yemek kültürünün nasıl değiştiğini görmek için yeterli. Borough Market’tan Bermondsey Street’e kadarki bu bölge de bunun iyi örneklerinden biri. Emre Onar, sevdiği duraklar ve kendi deneyimleri üzerinden bu kısa mesafeyi adım adım anlatıyor; kahveyle başlayan rotayı pazar tezgahlarından restoranlara, oradan da Bermondsey Street’in sakinliğine taşıyor.

Urla’da sofraya giden yol, toprağın ve mevsimin sunduklarıyla başlıyor. WMF işbirliğiyle, Şef Dilek Yetkiner eşliğinde lavantalardan Ege otlarına uzanan bir hasadın ardından mutfağa geçtik. Doğada başlayan akşamı, uzun bir yaz akşamına yakışan sofrada, Bi’ Masa Akademi’de pişirdiklerimizle tamamladık.
05 Eki 2026

İki Michelin yıldızlı Villa Aida’nın kurucu şefi Kanji Kobayashi, Vakko L’Atelier’in “Guest Chef Dinner” serisi için İstanbul'daydı. Şef Kobayashi, sohbetimizde İstanbul’da karşılaştığı malzemeleri kendi mutfak diliyle yeniden düşünürken şehrin yemek kültüründe kendisine tanıdık gelen ve ayrışan noktaları anlattı.




